SERMAYE, GÜVENLİ LİMANA YÖNELİR

Bilginin inanılmaz bir hızla paylaşıldığı günümüzde, finans piyasalarının entegrasyonu ve sermayenin uluslararası piyasalarda hareket yeteneği baş döndürüyor. Artan rekabet ortamında firmaların doğru kararları zamanında alabilmesi ve hızlı uygulaması ise ayakta kalmak için hayati önem taşıyor.

Özellikle büyüme modelini borçlanma üzerine kurmuş firmalar açısından en ucuz finansman kaynaklarına hızlı ulaşım, rekabette ayakta kalmak için en önemli parametrelerden biri haline gelmiş durumda. İstanbul Sanayi Odası’nın açıkladığı 1.000 (İSO 500 ve İSO ikinci 500) büyük sanayi kuruluşu, 2017 yılı sonu itibariyle 297.3 milyar TL kredi kullandı. Bu rakamın 173.4 milyar TL’si uzun vadeli, 123.9 milyar TL’si kısa vadeli borçtan oluşuyor. Faiz yükü 40.5 milyar TL’yi buluyor. Günümüzde daha avantajlı (kolay erişilebilir ve göreceli daha ucuz) finansman kaynaklarına ulaşımı, şirketlerin ayakta kalması için son derece önemli. 

YABANCI YATIRIMCILAR, 2018’DE TOPLAM İŞLEM HACMİNİN %63’ÜNÜ OLUŞTURDU
Deloitte’un birleşme ve satınalmalar raporuna göre; 2018’de yaşanan olumsuz ekonomik gelişmelere rağmen, Türkiye Birleşme ve Satın Alma pazarı, önceki iki yıla oranla daha iyi bir performans gösterdi. Az sayıdaki büyük ölçekli işlem ve yılın ilk yarısındaki güçlü işlem hacmi sayesinde 2018’de toplam 12 milyar dolar tutarında 256 adet işlem gerçekleşti. İşlem sayısı 2017’deki rekor sayıya göre %13 oranında azalsa da, toplam işlem hacmi %17’lik artış gösterdi. Stratejik yatırımcıların ve büyük ölçekli az sayıdaki işlemin öne çıktığı 2018’de, en büyük 10 işlem, toplam yıllık işlem hacminin %63’ünü oluşturdu. 2018’de yabancı yatırımcıların toplam işlem sayısı bir önceki yıla benzer şekilde 74 adet işlemle mütevazı bir seviyede kaldı. Bununla birlikte yabancı stratejik yatırımcıların büyük işlemlerdeki baskın rolüyle yabancı yatırımcılar, toplam işlem hacminin %63’ünü oluşturdu. 

ŞEFFAFLIK, İSTİKRARLI POLİTİK VE EKONOMİK ORTAM...
Bu veriler, iki konunun altını bir kez daha kalın çizgilerle çiziyor. Bu iki noktanın birincisi, Türk şirketlerinin önümüzdeki dönemde de borçlanmaya dayalı büyüme stratejilerini sürdürmeye çalışacağı; ikincisi ise sermayenin şeffaf, istikrarlı politik ve ekonomik bir ortamın olmadığı durumlarda güvenli limanlara yöneldiği ve kendisi için daha kârlı, güvenli liman neresiyse oraya yönelmeye devam edeceği. Türk şirketlerinin, uluslararası finans piyasalarında ucuz finansman kaynaklarına ulaşabilmeleri ve yabancı yatırımcıyı kendilerine çekebilmeleri için finansal raporlama açısından şeffaflaşması ve uluslararası geçerliliği olan bir finansal raporlama dilinde finansal tablolarını ifade ederek anlaşılır ve karşılaştırılabilir veri üretmesi zorunlu. 

PARANIN SAHİBİ, FİRMAYI ANALİZ EDEMEZSE!
Paranın sahibi, kendi anladığı dilde, alıştığı kalitede finansal veriye erişemediği zaman firmayı analiz edemiyor, kendisini güvende hissetmiyor ve başka yere yöneliyor ya da riski yüksek görerek daha yüksek faiz oranlarıyla borç veriyor.  New York’ta bir gökdelenin yüksek katlarında oturan bir özel fon yöneticisinin, Türkiye’de faaliyet gösteren bir firmanın finansal performansıyla başka ülkelerde benzer alanda faaliyet gösteren bir firmanın finansal verilerini zamanında karşılaştırabildiği ve kendini güvende hissettiği ölçüde yatırımını Türkiye’ye yönlendirme kararı alma olasılığı artar. Finansal veriyi ölçüp analiz edemediği sürece öncelik sağlıklı veri alabildiği başka ülkelerde olur. 

KİŞİLER İÇİN İNGİLİZCE NE İSE ŞİRKETLER İÇİNDE UFRS ODUR
Kişiler nasıl dünyada yaygın kullanılan bir yabancı dili konuştuğunda rahat seyahat edebiliyorlarsa, şirketler de uluslararası piyasalarda geçerli olan bir dilde hazırlanmış  finansal tablolarla seyahat edebiliyorlar. Bu uluslararası geçerliliği olan finansal raporlama dilinin adı ise Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS). Bir başka deyişle kişiler için İngilizce ne ise şirketler içinde UFRS odur. UFRS dünyada 120 ülkede kullanılan ortak bir finansal raporlama ve finansal veri üretme dili olarak kabul edilmiş durumda. Amerika Birleşik Devletleri dahi kendi muhasebe standardı olan USGAAP’i UFRS ile uyumlulaştırmak için çalışıyor. Hatta ABD’de, halka açık Avrupa şirketleri isteğe bağlı olarak Amerikan borsalarında UFRS uyumlu finansal tablolarını yatırımcılarıyla paylaşıyor.

TFRS UYGULAMASI YAYGINLAŞMALI
Bilindiği üzere ülkemizde de uluslararası finansal raporlama standartları (UFES) ile uyumlu Türkiye Finansal raporlarma standartları, firmalar tarafından uygulanabilir. Ayrıca büyük ve orta boy işletmeler için UFRS’ye çok yakın olan BOBİ stadartları uygulanmak zorunda. TFRS uygulamakla yükümlü firmaların TFRS’yi ne kadar doğru uyguladığı ve ne kadar sağlıklı denetlendiği ayrı bir tartışma konusu olsa da TFRS uygulamasının ülkemizde de her geçen gün yaygınlaşması, ülkemiz şirketlerinin uluslararası piyasalarla entegrasyonu anlamında çok değerli. 

ULUSLARARASI FİNANS PİYASALARIYLA ENTEGRASYON, HAYATİ ÖNEMDE
Politik ve ekonomik dalgalanmaların, özellikle kurlardaki dalgalanmaların ülkemiz ekonomisine ve şirket bilançolarına hasar verdiğini gözlemliyoruz. Birçok firmanın kârlarının ve özkaynaklarının  finansman yükü altında eridiği hatta negatife döndüğü rakamlarla sabit. Her gün daha da sertleşen rekabet koşulları, şirketlerin ayakta kalmasını daha da zorlaştırırken, en avantajlı finansman kaynaklarına en hızlı biçimde ulaşabilmek ve uluslararası finans piyasalarıyla entegrasyon hayati önem taşıyor. Yabancı sermayeyi ülkemize çekebilmek için küresel finans piyasalarının ihtiyaç duyduğu şeffaf, karşılaştırılabilir, güvenilir finansal verinin hızlı bir biçimde piyasalara sunulması, diğer politik ve ekonomik faktörlerin yanında daha fazla şirkette kaliteli ve şeffaf finansal raporlamanın hayata geçirilmesiyle mümkün.

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.6.2019 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları