ÇOK ŞÜKÜR SEÇİM BİTTİ

Türkiye'nin gerçek gündemi neden aş ve iş olmalı? İş insanları bire bir sohbetlerde artık çaresizliklerini gizlemiyor.

Seçim derdi dokuz aydır milleti gerdi. Yorulduk, sıkıldık, bunaldık. Ayrışma ve kutuplaşma tehlikeli boyutlara gidiyor. Dünya uzaya gidiyor, maden arıyor ve yeni yerleşim yerleri kurmaya çalışıyor. Biz bir seçimi yaklaşık dokuz aydır tartışıyoruz. Türkiye’nin gündemi artık seçim olmamalı. 

SANAYİCİ ‘KÜÇÜLÜYORUZ’ DİYOR!
Peki! Türkiye’nin gerçek gündemi nedir? Türk milleti ve devleti ayakta kalma mücadelesi veriyor. Türk vatandaşının gerçek gündemi geçim. Karnımızı doyurmak, tek derdimiz olmalı. Hayatta kalacaksınız ki, başka işler yapabilesiniz. Önce işiniz olacak. Hangi sanayiciyi arasam “Küçülüyoruz” diyor. Çalışanlarının işine son verdiğini söylüyor. Her ay onlarca insan işsiz kalıyor. Türkiye’de nakit para sıkışıklığından ve tahsilat yapamamaktan bahsediyor. Temel sorun, işinizin olmaması. İşiniz olursa gücünüz olur. “İş güç nasıl?” diye sorup kötü yanıtları alınca da insanın yazı yazası bile gelmiyor. 

Tarihe not düşmek ve durum tespiti yapmak istiyorum. Bunları söyleyebilmek bile önemlidir. Ekranlarda konuşamayan iş insanları bire bir sohbetlerde çaresizliklerini gizlemiyor. Bir iş insanı ile konuşurken bana kullandığı şu cümle durumu özetlemeye yetiyor: “Sami Bey, hesaba bakırem hacca gidem. Cüzdana bakırem zekata muhtaç.”

Kağıt üstünde hesaplar güzel ama; tahsilat yok, kasa boş. İşte size gerçek gündem. Piyasada para yok. İş insanı da sıradan vatandaş da borç parayla ayı geçirmeye çalışıyor. Borçlanarak daha ne kadar ayakta kalabilirsiniz ki? 

PARA HUZURU SEVER
Ekonomik kriz bir sonuçtur. Bunun sebebi ise tamamen siyasidir. İç ve dış piyasalara güven veremediğimiz için, yatırımlar Türkiye’ye gelmiyor. Var olanlar da birer ikişer kaçıyor. Para huzuru sever. Hukuku kendine güvence olarak görür. Üretmeden borçlanarak ayakta kalmak mümkün değildir. O yüzden üretim ekonomisini canlandırmak gerek. Bunun için de siyasetteki belirsizlikleri bitirmek lazım. Değilse daha çok insan umudu Türkiye’nin dışında aramaya devam edecek. Umut ise Türkiye olmalı. Seçim derdinin bırakıp, geçim derdini kendinize dert edinin ey siyasetçiler.
Üretim yapalım istiyoruz. Yatırımlar artsın ve ekonomi rahatlasın. Potansiyeli olan bir ülkeyiz. Bereketli topraklarımız var. Genç ve dinamik bir nüfusa sahibiz. Peki eksik olan nedir?

HUZURUN GÜVENCESİ HUKUKTUR
Tarlaya fidan ektiğinizde bile fidanın ağaç olup meyve vermesi için iklim şartlarının uygun olması gerekir. Aynı durum yatırımlar için de geçerlidir. Her zaman söylerim; sermaye huzurlu ortamı sever. Bir ülkede huzurun güvencesi hukuktur. Ülkenizde hukuku üstün kılarsanız yatırımlar gelir. Yabancı yatırımcılar ve fonlar güvence ister. Yatırımlarının hukukla garanti altına alınması onlar için önemlidir. 

Borç ve sıcak para, uyuşturucu gibidir. Kısa dönemli rahatlatır; ama bu rahatlama geçicidir. Bir süre sonra yeniden borçlanmak istersiniz. Faizi de buna binince bütün kurumlarınızı sarar ve kurtulmak zorlaşır.
İki görüş tartışılıyor. “Borçlanarak mı yatırım yapıp büyüyelim yoksa cari fazla verip mi büyüyelim?” Nasıl büyümeyi tercih ederseniz edin, ülkede hukuk herkese eşit uygulanmıyorsa yatırımcının üretim yapması mümkün olmaz. Zaten aldığınız borcu, katma değerli üretim yapıp daha iyi fiyata satarsanız, borcunuzu kapatırsınız ve üstüne fazla da verirsiniz. 
Hukukun tam olarak uygulanmasının yanında, bunu dünyaya anlatmanız ve ikna etmeniz de gerekir. Ekonomi politikalarını hükümet değil, devlet politikası haline getirirsek, bunu da hukukla taçlandırırsak sorun kalmaz. 

KRİZDEN ÇIKMAK İÇİN: Özetle; aş ve iş için üretmek, üretmek için de itibarlı ve güvenilir bir aşçı gerekir. Hukuku üstün kıldığınızı uygulamalarla piyasalara gösterirseniz krizden çıkmak için en büyük adımı atmış olursunuz...
 

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.7.2019 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları