YANINDAYIZ

Türkiye'de "YANINDAYIZ" isimli bir dernek kuruldu. Kuruluş amacı itibariyle dünyada ikinci. Başkanı bir kadın; Nur Ger... Üyelerinin çoğunluğu hatta neredeyse tamamı erkek.

Bir kadının başkanlığında bir araya gelen bu erkekler, kadınlara diyorlar ki; “Cinsiyet eşitsizliği meselesi sadece bir kadın sorunu değildir. Aynı zamanda bir erkek sorunudur. Biz erkekler, her alanda cinsiyet eşitliğinin sağlanması için siz kadınların yanındayız. Kadın ile erkek; eğitimde, istihdamda, kanun önünde, toplum önünde, yaşamın her alanında eşit olmalı. Cinsiyetten gelen hiçbir farklılığa maruz kalmamalı. Bizler de sizlerle birlikte bunun için mücadele edeceğiz ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin mücadelesini hep birlikte sağlayacağız.”

YÜKLENEN GÖREVLER VE SINIRLAMALAR AŞILMALI
Üyesi olduğum “YANINDAYIZ Derneği”nin kuruluş amacını, felsefesini ve hedeflerini gerçekten çok anlamlı buluyorum ve önemsiyorum. Zira ataerkil toplumun insanlarımıza daha doğumla kodladığı cinsiyet farklılıkları ve bu farklılıkların her iki cinse zorunlu olarak yüklediği görevler ve sınırlamalar aşılmadıkça, kadın-erkek arasında cinsiyet eşitsizliğini, bu eşitsizliğin toplumda yarattığı huzursuzlukları ve ülkenin her geçen gün geriye gitmesini önlemek mümkün değil.

CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİ, ERKEK BEBEK DUALARIYLA BAŞLIYOR
Bu ülkede cinsiyet eşitsizliği, daha anneler hamile kaldıklarında, erkek bebek dualarıyla başlıyor. Zira erkek bebek sahibi olmak, annenin evlilikteki ve kocasının ailesindeki yerini sağlamlaştırması olarak kabul ediliyor. Sırf anne mi? Baba adayının da ailesi ve toplumdaki statüsü, erkek bebek sahibi olmakla artmış kabul ediliyor. “Aferin evlat, erkek adamın erkek çocuğu olur” deniliyor. İşte; bu hamile kalan anne adaylarının ve babaların erkek bebek sahibi olma dualarıyla başlıyor her türlü cinsiyet eşitsizliği.
Bebeğin cinsiyetinin belirlenmesiyle birlikte, hemen renk ayrımı başlıyor. Kızlara pembe, erkeklere mavi renkte çeyizler düzülüyor. Çocuk doğuyor ve erkek çocuk babası, ağabeyi, dedesi velhasıl erkekler ile, kız çocuk ise annesi, ablası; yani kadınlarla büyüyor. Aynı evin içinde iki kardeşin büyürken bile birbiriyle fazla teması olmuyor.

Erkek çocuklar erkek gibi, kız çocuklar kız gibi yetiştiriliyor, eğitiliyor ve aileler bununla övünüyor. İşte anne-babalar, aileler; erkekleri erkek, kızları kız gibi yetiştirmekten vazgeçerek, bütün çocukları insan gibi yetiştirmedikçe bu ülkeye cinsiyet eşitliğinin gelmesi mümkün değil. Değiştirmemiz gereken, kadın ile erkeği birbirinden doğdukları andan itibaren farklı ve ayrı kılan anlayış. Kadın ve erkeklere zorla dayatılan farklı görevler. Birbirinin alanına karışmalarının engellenmesi ve ayıplanması...

ERKEK EGEMEN ANLAYIŞ DEĞİŞTİRİLMELİ
Hiç şüphe yok ki, bu farklılıklarda kantarın topuzu hep kadınları tırpanlıyor. Konuşmamak, karışmamak, evde oturmak, okumamak, çalışmamak, erkeğe hizmet etmek ve en önemlisi hep itaat etmek, sözünden çıkmamak, istemediğini yapmamak hep kadına düşüyor. Eğer bunlara karşı çıkarsa dövülüyor, cezalandırılıyor ve öldürülüyor! Erkek egemen anlayış olarak adlandırdığımız bu yapı değişmedikçe ülkenin ileri gitmesine, huzur bulmasına imkân yok.

Bu ülkede her geçen yıl artan ‘kadın cinayetlerinin’ tek bir nedeni var. Kadınlar, bir erkeğin kendisine “Yapma” dediğini yaptığı, “Yap” dediğini ise yapmadığı için öldürülüyor. “Okuma” deniyor, okuyor. “Evlen” deniyor, evlenmek istemiyor ya da tam tersi “Sevdiğinle evlenme” deniyor, evlenmek istiyor. “Sokağa çıkma” deniyor, çıkıyor. “Çalışma” deniyor, çalışıyor. “Boşanma” deniyor, boşanıyor. Yani kadın, hep bir erkeğin hükümranlığını reddettiği için öldürülüyor. En acısı bu erkekler, o kadını en fazla sevmesi, koruması, sayması gereken erkekler oluyor. Kocası ya da eski kocası, sevgilisi ya da eski sevgilisi, bazen babası, en acısı bazen oğlu oluyor. “Töre” deniyor, “Ahlâk kuralları” deniyor, “Din” kuralları deniyor ve hep erkeğe, kadına kötülük yapmak düşüyor.

BU, SADECE BİR KADIN MESELESİ DEĞİL
İşte “Btün bunlar değişmek zorunda ve bu mesele sadece bir kadın meselesi değildir. Aynı zamanda bir erkek meselesidir” diyen YANINDAYIZ Derneği ve üyeleri, Türkiye’de kadınlara “Biz sizin yanınızdayız” diyor.

Hiç şüphesiz ki, yukarıda saydığım bütün bu eşitsizliklerin, haksızlıkların mağduru kadınlar; ama aslında cinsiyet eşitsizliği kadınların yanı sıra, erkeklere de çok büyük zarar veriyor. Erkek egemen toplumun, ataerkil anlayışların erkeğe daha doğumuyla yüklediği yanlış anlayışlar, görevler, erkekleri de insanlıktan uzaklaştırıyor.

“Töre” adı altında, dini kurallar sıkıştırmasıyla, gelenek-görenek baskısıyla ve toplumsal beklentiler ile, erkeklere düşen hep insanlıktan uzaklaşmak. Gülmemek, ağlamamak, çocuğa evde cezaları vererek kötü polis rolüne soyunmak, çocuğu, kadını dövmek. Kendisine yüklendiğini düşündüğü bu kızgın, merhametsiz, huysuz kimlik, her geçen gün erkeği, öfkeden beslenen bir erkeklik sıkışmışlığına sokuyor.

“Karı gibi gülme” deniyor, “Erkek adam ağlamaz” deniyor. “Erkek oynak olmaz, ağır ol ki molla desinler” deniyor. “Sen nasıl kız kardeşinin o kısa eteği giymesine izin verirsin, nerede kaldı senin erkekliğin?” deniyor. Velhasıl bu toplum, erkek egemen anlayışla erkekleri de insanlıktan uzaklaştırıyor.

KADINLAR İLE BİRLİKTE ERKEKLER DE KAZANACAK 
İşte “Yanındayız” derken diyoruz ki, cinsiyet eşitliği sadece kadınlara iyi gelmeyecek, erkeklere de çok iyi gelecek. Erkekler de özgürleşecek. İnsanlığını hatırlayacak. Şevkati, sevgiyi hatırlayacak. Sevgisini dilediğince gösterebilecek. Erkekler sırf insani duygularından dolayı, zayıflıkla, karı gibi olmakla, güçsüz olmakla suçlanmayacak. Cinsiyet eşitliği bu ülkede yerleştikçe kadınlar ile birlikte erkekler de kazanacak. Toplum kazanacak. Ülkenin yarınları, genç nesiller, evlatlarımız kazanacak.
Sözü, YANINDAYIZ Derneği’nin ilk büyük toplantısının sloganıyla bitirirsek her şeyi özetlemiş olacağız aslında.
Kadın Erkek Eşittir Nokta...


“Berber Dükkânı Sohbeti” bölümünde de dernek üyelerinden, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve aynı zamanda yazarımız da olan Prof. Dr. Bahadır Erdem, toplumsal cinsiyet eşitliği savunucusu, iş insanı Murat Yeşildere ve deneyimli gazeteci Ferhat Boratav “Erkek Terörüne Karşı Sıfır Tolerans” başlığı altında, toplumda kadına yönelik şiddet konusunda mesajlarını paylaştı.

YANINDAYIZ DERNEĞİ İLE KADINERKEKEŞİTTİRNOKTA!
Türkiye’de, sanat ve iş dünyasından 40 erkek tarafından, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve her türlü ayrımcılıkla mücadele amacıyla Mayıs 2018’de kurulan YANINDAYIZ Derneği’nin üye sayısı 90’a ulaştı. YANINDAYIZ Derneği tarafından, kadının ekonomik, politik ve sosyal yaşamda hak ettiği yeri alması amacıyla “KadınErkekEşittirNokta” temalı bir konferans düzenledi.

YANINDAYIZ DERNEĞİ KURUCU BAŞKANI NUR GER:
‘YANINDAYIZ’ DİYE HAYKIRACAĞIZ

Erkekleri hedef alarak, erkeklerle birlikte; başta kadına yönelik şiddetin sonlandırılması için farkındalık oluşturmayı amaçlıyoruz. Kadına ve çocuğa yönelik şiddet tamamen ortadan kalkana kadar sesimizi yükselteceğiz. Hayatın her alanında toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için “Kadınların YANINDAYIZ” diyeceğiz. Kısaca; hayatın her alanında erkeklere tanınan fırsatların tamamı, kadınlara da tanınsın diye, “YANINDAYIZ” diye haykıracağız.

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.11.2019 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları