IŞIK SANATI VE DENEYİMLER

Işık, dünyamıza girdiğinden beri kaçınılamaz ihtiyaçlarımızdan. "Elektrik Savaşları" filmini seyrettikten sonra, ışığın hayatımıza nasıl girdiği ve önemini daha da iyi anladım.

Bir ülkenin medeniyet seviyesi kaldırımlarıyla ölçülüyorsa, bence ne kadar elektrikli ve ışıklı bir şehir olduğu da o kadar önem arz ediyor. 18-21 Eylül 2019 tarihlerinde, İstanbul Fuar Merkezi’nde 12’ncisi düzenlenen IstanbulLight Uluslararası Aydınlatma & Elektrik Malzemeleri Fuarı ve Kongresi’nde ise işte tam bu konular konuşuldu. 

466 MİLYON DOLAR İHRACAT RAKAMI...
2018 yılında, yüzde 4.7 artışla 466 milyon dolar ihracat rakamlarına ulaşan aydınlatma sektörü, ihracat müşterilerini buluşturdu. En çok ihracat yapılan Avrupa ülkeleri; Almanya, İtalya ve Fransa başta olmak üzere Türkmenistan, Kazakistan gibi Türki Cumhuriyetleri; Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Orta Doğu ülkeleri; Fas ve Cezayir gibi Kuzey Afrika ülkeleri gibi önemli hedef pazar ülkelerinden alıcılar, 4 gün süreyle IstanbulLight’ta buluştu.

JASON BRUGES İLE KEYİFLİ BİR RÖPORTAJ
İngiliz tasarımcı Jason Bruges, kentsel ölçekteki robotik müdahalelerine ilişkin son yaptığı araştırmalardan bazıları da dahil olmak üzere, Jason Bruges Studio’nun çeşitli proje ve süreçlerine yönelik “Yaklaşan Yeni Mekansal Deneyimler” başlıklı bir sunum yaptı. Son projeleri arasında, Londra’daki “Doğal Tarih Müzesi”nde yer lan “Karanlıktaki Yaşam” ekspozisyonuna ilişkin kapsamlı deneyimleri ile Texas’taki “Dallas Love Field Havalimanı” için etkileşimli dijital tente bulunan Londralı ışık sanatçısı ile röportaj gerçekleştirdik...

KÜÇÜKKEN, TEKNOLOJİYLE YARATICI DENEYLER YAPTIM
-Kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz? Mimarlık ve sanat, teknolojiyle nasıl buluştu? 

Hep yetiştirilme tarzımla alakalı olduğunu düşünmüşümdür. Aslında babam bir yazılım mühendisiydi ve annem de bir sanatçıydı. Benim de bu ikisinin karışımı olmuş olmam mantıklı. Küçük yaşlarda teknolojiyle yaratıcı deneyler yapmaya başladım. Özellikle bu alana uygun çok fazla kurs olmadığından -o zamanlar çok niş bir daldı- ilk olarak Oxford Brookes Üniversitesi’nde ve Bartlett Mimarlık Okulu’nda mimarlık eğitimi aldım. Okuldayken inşa edilmiş çevrenin nasıl olabileceğini sürekli sorguluyordum. Tam da o noktada canlı, koreografisi olan ortamlar yaratma güdümü keşfettim ve bunun gerçek hayata nasıl uygulanabileceğini fark ettim. 


TEKNOLOJİNİN ARTİSTİK BİR ŞEKİLDE UYGULANMASI...
- “Yaklaşan Yeni Mekansal Deneyimler”i kısaca açıklayabilir misiniz? 

Teknolojinin, müdahale edilerek inşa edilmiş ortamlara yenilikçi ve artistik bir şekilde uygulanmasının araştırılması hakkında. Bu bazen yeni teknolojileri kullanmakla da ilgili olabilir; ama çoğu zaman endüstriyel amaçlar için yaygın bir şekilde kullanılan şeyleri ele alıp onlara kültürel bir uygulama katıyoruz. Örneğin; bazı eserlerimizde hesap makinelerinde bulunan bir malzeme olan sıvı kristal kullanılıyor ve son zamanlarda da endüstriyel robotlarla deneyler yapıyoruz. 

Bu malzeme ve araçlar, uzun süredir bizim etrafımızdalar; ama biz onlara, büyülü bir şeyin içinde rol alabildikleri yeni bir bağlamda hayat veriyoruz. 2001 yılında stüdyoyu açtığımda; sanat, mimari ve teknolojinin kesişimindeki bu tür işler pek de yoktu. O yüzden Studio’nun değer sistemlerinin bir parçası da, disiplinin alanını sürekli olarak yeniden tanımlamak, genişletmek ve zorlamaktır. Kendi atölyemizde sürekli deneyler ve testler yapıyoruz. Bu araştırma, sürecin en önemli kısmı ve yeni keşifler yaptığımız yer. 


TOKYO’DA HEYECAN VERİCİ YENİ BİR PROJE
- Projelerinizden bahsedebilir misiniz? 

“Bitkileri dinleyen” gerçekten çok ilgi çekici, yeni bir çalışmayı henüz tamamladık. Bir lobideki bitkilerin nasıl fotosentez yaptığı hakkında gerçek zamanlı verileri esas alan içerikler oluşturuyor. İnsanlara doğayla daha derin bağlantılar kurması yönünde ilham verme isteğinden doğuyor. 2020 Olimpiyatlar ile Tokyo’da aynı zamanda gerçekleştirilecek, fiziki manzaraların verileri nasıl görselleştirdiğini keşfeden bir sanat eseri üzerinde de çalışıyoruz.

- Kendi sanatınız açısından İstanbul’u nasıl tarif edersiniz? 
Bu benim İstanbul’a ilk gelişim. Son derece zengin bir tarihe sahip, renkli ve kalabalık bir şehir. Günün birinde burada da bir proje yapmayı çok isterim. 

LIZ WEST’TEN ‘RENK ALGINIZ’
 “Renk Algınız” başlıklı bir sunum yapan Liz West Studio’nun kurucusu İngiliz sanatçı Liz West, eserlerinde izleyicide coşkun bir duyusal farkındalık yaratmayı amaçlıyor. West, renge karşı gösterilen psikolojik ve fiziksel tepkilerin nasıl uyarıldığıyla ilgilenirken, renklerle oynayarak uzamsal düzenlerini yoğunluğunu ve kompozisyonunu ortaya koyuyor. Sanatçının, Piccadilly’deki -Londra'nın ünlü ve işlek bir kavşağı- tarihi Fortnum & Mason mağazasının avlusunda 150 iskelet-çerçeve küpün asılı olarak düzenlendiği Iri-Descent eseri, son dönemde tasarım dünyasında ilgi topluyor. 

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.11.2019 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları