BIDEN, YAPTIKLARINDAN MESUL TUTULABİLİR Mİ?

"Meseleyi büyüt ki, herkes bir parçası olsun" şeklindeki bu diplomasinin fayda getirmediğini tüm dünya anladı; ama Amerikalılar anlamamış gözüküyor!

Sosyal medyada bir mesaj paylaştım. Aslında birçok kişinin hislerine tercüman oldum. Tabi eleştirenler de oldu; ama alıştık bu tepkilere... Mesajım şuydu: “Bir önceki Amerikan Başkanı, iş adamı görünümlü cahildi! Yenisi, özgürlükçü görünümlü cahil! ABD’yi, son yıllarda akıl sağlığı olmayanlar yönetmeye başladı. Metin hem saldırgan hem  de safsatayla dolu. Aklı başında olmayan biri için hazırlanmış besbelli. ABD Başkanları piyon olmuş...”

LOBİLERİN SÖZÜNDEN ÇIKMAYACAK BİR PİYON! 
Kastımı şöyle ifade edeyim... Trump'ın bezirgan kıvamındaki siyaseti, bazı meseleleri çözümsüz bırakırken, yepyeni meseleler de yarattı. Kudüs ve Golan kararları gibi... Biden ise Afrikalı Amerikalıların haklarından kadın haklarına kadar, özgürlükçü çizgide bir siyasetle iktidara gelip, lobilerin sözünden çıkmayacak bir piyon olduğunu gösterdi! Seçim kampanyasında unutkanlıkları ve uçak merdivenlerinde sürekli düşmesi gibi anları göz önüne aldığımızda, yaptıklarından mesul tutulamayacak şartta olduğu da söylenebilir!

BİLGİDEN YOKSUN CAHİLCE BİR METİN

Açıklama metninde “Türkleri değil, Osmanlıları suçluyoruz” anlamında zorlama ve safsata cümleler var. Hatta bunun için ‘İstanbul’ demek yerine, 1453'te değişmiş olan ismi kullanarak ayrı bir cahillik örneği gösterilmiş! Neresinden bakılırsa bakılsın, aklı başında bir insanın imza atacağı bir metin değil. Demek ki, bundan sonra başka ülkelerle alakalı da böyle bilgiden yoksun, cahilce metinler kaleme alınacak.
Şunu da hatırlatayım... Biden’ın, bir gazetecinin “Putin katil mi?” diye yönelttiği soruya, kafa sallayarak bir söz mırıldanması da dikkat çekiciydi. Putin buna “İyi sıhhatte olsunlar’ kıvamında bir cevap verdi. Özetle, herkesin, Biden'ın yönetme yetisiyle ilk günden beri fikri sabit!

DIŞ SİYASET TASARIMI OBAMA-CLINTON KARIŞIMI
Biden, Obama-Clinton karışımı bir dış siyaset tasarımını ortaya koyuyor. “Meseleyi büyüt ki, herkes bir parçası olsun” şeklindeki bu diplomasinin fayda getirmediğini tüm dünya anladı; ama Amerikalılar anlamamış gözüküyor. Maalesef rakip, Trump gibi çapsız ve başarısız bir kişi olunca, bu anlayış galip geldi. 

OLANLARI, TWEET ATARAK DEĞİŞTİREMEYİZ!
Elbette bizim de büyük hatalarımız var... ABD-Türkiye arasındaki ilişkileri sadece başkanlar üzerinden yönetmek gibi bir kolaycılığın içine düştüğümüz için, Trump'ın kaybedeceğini de göremedik! “Biz” diyorum; çünkü devletimizden bahsederken böyle yazmayı tercih ediyorum. Maalesef, dış politikamız konusunda uzmanlar çok sayıda uyarı yapıp “Kamu diplomasisi böyle olmaz” derken, biz de iktisatçı olduğumuz için dış ticaret diplomasisiyle ilgili hataları sürekli dile getirdik. Açıkçası birkaç devlet görevlisi ya da bakanın temasıyla diplomasi oluşturulmaz. Tweet atarak da olanları değiştiremeyiz. 

ÜLKELER, BİNALARIYLA DEĞİL İNSANLARIYLA YÜKSELİR!
İyi İngilizce bilen; ancak aynı sözleri tekrarlayan danışmanları televizyona çıkarıp konuşturmanın yarar sağlamadığını gördük. Türkiye'nin ve ABD'nin önde gelen insanlarını; kongre, eyalet meclisleri, sivil toplum kuruluşları, yardım kuruluşları, yerel medya, ticaret ve sanayi örgütleri, sanat ve kültür dünyası ve spor dünyası çerçevesinde kamu diplomasisi için kullanmadıkça, ülkemizin kendini doğru şekilde anlatabilmesi imkân dahilinde değil. Ülkelerin binalarıyla değil, insanlarıyla yükseleceğini anlamamız için bir örnek daha yaşamış olduk!

PANDEMİ ÖNCESİ EKONOMİK PERFORMANSA NE ZAMAN DÖNÜLÜR?
Ne kadar uğraşırsak uğraşalım, pandemi felaketinden silinmeyecek izler kalacak. 

Daha önce, küresel üretimin 2025’e kadar, Covid-19 öncesinden %5 daha düşük seyredeceğini öngören Dünya Bankası, şu uyarıda bulundu: “Düzeltici önlemler alınmadığı takdirde, küresel büyümede hayâl kırıklıkları on yıl devam edebilir.” Dünya Bankası Baş Ekonomisti Carmen Reinhart'a göre; salgın öncesi performansa dönmek uzun sürecek. Hatta pandeminin etkileri bazı ülkelerde kalıcı olması muhtemel. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), 255 milyon kişiye yakın bir işsizlik maliyetinden bahsediyor. Pew Araştırma Merkezi ise orta sınıfın 1990'lardan beri ilk kez küçüldüğünü ifade etmiş. “Büyük Buhran”dan sonraki en büyük GSYH düşüşü de pandemide ortaya çıkmış gözüküyor. 

HİKÂYENİZ, ULUSLARARASI ÖLÇEKTE KABUL EDİLMELİ
Oxford Economics’nin 162 ülkede, 31 ölçütle gerçekleştirdiği bir araştırmada; Filipinler, Peru, Kolombiya ve İspanya'nın, en uzun süreli sancıyı çekecek ülkelerden olacağı, Avustralya, Japonya, Norveç, Almanya ve İsviçre'nin de meseleyi kolay atlatacağı tespit edilmiş. IMF ise diğer krizlerden farklı olarak, gelişen ekonomilerin bu sefer daha büyük darbe alacağını ortaya koydu. Özetle, yaraları sarmak, Türkiye gibi ülkeler için kolay olmayacak. İşte bu sebeple, sunduğumuz hikâyenin uluslararası ölçekte kabul edilebilir ve heyecan verecek tarzda olması çok önemli.

RAPORUN HATIRLATTIKLARI...
Diğer yandan, Dünya Bankası’nın raporu aslında; bir anlamda, eksik bıraktığımız ve yapmaktan kaçındığımız işleri de bize hatırlatıyor. Düşük eğitim, yüksek borçluluk, savaş dönemi borç seviyeleri, gelir ve fırsat eşitsizliklerin artması tüm sorunların parayla çözülemeyeceğini gösteriyor. Okuma yazma oranlarından, yüksek okul mezuniyetine, temiz suya ulaşmadan internet kullanımına kadar her yerde ciddi bir eşitsizlik yaşanıyor.

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.05.2021 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları