HAYATTA KALMAK İÇİN KURUMSAL YÖNETİM

2019 ülkemiz ekonomisi açısından kolay bir yıl olmayacak. kısa vadede bu yılın yönetilmesi gereken en önemli konularının başında ucuz finansman kaynaklarına ulaşım ve rekabetçi finansman olanakları yaratarak maliyet avantajı sağlamak geliyor.

Dünya inanılmaz bir hızla değişiyor. Küresel anlamda yaşanan likidite daralması, faizleri artıran etkenlerden birisi. Ticaret hayatını sadece pahalılaşan finansman değil, her geçen gün biraz daha kızışan rekabet de zorlaştırıyor. Hemen hemen her gün konuştuğumuz dijitalleşme, yapay zeka, Endüstri 4.0 gibi gelişmeler birçok iş kolunda robotların insanların yerini almasına sebep oluyor. Tüketiciler artık akıllı telefonlarından dünyanın herhangi bir yerinde üretilen ürüne gerçek zamanlı olarak kendileri için en avantajlı koşullarda ulaşıyor ve ürünleri karşılaştırabiliyor, bunun doğal bir sonucu olarak da tüketicilerin kalite beklentileri artıyor. 

‘TEKNOLOJİ, İŞ MODELLERİNİ DEĞİŞTİRİYOR’

Devrim niteliğindeki yeni teknolojiler şirketlerin iş modellerini de uçtan uca değiştiriyor. Dünyanın en değerli markaları artık teknoloji iş kolundan çıkıyor. Amazon, Google, Uber, Facebook gibi markaların üretim için arazileri, fabrikaları yok ancak; arkasında yatan ‘deha’ diyebileceğimiz insan zekasının ürettiği iş modelleri ve inovatif fikirleri var. Bu yaratıcı fikirler ve yıkıcı iş modelleriyle yalnızca dünyanın en değerli markaları haline gelmekle kalmıyor aynı zamanda dünyanın en iyi beyinlerinin çalışmak istediği kurumlar haline geliyorlar. Bu yıkıcı rekabet ortamına ayak uydurabilen, inovatif olan, iş modelini çağın gerekliliklerine göre geliştirebilen, en iyi insan kaynağını bünyesinde tutabilen, uluslararası standartlarda iyi yönetilen şirketler ayakta kalacaklar. Bunları yapamayan firmalar ise ticaret hayatlarını orta vadede sürdüremeyerek yok olacaklar. 

‘2019 KOLAY BİR YIL OLMAYACAK’

2019 ülkemiz ekonomisi açısından kolay bir yıl olmayacak. Kısa vadede bu yılın yönetilmesi gereken en önemli konularının başında ucuz finansman kaynaklarına ulaşım ve rekabetçi finansman olanakları yaratarak maliyet avantajı sağlamak geliyor. Deloitte Türkiye’deki 21 yıllık deneyimimin on yılında sorumlu ortak olarak başta aile şirketleri olmak üzere çeşitli iş kollarından firmalara danışmanlık yapma fırsatı yakaladım. Deloitte içerisinde Ege ve Çukurova bölgesi sorumlusu olarak görev yaptığım dönemde ülkemiz firmalarının sorunlarını yakından gözlemleme fırsatım oldu. Bir danışman gözüyle bu firmalara yatırımcıların, girişim sermayesi yatırımcılarının ve finans kuruluşlarının davranış biçimleri ve finanse edecekleri veya yatırım yapacakları firmalarda hangi iyi yönetim unsurlarını aradıklarını gerçekçi bir dille anlatmaya çalıştım. 

‘DOĞRU YATIRIMLAR MİSLİYLE GERİ DÖNER’

Bu görece uzun zaman dilimi içerisinde biriktirdiğim tecrübeyle şu sonuca vardım: İyi yönetim şirketin paydaşlarının cebine para koyar. İyi yönetime yapılan doğru yatırımlar da misliyle şirkete geri döner. Yatırımcıların görmek istediği şekilde organize olan firmalar daha uygun finans kaynaklarına çok daha hızlı ulaşır ve rekabette öne çıkar. Peki! Nedir bu iyi yönetim, nereden başlanmalı, nasıl önceliklendirilmeli ve mutlaka danışman kullanılmalı mı? Bu ve benzeri soruların her biri tek başına bir yazının konusu olması gereken önemli konular. Ancak iyi yönetimin unsurları konusunda küçük ipuçları vermek için de iyi bir fırsattır.  

'EN İYİ YÖNETİM ŞEKLİ…'

Günümüz iş dünyasında kabul gören en iyi yönetim şeklinin, kurumsal yönetim ilkeleri etrafında organize olan firmaların yönetim şekli olduğu kabul ediliyor, tartışmaya açık olsa da iyi yönetim uygulamalarına baktığımızda karşımıza benzer ilkeler ve örüntüler çıkıyor. Adillik, hesap verilebilirlik, şeffaflık ve sorumluluk ilkeleri kurumsal yönetimin ana unsurları. OECD’nin 1999 yılında kurumsal yönetim ilkelerini yayımlamasıyla birlikte, Dünya Bankası ve OECD temsilcilerinin katılımları ile oluşturulan Global Kurumsal Yönetim Forumu (GCGF), Avrupa Kurumsal Yönetim Enstitüsü (ECGI) gibi saygın ve öncü kuruluşlar yaklaşık 20 yıldır iyi yönetim anlamında yapılması gerekenleri tanımlıyor ve dünyadaki kuruluşları yönlendiriyor.

‘NE YAPARSAM KURUMSAL OLURUM?’

Sorulması gereken önemli sorulardan bir tanesi de  “Kurumsal yönetim ilkeleri çerçevesinde şirketimi yöneteceğim; fakat ne yaparsam kurumsal olurum?” Her şeyden önce şunun altını çizmek gerekiyor: İyi yönetim bir vizyon, yönetim kültürü ve yönetsel olgunlaşma sürecidir. Bu konuda hazır bir reçete ya da sabah kalktığımızda şirketimizi daha kurumsal hale getirecek sihirli bir çözüm keşke olsa ancak ne yazık ki yok! Konunun yöneticilerinin iyi yönetim konusunda düşünsel ve duygusal derinliğinin gelişmesi, vizyonunun genişlemesi ve farklılaşması en kritik başarı faktörleri. Bu adımın dışında daha teknik ve daha kolay başarılabilecek yönetim mekanizmalarının şirket içinde kurulması ise tamamlayıcı unsurlar. Bu tamamlayıcı unsurlar ise deneyimlerime göre dört ana alanda kümeleniyor. İyi yönetime yatırım yapmak isteyen firmaların da aşağıda özetlemeye çalıştığım bu dört ana alana yatırım yapması kritik önem taşıyor.

VİZYONER STRATEJİ:

Firmaların gitmek istediği yönü belirleyecek, günümüz rekabet ortamında öne çıkmasını sağlayacak vizyoner bir strateji olmazsa olmaz. Firmaların “Kendimizi beş yıl sonra nerede görmek istiyoruz, varlık amacımız ne, firmamız olmazsa ne fark eder, kendimizi rakiplerden nasıl farklılaştıracağız, paydaşlarla firmamızın markasının nasıl bir iletişimi olmalı?…” gibi kolay gözüken; ancak son derece zor sorulara yanıt veren bir stratejiye sahip olmaları gerekiyor.

SÜREÇLER VE İYİ YÖNETİM ARAÇLARI:  

Firmaların bu stratejiyi hayata geçirecek yönetim araçlarıyla donanmış olması bir zorunluluk. Süreçlerinin gereksiz aktivitelerden arınmış ve iyi dizayn edilmiş olması ve etkin bir biçimde işlemesi gerekiyor. Bu süreçlerin aynı zamanda denetlenebilir ve şeffaf olması, bir iç kontrol yapısı ile sürekli denetlenmesi ise yönetim kalitesini arttıran unsurlar. Risk yönetimi, iç denetim ve iç kontrol iyi yönetilmek istenen bir firmada mutlaka yerleşik hale gelmeli. Şirketin yönetim kademelerinde kurulan ve etkin işleyen risk komitesi, iç denetim, iş geliştirme ve yeni pazarlar gibi komiteler yine muhakkak üzerinde çalışılması gereken iyi yönetim unsurları.

İNSAN KAYNAĞI VE PERFORMANS YÖNETİMİ:  

Kaliteli ve vizyoner bir ekip olmadan ise başarılı olmak mümkün değil. Yetenekli takım oyuncularını bir araya toplamak ve takımı bir hedef doğrultusunda yönlendirmek de ancak iyi dizayn edilmiş, adil bir performans yönetim sistemiyle mümkün.

FİNANSAL RAPORLAMA VE PERFORMANS:

Bu üç ana başlıkta çok iyi işler yapsanız dahi başarının somutlaştığı yer, bilanço performansı. Şirketin finansal anlamda performansını, güvenilir bir raporlama sistematiği içerisinde, uluslararası geçerliliği olan bir raporlama dilinde, zamanında ve bağımsız denetimden geçmiş şekilde finansal tablolarında ifade ederek paydaşlarına sunması da iyi yönetimin diğer önemli unsuru. Daha önce de belirttiğim gibi bu ana alanların her biri ayrı bir yazıya konu olacak şekilde derin ve zengin. İleriki sayılarda bu konuları daha detaylı şekilde irdeleyeceğiz. Kurumsal yönetimle ilgili tartışmak istediğiniz konular için iletişimde olmaktan mutluluk duyarım…
 

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.2.2019 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları