ŞİMDİ MODA: SANAT

Moda dünyası denilince akla birkaç ikon isim gelir. Bu insanlar sadece marka yaratmakla kalmamış, moda dünyası ve sektörüne de ilham vermiş, yeri kolay kolay dolmayacak kişiler. İki ay önce hayata veda eden Karl Lagerfeld, kuşkusuz bunlardan biriydi.

Moda dünyasının Einstein'ı, 1980'lerin başında kendi parfüm ve giyim eşyalarını, kendi adını taşıyan 'Karl Lagerfeld' markasıyla piyasaya sürdüğünde artık kendinden emindi. Fendi ve Chanel gibi dünya devlerinde kreatif direktörlük yapmak ve bu farklı tarzları birbirine hiç karıştırmadan, iddialı işler ortaya koyabilmek kuşkusuz çok az kişi için mümkündür. 

ALEXANDER MCQUEEN’İN İNTİHARI
Moda, kendisi için hız ve an demekti. Hatta Alexander McQueen, artık bu hıza yetişmek için çok yorulduğundan intihar ettiği düşünülürken, bir kıyafetin giyilir giyilmez tüketildiği veya taklit edildiği, bir sene içerisinde birçok koleksiyonun hazırlandığı, yaratıcılığın şart, rekabetin sert, hız ivmesinin çok yüksek olduğu bu sektörde sürdürülebilirlilik nasıl olacaktı? Karl Lagerfeld, bunu “Kendi işimi kendim yaparım ve en iyi ekiple çalışırım” olarak açıklamıştı. 

PARİS’TEKİ KİTABEVİ İLGİ ÇEKİCİYDİ
85 yaşında dünyaya gözlerini kaparken, heyecanla beklenen defileleri ve muhteşem koleksiyonları kadar kitap merakı da konuşuluyordu. Sahip olduğu 300.000' den fazla kitabı ve Paris'teki kitabevi, en az moda dünyasında ürettikleri kadar ilgi çekiyordu. Paris'teki kitabevi, Karl Lagerfeld'in diğer tutkusuydu. “Genellikle sabahları okumayı seviyorum. Pencerenin kenarında. Böylece Louvre ve Seine'i görebilirim” diyen Lagerfeld yazmak, fotoğraf çekmek gibi sanatın diğer dallarına da meraklıydı. 

DENEYİMSEL VE ÖZGÜRLÜKÇÜ YAKLAŞIMLAR
Moda-sanat arasındaki bağı çok erken keşfetmiş olması yaratıcılık adına da hayatında çığır açmıştı. Diğer taraftan, modanın sanatla iç içe olmasına son yıllarda sıkça rastlar olduk. Bu, yaratıcılığın ve üretimin tek taraflı olmadığının da en önemli göstergelerinden biri. Klasik ve çağdaş sanattan, farklı akımlardan ve dönemlerden beslenen moda sektörü yine borcunu sanata dönük yaptığı işlerle ödemekte. Modanın sokaktan gelmesi ve yayılması üzerine deneyimsel ve özgürlükçü yaklaşımlar, yıllar önce kitabevi açan Karl Lagerfeld'i de destekler nitelikte. 

HERKESİN ÖĞRENMEYE İHTİYACI VAR
Moda markaları da; sürdürülebilirliliğin ve iletişimin artık toplumsal mesajlarla, inisiyatif alan bir kültür oluşturmak olduğunu fark etti. Bu kültürü oluşturmakta zorlananlarsa kendi markaları için bir gelecek yaratmak noktasında sıkıntı yaşayacaklar. Sanatı göz ardı etmenin mümkün olmadığı bir dünyada var olan herkesin, nefes almaya ve öğrenmeye hem ihtiyacı var hem de kolektif bilincin direkt sonucu bu. 

LAGERFELD’İN FOTOĞRAFLARI…
Bugün, Seul'deki Daelim Müzesi’ne gittiğinizde, Gucci sanat duvarlarının mimarı Coco Capitan'ın vurgularıyla karşılaşırsınız. Bu etkileşim ve iş birlikleri 20-25 yıl öncesine dayansa da, 2014 yılında Saatchi Galleri'de Karl Lagerfeld'in kendisinin çektiği fotoğraflardan oluşan ve benim de bizzat gezdiğim, Little Black Jacket sergisi, moda ve sanatın bütünlüğüne dikkat çekti. 

MODADA MARKALAŞMAK, SANATTAN GEÇİYOR
2017 yılına geldiğimizdeyse Louis Vuitton'nun vitrinlerindeki çanta ve aksesuarların üzerinde Jeff Koons'un yorumuyla ünlü sanat eserlerini gördük. Markalaşmak artık moda dünyası için sanattan geçmeye başlamıştı. Lüks endüstrisinin bu formda yükselişi 2008 ‘de kızışmaya başladı. Hermes'te sanatçı-mimar Didier Fiuza Faustino'nun yarattığı alüminyum kapsül H Box'ın içinde video enstalasyonları gösterildi. 

CHANEL-ZAHA HADID İŞ BİRLİĞİ
Chanel, Zaha Hadid'le iş birliği yaparken, ertesi sene Prada da izlerinden gitti. Belki de ilerleyen zamanlarda müzeye gitmek kadar dünyaca ünlü markaların mağaza vitrinlerine bakarak ve dükkanlarından içeri girerek sanatla ilgili bakış açıları edinebileceğiz. Ve artık günümüzde markalarla haşır neşir olan insanlar, Prada mağazasının mimarının aynı zamanda Tate Modern'i de tasarladığını biliyor. 

MAĞAZALAR MÜZE HALİNE GELDİ
Fikir ve düşünceden yola çıkan, cevaplar arayan sanatla, “hızla tüket” mantığındaki modanın bu kol kola girmişliği, moda endüstrisindeki lüks segmentine seçkinlik ve inovasyon kattı. Mağazaların neredeyse müze haline gelmesiyse daha göze dokunur ve ruhu okşayan bir hal aldı. Bütün bunlar rekabetçi moda sektörünün kimileri tarafından daha da yerini sağlamlaştırma çabası olarak algılansa da, biz son tüketici için modanın hiç olmadığı kadar sanatla iç içe geçmesi oldukça keyif verici.

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.4.2019 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları