ERKEK EVLATLAR BABALARI ÖLÜNCE BÜYÜR

Babamı kaybedeli 11 yıl oldu. Çok cesur adamdı. Doğru bildiğini söylemekten hiç çekinmezdi. Galiba, en fazla bu özelliğini aldım ve ona minnetrarım.

Ben, babamı kaybettiğimde büyüdüm. Annemi kaybettiğimde de yaşlandım belki...  Malatya’nın Darende ilçesinde doğan bir babanın, tek çocuğuyum. Üç kız evlattan sonra “Oğlu doğdu” diye babaannem, adağını yerine getirmek için yedi yıl kurban kesmiş. Babam; zeki ve çalışkan olacak ki, devletin parasız yatılı sınavına hazırlamış bir matematik öğretmeni. Darende’den sınavı kazanan iki çocuktan biri olarak, Afyon Ortaokulu’nda okumuş. Lisede İstanbul’a, Haydarpaşa Lisesi’ne nakil olmuş. İstanbul İktisat Fakültesi’ni bitirmiş. Üniversitede okurken Haydarpaşa Lisesi’nde konaklayabilmek için muallim muavinliği yapmış. Lise öğrencilerine akşam etütlerinde göz kulak olmuş. Velhasıl, Cumhuriyet, 1936 doğumlu bir Anadolu çocuğunun daha okumasına, yetişmesine imkân sağlamış. Bir insanın hayatını değiştirmiş...


ANNEME, HAYDARPAŞA LİSESİ’NDE AŞIK OLMUŞ

Annem, kökeni Aydın’a, hatta Girit’e kadar uzanan İstanbul Modalı bir ailenin kızı. Kadınların egemen olduğu, neşe içinde yenilip içilen; şehirli, keyifli bir aile... Ona babam, Haydarpaşa Lisesi’ne adım atar atmaz aşık olmuş; birinci sınıfta... On yıl boyunca peşinden koşmuş, daha da fazla... Rahmetli validemin de gönlü varmış ki, anneannemin tabiriyle “Ne doktorlara, ne mühendislere, kimlere kimlere varmamış” da kıvırcık siyah saçlı, yakışıklı genci beklemiş. Kendisi Sultanahmet’te İktisadi Ticari İlimler Fakültesi’ndeyken, İstanbul İktisat’ta okuyan bu gence, “Önce okulunu bitir” demiş. Sonra “Önce çalış, elin ekmek tutsun öyle” demiş. Girdiği işi güvenli bulmasa gerek ki, babamı Akbank’ın müfettişlik sınavına yönlendirmiş. Müfettiş olunca mazereti kalmayınca evlenmeyi kabul etmiş. 27 yaşındalarmış... 

İKİ FARKLI KÜLTÜRÜN ORTAK MEYVESİYİM 
Bunları neden mi anlatıyorum? Çünkü ben, çok zeki ve mert, tam bir Anadolu erkeği ile onu aklıyla ve şehirli görgüsüyle çok güzel yönlendiren, İstanbullu bir kadının ve onların dahil olduğu iki farklı kültürün ortak meyvesiyim de ondan... Beni bezeyen, zenginleştiren, büyüten ve farklı kılan kültür farklılığına da çok minnettarım. Aslında hiç kolay olmayabilecek bir evlilik; karşılıklı saygı, sevgi ve anlayışla pek de güzel oldu. Babam memleketini, insanlarını çok severdi, yüreği onlar için çarpardı; ama düşünce yapısı ve hayata bakışı şehirliydi. Bunda annemin ve ailesinin çok etkisi vardı muhakkak; ancak esas olan, babamın aldığı eğitim ve tabi ki karakteriydi. Sözünü, fikirlerini hep dinlediği, her önemli hususta muhakkak istişare ettiği annemin aklına, herkesten fazla güvenirdi. 


ÇOCUKLAR GİBİ SEVİNİRDİ...

Babam vicdanlıydı; çok sert ve çok prensipli, aynı zamanda çok duygusal ve yumuşaktı. Cumhuriyet’in ilkelerine bağlı bir Atatürk çocuğuydu. Samimi olarak dindardı. Maneviyata, dinin güzelliğine dair her şeyi ondan öğrendim. Ondan kalan bu miras ile, Türkiye’nin bu zorlu yıllarında, bir hukukçu olarak, hukuki doğruları çekinmeden söylerken, muhalif görüştekileri “dinsiz”likle yaftalamaya meraklı olanlar (!) karşısında, çok daha güçlü bir şekilde duruyorum. Bana sureleri çocukken, her Ramazan ezberlediğim dua başına oldukça yüklü bir bahşiş vererek öğretti. En uzunlarını ise Ankara-İstanbul karayolunda, arabada birlikte tekrarlayarak... Bu arada yol üzerinde yeni açılan bir fabrika görünce, “Memleket bir sanayi kuruluşu kazandı” diye, çocuklar gibi sevinirdi.

İŞ HAYATININ 18 YILINDA “GENEL MÜDÜR”LÜK YAPTI 
Mesleğine Akbank’ta “müfettiş” olarak başladı. Akbank İç Anadolu Bölge Müdürü oldu. 1980 İhtilali sonrasında atandığı Vakıflar Bankası’nda, 9 yıl gibi, kamu bankaları için rekor sayılan bir süre “Genel Müdür” olarak görev yaptı. Ardından Tütünbank ve Egebank Genel Müdürlükleri’ni üstlendi. İş yaşamının 18 yılında “genel müdür” olmak üzere, hayatı boyunca çalıştı. Egebank’ın satışından iki sene sonra TMSF, bankaya el koyduktan sonra da, son on yılını TMSF’nin açtığı onlarca davayla mücadele ederek geçirdi. Hepsini de kazandı. Hissedar olarak çekmediği kalmadı. 1999’da, 71 yaşındayken vefat etti. Bu satırları okuyan pek çok yaş almış olan iş insanı, babam Mehmet Sami Erdem’i tanıyacaktır... 


BANA ÖĞÜDÜ...

Çalışarak, didinerek geçen yıllar içinde işini severek yaptı; ancak oğlunun ne iktisat okumasını istedi ne de bankacılık yapmasını... İstanbul Hukuk Fakültesi’ni kazandığımda benimle neredeyse iki ay konuşmadı. Zira, Tıp Fakültesi’ne girmemi istiyordu. Sonra İstanbul’a kayıt olmaya gelirken beni karşısına aldı ve “Çok ulvi bir mesleği kazandın; ancak yetmez. Madem ki hukuka girdin, o halde çalışıp fakültede asistan kalacaksın. Bu ülke, insanı bir günde vezir eder, sonra kaldırır bir günde yere çalar, rezil eder. Bu ülke, başbakanını asmıştır. Ama bir kere hoca olursan kimse elinden o unvanı alamaz. Ölene kadar profesör olarak kalırsın” dedi. Bu sözleri hiç unutmadım, hatta TMSF yıllarında çok andım...

HER DAİM, GENÇLERİN EĞİTİLMESİNE ÖNEM VERDİ 
Ömrü boyunca, çok sevdiği anneme hep kıymet verdi. Hem güçlü hem de yumuşak olabileceğini gösterdiği bir erkeğin, eşine nasıl saygı duyacağını ondan öğrendim. Kanserle ve TMSF ile boğuştuğu son on yılında bile, bir kez olsun bizleri üzmeyen bir babanın oğluyum ben. Aileyi korumayı ve her şeyin önünde tutmayı öğretti. Eli açıktı. Memleketi Darende’ye, babasının adına cami inşa ettirdi. Beşiktaş Ihlamur’da, 16 yaşından beri aşık olduğu annemin adına bir “Anadolu Lisesi” yaptırdı. İkisi de her daim eğitime, gençlerin eğitilmesine önem verdi. Vefat ettiği yıl, burs verdiği lise ve üniversite öğrenci sayısı 180’i bulmuştu. Devletin, kazandığı sınavın ardından kendisini parasız okutmasının karşılığını böyle ödüyordu. 

İNSANIN BABASINI ANLATMASI BİTER Mİ? 
Erkek evlatlar ile babaların arasındaki ilişki, çoğu zaman öyle karmaşıktır ki, kolaylıkla çözülmez. Her baba-oğul ilişkisinden bir dolu hikâye çıkar. Bizimki de böyleydi. Güzel başladı ve güzel bitti. Aslında daha da bitmedi. Zira, babalar da aynı anneler gibi tende ölür; ama canda ölmez. Sevgileri sürdükçe yaşarlar. Bana insanlığı, dürüstlüğü, kadına saygıyı, evladı korumayı, dinimi, vatan millet sevgisini aşılayan rahmetli babam olmak üzere, bütün babaların “Babalar Günü”nü kutluyorum...

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.06.2020 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları