SOSYAL MARKA OLUNUR MU, YOKSA DOĞULUR MU?

Sosyal bir marka olmak, her şeyden önce iyi bir hikâye anlatıcısı olmak demek. Bunu yaparken tabii ki en önemli unsur yaratıcılık. Markalar, her yarattıkları içerik için bu soruyu sormalı: Etkileşim yaratıyor muyum?

Sosyal medya, günümüzde hiç kuşkusuz markaların hedef kitlesi ve sosyal paydaşlarıyla en çabuk iletişim kurabildiği yerlerden biri. Bu doğrultuda şirketler de sadece takipçi sayılarını artırmak için değil; aynı zamanda hedef kitlelerinin kendi markalarıyla etkileşime geçmesi için de büyük çaba harcıyor. 

GÜNÜMÜZÜN KİLİT KELİMESİ: ETKİLEŞİM
Bir dönem takipçi sayısı ile ölçülen sosyal medya başarısı, bugün bunun çok ötesine geçmiş durumda. Günümüzün kilit kelimesi, yukarıda da bahsedildiği gibi “etkileşim”. Etkileşim derken kastımız; Hedef kitle ne kadar ürünümüzü satın alıyor, arkadaşlarına ne kadar tavsiye ediyor, sayfasında ne kadar paylaşıyor ya da yorumda bulunuyor? Peki, markalar hedef kitleleriyle etkileşime geçmek için ne yapıyor? Ya da markalar için etkili bir etkileşim mümkün mü?

İLGİ ÇEKMEK İÇİN ALAKASIZ İÇERİK PAYLAŞMAK!
Etkili bir etkileşim tabii ki mümkün… “Nasıl?” sorusunun cevabı ise yapılmaması gerekenleri yapmayarak… Şöyle ki, şirketlerin sosyal medyada yaptığı en büyük hata, takipçilerinin ilgisini çekmeyen ve onlarla alakalı olmayan içerikleri paylaşmak. Ancak elbette ki, bu içerikler o kurum için çok önemli. Benzer şey, analog medya için de geçerli. Şirketlerin en çok okunan ana gazeteye manşet olacağını düşündüğü pek çok içerik, ekonomi sayfalarında bile yer bulmakta zorlanıyor. 

GÜÇLÜ İÇERİK PAYLAŞMAK, ÜRETMEK MÜMKÜN MÜ?
Peki! Güçlü içerik paylaşmak ya da üretmek mümkün mü? Tabii ki, mümkün. Ama nasıl? Aslında çok basit iletişimi tek yönlüden çift yönlüye çevirerek. Şöyle ki, senin anlatmak istediğinden çok, hedef kitlenin duymak istediğini ya da ilgi alanlarını paylaşmak. Baktığınız zaman kurumunla ilgili içeriği paylaşmak en kolayı. İşin sırrı, senin kurumunla ilgili olanı takipçilerinin ilgi alanına dokunacak şekilde paylaşmak. Bir de bunu yaparken öyle kuru kuru değil de, hikâyeleştirerek yapmak. 

İYİ BİR HİKÂYE ANLATICISI OLMAK…
Sosyal bir marka olmak, her şeyden önce iyi bir hikâye anlatıcısı olmak demek. Bunu yaparken tabii ki en önemli unsur yaratıcılık. Çünkü ancak yaratıcı veya değişik bir içerikle sizinle aynı anda paylaşılan milyonlarca içerikten ayrışabilirsiniz. Diğer yandan ancak yaratıcı olunduğu zaman hedef kitlenizin kendi sayfalarında / profillerinde paylaşmak isteyecekleri içerikler üretebilirsiniz. 

EMEĞİN TEMEL TAŞI…
Sonuç itibariyle; sosyal marka doğulmaz, olunur hem de ciddi bir emek neticesinde. Bu emeğin temel taşı ise “etkileşim”. Markalar, her yarattıkları içerik için bu soruyu sormalı: Etkileşim yaratıyor muyum?

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.4.2019 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları