'İŞLETMENİZDEKİ BİR MAKİNEYİ, UZAKTAN DAHA KOLAY VE PRATİK TAKİP EDİYORUZ'

Skysens, 'Nesnelerin İnterneti' alanında, kablosuz sensör iletişimi ve sistem geliştirmesi konusunda uzmanlaşmış bir şirket. Özel teknolojisiyle endüstriyel IoT çözümleri sunan Skysens'in Kurucu Ortağı Burak Polat ile girişimleri üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

- Kendinizi tanıtır mısınız?
1986 doğumluyum, İTÜ Uzay Mühendisliği ve Boğaziçi Mühendislik Yöneticiliği yüksek lisans mezunuyum. 

- Skysens girişiminden önce neyle uğraşıyordunuz?
4 yıl kadar Ford Otosan'da Ar-Ge mühendisi olarak birçok projede görev üstlendim. Global Transit Connect, Transit Courier, Transit ve Ford Cargo projelerinin hepsinde global takımlarla ve farklı ülkelerde çalışma fırsatı yakaladım. Ardından yaklaşık 6 ay, ikinci el otomotivde fiyat analizi yapan bir StartUp’ımız oldu. 

KABLOSUZ, DÜŞÜK MALİYETLİ SİSTEMLER KURUYORUZ
- Böyle bir iş fikri nasıl aklınıza geldi?

Skysens'e başlamamız, 3 sene önce şimdiki ortağımın teklifiyle oldu. Fark ettik ki, endüstriyel IoT alanında ciddi bir boşluk var. Nesnelerin interneti (Internet of Things - IoT ) dünyada her ne kadar son kullanıcıya dönük kişisel ve ev içi cihazlar, akıllı şehirler akıllı tarım gibi yeni alanlarda ilk akla gelse de endüstriyel kullanımı daha önemli ve daha büyük karşılığı var. 
Çünkü endüstriler, yüzlerce, belki binlerce insanın çalıştığı, ekonomik bir değer üretmek için planlı bir şekilde yönetilen alanlar ve buralarda en ufak bir verimsizlik, ciddi maliyet artışlarına dönüşüyor. Özellikle bizim sahip olduğumuz teknoloji; kablosuz, düşük maliyetli sistemler kurmanızı sağlıyor. Bu sayede fabrikanızda çalışan bir makinenin uzaktan takip edilmesini mevcut alternatiflere göre çok daha kolay ve pratik olarak yapılabilmesini sağlıyor. 

- Nasıl harekete geçtiniz?
Tabi önce bir ikileme düştük. Hayâlimizi geliştirmek için zamana ve yatırıma ihtiyacımız vardı. Ancak para da kazanmamız lazımdı ve ufak tefek satışlar yaparak çarkı çevirmeye çalıştık. İş geliştirme faaliyetleri için global bağlantılar edinmeye, onların temel taleplerini anlamaya ve ona göre ürün oluşturup göndermeye çalıştık. Bu zor oldu. Zira ilk müşterimiz olan bir GSM şirketine kurulum yapmanın sevincini yaşarken birden 15 Temmuz oldu ve biz her şeyin durduğu bir 3 ay geçirdik. 
Bu arada yurt dışında Yeni Zelanda'ya bağlı Cook Adaları’na ufak çaplı bir satış yaptık. Daha sonra iç pazar tekrar canlandı ve biz tekrar ufak tefek yurt içi satışlar yapmaya başladık. Daha sonra da iş kendi seyrinde büyümeye başladı, bizim başarımızı gören yatırımcılarımız ACT Venture's da bize yatırım yapma kararı aldı.

- Kimlerden akıl aldınız ve kimlere danıştınız?
Çeşitli mentorler, sektörün ileri gelenleri, yatırımcı gruplarından akıl aldık. Aynı zamanda daha önce benzer işler yapan ağabeylerimiz de bize yardımcı oldu. Ancak yeni bir teknoloji ve iş modeli denediğimiz için aldığımız hiçbir geri bildirim, tam olarak istediğimiz cevap olmadı. Ancak bu durum yeni bir sektörü deneyen herkes için geçerli. Mümkün olduğu kadar çok kişiyi dinleyip bu fikirleri birleştirmeye çalışıyorsunuz.

İNSANLAR BENİ GENELDE ANLAMIYORDU!
- Aileniz ve çevrenizden gelen tepkiler neydi?

Ailem destekleyiciydi, bu konuda kendimi şanslı hissediyorum. Daha önce çalıştığım yerlerdeki mutsuzluğumu gördükleri için bunu denemem konusunda yanımda yer aldılar. Çevreden gelen tepkiler ise karışıktı. Aptallık ettiğimi düşünen de vardı, bana özendiğini, başarısız olacağımı söyleyenler de. Ancak neden bu hayatı seçtiğimi insanlar genellikle anlamıyordu.

- “Ya başarısız olursam” diye endişeniz oldu mu?
Elbette. Her an. Hâlâ endişeleniyorum. Ancak korku gibi endişe de belirli bir seviyede hapsedilmesi gereken bir duygu. Bu sayesinde geç saatlere kadar çalışıyorsunuz ve işinizi mükemmelleştirmeye çalışıyorsunuz. Ancak özellikle zor zamanlarda endişeyi dizginleyemiyorsunuz, öyle durumlarda da ekibinizin sizi anlayıp desteklemesi çok önemli. 

- Ne zaman “Tamam işte başarıyorum galiba” dediniz?
Ben henüz demedim. Bir girişimci bunu diyor ise o şirketten ayrılma zamanı gelmiştir. 

EN BÜYÜK DESTEĞİ BABAM VERDİ
- Bu yolda sizi en çok kim teşvik etti?

Babam diyebilirim. Kendisi de başarılı bir girişimci olduğu için geçtiğim yolu ve yaşadığım endişeleri sanırım en çok o anlayıp destekledi.

- Şirketi kurarken en çok nerede zorlandınız?
Pazar-ürün eşleşmesini oturtmak en büyük sorunlardan biri idi. Biz B2B satış yapan donanım ve yazılım entegrasyonu olan bir “Endüstriyel Nesnelerin İnterneti” şirketiyiz. Aynı anda bir çok alana hâkim olmamız gerekti. Bu durumda satış süreçlerimizi tamamlamak uzun zaman aldı. Ancak bunu özellikle başarıyla sürdürdüğümüz havalimanı projemizde edindiğimiz tecrübe ve referans sayesinde kısa bir sürede çözdük.

ÜÇÜNCÜ HAVALİMANI PROJESİNDE YER ALDIK
- İlk büyük işinizi nasıl bitirdiniz?

Üçüncü havalimanı Türkiye içindeki en büyük projemiz. Tamamen teknolojik kabiliyetimiz dolayısıyla sahada yaşanan bir problemi çözmek üzere davet edildik. Potansiyelimizi ispat ettikten sonra proje büyüyerek mevcut hali ile IoT platformu seviyesine kavuşturuldu. Biz zaten içeride iş yapıyor olduğumuz için ihaleye davet edildik ve ihaleyi kazandık. 
Şu anda bütün havalimanı genelinde çalışan kablosuz Endüstriyel IoT ağımız var. Bu, 5 farklı sistemi başlangıç olarak destekliyor ve daha sonra birçok altyapı servisi bunun üzerinden takip ediliyor olacak. Dünyada ilk defa 3. havalimanı kendisine özel “Endüstriyel Nesnelerin İnterneti” ağıyla kuruldu. Bunu Skysens olarak büyük özveriyle yaptık.

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.4.2019 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları