DEHALAR HANGİ SINIFTAN ÇIKAR?

Yayın hayatına başladığımız günden bu yana, sektör ne kadar çarpık ilişkiler içinde olursa olsun biz; kin, gurur, mübalağalı hırs ve hasedin aksine "vicdanlı, mütevazı ve adil" bir yayın politikası izledik. Üslubumuzun ve zihniyetimizin tetkikini, en iyi iş ortaklarımız yapacaktır.

Bir insana yakışan en güzel ve en sihirli vasıflar tevazu, vicdan ve adil olmaktır. Çağımız nesline mensup bireylerin, teknolojik gelişmelerin çarkında mübalağa edilesi boyutlara ulaşmasa bile, bu tür hasletlere mesafeli noktada olduklarını gözlemliyorum. Ticari hayatın acımasızlığının, cılız kuvvetleri affetmediğinin elbette farkındayım. Yukarıda bahsi geçen üç insani yapıya sahip olmanın, unvan ve liderlik yapılarımıza halel getirmesinin, aksine saygınlığımızı artıracağına inanıyorum.

AHMAK DEĞİL, AKLISELİM...
Sesi, iş gücü ve stresten alevler saçan bir lidere mi, yoksa sıcak ve munis tavırlarla komuta ettiği insanları sevk ve idare edebilen ahenkli insana mı hürmet daha fazladır? Suistimale açık bir konudan bahsettiğimin farkındayım. Dikkate değer kabul etmediğim bazı kesimlerin, bu duruma taktığı “Ahmak” lakabının tersine, ben “Aklıselim sahibi” kişilik tarifini benimsiyorum. Yeryüzünü ve sosyal dokuyu şekillendiren kişiliklerin de bu vasıfları taşıyanlar olduğuna inanıyorum. Dehalar da işte bu sınıftan çıkıyor.

"KÖYLÜ AZ BİLE HAKARET ETMİŞ"
Düşünün;
Savaştan çıkmış, koskoca bir devlet kurmuş Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e, Anadolu'da bir köylü hakaret eder ve dava açılır. Konu Ulu Önder'e kadar gider. Atatürk, "Ben ne yapmışım ki ona?" diye sorar. "Gazete kâğıdı ile sardığı sigarayı yakarken kâğıt tutuşmuş ve sinirlenmiş efendim" cevabını verirler.
Atatürk “Siz hiç gazete kâğıdı ile sigara içtiniz mi?” der ve devam eder... "Ben Trablus’tayken içmiştim, bilirim. Pek berbat şeydi. Köylü bana az bile hakaret etmiş. Siz bunun için mahkemeye vereceğinize, ona insan gibi sigara içmeyi sağlayınız!” talimatını iletir.

HUSUSİYETİN SIRRI MANEVİ GERÇEKLİKTE
İşte benim bahsettiğim “Tevazu, vicdan ve adil olma” anlayışı... Sonsuzluğun ufuklarında yıllar geçse bile, parıl parıl parlayan ve hayret uyandıran liderliğin altında yatan evrensel düşünce yapısı tam da budur. İzahı bile kabil olmayan güce ve dünya görüşüne sahip olup, kuvvetinin cinsini bir kenara bırakarak, nahoş şekilde bile olsa bir köylünün talebine “tevazu, vicdan ve adil olma” seciyeleriyle çözüm üreteceksin. Bu hususiyetin sırrı da zaten, maddi hatlardan ziyade manevi gerçeklikte gizli.

AHLÂKİ YAPIMIZI İŞ ORTAKLARIMIZ BİLİR
Yayın hayatına başladığımız günden bu yana, sektör ne kadar çarpık ilişkiler içinde olursa olsun biz; kin, gurur, mübalağalı hırs ve hasedin aksine “vicdanlı, mütevazı ve adil” bir yayın politikası izledik. Üslubumuzun ve zihniyetimizin tetkikini, en iyi iş ortaklarımız yapacaktır. İş birliği içine girdiğimiz firma ve yetkilileriyle aynı ahlâki yapıya sahip olmayı da kendimize büyük şans addediyoruz. Sözün ahenkli kudretinden karşılıklı feyz alıp, mecmuamızı şekillendiriyoruz.

MEHMET T. NANE'NİN GÖZYAŞLARI UNUTULUR MU?
Tanıştığımız ve çalıştığımız liderlerin, sınıf farkı gözetmeksizin insanlara eşit mesafede duruşu, bizlerin de işini kolay kılıyor. Bu ay "İş Dünyasına Yön Veren 50 CEO" araştırmamız oluşurken hiç zorlanmadık. Listeye seçilen CEO'ların ortak özelliğinin “mütevazı, vicdanlı ve adil” olduklarına şahitlik ettik. Bu yıl zirveye yerleşen Pegasus Hava Yolları Genel Müdürü Mehmet T. Nane'nin, ülke insanı ve çalışanları için sessiz lügat şeklinde döktüğü gözyaşını unutmak mümkün mü? Hakeza, birbirinden kıymetli 50 CEO'nun, en müşkül anlarda bile hayret verici bir sabırla ve azami titizlikle birçok insana örnek olacak şekilde iş dünyasının zirvesinde bulunmasını ayakta alkışlıyoruz...
 

SEYFETTİN BAYRAM
BUSINESS LIFE GENEL YAYIN YÖNETMENİ

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.10.2020 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları