DİJİTAL DÜNYADA 'BİLMEK', BİR ÖZELLİK DEĞİL!

Günümüz dünyasında 'bilmek' tek başına hiç bir anlam ifade etmez hale geldi. İster okuyarak, ister gezerek elde edilen bilgi, salt bilgi olarak kaldığı sürece, insana, onun da ötesinde insanlığa yeteri kadar katkı sağlamıyor.

Çocukluğumuzda en çok duyduğumuz deyişlerden biri “Çok okuyan mı, çok gezen mi bilir?” idi. Bu konuda sanki dünya iki kutba ayrılmıştı. Bir kesim, “Tabii ki çok okuyan çok bilir” deyip, tarihte, çok okumuş insanları örnek gösterirdi. Diğer taraf ise sadece kitapların arasına sıkışmış olmanın, dünyanın gerçeğini ıskalamakla eş anlamlı olduğunu, esas olanın, bilinmeyen diyarlara, bilinmeyene yolculukların, bilmeyi çoğaltacağını iddia etmişler, etmeye de devam ediyorlar.

TARTIŞMA ANLAMINI YİTİRİYOR
Bu tartışma içinde kuşkusuz ki “bilmek”, temel belirleyiciydi. Bir başka deyişle “bilme” edimine ulaşmanın yolu, yöntemi sorgulanıyordu. Günümüz dünyasında bu tartışma, anlamını yitiriyor. “Bilmek” tek başına hiç bir anlam ifade etmez hale geldi. İster okuyarak, ister gezerek elde edilen bilgi, salt bilgi olarak kaldığı sürece, insana, onun da ötesinde insanlığa yeteri kadar katkı sağlamıyor.

DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜN ETKİSİ…
Dijital dönüşüm, “bilme”yi bir özellik olmaktan çıkardı. Bugün “Google” gibi dijital bilgi platformları, bilmeyi, insanın öğrenmesinden çok daha kısa sürede insana sunuyor. Dün, sadece “bilme” bir iktidar erkiydi. Hatta bunu başka bir boyuta taşıyan “biliciler” -kahinler- adına kentler kurulmuştu. İnsanlar buralara gidip, gelecek adına medet umarlardı. Antik dönemin birçok kenti, tarih sahnesinde bu özellikleriyle yer almıştı.

‘YAPA/BİLEN’ İNSAN MODELİ
Bugün, bütün bunlar bir anlamda anlamsız. Karnından konuşmayan, boş sulara bakıp, aylarca “Sessizliğini ne zaman bozacak” diye beklenilen, ya da kitapları sayfa sayfa -sadece- ezberleyen insanların zamanı, geçmişte kaldı. Şimdiki zamanda anlamlı olabilecek tek insan modeli; “yapa/bilen insan”… “Yapa/bilen insan”, bilgiyi dönüştürebilen, bilgileri bir araya getirerek, “yeni bilgi” üreten, onu da yaşamın içinde uygulayan yeni insan modeli olarak günümüzde yerini alıyor.

MADDE MADDE BİRİKTİRMEK DEĞERLİ; AMA ANLAMSIZ
Bilgiyi “salt bilgi”nin sınırlarının dışına taşıyan, onu dönüştürüp, “yeni bir şey” olarak ortaya koyabilen, bugünün dünyası içinde yer bulabiliyor. Yapay zekânın tartışıldığı günümüz dünyası içinde, ansiklopedilerde olduğu gibi, madde madde bilgi biriktirmek, değerli ama anlamsız. “Yapa/bilmek”… Bu bileşik sözcük üzerinde kafa yormanın tam zamanı…

%100’ÜNE PARA VERİP, %20’SİNİ KULLANMAK!
Son dönemde “kullanım kılavuzu okumak” konusu zihnimi meşgul ediyor. Kullanım kılavuzu okumak, aslında büyük bir kültürel gösterge. Hayata bakışın bütün ipuçlarını içinde barındırıyor.

“İnsanın gelişmesi neye bağlıdır” diye bir soru sorulsa, büyük ihtimalle ilk sırayı “okumak” alır. Atasözleri, deyişler, okuma üzerine birçok örnekle doludur. Okumak, gerçekten insanı geliştiren, çok boyutlu düşünmesini ve en önemlisi de yorumlama yetisini geliştiren kültürel bir davranış… Bu konuda, çok büyük çoğunluk hemfikir…

‘KULLANIM KILAVUZU’ OKUMAK…
Son dönemde “kullanım kılavuzu okumak” konusu zihnimi meşgul ediyor. Zira, üretilen her bir şey için hazırlanan bir kullanım kılavuzu olmasına karşın, çoğu kişinin, bu kılavuzları okumadığı, hatta kapağını açıp içinde ne olduğunu merak bile etmediği kanaatine sahibim. Dünyanın masrafı yapılıp alınan makineler, arabalar, ev eşyaları… vs. vs… Bütün bunların her birinin farklı özellikleri olduğu ve bu özelliklerin ne işe yaradığına dair, bütün bilgileri, üreticiler kullanım kılavuzlarına, en ince ayrıntısına kadar yazıyorlar, hatta yazmak zorundalar. Ancak yaşananlara bakılınca çok az kişi bu kılavuzları okuyor.

YÜZLERCE EFSANE ÖRNEK VAR
Bu düşünceyi teyit eden herkesin duyduğu, yaşadığı yüzlerce efsane örnek mutlaka vardır. Benim duyduğum en efsane örnek ise, klima işiyle uğraşan bir arkadaşımın bir müşterisiyle yıllardır yaşadıkları. Müşterisi, kışa ve bahara girerken, kendisini çağırıp, klimanın kumandasından yaz ya da kış moduna geçirmesini istiyor… (Zamanı bir değer olarak kabul etmemek bu olsa gerek.) Bu gibi örnekler şu soruyu akla getiriyor; “Hata kılavuzlarda mı, yoksa insanlarda mı?”

KULAKTAN DOLMA BİLGİYLE ŞEKİLLENENLER…
Kullanım kılavuzu okumak, aslında büyük bir kültürel gösterge. Hayata bakışın bütün ipuçlarını içinde barındırıyor. Yazılı kültür yerine sözlü, kulaktan dolma bilgiyle şekillenenler, dünyanın parasını verip bir “nesne” aldığında, satıcının “5” dakikalık anlatımıyla yetinmekte ve kullanım kılavuzunun kapağını bile açmamakta. Sonra; alınan makinelerin fonksiyonlarının belki %20’si kullanılmakta. %100’üne para verip, %20’sini kullanmak… Burada büyük bir yanlış var.

YENİ KUŞAKLAR İÇİN PEK BİR ANLAM TAŞIMIYOR
Yeni kuşaklar için “kullanma kılavuzu” çoğu konuda pek bir anlam taşımıyor olabilir. Onlar dijital dünyaya doğdukları için, onların kullanım kılavuzları, sosyal medya ya da youtube gibi platformlarda yer alıyor. Ancak dijital dünyanın “araf”ında yer alanlar için, hâlâ “kullanım kılavuzu” en önemli başvuru kaynağı. Teknolojinin bu kadar hızlı değiştiği dünyada kullanılan araçlardan %100 verim alınamıyorsa, teknoloji dünyası bu insanlar için “kara delik”…

TEKNOLOJİNİN BİLGİSİNİ LİMON GİBİ SIK!
Tüm bu gelişmeler insanlığa, “Teknolojinin bilgisini limon gibi sık, yoksa seni limon gibi sıkarlar” diyor. Hayatı değiştirmek, daha akılcı kullanılan bir dünya için, “kullanım kılavuzu” deyip geçmemek lazım.

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.4.2019 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları