İSTANBUL'DAN BAŞKA İSTANBUL YOK!

Aslında 20 yıl sonra gelen depreme şükretmeliyiz! Zira, 5.8 değil de daha büyüğü olsaydı belli ki acı kayıplar ve yıkımlar yaşayacaktık. O halde bu sarsıntıyı el birliğiyle, milletçe İstanbul depremine hazırlanmamız için büyük bir şans olarak görmemiz gerekiyor.

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden tam 20 yıl geçti. 7.4 büyüklüğünde, merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan ve yaklaşık 45 saniye süren depremde, resmi rakamlara göre 17 bin 480 kişi vatandaşımız hayatını kaybetti. On binlerce kişi yaralandı. Türkiye bu acı olayla yüzleştikten sonra; devletimiz, siyasi iktidarlar, yetkililer, bir dolu söz verdi. Hepsinin özeti; bir deprem ülkesi olan Türkiye’de, bu gerçekle mücadele etmek için hazırlıkların yapılacağı, bilimsel olarak her önlemin alınacağı, böylece beklenen büyük İstanbul depreminde, mümkün olan en az hasar ve en önemlisi en az can kaybının yaşanacağıydı...

5.8’DE YOLLARA DÜŞTÜYSEK 7 ŞİDDETİNDE NELER OLACAK?
26 Eylül’de İstanbul bir kere daha sarsıldı. Veriler, sarsıntının gücünün 5.8 olduğunu söylüyor. Özellikle “sarsıntı” dedim, zira muhakkak gerçekleşeceğinden dünyanın bütün bilim adamlarının emin olduğu büyük İstanbul depreminin beklenen gücü 7’den büyük. “Sarsıntı” diyorum zira, deprem uzmanları, 5.8’in yarattığı sarsıntı ve tahribatın ½ atom bombası gücünde olduğu; ancak 7’nin üzerindeki depremin yaratacağı tahribatın gücünün 30 atom bombası gücünde olduğunu söylüyor. 5.8’den korkup yollara düştüysek, 7 şiddetinde kim bilir neler hissedecek ve ne gibi kayıplar yaşayacağız!

KONUŞMAKTAN BAŞKA HİÇBİR ŞEY YAPILMADI!
5.8’lik deprem sarsıntı sayılır; ama bu sarsıntı, 20 yıl sonra acı bir gerçeği yüzümüze tokat gibi çarptı. O gerçek, bizim gelecek İstanbul depremine hiç hazırlıklı olmadığımız, 20 yıl sonra hâlâ konuşmaktan başka hiçbir şey yapmadığımız, hiç hazırlanmadığımız... İstanbul’da son 20 yılda taş yığını gökdelenleri sıra sıra dizdiğimiz... Eski binalarımızı büyük bir depreme dayanıklı olacak şekilde güçlendirmediğimiz... Kentsel dönüşümü dahi müteahhitlere rant sistemine dönüştürdüğümüz... 1999 depremi sonrası açıklanan ve deprem sonrası insanların toplanması için ayrılan alanlara ve arazilere büyük büyük AVM’ler yaptığımız... Bu alışveriş merkezleri ile birilerini zengin edip, İstanbulluları sıkışmış binaların arasında mahsur bıraktığımız...


SADECE BİR DEPREM ÇANTASIYLA NE OLUR?
“Hazırlanmadık” diyorum da biz mi hazırlanacağız? Vatandaş ne yapabilir? Deprem çantasını hazırlar, çocuklarını eğitir. İşte bu. Gerisi? Bir deprem çantasıyla ne olur? Depremden vatandaşları kurtaracak olan, hazırlıklı hale getirecek olan binaların sağlamlığı. Binaların 7 ve üzeri depremlere dayanıklı, deprem yönetmeliklerindeki esaslara uygun inşa edilmesi. İstanbulluları ancak sağlam binalar depremden korur. Yanlış anlaşılmasın! Tabii ki bir vatandaş olarak her önlemi alacağız. Ancak bizlere düşen görev ve vatandaşın yapması gerekenler ile, devlete ve yetkililere düşen görev ve yapması gerekenler arasında dağlar kadar fark var. Yani, bizlere “Deprem çantası hazırlayın” diyen devlet, önce kendi alması gereken önlemleri alacak, yapması gereken hazırlıkları yapacak. Yoksa bu işin sonu felaket.

SİYASETÇİLER, KAYIKÇI KAVGASINDAN ÖTEYE GİTMİYOR
Görünen o ki, siyasetçiler deprem konusunda bile kayıkçı kavgasından öteye gitmiyor! “Deprem toplantısına İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı çağrıldı, çağrılmadı, geldi, gelmedi” kavgası, İstanbul’un yüz yüze olduğu büyük deprem tehlikesinin önüne geçebiliyor! 17 yıldan beri ülkeyi yöneten iktidar, İstanbul’un bütün betonlaşmasına, yapılan bütün gökdelenlere, deprem toplanma yerlerinde yapımına izin verdiği AVM’lere sanki kendisi izin vermemiş de başkası vermiş gibi; gelinen durumu, halka şikâyet ediyor. İstanbul’un kupon arazilerinin hepsi gökdelenlerle dolarken, dikine yapılaşma, güzelim İstanbul’un tarihi silüetini bozarken sanki bunların sorumlusu kendisi değilmiş gibi davranıyor.
“İstanbul’dan başka İstanbul yok” derlerdi eskiler. Bu sözü, Anadolu’dan İstanbul’a gelenlerin; imparatorlukların başkenti, dünyanın ve Türkiye’nin göz bebeği bu şehrin adabına, kültürüne, terbiyesine, davranış biçimine uyması gerektiğini anlatmak için söylerlerdi. Bu adap, kültür, terbiye ve davranış şeklini İstanbul’da da öğrenmeyen bir kişinin artık başka bir yerde de öğrenemeyeceğini, başka şansının olmayacağını gösteren bir kinaye ifade ederdi bu söz. İşte ben de şimdi bu sözü bambaşka bir şekilde ve amaçla söylüyorum.

BU ŞEHRE NASIL İHANET EDERSİNİZ?
Devlet erkanı ve yetkililer... Bu ülkede de dünyada da İstanbul’dan başka İstanbul yok! Siz bunu bilmez misiniz? Bu güzelim, bir kere yıkılır ise yerine koymanın mümkün olmadığı bu şehre, Türkiye’nin ticaretinin, sanayisinin merkezi, bütün Türkiye’yi kalkındıran bu şehre nasıl ihanet edersiniz? Nasıl olur da sorumluluk ve görev sizlerdeyken bu sorumluluğu yerine getirmezsiniz? Tarih ve gelecek nesiller bunun hesabını sormaz mı? Deprem olduktan sonra bu millete ne diyeceksiniz? Mukadderat mı?

GSM ŞİRKETLERİ ÇÖKTÜ
5.8’lik sarsıntının İstanbullulara gösterdiği bir diğer gerçek de GSM şirketlerinin adeta çökmesi. Sarsıntıdan sonra kimse yakınlarına saatlerce ulaşamadı. Bütün iletişim koptu. İstanbullular haklı olarak isyan etti ve devlete ödediğimiz iletişim vergilerinin nereye harcandığını merak etti. Şüphesiz ki, 20 yıldan beri ödenen onca iletişim vergisin hesabını bu şirketlerden ve devletten sormak, vatandaşın hem hakkı hem de görevi.
Telekom şirketleri ise kuru ve anlamsız bir özürden ve adeta rüşvet olarak verdikleri 5-10 GB’tan başka bir açıklama yapmadı ya da yapamadı.

GERÇEK BEKÂ MESELESİ OLASI İSTANBUL DEPREMİ
 “Beka meselesi, beka meselesi” diye iktidar yıllardır söyleyip duruyor ya, işte alın size Türkiye için gerçek bir beka meselesi. Bana göre; olası İstanbul depremi bu ülkenin en önemli ve gerçek beka meselesi. Bu beka meselesine, olası İstanbul depremine, konunun uzmanı bilim adamlarının önderliğinde milletçe hazırlanmak zorundayız. Bunun başka yolu yok.
Devletimize ve bütün yetkililere bir kez daha tekrar ediyorum:
“İstanbul’dan başka İstanbul yok.”

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.10.2019 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları