ZELZELE, BULMACA VE BİLMECE!..

Deprem bir doğal felaket. Fakat, vazifesini layıkıyla yapmayan ya da tarafgirlik gibi duygularını ön planda tutup en zor zamanlarda bile birlik olamayanların tavrı, ahenksiz musiki kadar korkutucu. Depremle mücadele rakipsiz yapılır. Aksi takdirde zaferimizden utanırız. Ulvi yapıcı ve yıkıcı, hepimizi felaketlerden korusun...

Uzak yer altı aleminin, suskunluğunu bozup gizlendiği yerden çıkarak bize bir sürpriz yapacağını unutalı çok olmuştu. Oysa, kapı arkasına saklanan bir çocuğun "Baba, anne beni bulun" arzusu kadar burnumuzun dibinde ve puslu camın arkasından silüeti görünüyordu gerçeğin. Tüm kudretiyle bir gün bize oyun yapacağını bile bile, ortaya çıkışını hayret verici tavırla karşılamak da bize mahsus bir özellik olsa gerek! 

SİSMOLOJİK TUTARSIZLIK...
Koca bir kara parçasını ve üzerindekileri zangır zangır titretmeye kafi bir kudrete sahip güçten bahsediyorum: Zelzele. Yani deprem. Gülünçlük, daha sismoloji merkezlerinin, sarsıntının büyüklüğü konusunda el sıkışamamasıyla başladı! 5.7, 5.8, 5.9 gibi rakamları cümlenin zembereğine sıkıştıran kurumlar, neyse ki toprak altından gelen sesin, Silivri açıklarından gürlediği konusunda hemfikir oldu.

İNCE HESAP VE GİZEMLİ CEVAP
Üzerimizde korkunç bir tesire sahip olan afetin hemen akabinde, Ankara'dan bir heyet, İstanbul'da konuşlanarak hayat ve ruh düzenimizi bozan zelzelenin izlerini tamir etmek için kolları sıvadı. Her şey normal ve takdir edilesi gözükse de; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun, İstanbul Valiliği'ndeki deprem değerlendirme toplantısına davet edilip edilmediği polemiği hoş olmadı. Gizemli cevaplar, felaket anlarında bile ince hesaplar yapıldığı şeklinde yorumlandı!

HIRS, HASET VE ÖTEKİ OLGUSU...
Tuhaflıklar bununla da iktifa etmedi. Televizyon kanallarında, hukukçusundan sosyoloğuna, din görevlisinden güvenlik uzmanına kadar herkes, acı ve sonu gelmez yorumlarıyla deprem konusunda bize izlememiz lazım olan yolları, korunmak için okumamız gereken duaları tembihledi. Eksikliği, noksanlığı dile getirenlere ise ikinci kez söz hakkı tanınmadı. 'Deprem Toplanma Alanları'nın yetersiz olduğunu söyleyenler, toplumu yanıltmakla suçlandı. Hayatımıza giren yeni ve fena gerçekle bir kez daha gördük ki, hırs, haset ve öteki olgusu, ateş saçan gözlerle herkesin kendi mahallesinde kaim. 

SAYGIYI HAK ETMİYORSUNUZ
Ve haberleşme...
Reklamlarda mağrur bir eda ile 'Dev' rolüne soyunan iletişim şirketlerinin farklı bir alemden sinyal yolladıklarını gördük! Telefonlarımızı uyuşuk bir kedi zilletine düşüren tüm GSM operatörlerinin, karanlık bir feryat içinde dalgalandıklarına şahit olmak, gerçekten ürpertti. Devasa çınarlar gibi gördüğümüz mobil operatörlerin, saksıya gömülmüş kuru birer çubuk olarak fışkırdığını temaşa etmek cidden korkunçtu. Hizmet bedelini fazlasıyla tahsil ettikleri halde, sadece 5 nokta küsurluk sarsıntıda, insanların birbiriyle irtibat kuramamasının müsebbipleri, saygıyı asla hak etmiyor.

DEPREMLE MÜCADELE RAKİPSİZDİR
Evet... Deprem bir doğal felaket. Fakat, vazifesini layıkıyla yapmayan ya da tarafgirlik gibi duygularını ön planda tutup en zor zamanlarda bile birlik olamayanların tavrı, ahenksiz musiki kadar korkutucu. Üslupsuz, nizamsız binaların yer kabuğunun hışmından fazla etkilenmemesi, çirkin mimari estetiğin İstanbulumuzu daha fazla garabete düşürmemesi, şehrin manevi ve cismi sıhhatinin bozulmadan nesiller boyu devam etmesi temennisiyle... 
Depremle mücadele rakipsiz yapılır. Aksi takdirde zaferimizden utanırız. Ulvi yapıcı ve yıkıcı, hepimizi felaketlerden korusun...

BUSINESS LIFE GENEL YAYIN YÖNETMENİ
SEYFETTİN BAYRAM

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.10.2019 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları