MİLLET DOLAR İLE ALTINI NE YAPSIN?

Ben, iktisat biliminden anlamayan bir hukukçu olarak böyle konuşmaya utanırdım. Anlaşılan o ki, hükümet de yandaş medya da utanmaz oldu!..

Uzun bir aradan sonra “Ne yazsam?” diye düşündüm... Karar vermek kolay olmadı. Hele de, Business Life ekonomi dergimizde köşesi olan benim gibi bir hukukçu için... Ancak konuların içinden birisi var ki, insana kendini yazdırmak için ışıl ışıl parlıyor! Hem de ekonomiyle ilgili. Üstelik de hukukçu, sade bir vatandaş olsam ve kendi aile ekonomim dışında ekonomi bilimiyle haşır neşirliğim olmasa bile anladığım bir konu.
Vatandaş doları ne yapsın? Buyurun size, benim de anladığım bir ekonomi konusu...

ADIMIZ “MUHALİF HUKUKÇU”YA ÇIKMIŞ YA... 
Sayın Maliye Bakanımız, CNN Türk’ün güzide anchormani (!) Ahmet Hakan ile naif sorularla bezeli bir söyleşi gerçekleştirdi. Ahmet Hakan’ın, Bakanı adeta sıkıştırmak amaçlı acar bir gazetecilik sorusu olan “Dolar yükselince telaşlanıyorum, endişelenmeli miyiz?” sorusuna, çok açık ve net bir şekilde “Dolarla mı maaş alıyorsunuz, dolar borcunuz mu var, dolarla bir işiniz var mı?” şeklindeki cevabıyla, en başta Ahmet Hakan olmak üzere bütün yüreklere su serperek, vatandaşın telaşlanmaması gerektiğini söyledi! Adımız “Muhalif hukukçu”ya çıkmış ya... Nedense, herhalde benim içimin fesatlığından (!) olsa gerek, bu cevap beni hiç tatmin etmedi.


SAYIN BAKAN KUSURA BAKMASIN 

Allah’a bin şükür; dolarla borcum yok. Maaşı da dolarla almıyorum. Devlet henüz üniversite hocalarına maaşı dolarla vermiyor! Sayın Bakan kusura bakmasın, buna şükredemeyeceğim. Zira dolar artınca “Keşke maaşı dolarla alsaydım” diye insan kafasından bir geçirmiyor değil! Fma bu kafa karışıklığı muhakkak ki yine benden kaynaklanıyor! Sade vatandaşın eminim ki kafası karışmıyordur!

DOLAR İLE SADECE ZENGİNLERİN Mİ İŞİ OLUR? 
Dolarla işi olanlar düşünsün, doların artışını değil mi? Onlar da Mercedes marka otomobile binen, yatı-katı olan kötü zenginler zaten. Doların artışından şikâyet edenler hep onlar! Bakan’a göre sadece zenginlerin dolarla işi olur, sade gariban vatandaşın olmaz! Sayın Bakan’dan önce de Akit Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ali Karahasanoğlu kamuoyunu hazırlamak amacıyla demişti ki: “Çeyrek altın nedir? Yenilir mi, içilir mi? Kahvaltıya oturduğunuzda yiyeceğiniz peynir, içeceğiniz çay, katığınız ekmeğin yerine geçer mi? Altın ile mi doyuyoruz, yoksa ekmek, peynir çay ile mi? Öyle bir algı oluşturuluyor ki, sanki toplum sabahtan akşama altın alıp altın satıyor. Bize ne kardeşim altının fiyatı artmış ise...”
Gördüğünüz üzere, Maliye Bakanı ile hükümetin en hararetli destekçilerinden biri olan Akit Gazetesi aynı dilden konuşuyor. Vallahi de billahi de her ikisi de yanılıyor. 


BU MİLLET, ALTIN FİYATINDAN ÇOK GÜZEL ANLAR! 

Ben hukuktan anlarım, ekonomiden değil. Sade gariban vatandaş da, “Akşama çoluğa çocuğa, toruna ne bulup da pişireceğiz?” derdindeki Ayşe Teyzem de, aynı benim gibi iktisat biliminden anlamaz. Fakat adım gibi eminim, bu millet altın fiyatından çok güzel anlar. Hele çeyrek altının fiyatından pek güzel anlar! Bu millet, düğününde, derneğinde kardeşine, akrabasına, konu komşuya bir çeyrek altın takmaya alışkındır. Şehirdeki Ayşe Teyze ile Ali Amca da alışkındır. Köydeki Hatice Nine ile Mahmut Emmi de alışkındır. 
Hatice Nine, daha gelinlik kız iken, babası onu Mahmut Emmi’ye verir. Nikahı kıyılır iken, mehir bedelini altın ile tespit eder. Kına yakılırken, kaynanası avucuna bir altın lirayı kınanın üstüne koyup da sarar. Everdiklerinde, Mahmut Emmi, Hatice Nine’nin başının tülünü açarken, boynuna altın kolyesini takınca yüzünü gösterir. O Hatice Nine ki, yıllar geçip yaş aldıkça, kollarına taktığı altın bilezikleri kötü günün güvencesi diye sıralamıştı. Kocasının işi bozulunca, oğluna gelin bakma yaşı yaklaştıkça, o bilezikler teker teker kolundan çıkıp bozdurulup ihtiyaçları karşılamıştı.

SİZLER NE DİYORSUNUZ BEYLER? 
Güya halkın en millisinin, en yerlisinin, en dindarının, en Anadolulusunun temsilcisi olduğu iddiasındaki beyler!.. Siz bu kadar mı unuttunuz bu milleti ki, vatandaşın dolardan, çeyrek altından anlamadığını sanırsınız! Bilmez misiniz ki, benim Ayşe Teyzem, Hatice Ninem; yeğenine, komşusuna düğününde, derneğinde bir çeyrek altın takamamayı zul görür. Boynu bükülür, utanır. Ayşe Teyze ile Ali Amca emekli maaşlarından biraz artırıp da bir köşeye koyduklarında, üç-beş kuruş dolar ya da bir çeyrek altın alıp yastığının altına koymayı bilmez mi zannedersiniz? En sevdiğine bir çeyrek altın olsun hediye edemiyorsa ve fiyat artışı artık onu takamayacak hale getirmişse, bunun sebebinin kim olduğunu da anlar. 
İşte o “Bilmez” ve “Ne işi var dolar ile çeyrek altının fiyatının yükselmesiyle?” dediğiniz sade vatandaş, iktisat bilimini bilmez; fakat evinin ekonomisini, sizin ülkenin ekonomisini bildiğinizden daha iyi bilir. Mutfağındaki tencerenin kaça kaynadığını, o tencere “Kaynasın” diye her ay artan fahiş zamlarla ödeyemez duruma geldiği doğalgaz, elektrik faturalarının doların artışı ile doğrudan orantılı olduğunu da sizden daha iyi bilir. Her gün kalabalıklar içinde sıkışarak bindiği toplu taşıma ücretlerinin yükselmesinin nedeninin de doların artışından kaynaklandığını bilir. Hatta soğanı, eti, peyniri yurt dışından ithal edip çarşıya dolarla getirdiğinizi de bilir! 

EN ACISI NEDİR, BİLİR MİSİNİZ? 
Bana göre en acısı, 20 yıllık iktidarın sonunda gelinen bu vurdumduymazlıktır. Ekonominin çok kötü olduğunu bile bile, yandaş medya ve sayın Maliye Bakanı’nın ortak bir dil ile fakir vatandaşların artan dolar veya çeyrek altın fiyatı ile ne işi olduğunu sorgulamalarıdır.
Ayşe Teyze ile Hatice Nine’ye, Ali Amca ile Mahmut Emmi’ye en ağır gelecek olan, kendilerine hitap eden bu üstten ve onları küçümseyen dildir. 
Doğrusu bu ya... Ben, iktisat biliminden anlamayan bir hukukçu olarak böyle konuşmaya utanırdım. Anlaşılan o ki, hükümet de yandaş medya da utanmaz oldu!..

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.09.2020 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları