KADIN, HER DİLDE 'MELEK'TİR...

Her dilde, her lisanda 'melek' kelimesinin karşılığı olan kadını soğuk bir naaşa döndürürken, veremli çehrenizde hiç mi ızdırap hissetmiyorsunuz? Neden onun da eşit hak ve özgürlüklere sahip olduğunu düşünmüyor da halayık görüyorsunuz?

Bir cemiyette ahlâk ve adetlerin ne suretle değişiklik arz ettiğini görmek için, yazılı ve görsel basında verilen haberlerin nevine ve kelimelerin uğramış olduğu şekil değişikliğine bakmak yeterli. Arama motorlarına, 'kadın' yazınca “Bunu mu demek istedin?” diyerek, 'Son dakika kadın cinayetleri' haberleri sıralanıyorsa, hiçbir tetkike ve tahlile ihtiyaç duymadan, yüzünüzdeki tatlı serinlik kıpkızıl bir çehreye bürünür, sükût, çığlığa döner. Kulaklarınızın perdesinde artık şu iki cümle yankılanıp durur: "Ölmek istemiyorum" "Anne lütfen ölme"

AŞK VE NAMUS KAMUFLAJI... 
Aciz sinekler gibi zihninde sürüklediği fikrini, şeytani ilham ve büyük bir kudurmuşlukla hiddet ve şiddetin en son perdesinden kusan yaratık (!), bütün günahları kendinden zayıf gördüğü bir kadına fatura ederek cellat rolü üstlenir. Toplum bir süre nefret ve infialini gösterip celallenir, ardından hissiz bir medeniyet terbiyesiyle ürkerek gözlerini kapatır. Ve iğrenç biçimde, sanki olayı meşrulaştırmaya çalışıyormuş gibi bir de "Aşk ve namus" esvabı diktiğiniz zaman, tüm o hayret, nefret ve keskin ürpermeler kaybolup gider.

AKLISELİMİNİZİ NASIL YİTİRİYORSUNUZ?
Sadece 2019'un ilk 7 ayında 245 kadın, erkekler tarafından öldürüldü. O cellatların birçoğunun, izahatsız bir iyi hal uygulamasıyla aldıkları cezalarda indirime gidildi. Yasaların yeterli olmadığı, etkin biçimde uygulanmadığı tartışmaları yapıldı. 
Her şey bir tarafa... İnsanlık vasfından sıyrılmış, içindeki vicdan tazeliğini yitirmişlere soruyorum; rimel ile kirpiğinin her telini bir oka dönüştürüp erkeğin gönlüne saplamayı başaran kadınların canına kıyma ruh halini nereden kazanıyorsunuz? Nasıl bir hayat anlayışınız ve estetik bakış açınız var ki, aklıseliminizi kaybedip gelincik ve bülbül bahçenizi hüzünlü ve karanlık vadilere döndürebiliyorsunuz?

MELEKLERİ NAAŞA DÖNDÜRMEYİN!
Sorulması ve sorgulanması gereken o kadar çok şey var ki... Rahmetli Neşet Ertaş'ın dediği gibi, "Kadınlar insandır, biz insanoğlu" Onlar olmayınca, nehirlerin kuruyacağını, toprağın mahsül vermeyeceğini, ne sanatın ne de ticaretin beş para etmeyeceğini bilmiyor musunuz? Tasavvur ve muhayyilenizi çalıştırmanız bu kadar mı zor da, kadınlara bu korkunç kaderleri yaşatıyorsunuz? Her dilde, her lisanda 'melek' kelimesinin karşılığı olan kadını soğuk bir naaşa döndürürken, veremli çehrenizde hiç mi ızdırap hissetmiyorsunuz? Neden onun da eşit hak ve özgürlüklere sahip olduğunu düşünmüyor da halayık görüyorsunuz?

NEDEN İDRAK ZAFİYETİ YAŞIYORUZ?
Peki! Bir insan; sabır, tahammül, mükemmeliyet gibi seciye faziletlerinden nasıl kopar? Bana göre zevk ve idrak mahrumu kişilerde şunlar noksan;

1- Ataerkil toplum hiyerarşisinde yetişmesi.
2- Anlamsız sahiplenme duygusu, kadını köle gibi görmesi.
3- Töreler, teamüller, toplumun namus algısı yapısı. “Elalem ne der?” saçmalığı.
4- Aile içinde şiddetin makul ve sıradan görülmesi. Problemin polise gitmeden aile bireyleri tarafından bastırılması.
5- Empati eksikliği. Kendini karşı tarafın yerine koymamak.
6- Fiziksel zayıflığından dolayı kadını güçsüz görmek. Karşı koyamamasından istifa etmek.
7- Yufka yürekli ve vicdanlı olmanın, erkekliğe zarar vereceği inancı…
Özetle; İnsan olun!..

BUSINESS LIFE GENEL YAYIN YÖNETMENİ
SEYFETTİN BAYRAM

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.9.2019 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları