SALGINLAR VE BAŞYAPITLAR

İnsan, doğa ile kurduğu bu tek taraflı, alan; ama asla vermeyen sömürgeci ilişkisini değiştirebilecek mi? Yoksa bir sonraki salgına kadar hayatta kalmanın verdiği direnç ile yaşadığımız korkunç zamanların ortaya çıkardığı yeni başyapıtlara bakarak hatırlamaya devam mı edecek?


Salgın olgusunun, çok da geçmiş zamanlara ait olmadığını unutuyoruz. Ortaçağ’da başlayan veba, tarihin en yıkıcı salgınlarından biriydi. Avrupa ve Asya’da, 200 milyon ölümle sonuçlandı. 1918’de İspanyol gribi, dünya çapında 500 milyon kişiye bulaştı. 100 milyon ölüm olduğu tahmin ediliyor. Ve bu, sadece 100 yıl önceydi. 1980’lerden beri 75 milyonun HIV virüsü ile enfekte olduğu, yaklaşık 32 milyon insanın hayatını kaybettiği belirtiliyor. Zirvesi ise yalnızca 30 yıl önce oldu. 

DOĞA İLE İLİŞKİDE “TAKAS” VE “ARMAĞAN” MANTIĞI!..
Salgınlar belirli aralıklarla dönüşüm geçirerek yayıldı ve küresel sağlık sorunları olmaya devam etti. Çünkü insan, özünde doğa ile bütün ilişkisinde “takas” ve “armağan” mantığını kendi lehine çevirmekten vazgeçmedi! Her şeyin, tüm hayvanlar ve canlıların kendisi için doğduğu fikrinden hiçbir vakit vazgeçmedi. Hatta bu sayede güç sahibi olduğunu düşündü. Yakın salgın tarihi, bu ilişki biçiminin kusurlu olduğunu hatırlatmaya devam etti; ama değişen bir şey olmadı. 
Aralık 2019’dan bu yana koronavirüs, 380 bin civarında -24 Mart 2020 itibariyle- kişiye ulaştı. 16 binin üzerinde insan yaşamını yitirdi. Dünyaya etkisini hâyâl bile edemiyoruz, hasarın boyutunu da öngörebilecek durumda değiliz. Ama bildiğimiz bir şey var; insanın doğa ile ve kendi cinsiyle geliştirdiği hatalı ilişkilerin bedelini, çok yüksek düzeyde ödeyeceğiz.


VEBA DOKTORU...

Bir süredir, salgınlarda ortaya çıkarılan, yaşam ve ölümün anlamını bize hatırlatan başyapıtlar üzerine kafa yoruyorum. Bunlar, COVID-19 nedeniyle artık kapalı olan dünyanın en büyük müzelerinin koleksiyonlarına dahil olanlar... Bu eserleri, insanların bilinçsizce ve düşüncesizce, birbirlerine ve doğanın kaynaklarına nasıl saygısızca davrandığına dair güçlü uyarılar olarak okuyorum. Her biri Paulus Fürst’e ait 1656 tarihli bir gravür: Doctor Schnabel (Dr. Gaga / Roma'daki bir veba doktoru)... Sergilendiği British Museum, 18 Mart’tan beri koronavirüs önlemleri nedeniyle kapalı. “Kara veba” Ortaçağ dehşeti olmaktan öte, sonraki dönemlerde de geri gelerek, 300 yıldan fazla bir süre Avrupa’da günlük yaşamın parçası olmuş. 

Korkunç salgınlar şehirleri periyodik olarak harap etmiş. Gravürde, 17. yüzyılda Fransa ve İtalya’da kullanılan koruyucu kostümün nasıl olduğunu görürüz. Bu, insanları dehşete düşürerek yaklaşmakta olan ölümün bir işareti olarak görülmüş. Ayak bileğine kadar uzanan palto, eldivenler, botlar, geniş kenarlı bir şapka... Kuş benzeri gagalı maske ise iki küçük burun deliğine sahip, güçlü kokuları tutan bir tür erken solunum cihazıymış. Amacı, hastalığın birincil nedeni olduğu düşünülen ve “miyasma” olarak bilinen zararlı buharı uzak tutmakmış. Bunu “mikrop” teorisi daha sonra elbette çürütmüş. 


MUNCH’UN “İSPANYOL GRİBİ İLE OTOPORTRE” TABLOSU

Edvard Munch, İspanyol gribi –İspanyol nezlesi- nedeniyle Norveç’teki evinde mahsur kaldığında, kendisini hasta yatağının önünde çizmiş. “İspanyol Gribi ile Otoportre” adlı tablosunda ince saçları ve solgun yüzüyle otururken üzerinde battaniyesini görürsünüz. Onun ölüme olan yakınlığı gösterme şekli beni çok etkilemiştir. 1919 yazında salgın sona ermiş, enfekte olanlar ya ölmüş ya da bağışıklık geliştirmiş. Sanat her zaman hatırlatıyor. Unutmaya eğilimli olan, biz insanlarız! 
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından “pandemi” olarak ilan edilen COVID-19, gündelik alışkanlıklarımızı da değiştiriyor. Virüsün yayılmasını önlemek için okula gitmiyoruz, evden ve esnek çalışma sistemine geçtik. Bireylerin sırtına yüklenen çok büyük bir toplumsal kontrol projesinin çalışanlarına dönüştük. ART BASEL HONG KONG

ARTIK ÇEVRİMİÇİ... 
Müzeler de belirsiz bir süre için kapanıyor. Kültürel ve sanatsal etkinlikler askıya alınıyor. Müzayede evleri ve galeriler kapandı; çünkü salgın bu etkinlik odaklı uluslararası pazarı da felç etti. Geçen yıl rekor ziyaretçi çeken Art Basel Hong Kong, iptal edilen ilk büyük küresel sanat fuarı oldu. Belirlenen tarihlerde tamamen çevrimiçi oluyor. Bu, sanat dünyasında yeni bir dönüşüme işaret olabilir. 

HİÇBİR ŞEY, ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK
Diğerleri gibi bu salgın da yaşamın her alanını yeniden örgütlememiz için bir baskı oluşturacak. Esas soru şu: İnsan, doğa ile kurduğu bu tek taraflı, alan; ama asla vermeyen sömürgeci ilişkisini değiştirebilecek mi? Hayvanların ve bitkilerin sadece kendisi için var olmadığını anlayabilecek mi? Yoksa bir sonraki salgına kadar, hayatta kalmanın verdiği direnç ile yaşadığımız korkunç zamanların ortaya çıkardığı yeni başyapıtlara bakarak hatırlamaya devam mı edecek?

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.04.2020 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları