ÇAĞ TUFANI...

Bu salgın kendi sanatını da oluşturacak mı bilmiyoruz; ama belki de tarihin kırılma noktalarından biri olacak bu pandemi sonunda üretilecek işlerin çok ilginç olacağı kesin...


BİTKİLERLE UĞRAŞMAYI ÇOK SEVİYORUM 
Karantina günlerini nasıl değerlendiriyor?

Kısıtlamalardan kısa bir süre önce diz operasyonu geçirmiştim. İyileşme sürecindeydim. Sokağa çıkma yasağı gelince de, yeni projelerim için yaptığım okumaları aksatmadım. Sağlığım el verdiği ölçüde kurallara uyarak atölyeme gelip çalıştım. Klasik filmleri tekrar izledim ki, uzun zamandır bunu istiyordum. Farklı dünya mutfaklarından yemekler yapmayı, damak tadıma göre yorumlamayı seviyorum. Vaktimin çoğunu evde geçirdiğim için, neredeyse her gün farklı bir şey denedim. Beslediğim bitkilerimi daha da çoğalttım. Kedilerimle daha çok ilgileniyorum. Lisa’nın beş tane yavrusu var, onların büyüme aşamalarını yakından takip ediyorum. 


DAHA ÇOK OKUYOR, DÜŞÜNÜYOR VE TASARLIYORUM 
Salgın sürecinde neler üretiyor?

Herkesin farklı bir duygusal dünyası var ve her birimiz, bu zorlu süreç ile farklı şekillerde mücadele ediyoruz. Daha çok okuyor, düşünüyor ve tasarlıyorum. Bronz heykeller çalışıyorum. Tuval ve seramikler işlere devam ediyorum. Eser arşivimde yeni bir döneme işaret edecek eserlerin altyapısını çalışmaya başladım. Adı “Çağ Tufanı” olacak. Yeni bir şeyler üretebildiğim bir dönem... 

KÜRESEL SALGIN, SANAT DÜNYASINI ETKİLEYECEK 
Dünya genelinde, galerilerin üçte birinin 2020 sonuna kadar kapanabileceğini söyleyen yazılar okuyorum. Sanat piyasası geri dönse bile, çok daha küçük bir pazar olacak. Sonsuz genişleme, mega koleksiyonerler, astronomik satışlar... Bu dinamikler zaten sürdürülebilir değildi. Azın çok ve değerli olduğu bir sürece gireceğimizi düşünüyorum. Dünya savaşları ve küresel tehlikeler gibi geçmişin büyük travmatik olaylarına baktığımızda, sanatçıların bunlara hep bir yanıtı vardır. 


PEK ÇOK KEDİ SAHİPLENDİM 
Ahmet Güneştekin’in “İnsan Dostlar”ı...

Pek çok kedi sahiplendim. Hepsini çok sevdim; ancak bazıları biraz daha özel oldu. Bunlardan biri de Pablo’ydu. Bana geldiğinde avuç içi kadardı. Çok uysaldı ve kendisini sevdiriyordu. Laboratuvar üretimi bir cinsti. Hem kalp hastasıydı hem de sürekli eklem ağrıları çekiyordu. Çok hassastı. Çok sayıda operasyon geçirdi. İyi veterinerlerin denetiminde olmasına rağmen zor bir hayatı oldu. Dört yaşında kaybettik. İlgi gören, farklı fiziksel özelliklerini genetik deformasyon sonucu kazandıkları için acı çeken canlıların varlığıyla bir pazar oluşturulmuş durumda! Bu gerçekten çok üzücü. O yüzden Pablo ile yaşadıklarım, sonradan farkında olduğum şeyler çok üzücüydü. 


MONA, LİSA’YI BİR TÜRLÜ KABULLENEMEDİ 

Mona’yı, Pablo yaşarken sahiplendim. Mona, sarman cinsi bir sokak kedisi. Annesi arabanın altında ezilmiş, kardeşleri açlıktan ve susuzluktan ölmüş. Henüz gözleri açılmamıştı. Zayıf düşmesine karşın, veteriner desteğiyle hayata tutundu. Bunda en büyük katkı Pablo’ya da aittir. Mona büyüdükçe bana inanılmaz derecede düşkün oldu. Her şeyi bendim. Mona’ya kardeş olarak gelen Lisa, henüz bir buçuk aylıktı. “İki kedinin savaşı” diyebileceğim çok zorlu ve maceralı bir süreçti! Mona, Lisa’ya sert davranıyordu, ben de korumak için geceleri Lisa’yı odama alıyordum. Mona ve Pablo da salonda uyuyordu. Pablo ağırbaşlı olduğundan durumu kolayca kabullendi; fakat aynı şey Mona için geçerli olmadı. Hem bana küstü hem de fırsat buldukça Lisa’ya saldırdı. Mona belirli aralıklarla evi terk edip dönüyordu. Pablo sürekli ikisini ayırmakla meşguldü. Bu konuda Pablo’ya güvenebileceğimi biliyordum. Bu böyle, yaklaşık bir ay sürdü. Aynı yerden mamalarını yemez, sıralarını beklerlerdi. Yine de güçlü olduğu için öncelik Mona’daydı. 


BİR İNSAN GİBİ HATALARINI FARKETTİ 

Bir süre sonra en şiddetli kavgalarını ettiler ve Mona yine gitti ki, bu sefer Lisa’ya zarar da vermişti. Geri geldiğinde hiç tereddüt etmeden içeriye aldık. Bir insan gibi, hatalarının farkına varmış ve pişman olmuş bir haldeydi. Sokak yaşamı zordu tabi... Çok durgun ve sessiz birkaç hafta geçirdik. Aynı ortamdayken benim görmemi sağlayacak şekilde Lisa’ya sokuluyordu. Lisa doğal olarak ona güvenmiyordu, ürkekti ve sürekli kaçma eğilimindeydi. Yaklaşık on gün sonra hayâl ettiğim manzarayla karşılaşmıştım. Lisa ve Mona, birbirine sarılarak terasta uyuyordu. Bu beni ve elbette Pablo’yu çok mutlu etmişti. Çok iyi arkadaş olmuşlardı sonunda... Müthiş bir arkadaşlık ve dostluk oluştu aralarında, artık birbirlerini temizleyip uyuyorlardı. Pablo’nun mutluluğu çok uzun süremedi. Bir sabah geldiğimde Pablo ölmüştü, Mona ve Lisa, birlikte onun başında bekliyordu. Benim için çok acı bir gündü....

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.06.2020 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları