KÖTÜ LİDERLİK

Dünyada en çok yayın, liderlik ve yöneticilik konularında yapılmaktadır. Örneğin geçen yıl, Amazon'un listesinde 5 binden fazla başlığı veya alt başlığı "leadershIp veya management" olan telif yayın mevcuttu. Buna rağmen bütün dünyada en yaygın olan, kötü yöneticilik ve liderliktir.

Tarih boyunca yaşanan iyi ve olumlu gelişmeler, liderlerin gücüne, aklına ve başarısına mal edilir. O zaman, yaşanmış kötülükleri ve felaketleri de kötü liderliğe bağlamak gerekir. Kötü liderlik iki bağlamda ele alınabilir: Birincisi evrensel ahlâki ilkelerden yoksun liderlik; ikincisi, yetersiz ve etkisiz liderlik olarak tanımlayabileceğimiz, beceriksiz liderliktir.

HARVARD ÜNİVERSİTESİ’NDEN YÜZ MİLYONLARCA DOLAR CİRO
Harvard Üniversitesi her yıl, dünyanın her yerindeki genç, yetişkin ve olgun her yaştaki katılımcılar için çeşitli sürelerden oluşan liderlik programları düzenlemekte ve bu yolla yüz milyonlarca dolarlık ciro yapmaktadır. 2000’li yıllarda, Harvard Üniversitesi Rektörlüğünü yapmış olan Joel M. Podolny, hedeflerinin “Geleceğin yeni fikirlerini geliştirecek liderlerini eğitmek” olduğunu söylemiştir. Harvard İşletme Okulu, eğitim alanların, dünya ekonomisine yön veren şirketlerin ve finans dünyasının önde gelen kuruluşlarının yöneticileri olmasıyla övünürdü. Harvard İşletme Okulu’nun kendisini bu özelliğiyle tanıttığı göz önüne alınırsa,  2009 krizinin faturasının bir bölümünü, Harvard İşletme Okulu’nun üstlenmesi gerektiğini savunanların haksız olmadığı söylenebilir.

LİDERLİK LİTERATÜRÜ 
Üst düzey yöneticileri, orta düzey yöneticilerden ayıran ölçümlenebilir özellikler, genel kanının aksine, çok az sayıdadır. Bu özellikler, iş hakkında ve yönetim kademesinde daha fazla deneyim, kurum içi ilişkileri yönetmek konusundaki politik beceri ve rapor verilen kişileri hoşnut etmek konusundaki başarıdır. *

Oysa liderlik ve yönetim literatürüne bakıldığı zaman, üst düzey yöneticilerin (ve CEO’ların) saymakla bitmeyen “üstün meziyetleri” vardır. Bu kimseler daha zeki, daha etkileyici ve parlak kişiler olarak tanımlanır. İlerigörüşlülüklerine ve strateji geliştirme konusundaki başarılarına övgüler düzülür. Başarılı kabul edilen liderlerle ilgili çok sayıda kitap olmasına karşılık, kötü ve başarısız liderlikle ilgili literatür son derece sınırlıdır. Bu konuda bir başyapıt sayılabilecek Barbara Kellerman’ın Bad Leadership (Kötü Liderlik) ** kitabı, konuya kavramsal bir yaklaşım getirmektedir. Tarih içinde kötü liderlere resmi geçit yaptıran Simon Sebag Montefiore’nin kaleme aldığı Monsters ***  (Canavarlar) da başarılı bir derlemedir.

Liderlik hakkında yazılan, sayısı her geçen gün daha da artan kitaplardan oluşan literatür, insanları eğiterek lider yapmanın mümkün olduğunu söylemektedir. O zaman akla “Liderlik konusunda bu kadar çok kaynak, işe yaradığı iddia edilen bu denli yol ve yöntem varken; neden her gün iş, politika, spor platformlarında kötü liderlikle yüz yüze yaşıyor, yazılı ve görsel medyada bunun yürek burkan örneklerini görüyoruz?” sorusu gelmektedir. 


İŞ TERKİNİN ARKASINDAKİ EN BÜYÜK NEDEN... 

Birçok araştırma, iş hayatında çalışanların kurumlarına daha az güvendiklerini ve yaşadıkları doyumsuzluk nedeniyle yaptıkları işle duygusal bağlarının zayıfladığını veya olmadığını ortaya koymaktadır. Örneğin; bir araştırma, küçük iş sahiplerinin %48’inin ihtiyaç duydukları pozisyonlar için yeterli nitelikte aday başvurusu almadıklarını göstermektedir. Her üç iş sahibinden biri, iş terki oranlarının yüksekliğinden şikayetçidir. **** Her türlü iş için, çalışanlarının gönülsüz çalışması veya onları kaybetmek ciddi bir maliyet faktörüdür. Çalışanların yaşadığı iş doyumsuzluğunun ve iş terkinin arkasındaki en büyük neden kötü yönetim ve kötü yöneticilerdir. Bu noktada herkesin bildiği bir gerçeği hatırlatmak yararlıdır: “İnsanlar işlerinden değil, yöneticilerinden ayrılır.”

AHLÂKİ AÇIDAN KÖTÜ LİDERLİK
Konuya nitelik açısından baktığımızda, iyi liderlerde bulunması gereken birçok niteliğin, kötü liderlerde de bulunduğunu görüyoruz. İyi liderlerde bulunması beklenen nitelikler arasında ilk akla gelen; zekâ, sosyallik, insanları ikna etme, yüksek hayat enerjisi, kararlılık gibi kişilik özellikleri, liderin iyiliğinin ya da kötülüğünün belirleyicisi değildir. İyi/kötü liderlik hakkında kişilikten çok, değerler bazı ipuçları vermektedir. Örneğin; hırs (ambition) ‘başarı yönelimi’ olarak ele alındığında, bir liderde bulunması gereken önemli bir özelliktir. 

Ancak açgözlülük, sahip olduklarıyla yetinmemek ve onları riske atarak daha fazlasına yönelmek, nerede duracağını bilmemek, değer sistemini temsil eden karaktere ait bir özelliktir. Açgözlü liderler, kendilerine atfettikleri niteliklerle, daha fazlasına hakları olduğuna inanırlar. Daha fazla para, daha fazla güç, daha çok başarı konusunda Donald Trump hatta Eski İtalya Başkanı Silvio Berlusconi’yi düşününce, daha fazla cinsellik isteği, bir türlü doyurulamamaktadır.
Hangi konuda olursa olsun, iştah aşırıya kaçtığında, kişiye zarar verir. Eğer bu kişi, hangi alanda olursa olsun, liderlik makamını işgal ediyorsa, bu zarar kişisel olmaktan çıkar, temsil ettiklerini de felakete sürükler.


AÇGÖZLÜLÜK...

Daha fazla kazanmak konusundaki açgözlülük, 2008 yılında başlayıp, 2009 yılında dünya ekonomisini altüst eden krizin de nedenidir. Aşırı iyimserlik ve yüksek risk iştahı, dünyanın akıl sorduğu ekonomistlerin ve şirketlerinin başarılarını kendilerine mal eden çok sayıda CEO’nun mesleki yaşamlarına darbe vurmuştur. Bu kriz meydana gelmeseydi, ABD’nin en saygın yatırım danışmanlarından olan ve müşterilerinin 60 milyar dolarını buharlaştıran Bernard Madoff da hâlâ saygınlığını koruyor, yatırım konusunda tavsiyelerde bulunmaya devam ediyor olacaktı.

Dünyadaki en büyük kurumsal yolsuzluğun tescil edildiği Enron, 2000 yılına kadar 10 yıl süreyle, ABD’nin en saygın medya kuruluşlarının çok sayıda “istisnai başarı, istisnai liderlik, olağanüstü yaratıcılık”  gibi ödüllerine mazhar olmuştu. Bu örnekler sadece ABD’ye özgü değildir. Türkiye’de de, dünya bankacılık literatürüne geçen sahtekârlıklarla büyüttüğü servetleriyle yetinmeyen ailenin önde gelen üyesi, finansal gücün ötesinde politik güce de sahip olmak isteyince, elindekileri ve itibarını kaybederek ülkeden ayrılmak durumunda kalmıştı.


* Hogan, R. Kişilik Kurumların Kaderi, Remzi Kitabevi, 2009.
** Kellerman, B. Bad Leadership (2004) Harvard Business School Publ., 2004.
*** Montefiore, S. S., Monsters, Quarcas Publ., 2008.
****Ross,R.,Sanger, M.: Global Benchmarking High Potentials. Presentation at ATD Meeting SU215, Denver, 2016.

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.12.2019 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları