YÜZLERCE GÖNÜLLÜ İLE 35 BİN ÇOCUĞA YETENEK AŞISI

Ece Çiftçi... 72 ilde, 10 topluluğu, yüzlerce gönüllüsüyle, 35 bin çocuğun hayatına 11 ülkede konuk olan SosyalBen Vakfı Kurucusu. 26 yaşında ve 14'ünden beri, yaklaşık 12 yıldır sosyal girişimcilik ve gönüllülükle profesyonel olarak ilgileniyor. "Beni ben yapan iki kavramı bulduğum ve bunun içine dahil olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum" diyor...

Sosyoloji eğitimi aldıktan sonra “Sivil Toplum Yönetimi” yüksek lisansını tamamladı ve 2 sene boyunca 2 vakıf üniversitesinde bu konuda ders verdi.  Şu an “Antropoloji” üzerine doktora yapıyor. Akademik çalışmaları genelde gönüllülük ve katılım üzerine oldu. KAGİDER (Kadın Girişimcileri Derneği) üyesi. Kendisi gibi genç kadınların güçlendirilmesine ve yolculuklarında doğru rehberlerle buluşmalarını çok önemsiyor. 

GÖNÜLLÜLÜK YOLCUĞUM 14 YAŞINDA BAŞLADI
- Böyle bir iş fikri nasıl aklınıza geldi?

Gönüllülük yolcuğum 14 yaşında başladı. Enka Okulları’nda 12 yıl boyunca burslu olarak okudum. Çok çalışsam da matematik ve geometriden yüksek not alamadım; ama çok iyi keman çaldığımın, organizasyon becerilerimin olduğunun farkındaydım. Bir gün okulumuza Nepal’den aktivist bir profesör geldi ve çocuklara yönelik projelerini anlattı. İlk defa başkaları için bir şey yapan ve uluslararası alana taşımış birini tanımıştım ve çok etkilendim. Bizi de davet ettiğinde “Nasıl dâhil olabilirim?” diye düşündüm. 9’uncu sınıftaydım, tabii ki ailem gitmeme izin vermedi. Ama o dönemler fikrimin kuluçka zamanıymış, sadece haberim yokmuş! Müzik, fotoğraf gibi atölyelerimizi, imkânsızlıklar nedeniyle ulaşamayan çocuklara götürmeye karar verdim. SosyalBen’in temelleri atıldı…

460 GÖNÜLLÜMÜZ VAR
- SosyalBen’in hedefi ne?

İki ana hedefi var aslında. İlki; taşımalı eğitim gören, 7-13 yaş arasında, ekonomik anlamda dezavantajlı çocukların yeteneklerini keşfetmek, güçlendirmek ve geliştirmek için programlar gerçekleştirmek. İkincisi; ülkemizde ve dünyada gönüllülüğün yaygınlaştırılması. Müzik, resim, icat, yaratıcı yazarlık, dans, kısa film, spor, yaratıcı drama gibi 10 temel atölyemiz var. Çocuklar 36 saatlik bir programda eğitim görüyor. Sonrasında aktif topluluklarımız ve 460 gönüllümüz aracılığıyla çalışıyoruz. Destekçilerimizin de yardımıyla çocukları yönlendirmeye başlıyoruz. Mesela; SosyalBen çocuğu şu an Tan Sağtürk Akademi’de. Özge Kırdar ile birlikte hayata geçirdiğimiz SosyalBen Vakfı Voleybol Takımı’ndaki 12 kızımız, kulüplerimizin altyapısında. 

LİSELİ GENÇLERLE ÇALIŞIYORUZ
- SosyalBen’de nasıl bir model kurdunuz?

SosyalBen Vakfı, SosyalBen Store ve SosyalBen Akademi’den oluşan bir model kurdum. SosyalBen; bağışcısı, gönüllüsü ve sponsoru varsa, var olan genç bir yapı. Store ve akademi, vakfı fonluyor. “Store”da anlaşmalı olduğumuz eticaret ve perakende zincirlerinde kırtasiye ürünlerinin satışını ve ürün tedariğini gerçekleştiriyoruz. Danışmanlık platformu olan “Akademi”de gönüllüğü eğitim kurumları, kurumsal firmalar ve bireysel öğrencilere öğretiyoruz.. 50 yıl sonraki neslin; aktif ve sorunlara karşı duyarlı vatandaşlar olmasını istiyorsak, müfredata bu kodları mutlaka koymalıyız. Aktif şirket vatandaşlığını sağlamak için kurumsal sosyal sorumluluk ve gönüllülük projelerinin tüzüğünü ve politikalarını oluşturuyoruz. Gelirlerin büyük bölümü vakfa gidiyor. Liseli gençlerle çalışıyor, birlikte projeler yapıyoruz. 

FİKRİ TEKRARDAN İNŞA ETMEK, BENİ ÇOK BESLİYOR
- Fikri bulduktan sonra nasıl hareket ettiniz?

İlk adımım; ailem, arkadaşlarım ve öğretmenlerimle paylaşmak oldu. Kuluçka dönemlerinde ne kadar çok geri bildirim alınırsa fikrin ham halini o kadar geliştirdiğine inanıyorum.  Katılımcıları bulduktan sonra hemen fonlama süreci için çalıştım. Şu anki SosyalBen’de süreç biraz daha farklı yürüyor. Vakfımızın iki tane iktisadi işletmesi var. Birinde perakende ve mağazacılık kasımızı güçlendirirken, diğerinde danışmanlık modelimiz üzerinden eğitimde gönüllülüğün önemini öğretmeyi ve anlatmayı hedefliyoruz. Eleştiriler doğrultusunda önce kendim o fikri çürütüp sonra tekrardan inşa etmeyi çok seviyorum, beni çok besliyor. Tüm girişimcilere de tavsiye ediyorum. 

EMİNE SABANCI KAMIŞLI’NIN TAVSİYELERİ, KULAĞIMDA
- Kimlerden akıl aldınız, kimlere danıştınız?

SosyalBen’in her sürecinde başta ailem, arkadaşlarım, heyet üyelerimiz, destekçilerimiz ve gönüllülerimiz olmak üzere, bütün hedef kitlemizden akıl aldım Tabii ki rol modellerimin etkisi apayrı benim için. Örneğin, sivil toplum yönetimi konusunda İbrahim Betil’in kapısını çalmaya halen devam ediyorum. Girişimcilik, kadın liderlik ve sürdürülebilirlikte Emine Sabancı Kamışlı’nın tavsiyeleri hep kulağımda. Yönetim, mütevelli ve danışma kurulundaki üyelerimizin alanla ve iş dünyasıyla ilgili çok kıymetli deneyimleri var. Yeni bir adım atarken mutlaka onlardan hem eleştiri hem de öngörü almayı tercih ediyorum. Böylece hem hata oranı azalıyor hem de o işe, projeye başlamadan önce büyük resmi kuşbakışı görmek iyi bir yol haritası oluyor. 
m Aileden ve çevreden gelen tepkiler neydi?
Bu sadece benim değil, ailemin de bana olan desteğinin başarısı. Özellikle Harvard ve Oxford’a gitmemeye karar verdikten sonra çevrem daha çok tepki gösterdi ki, o dönemi yönetmek biraz sıkıntılı ve zor olmuştu. 

BAŞARI İLE BAŞARISIZLIK TAKIM ARKADAŞIDIR
- “Ya başarısız olursam” diye endişeniz oldu mu?

Başarı ile başarısızlık takım arkadaşı olup, onları el ele tutuşturduğumuzda endişe de ortadan kalkıyor. Tabii ki ilk başlarda acabalarım ve “Ya olmazsa” dediğim çok oldu. SosyalBen de matematikten başarısız olmamın sonucu doğan bir fikirdi. 
m Bu yolda sizi en çok kim teşvik etti?
Başta ailem, çalıştığım çocuklar, kurul üyelerimiz, ofis ekibim ve gönüllülerimiz... Onların hayallerime benim kadar sarılmaları, amacımı sahiplenmeleri, kendi hayatlarının parçası yapması inanılmaz bir duygu. Bu beni, her seferinde daha da motive etti. Bu aidiyeti SosyalBen’de gönüllümüzde, destekçimizde, üyelerimizde o denli güzel oluşturmuşuz ki, şu an çok kıymetli zincir içerisinde işleri yürütüyoruz.

YILMAYAN GİRİŞİMCİ HER ŞEYİN ÜSTESİNDEN GELİR
- Şirketi kurarken en çok nerede zorlandınız?

Tüzel kişilikler için hazırlanması gereken içeriklerde zorlandım. Vakıf senedi oluşturmak çok ciddi bir tecrübe ve vizyon gerektiriyor. SosyalBen Akademi’nin hizmet alanı, Türkiye’de çok yeni bir danışmanlık modeli. Bunu insanlara doğru anlatabilmek ilk yıllarda biraz güçtü. Çünkü insanlar çoğu zaman da çıktısını göremedikleri için fon da ayırmak istemiyorlardı. Yılmadan, aynı şeyi defalarca anlataraktan bir girişimcinin üstesinden gelemeyeceği iş yok bence. 
m İlk büyük işinizi  nasıl bitirdiniz?
SosyalBen’deki ilk büyük adım, vakfın çalışmalarının sürdürülebilirliğini oluşturmaktı. Fonu devamlı kılarsak aslında kesilmeyecek bir faydadan bahsetmek hem toplumsal kalkınma hem de alana konuşmada bizi farklı bir konumlandırmaya götürecekti. Store ve Akademi’yi kurmak ve onların çıktılarını paylaşmak, bizim ilk 2 büyük adımımız oldu. 

‘TAMAM, OLDU’ DİYEN BİRİ DEĞİLİM
- Ve ne zaman “Tamam işte başarıyorum galiba” dediniz?

Çok “Tamam oldu” diyen biri değilim aslında. Hep o işin yolculuğundan ve sürecinden keyif alıyorum, öğrenmekten besleniyorum. Bu sürecin istisnaları da var. Onlardan bir tanesi de ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan ilk Türk olarak aldığım ve dünyada 10 kişiye verilen “Emergin Young Leaders Awards” ödülüydü. 2 hafta boyunca State Department’ın konuğu oldum. Konuşmamda “İnsan inanırsa hayâllerine dünyayı inandırabilir” dedim. Çoğu Amerikan, Türk basını, politikacılar, STK üyeleri; herkes oradaydı. O an kendi hayat mottoma bir kez daha dört elle sarılıp, daha çok inanmaya başladım...

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.10.2019 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları