YENİ ŞEYLER

Yeni yılınız, yeni on yıl eşiğiniz; sevdiklerinizle, sağlıkla, sizin için, sevdikleriniz ve değer verdikleriniz için beklentilerinizin çok ötesinde iyilik, güzellik, esenlikle ve ışıyarak geçsin...

Her gün bir yerden göçmek 
Ne iyi
Her gün bir yere konmak 
Ne güzel
Bulanmadan, donmadan akmak
Ne hoş!
Dünle beraber gitti cancağızım,
Ne kadar söz varsa 
Düne ait
Şimdi, yeni şeyler söylemek lazım…
MEVLANA CELALEDDİN RUMİ


Yeni Bir Yıla, 
Yeni Bir On Yıla Girerken...
Yeni yıl eşikleri, hele böylesi yeni 10 yıl eşikleri, kaçınılmaz olarak bir iç hesaplaşmaya vesile oluyor. Hem kişisel hem de toplumsal hayatımızda neredeyiz? Hanemize neleri artı yazdık, nelere, kimlere borçlu kaldık, cebimizde neleri şıngırdatıyoruz? Kendi hikâyemizi baştan yazmaya, şimdi yeni şeyler söylemeye, karıştığımız hikâyeleri başkalaştırmaya ne kadar hazırız? Asıl soru ne denli niyetliyiz?
Zor sorular bunlar, çoğunlukla yeni yıl eşiklerindeki o sebepsiz iyimser ve ümitli havalarda karşımıza dikiliveren cinsten! Hızlıca unutmak ya da sormamak da mümkün tabii ki! Öyle gürültüde kendimizi bile duymadan yaşamak, gösterildiği kadarıyla yetinmek, nice meşguliyetle oyalanmak, alışmak, uzak durmak, hatırlamamak, içimizi en çok acıtanları dahi unutmak....

YÜZLEŞMEK, GÜÇ BİR DURUM
İnsanın kendisi ile ve mesele ettikleriyle karşı karşıya gelmesi, yüzleşmesi güç bir durum. Karşılaşmakla kalmayıp sorumluluk üstlenmesi, vicdanının sesine yol vermesi, duyması, dönüşüm için eyleme geçmesi ise çok zorlu! Oysa kendimizle hesaplaşmamızı bir kenara bıraksak dahi  –ki niye vazgeçtiğimiz hep bir muamma–, bu zorluktan ne kadar kaçınırsak kaçınalım, gözlerimizin içine bakan çocuklar, nimetleriyle yaşamamıza karşın hoyratça tükettiğimiz bir doğa, onca adaletsizlik, eşitsizlik, şiddet, ihmal ve istismarın yaşandığı bir düzen ve toplumsal doku var. Işıldamamızı bekliyorlar.
‘Eğer bir yerlerde bilime, demokrasiye, barışa, aydınlığa aç bir çocuk senin ışığını bekliyorsa, sönmeye hakkın yoktur. Işıyacaksın! Ölümüne saniyeler kalmış olsa bile.‘ TÜRKAN SAYLAN

Z KUŞAĞI, YENİ BİR DÜZEN TALEBİYLE VAR
Cumhuriyet tarihimiz beş kuşağa tanıklık etmiş, benim gibi X ve daha eski kuşaklardakiler, Y kuşağı ile henüz tam anlamıyla uyumlanamamışken, ülkemizde Z kuşağında doğanlar, 25 milyon kişiye ulaşmış durumda. 1 ve 19 yaş arasında 25 beş milyon bebek, çocuk veya oğlumun da içlerinde olduğu genç, gözlerimizin içine bakıyor. Sadece bizim ülkemizdekiler değil, dünya genelindeki Greta Thunberg – 16 yaşındaki, İsveçli iklim aktivisti - gibi Z kuşakları da dimdik gözlerimizin içine bakıyor hatta haykırarak bizlere sesleniyor. Bu on yılı da kaybetmemek, yeni şeyler söylemek, söylemenin ötesinde eyleme geçmek adına deli bir uğraş veriyor. Biraz daha erişkin olup kızım gibi toplumsal hayata karışmış olanlar da günbegün düzeni sorguluyor. Mülk edinmektense paylaşım ekonomisini benimsemeye, bir yere kök salmaktansa farklı coğrafyalarda var olmaya, doğal beslenmeye eğilimliler, daha yalın ve kendilerinin farkında olarak yaşamayı seçiyorlar, istiyorlar. 

Statükoyu kaybetmek gibi bir çekince ile değil, yeni bir düzen talebiyle varlar bu kuşaklar. Sesleri daha gür. Apolitik derken bir ağacın etrafında orman olabiliyorlar, mizahın gücünü kullanıyorlar, bir bakıyoruz dansla, şiddete karşı duruyor ya da eğitimlerini feda edip hepimiz için eylem yapıyorlar. Dilleri, iletişim yolları bambaşka. Geleneksel liderler; sembolleşmiş eylemleri, kişileri ne denli yadsımaya, engellemeye, itibarsızlaştırmaya çalışsalar, bilimsel olguları inkar etseler, düşünceleri hapsetseler de içten içe biliyorlar ki, her geçen gün güç kaybediyorlar. Ve biliyorlar ki, bu devran illaki dönüyor.


IŞIMAMIZ LAZIM SÖNMEYE HAKKIMIZ YOK 

Akışa bırakamayacak kadar acil ve ciddi bu meseleler. Türkan Hoca’nın dediği gibi ışımamız lazım, sönmeye hakkımız yok. Gözlerimizi kaçırmadan bu kuşaklara karşılık vermeli, kendimize de daha yaşanır, huzurlu bir dünya ve dünya düzeni sağlamak üzere yola çıkmalıyız. 
Daha insani, daha adil, daha eşit, daha özgür, daha sorumlu, daha çevre dostu ve daha demokratik bir düzen için talepte bulunuyor, sorguluyor ve yılmazlıkla çabalıyorlar. Hiç şüphesiz ki, eğer karşılayabilirsek bu tutum ve irade bizlere kendimizi, yaşam şeklimizi temize çekme fırsatı da verecek, zaten bu yolda olanların da anlam arayışını ve faydalı olma misyonunu daha da güçlendirip derinleştirecek.

EN AZ BİR YOLDAŞI HAYÂLİNİZE ORTAK EDİN
Gözümüzde büyütmeden, ertelemeden niyet etmeyi, yeni yıl dileklerimizde kalbimize ne yakınsa o alanlara odaklanmayı, şimdi yeni şeyler söylemeyi, küçük küçük adımlardan bir dizi eylem planı yapmayı, yeni 10 yıl planlarımıza mesafe aldıkça kanatlanabileceğimiz hayâller katmayı, yalnız hissetmemek, arada yaslanıp güç almak için de en az bir yoldaşı hayâlimize ortak etmeyi teklif ediyorum.
Var mısınız? 
Kalbinizi çarptıranları, dokunduğunuz meseleyi, yarattığınız farkı, gün yüzü görmelerine destek verdiklerinizi eliniz değer de benimle de paylaşırsanız ben de dönem dönem ışıltıları dillendirir, yeni yüreklerin katılımına vesile olabilirim. Kendi adımlarımı, hayâllerimi paylaşmayı da borç bilirim. 
Sonrası gelir zaten! 
Dilerim eyleminiz bol, hayâlleriniz gerçek olur...

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.01.2020 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları