KIRILMA NOKTASI

Akademisyen ve Gazeteci-Yazar Dr. Fatoş Karahasan'ın yeni kitabı "Kırılma Noktası", Doğan Solibri Yayınevi'nden çıktı. Güncel bilgiler, bilimsel veriler ve içgörülerden oluşan kitap; pandeminin iş dünyası, ekonomi ve pazarlama sektörü üzerindeki etkisini yansıtıyor.

Krizleri başarıyla yöneten kurumların; çalışanlarına, müşterilerine, topluma ve dünyamıza yönelik çalışmalarının yer aldığı bu değerli eseri, Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi de olan Dr. Karahasan, BUSINESS LIFE okurlarına anlattı... 

40 KURULUŞUN TEPE YÖNETİCİSİYLE SÖYLEŞİ
- “Kırılma Noktası”nın doğuş hikâyesini anlatır mısınız?

Değişimi anlamak amacıyla, Türkiye’de ilk koronavirüs vakasının görüldüğü Mart 2020’den itibaren, Bilgi Üniversitesi’ndeki “Siber Medyada Pazarlama” derslerimi; Dünya gazetesindeki ve cnnturk.com’daki yazılarımı yeni dönemi anlamamıza yardımcı olacak araştırmalara ve bu şirketlerin vaka analizlerine ayırdım.  
Görüştüğüm yöneticiler; çalışanları, müşterileri, toplumumuz ve gezegen için yaptıklarını ve gelecek dönemle ilgili görüş ve beklentilerini aktardı. 40 kuruluşun tepe yöneticisiyle yaptığımız söyleşilerin bir kısmını Marjinal Porter Novelli ekibi video formatına getirdi ve #faydalımarkaöyküleri başlığı altında YouTube’da yayınladık.  Böylece bir dijital bir arşiv oluşturmuş olduk. “Söz uçar, yazı kalır” düşüncesiyle ve pandemi dönemini kayıt altına almak niyetiyle, 2020 yılındaki birikimi bir kitapta toplamayı düşündüm. “Kırılma Noktası” böyle doğdu. 

“KIRILMA NOKTALARI”NI ÖZETLEDİM 
İlk üç bölümde, dünyada ve Türkiye’de yapılmış araştırmaların sonuçlarından yola çıkarak Covid-19’un iş dünyası, ekonomi ve pazarlama üzerinde yaptığı değişime odaklandım. 2020 boyunca cömert bir biçimde araştırmalarının verilerini paylaşan danışmanlık şirketlerinin, trend analistlerinin raporları çerçevesinde “kırılma noktaları”nı özetledim. Öğrendiklerimi, anladıklarımı paylaştım.
Dördüncü bölümde, #faydalımarkaöykülerine yer verdim. Tüm şirketlere; çalışanlarına, müşterilerine, topluma, gezegene yönelik hangi faydalı işler yaptıklarını sordum. Böylece, krizi başarıya yöneten şirketlerin ortak noktalarını net bir biçimde görmek mümkün oldu. 
Beşinci ve son bölümdeyse, ülkemizin önde gelen sivil toplum kuruluşlarının (STK) dönemle ilgili yorumları yer aldı. 

ALARM ZİLLERİ!
 “Kırılma Noktası”, küresel danışmanlık şirketlerinin ve trend analistlerinin raporlarının ışığında, yeni dönemi algılamaya yarayacak ipuçları sunuyor. Nedir bu ipuçları?

Pandeminin yarattığı gerginlik ve korku dolu ortam, Avrupa’da, Asya’da, Afrika’da ve özellikle ABD’de önemli  değişikliklere yol açıyor. Artan işsizlik, yoksulluk ve gelir dağılımındaki adaletsizlik, alarm zillerinin çalmasına neden oluyor. İklim değişikliği ve eşitsizliklerin yarattığı sorunlar yüzünden gelecekleri hakkında kaygılı olan gençler ayaklanıyor. Krizler büyüyor ve karmaşık bir hâl alıyor. 
Belirsizlikle dolu bu ortam, şirketlerin iş yapma biçimlerini de derinden etkiliyor. Devletler, toplumlar, şirketler ve bireyler, önümüzdeki yıllarda da devam edeceği öngörülen bu yıpratıcı atmosferde çözüm yolları arıyor. Hükümetler bir yandan ekonomiyi canlandırmaya, öte yandan vatandaşlarının sağlığını korumaya çalışıyor. Hastalık rakamları arttıkça, yeni önlemler gündeme geliyor. 

“AMAÇ ODAKLI MARKALAR”IN YÜKSELİŞİ...
Daralan ekonomiler ve yükselen gerginlik, tüketicilerin sadece kamudan değil, özel sektör kuruluşlarından da çözüm beklentilerinin artmasına neden oluyor. Şirketlerden, toplumdan aldıklarını topluma geri verirken daha cömert olmaları, tüm paydaşlarına fayda sunmaları, çalışanlarına ve topluma özenle yaklaşmaları talep ediliyor. 

VAKA ANALİZLERİ...
- Salgın sürecinin bir arşivi niteliğini taşıyan "faydalı marka öyküleri" kapsamında neler anlatıyorsunuz?

#faydalımarka öyküleri, ayrıntılı bilgilerle donanmış vaka analizlerinden oluşuyor. Bu vakalar, pandemi dönemini anlamak ve dersler çıkarmak isteyen siyasetçiler, girişimciler, yöneticiler, akademisyenler ve öğrenciler için çok değerli bir bilgi ve içgörü kaynağı sunuyor. Bu markaların beş ortak özelliği var;
1- Samimi, şeffaf ve kesintisiz iletişim: Öykülerini aktardığım kuruluşlarda görülen; liderlerin pandemi boyunca çalışanları, tedarikçileri ve müşterileriyle iletişim içinde oldukları. Tüm paydaşlarıyla bizzat iletişim kurdukları. Bu liderler, iş ortaklarının sorunlarına karşı duyarlı davrandı. Dalgalı sularda kaptan olmanın önemini gösterdi. Bilgilendirdi. Mesajlarını güncelledi. 
2- Çalışanlara özenli yaklaşım: Pandemi dönemi, çalışanlarını önemseyen şirketlerin yükselişine tanık oldu. Kriz patlak verdiğinde, organizasyonlar belirsizlik içinde, önlerinde ne olduğunu bilmeden acil çözümler geliştirdi. Beyaz yakalılar büyük bir hızla uzaktan çalışma sistemine geçti. Evden çalışanlara teknolojik destek sağlandı. Ofislere gelmek isteyenler için mesafeli ve sağlıklı çalışma koşulları yaratıldı. Mavi yakalılar için, en üst hijyen standartları doğrultusunda ulaşım, çalışma, yemek koşulları düzenlendi. 
3- Müşteri odaklılık: Çalışmalarını paylaştığım kuruluşların tümü, pandemi döneminde müşterilerini dinledi ve onların sorunlarını anlamaya çalıştı. Tedarikçilerine destek oldu. B2B (işletmeden işletmeye) ilişkilerde ödemeler ertelelendi. Vadeler uzadı. İndirim imkânları sunuldu. 
Tüketiciye yönelik çalışan şirketler, öncelikli olarak ürünlerin tedarik zincirinin kırılmaması için çalıştı. Böylece stoklar veya fahiş fiyatla satış yapan aracıların oluşması engellendi. 
4- Topluma destek: Öykülerini paylaştığım tüm şirketler, “Pandemi döneminde topluma nasıl faydalı olabiliriz?” diye düşünerek çözümler üretti. Çalışanlarını ve paydaşlarını dâhil ederek, yardım kampanyaları yürüttü. Hastanelere ve ihtiyaç sahibi kurumlara ürün bağışladı. Ayrıca, nakit destekler sağladı. Eğitim programlarına yatırım yaptı. 
5- Sürdürülebilirlik: Görüştüğüm tüm kuruluşlar, üretim ve çalışma süreçlerinin çevreye olan etkisini azaltmak için yatırımlarına devam etti. Hatta taahhütlerini daha da iddialı bir hale getirdi. “Daha yaşanabilir bir dünya” hedefiyle, BM Kalkınma Hedefleri doğrultusunda çalışarak, iş birliklerine ağırlık verdi. Sivil toplum kuruluşlarına destek oldu. 

TOPLUMA HİZMET, BİR PAZARLAMA ÇALIŞMASI DEĞİL! 
- Yöneticilerin kabul etmesi gereken gerçekler ne?

İçinde bulunduğumuz zor koşullarda rekabetin kuralları yeniden yazılırken, dayanışmaya ve iş birliğine olan ihtiyaç daha da büyüyor. Yöneticiler artık gezegen için iyi olmayan bir şeyin, kendi şirketleri için de iyi olmayacağını kabul etmeli. Topluma hizmet etmenin bir pazarlama çalışması değil, yaşamın devamı için bir zorunluluk olduğu düşüncesini yaygınlaştırmalı. Sorunlara rakipleriyle birlikte çözüm aramalı. STK yöneticileri de bireyleri ve kurumları sorunlara birlikte çözüm aramaya davet ediyor. 

YARATICILIĞA VE GENÇLERE YOL AÇMALIYIZ 
- Başta KOBİ’ler olmak üzere; yöneticilere, girişimcilere ve iş hayatına atılmayı planlayan gençlere umut verme adına neler söylersiniz?

Toplumlar bireylerden oluşuyor. Sorunlar büyük.  Çözüm bulmak için el ele vermek zorundayız. STK’ların desteğe ihtiyacı var. Onları yalnız bırakmamalıyız. Yetişkinler olarak, her birimiz kendi alanımızda ve kendi çevremizde faydalı işler yapmak için çaba göstermeliyiz.
Her şeyden önemlisi, yaratıcılığa ve gençlere yol açmalıyız. Her alanda sahnede gençlerin olmasını sağlamalı ve onların mutluluğunu ön plana almak için çalışmalıyız.

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.07.2021 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları