ANNELİĞİN DOĞURDUĞU GİRİŞİM

Doğum öncesi ve sonrasında kadınların yaşadığı kıyafet sıkıntısını anne olduktan sonra bizzat deneyimleyen Ilgın Özdemir Yazgan, Accouchêe'yi hayata geçirdi. Ürün gamı, en başta sadece hamilelik/emzirme dönemi için tasarlanmış dokuma ve örme elbiseler, bluzler ve trikolardan oluşuyor...

Dünya Ekonomik Forumu’nun verilerine göre; her yıl 131 milyon kadın doğum yapıyor. İşe dönmeyenlerin %43’ünden %60’ı pişman. Bazı yöneticiler, hamilelere veya bebeğini yeni dünyaya getirenlere karşı önyargılı. İş hayatında kalmayı göze alanlara ise eskisi kadar güçlü hissedeceği, bakımlı görüneceği kıyafetler sunulmalı. Öyle ki, emzirme döneminde pompa süresi ciddi şekilde kısaltsın. Bu noktada söze, Ilgın Özdemir Yazgan giriyor...
- Kendinizi tanıtır mısınız?
Ankara’lıyım. TED Ankara Koleji sonrası ODTÜ İnşaat Mühendisliği ve Bilkent Burslu MBA mezunuyum. K.U.Leuven’de Endüstriyel Yönetim Yüksek Lisansı yapıp enerji sektörüne girdim.

15 SENE ENERJİ SEKTÖRÜNDE ÇALIŞTIM
- Girişim yapmadan önce neyle uğraşıyordunuz?

15 sene enerji sektöründe çalıştım. Lüksemburg’da, Avrupa Yatırım Bankası’nda başlayan yolculuğum, Ankara’ya dönüşüm sonrası Gama Enerji’de devam etti. Sonrasında İstanbul’a taşındım. Accenture Yönetim Danışmanlığı’nda o dönemin önemli enerji projelerinden birinde çalışırken, bir teklif üzerine Petrol Ofisi’ne Kurumsal Strateji Müdürü olarak geçtim. Burada 5. yılıma girmiştim ki Accouchée doğdu. 

‘KATE MIDDLETON NEREDEN GİYİNİYOR?’ SORUSUYLA BAŞLADIM
- Böyle bir iş fikri nasıl aklınıza geldi?

Annelik göründüğü kadar kolay değilmiş! Giyinmeyi, kuşanmayı seven ben, bir de baktım ki, pijama benzeri pejmurde şeyleri dönüşümlü olarak giyer durur olmuşum... İçinde kendim gibi hissetmediğim o kıyafetlerle, dışarı çıkmaktansa evde kalmayı tercih eden ve yavaş yavaş sosyal hayattan kopan... İşe dönmek bir yana, sosyal hayata dönmek bile hiç ulaşılamayacak ufuk çizgisi kadar uzak görünüyor. Bu şekilde devam edersem örnek anne olmak bir yana, sağlıklı bir insan bile olamayacağım kuvvetle muhtemel!
Söylenmektense “Aksi nasıl mümkün olur?”u düşünürken, televizyonda Prens William’ın ikinci çocuğunu izliyordum ki, birden aklıma geldi “Kate Middleton nereden giyiniyor?”. Hemen araştırdım, bu alanda bir marka varmış. Gerçekten de kadınların kendilerini doğum öncesindeki özgürlüklerinde hissedebilecekleri, sadece geçici bir dönem değil, uzun yıllar giyebilecekleri ve aynı zamanda rahatça da emzirebilecekleri tasarımları dünya ünlülerine giydiren bir marka... Hemen sipariş verdim. Gelen ürünleri görünce, “Daha kaliteli ve daha iyi tasarımlar olabilir mi?” dedim. “Daha da iyisi çıkacaksa Türkiye tam da doğru yer” diye düşündüm.

İLK YATIRIMCIM, EŞİM...
- Sonrasında nasıl hareket ettiniz?

İnanarak! Alanımın çok dışında olmasına rağmen; zevk aldığım, deneyim sahibi olduğum ve yaratıcı olabileceğimi düşündüğüm bir alandı tekstil ve annelik. Hemen ertesi gün anneme ve ticari zekasına çok inandığım eşime bir sunum yaptım. Böylece Accouchée ilk yatırımcısını buldu. 

PROMAR İLE TANIŞMAK DÖNÜM NOKTASIYDI
- Kimlerden akıl aldınız, kimlere danıştınız?

Ailem en büyük destekçim oldu. Bu süreçte “Ne büyük dostluklar biriktirmişim” dedim. Yakın arkadaşlarım öyle çok destek oldular ki... Belki yüzlerce kez okuduğum başucu kitabım “Simyacı” sanki gerçek olmuştu. Bir şeyi gerçekten istediğinizde evrenin onu gerçekleştirmek için kapıları nasıl da bir bir açtığını şaşkınlıkla izler olmuştum. 
Sanırım 5 üretici değiştirmiş, her birinden birşeyler öğrenmiş; ancak hâlâ istediğim kaliteye ulaşamamıştım. O sıralar yönetim kurulunda olduğum Payda Derneği’nin kurucu üyelerinden Aylin Tankut, bizi şimdiki üreticimiz Promar ile tanıştırdı. Promar gibi bir ekiple tanışmak bizim için bir dönüm noktası idi. Tekstil anlamındaki tüm açığımı onlar kapattı. Garanti Bankası’nın Kadın Girişimcileri Destekleme çalışmalarını yürüten Selin Öz ile tanıştım. Bir ODTÜ’lü olarak öyle bir elimden tuttu ki, hiç bırakmadı. 

BEYMEN’DE SATIŞTAYIZ
Ünlü&Co’nun Kadın Girişimciler Akademisi’ne seçilen 20 kadından biri oldum. Mentorum başta olmak üzere, orada dost olduğum kadın girişimciler, ailem kadar içten destekteler hâlâ. Derken, Endeavor beni Meltem Çakır ile tanıştırdı. Meltem Hanım markayı benden daha iyi hatta beni ağlatabilecek kadar inanarak anlatabilen tek kişi. Marka stratejisi alanında birlikte çalışıyoruz. Beymen’de satışa başladık. Boyner Holding ile Kagider’in ortak projesi “İyi İşler” sayesinde. Sizi de unutamam. Beni davet ettiğiniz “İş’te Kadın” programı sonrası Ayşe Arman’a çıktım!
Sanırım bu kolektif enerji öyle güçlendi ki, sınırları aştık! Amerika Dış İşleri Bakanlığı’nın 18 aylık bir destek programına alındık. Bunu takiben İngiltere için de Cherie Blair Foundation for Women destek programına alındık. 

GÖZÜ KARA BİR KIZ ÇOCUĞU VAR İÇİMDE 
- Aileden ve çevreden gelen tepkiler neydi?

İlk başta tedirginlerdi. 15 yıllık bir emek vardı ortada. Kolay kazanılmayacak haklar vardı. Paketler... Sağlık, emeklilik, vb. Herkes “Aman” diyordu, “Çok pişman olursun, olmazsa çok üzülürsün, büyük risk. Temkinli ol...” İyiliğimi istedikleri için biliyorum; ama iyilik de göreceli bir kavram...
Accouchée ile ilgili olarak “Bir gün olsun geri adım atma” diyen tek ses, iç sesimdi. Beni bile susturduğu zamanlar oldu. Tabi biraz da içimdeki çocuk hâlâ aktif olduğundan sanırım. Risk algısı gerçek hayatın dışında, gözü kara bir kız çocuğu var içimde... 

BAŞARISIZLIK ENDİŞEM OLMADI
- “Ya başarısız olursam” diye endişeniz oldu mu?

Garip; ama hayır. Açıkçası, nedense hiç başarısız olacağımı düşünmedim. En kötü ihtimal, “Denemiş ve istediğim noktaya getirememiş olurum; fakat o durumda da yaşadıklarım öğrendiklerim öyle çok olur ki, yeniden ve daha doğru şekilde başlayacak malzeme biriktirmiş olurum” dedim. Arada tereddüt etsem de bu yola çıktığımdan beri hep daha çok sevdim hayatı ve önümüze açılabilecek yolların sonsuz olasılıklarını...
- Bu yolda sizi en çok kim teşvik etti?
Eşim... En büyük eleştirmenim de, gizli gizli en çok inananım da o! En yorgun, en uykusuz anlarımda hep yanımdaydı. Yolumu her kaybettiğimde farklı bir açıdan bakmamı sağladı. Tanıdığım en akıllı adam olabilir... Kendisine de hep söylüyorum, o olmasa Accouchée bu noktaya gelemezdi. 

EN ÇOK ÜRETİMDE ZORLANDIM
- Şirketi kurarken en çok nerede zorlandınız?

Üretimde. İstediğim kalite, global markaların kalitesiydi. Ancak o üreticiler, global markaların minimum sipariş adetleriyle çalışabiliyorlar ancak... Bu büyüklükte bir üreticinin bizimle çalışıyor olması, çok büyük bir şans oldu gerçekten.
- İlk büyük işinizi nasıl bitirdiniz?
En büyük başarımız, Amerika Dış İşleri Bakanlığı’nın sadece 50 girişime hak tanıdığı destek programına kabul almaktı. Young Transatlantic Innovation Leaders Initiative... Sanırım, günümüzde çok güncel olan bir konuya büyük bir açıklıkla dikkat çektiğimden... Ben Accouchée’yi kurarken sunacağı ürünler kadar, sunacağı ürünlerin oluşturacağı harekete/komuniteye de odaklanmıştım. 
- Ve ne zaman “Tamam işte başarıyorum galiba” dediniz?
Bu programın (YTILI) açılışı için Hollanda’ya davet edilmiştik. Açılışı Hollanda Kraliçesi yapmış, panelleri Hollanda prensi yönetmiş, kapanışı Ivanka Trump yapmıştı. Bir yanımda Nasa tarafından astronot kıyafetlerini yeniden tasarlamak üzere davet edilmiş bir girişimci, “Houston ile veri akışında sorun yaşanırsa, hise göre renk değişiminden Astronot’un hislerini takip edebilirsiniz” diyor... Diğer yanımda ise kanserli hücrelerin vücut dışına alındıktan sonra atılmasındansa kanser testleri için kullanılması adına kanserli hücre bankası oluşturmuş bir girişimci... 

Programın başındaki US Official’a gidip “Sanırım bir yanlışlık oldu, ben buraya ait değilim” dedim. Hangi girişim olduğumu bilmeyeceğini beklerken bana şöyle dedi: “Bizim için en önemli kriterler ‘executability (yapılabilirlik)’ ve ‘outreach (etki alanın)’. Senin kurmaya çalıştığın şey, birebir sonuç getiren, etki alanı net ve hatta etkilediği insanların da etkileyecekleri bir gelecek olan bir girişim. Açıkçası en somut fayda beklediklerimizden birisin.”

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.9.2019 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları