BİR DÜŞÜN PEŞİNDE...

Düş bu ya! Yeni bir dünya, bambaşka bir yerküre sistemi kurulmuş. Sizce de bu düşün peşinden gitmeye değmez mi?

“Hatalı olduğunu anlayan bir insanın bunu telafi etme çabasını gördüğümde özür beklemem, bu bana özürden daha samimi gelir, bana sami* niyet yeter.“ Yıldız Kenter
Düş bu ya! Sami niyetle bu dünya düzenindeki dengesizlikler, sığlıklar, eşitsizlikler telafi edilmiş olsa ve iş dünyasında, politik arenalarda özünde yerküre sisteminin bütününde kadınlar hâkim güç olsa, bugünü nasıl şekiller ve ne tür bir geleceğe uyanırdık?
(Okuyucuya Not: İşin doğrusu düş kurarken bile sınırlarım olduğunun farkındayım. Bu düzeni ancak cinsiyet eşitliği boyutunda öngörüp ırk, din, etnik köken, farklı nesiller, tercihler, engeller ve benzeri çeşitlilik boyutlarına maalesef düşlerimde dahi çekemedim.)


HUZURU, RENKLERİ, SESLERİ KAYBETTİK

Düş bu ya! Yeni günde yüzyıllardır süregelen ekonomik ve sosyal düzenin tıkandığının, tükettiğimizi yerine koyamadığımızın, israfın, değerlerde yozlaşmanın, başkalarının yokluk ve yoksunlukları üzerine kurulu hayatların sürdürülebilir olmadığının, şiddetin, savaşların verdiği zararların, dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş göçlerin etkilerinin, kutuplaşmanın, ayrımcılığın, ötekileştirmenin aslında bizleri içten içe tüketip sığlaştırdığının, alabildiğine fırsatçı davranışların, giderek kaba, sıradan, giderek kendi sesimize, fikrimize tutkun, görmez, duymaz, göstermez olduğumuzun, aslında kendi hapishanelerimizi yarattığımızın farkına varmışız. Ortak aklı, potansiyal refahı, hoşgörüyü, adil paylaşımı, hakka, hukuka saygılı olmayı, huzuru, renkleri, sesleri kaybettiğimizi idrak etmişiz. 

‘BAŞKA BİR DÜNYA DÜZENİNİ MÜMKÜN KILALIM’
Düşbazlık bir kere aklını çelince, egemen düzen, kendi içinde en doğal ve aslında en kolay olana, diğer yarısına, kadınlara dönüp sami niyetle hayallerinizle, fikirlerinizle, emeğinizle, vicdanınızın sesi ve sezgilerinizle yüzyıllardır damıttığınız tecrübelerinizle “Sahne sizin, gelin düş ortağı olalım, başka bir dünya düzenini mümkün kılalım” demiş.
Hatta çok daha ötesine gidip köklenmiş, katılaşmış organizasyonel yapılarının içlerine, cam tavanlı yönetim kademelerine numunelik kadınlar yerleştirme anlayışını bırakıp azınlık durumunun ve algısının doğmayacağı, parmak hesabının yapılamayacağı bir ölçeğe ulaşabilecekleri anlayışla hareket etmiş. Dilini değiştirmiş, itinayla kendine mal ettiği işlere yönelik kulvarları açmış. “Eşit işe eşit ücret” demiş. Hakça bölüşmüşler, refahı paylaşmışlar.


KADIN-ERKEK BİRLİKTE HAREKET ETMENİN GEREKLİLİĞİ... 

Tedirgin olmamış mı? Olmuş tabii, olmaz mı? Ama bir taraftan da hücrelerindeki kadim bilgileri ayrımsıyormuş. Fırsat bulduğunda şiddet ve savaştansa iş birliği ve iletişime odaklanan, gelecek nesilleri, dünyayı kollayan, erkeklere nispetle daha çok toplum yararına iş üreten kadın liderleri, kadınların var olabildiği platformlarda suistimallerin azaldığını, sistemde azınlık iken duymamazlığa geldikleri, ancak bir erkek tekrarlarsa hızla destek verdikleri fikirlerin, çoğunlukla geniş açılı ve isabetli olduğunu, yeni nesillerle ortak zemin yaratmak, daha kapsayıcı olmak için kadınların doğal yetkinliklerine ihtiyaç duyduklarını, değişen teknolojilerle, dönüşen hayatı anlamak ve karşılamak için kadın-erkek birlikte hareket etmeleri gerektiğini derinlerde bir yerde hissedebiliyormuş. Mikro ölçekten çıkılabilmesi, eklektik yapıların yıkılıp yeniden yapılabilmesi ancak bu hücrelerdeki kadim bilgilerin açığa çıkmasıyla mümkün olmuş.
Doğal akışta kadınlar da zaman içinde düştükleri tuzaklardan kendilerini arındırmış, güç zehirlenmesine uğrayanlar, zorlukla elde ettikleri konumları en çok hemcinslerinden sakınanlar, kadınsal özelliklerini baskılayıp iğreti, taklit tavırlarla yol alanların da zaman içinde zihin haritası değişmiş, kabukları kırılmış, sonuçta tüm bireyler birlikte, kendilik hallerinden daha öteye, iyiye yönlenmiş, önce insan olmuşlar...

Düş bu ya! Yeni bir dünya, bambaşka bir yerküre sistemi kurulmuş. Sizce de bu düşün peşinden gitmeye değmez mi? Yoksa sevgili Evrim Kuran’ın dediği gibi “Düşsüzlüklerimizden mi vurulacağız?”
*Sami: Yüce, yüksek

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.12.2019 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları