YÜKSEK TEKNOLOJİMİZİN ACINACAK HALİ

Yüksek teknolojiye ve eğitime yatırım yapıp dünya standartlarının da üstüne çıktığımız bir yıl geçirmek dileğiyle...

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2019’un son günlerinde 2018 yılı ürün istatistiklerini açıkladı. 2018’de 1 milyon 411 bin adet otomobil, 196 milyon 159 bin 813 ton hazır beton, 659 bin 688 ton margarin ve benzeri yenilebilir katı yağ, 8 milyon 472 bin 177 adet ev tipi buzdolabı ve dondurucu üretildi.

SATIŞLARIN YÜZDE 13.6’SI ANA METAL SANAYİ ÜRÜNLERİ
Girişimlerin, 2018’de ürettikleri ürünlerden yapılan satış tutarının yüzde 13.6’sını, ana metal sanayi ürünleri oluşturdu. Bunu yüzde 12.9 ile gıda sanayi ürünleri ve yüzde 10 ile motorlu kara taşıtı, treyler (römork) ve yarı treyler (yarı römork) imalatı takip etti. İstatistiklerle birlikte bir de “Sanayide teknolojiye göre üretimden satışlar” başlıklı grafik yayımlandı. İşin ayrıntısı, yani püf noktası da burada gizli. Grafiğin aktardığı bilgiye göre; yüksek teknolojide 9 yıldır patinaj yapıyoruz. 2012’de yüzde 3.6 olan yüksek teknolojinin payı, 2018’de yüzde 3’e geriliyor.


YÜKSEK TEKNOLOJİDE TİCARET AÇIĞI, 107.6 MİLYAR DOLAR 

Maalesef durum bu! Türkiye olarak, bir türlü yüksek teknoloji üretemiyoruz. Bunun için de ne yaparsak yapalım; kırılgan ekonomiler sınıfından çıkamıyor ve istediğimiz atılımı gerçekleştiremiyoruz. Mesela; Almanya’ya baktığımızda, yüksek teknolojinin ekonomideki payı yüzde 20’lerin üzerinde. Bu oran, İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı (OECD) üyesi ülkelerde ortalama 18, Avrupa Birliği'nde 16, Güney Kore'de 27, Çin'de ise 25...
Peki! O zaman gelin, bir de verilerin bize dönüşüne bakalım. 2013-2018 yılları arasında, Türkiye'nin yüksek teknolojili ürün ihracatı 25 milyar 826 milyon dolarken, bu kategoride yapılan ithalat, 133 milyar 459 milyon dolar. Yani Türkiye’nin 5 yıllık dönemde verdiği ticaret açığı 107 milyar 633 milyon dolar.
Teknolojik ürün ihracatına yönelik sağlanan destekler ise bu ürün grubunda ihracatı artırmaya yetmiyor. Aylık bazda özel durumlar hariç, yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracat içindeki payı yüzde 4'ün üzerine çıkamadı. 2014 yılında ihracat içindeki payı yüzde 3.4 olan yüksek teknolojili ürünler, 2015'te yüzde 3.6, 2016'da yüzde 3.5, 2017'de yüzde 3.4 ve 2018'de yüzde 3.3 seviyesindeydi.


GELİŞMİŞ ÜLKELER iLE MAKAS AÇILIYOR

Peki! Yıllardır aynı dertten muzdarip olmamıza rağmen neden bir türlü yüksek teknolojide başarıyı yakalayamıyoruz? Aslında cevap çok basit. Çünkü; yüksek teknoloji en yalın anlatımıyla emek, birikim ve yatırım istiyor. Üstelik bunları doğru bir şekilde devamlı yapmak gerekiyor. Diğer yandan, insana yatırım istiyor. Yani eğitim. Bu konu da bizim sınıfta kaldığımız alanların başında geliyor. Çocuklarımızı eğitip doğru yerlere yatırım yapamadığımız ya da yapmadığımız için, yüksek teknolojide bir türlü başarıyı yakalayamıyoruz. 
Yakalayamadığımız gibi aynı hataları da yapmaya ısrarla devam ediyoruz. Yüksek teknolojiye yönlendirmemiz gereken payları, inşaata dayalı ekonomiye yönlendiriyor, nitelikli nesilleri yetiştirecek kaliteli eğitimi sadece parası olanların karşılayabileceği bir lüks haline getiriyoruz. Hata üstüne hata yapmakla kalmıyor, bu hatalar üstünde diretiyoruz. Hal böyle olunca, her gelen veri bir öncekinden daha kötü oluyor ve gelişmiş ülkelerle aramızdaki makas her geçen gün artıyor. Umarım aynı hatalara, içine girdiğimiz 2020 yılında da devam etmeyiz...

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.01.2020 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları