NORMLARIN DEĞİŞTİĞİ BİR DÜNYADA DEĞERLER İLE YÖNETMEK

Her kriz, iyi yönetildiği takdirde bir fırsat, kendi haline bırakıldığı ve kötü yönetildiği takdirde de tehlike içerir. WInston ChurchIll de belki bunu düşünerek "İyi bir krizi asla ziyan etmeyin" demiştir.

Pandeminin neden olduğu kriz süreci, hem kurumlar hem de çalışanlar açısından tehdit edici ögeler içerdiği gibi aynı zamanda fırsatlar barındırmaktadır. 

KRİZ, DUYGUSAL NİTELİKLERİ AĞIR BASAN BİR SÜREÇTİR 
Kurumsal düzeyde bakıldığında, hızlı ve acil çözümler üretmek zorunluluğu, bir zaman baskısı doğurur. Bu tür krizler, yarattığı maddi sonuçlardan çok, duygusal yönü açısından insanları ve kararları etkiler. Bu nedenle kriz, duygusal nitelikleri ağır basan bir süreçtir. Yöneticilerin ehliyetine ve kişisel olgunluk düzeyine bağlı olarak kurumlarda farklı duygular ve değişiklikler de yaşanır.
Bir kurumun dış dünyadaki zorluklarla mücadele edebilmesi için, her şeyden önce iç dünyasında güçlü olması gerekir. Korona döneminde yönetimlerin tutumu, çalışanların duygu durumunu ve ruh halini belirledi. Örneğin; sık ve verimli toplantılar yapan ekiplerde belirsizlik ve dedikodu olmadı, verimlilik azalmadı, hatta bazılarında yükseldi. Buna karşılık yöneticilerin kendi kaygılarını yönetemedikleri ekiplerde baskı, güvensizlik ve belirsizlik egemen oldu ve doğal olarak verimlilik de düştü. Kısaca söylemek gerekirse bu, kişisel ve kurumsal değerlerin sınandığı bir dönem oldu.


ORTAK DEĞERLERDEN ORTAK HEDEFLERE...

Değerler, yaşamak için kurallar ve kararlar için pusuladır. Belirli bir sonucu elde etmek için izlenecek yol konusunda en derinde yatan inançlardır ve davranışlarla dünyaya yansır.
Paylaşılan değerler, güven oluşturur. Böylece ortak paydayı oluşturan bir topluluğun meydana gelmesi mümkün olur. Bir kurumun gücü, o kurumda çalışan bireylerin paylaştıkları ortak değerlere olan bağlılıklarıyla ölçülür. Böyle bir kurumda etkili bir liderin altında ona ve kurumun misyonuna bağlı yöneticiler, işlerine ve kuruma adanmış çalışanlar vardır. Değerler, uyum ve birlik sağlar ve böylece ortak hedeflere hızlı ve etkili bir biçimde ulaşmak mümkün olur.
Eğer paylaşılan ortak değerler yoksa, insanlar birbirine ve kuruma aldırmaz, birbirlerinin ve kurumun sorunlarına kayıtsız olurlar. Kimse hayatının sonuna kadar 2020 yılının nisan ve mayıs aylarını unutmayacak. Çalışanların anlamsal hafızalarında olumlu veya olumsuz yer etmek, liderlerin tercihleriyle belirlenmiş olacak. Yöneticilerin kendilerine “Ekibime güven mi aşıladım, yoksa kaygı ve güvensizlik mi?” sorusunu sormaları gerekecek.

ÖNLEM TERCİHİNDE “KÜLTÜREL ENTROPİ” RİSKİ
Dış dünyadan kaynaklanan tehdidin artığı kriz zamanlarında beklenen, çalışanların enerji ve yaratıcılıklarını en üst düzeyde işe koymalarıdır. Ancak krizler, aynı zamanda bireysel kaygı ve endişelerin ağır bastığı dönemlerdir. Çalışanların enerjisinin kişisel kaygılara ve iş dışında konulara dağılarak boşa harcanmaması gerekir. Bu sebeple, yönetimler açısından bu dönemde maliyet azaltıcı önlemler alırken çok dikkat etmeye ihtiyaç vardır.
En sakıncalı uygulama, harcamaları azaltmak için insanları işten çıkarmaktır. Bu durum, kurumun entelektüel sermayesinin ziyan olmasına ve kurumsal bağlılık ve insan kaynakları politikalarına yapılan yatırımın boşa gitmesine neden olur. Bu tür tedbirlerin sonucunda, çalışanların motivasyonları düşer, zamanlarını dedikodu, kaygı, kuruma ve yöneticilerine karşı kızgınlık yüklü konuşmalar yaparak geçirirler. İç çekişme, suçlama, dedikodu vb. davranışlar, kurumun potansiyelinin sınırlanmasına ve engellenmesine yol açar. Buna “kültürel entropi” denir.
Ekonominin daraldığı ve işlerin iyi gitmediği zamanlarda müşteriler de, çalışanlar da gelecekleriyle ilgili endişe duyarlar. Bunu azaltmanın yolu, açık olmaktan geçer. Çalışanları, kurumun durumu ve ekonomideki gelişmelerin muhtemel etkileri konusunda, ümitsizlik ve karamsarlık yaratmadan bilgilendirmek gerekir. Çalışanların kaygılarının yatıştırılması için iletişimin sürdürülmesi önemlidir.

SONUÇ:
Bir kurumun iç dünyasında güçlü olması demek, değerlere dayalı bir kültüre sahip olması demektir. Buralarda çalışanlar, enerjilerini insan ilişkilerinden kaynaklanan gerginlikleri çözmeye veya kendi yarattıkları sorunlarla uğraşmaya ayırmazlar. Enerjimizi nereye koyarsak, hayat orada gelişir. Bu süreçte de “Şu anda iyi olan ne?” sorusunu soran ve enerjisini sahip olduğu değer ve kaynaklar üzerine odaklayanlar öne geçecektir. Bu kişiler üstlerine düşeni yapıp, kendilerinden de bir şey katanlar olacak ve kazançlı çıkacaktır. Buna karşılık şikâyet eden, hatalara odaklanan, dedikodu yapan, olumsuz konuşan ve girdikleri ortamın havasını zehirleyenler kaybedenler listesine yazılacaktır.

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.07.2020 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları