'HER KİTAP, ZİHİN DÜNYAMIZDA YENİ ALEMLER AÇIYOR'

Ülkemizin yetiştirdiği değerli iş insanlarından Nusret Kayhan Apaydın, iş hayatında üretimden hizmete kadar birçok alanda farklı deneyimler yaşadı.

Bu dönemde okuduğunuz, etkilendiğiniz kitap var mı?

Her kitap, yazarının ya da kahramanlarının gözünden zihin dünyanıza yeni bir alem açıyor. Doğal olarak her birinden bir biçimde etkileniyorsunuz. Yakın dönemde okuduğum ve etkilendiğim kitaplar arasında Ashlee Vance tarafından kaleme alınan “Elon Musk-Tesla, SpaceX ve Muhteşem Geleceğin Peşinde”, Fatih M. Dervişoğlu’nun “Nuri Demirağ-Türkiye’nin Havacılık Efsanesi” ve Coşkun Faik Kavala’nın “Çin Kitabı-Uygarlığın Beş Bin Yılı” var.
 
‘MUSK’UN DUDAK UÇUKLATACAK PROJELERİ BENİ ÇOK ETKİLEDİ’

Peki! İş ve sosyal hayatını za nasıl bir etkisi oldu?

Elon Musk, çok farklı ve ultra cesur girişimci karakteriyle son yıllarda iş dünyasının gözlerini kendisine çevirmeyi becerebilmiş ender iş insanları arasında yerini aldı. Hayat hikâyesinin akıcı bir üslupla kaleme alındığı bu kitapta, 1971 yılında Güney Afrika’da doğan ve 17 yaşına kadar burada yaşadıktan sonra maceracı ruhunun yönlendirmesiyle sadece bir sırt çantasıyla Kanada üzerinden 
Amerika’nın yolunu tutan bir gencin nasıl tutkulu bir girişimciye dönüştüğü anlatılıyor.

Elon Musk’ın yaşam öyküsünde beni en çok etkileyen, çocukluktan beri odaklandığı yazılım, yenilenebilir enerji kaynakları, elektrikli otomobil ve roket teknolojileri konularında çok kısa zamanda dudak uçuklatacak işlere imza atması ve lügatinde “imkânsız” kelimesine adeta yer vermemesi oldu. X.com, PayPal, Tesla ve SpaceX’in her biri gerçekten sıra dışı ve müthiş. Mars’a insan taşımacılığı ve Hyperloop ulaşım aracı gibi yeni projeleri ve mevcut işlerinin ticari olarak sürdürülebilir başarıya ulaşıp ulaşmayacağını ise zaman gösterecek.

‘NURİ DEMİRAĞ, EFSANEVİ BİR YERLİ GİRİŞİMCİ’

“Nuri Demirağ”da ise tam 83 yıl önce 1936’da ülkemizde ilk uçağı üretme başarısını gösteren efsanevi bir yerli iş insanıyla karşılaşıyoruz. 1886’da doğan Nuri Demirağ, bankacı olarak başladığı iş yaşamına 25 yaşından itibaren girişimci olarak devam etmiş. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde demiryolları ve diğer altyapı işlerinde faaliyetler gösteren Demirağ, asıl tutkusu olan havacılığa yatırıma cesaret göstermiş ve başarılı bir başlangıç yapmıştır. Hiç de geç kalmamıştı muhtemelen. Demirağ, bu sektöre inancını ve ne kadar vizyoner bir bakışa sahip olduğunu açtığı ve “Gök Okulları” adını verdiği eğitim kurumları ile de göstermiştir.

Ne yazık ki, ilerleyen yıllarda ülkeyi yönetenlerden gerekli desteği göremediği için bu girişim yaşamını sürdürememiş ve uzunca vakit uykuda kalmıştır. Öyle inanıyorum ki; Nuri Demirağ, özellikle savunma sanayi alanında bir zamanlar benim de F16 projesinde görev aldığım TUSAŞ ve BAYRAK gibi özel teşebbüs temsilcilerinin gerçekleştirdiği insansız hava araçları, eğitim uçakları ve helikopterler gibi başarılı örnekleri öte alemden seyretmekte ve gurur duymaktadır. 

‘ÇİNLİ FİRMALARLA ORTAK PROJELER İÇİN ÖNCE ONLARI TANIDIM’

Son dönemdeki gelişmeler politik ve ekonomik anlamda dünyadaki mevcut dengelerin olağanüstü hızla bozulup yenilerinin kurulduğunu gösteriyor… En önemli aktörlerden birinin Çin olduğunda ise kuşku yok. Bundan sadece 10 yıl önce GSMH’sı 4.6 trilyon USD iken 2018’i 14 trilyon USD ile kapatarak açık ara en büyük ikinci küresel ekonomi haline gelen Çin’in, yavaşlayan büyüme hızına rağmen yakın gelecekte “1 numara” olması kaçınılmaz görünüyor.

Global ölçekte değişen stratejik yönelimlerimizin sonucu olarak Çin’in Türkiye’ye ilgisinin geçmişle mukayese edilmeyecek düzeyde arttığını da gözlemliyoruz. Biz de Ortadoğu Holding olarak özellikle enerji alanında Çinli firmalarla ortak proje geliştirme arayışındayız. Bu nedenle Çin’i dünüyle, bugünüyle, coğrafyası ve kültürüyle daha yakından tanımak için “Çin Kitabı-Uygarlığın Beş Bin Yılı”nı okudum. 575 sayfalık hacme ulaşan kitabın bir tercüme değil de bir Türk yazar tarafından kaleme alınmış olması okunmasını daha da kolaylaştırıyor. Çin’in ne kadar köklü bir tarihe sahip olduğunu görüyor, yüzyıllarca süren inişli-çıkışlı gelişim süreçlerine tanıklık ediyor ve biz Türklerle aslında ne kadar derin ilişkiler yaşadığının farkına varıyoruz.

‘OKUDUĞUM ESERLER BANA BİR ŞEYLER KATMALI’

Tercih ettiğiniz konu başlıkları arasında hangileri var?

Tercihimi çoğunlukla, liderlik, kişisel gelişim, biyografi, maneviyat ve tarih konularında kullanıyorum. Eserlerin bana bir şeyler katmasını ve entelektüel heybemi zenginleştirmesini bekliyorum. Roman türlerini okumayı hayatımın bu evresinde fazlaca beceremiyorum; ancak tarihi olayları roman tadında ele alanları bunun dışında tutabilirim. Ancak, bir gün normal romanları da okuma moduna geçebilmeyi de arzu etmiyor değilim. Bir kitabı biraz da keyif için, bir şeyler öğrenme gailesi olmadan okuyabilmek rahatlatıcı olabilirdi.

‘KONFÜÇYÜS İLE DAHİ SOHBET EDEBİLİYORSUNUZ!’

Geçmiş yüzyılların en iyi insan larıyla nasıl sohbet ediyorsunuz?

Yazının icadından günümüze dek geçen süreçte, insanların ne düşündüklerinden, nasıl yaşadıklarından, neler için savaştıklarından, neleri sevdiklerinden, nelerden korktuklarından ya da nelerden etkilendiklerinden yazılı kaynaklar, kitaplar olmadan haberdar olma şansımız yok denecek kadar azdı. Günümüzde dijital mecralar buradaki paradigmayı değiştiriyor olsa da hâlâ bir kitapta yazar veya kahramanlarıyla buluşmanın tadı, keyfi bir başka oluyor. Okuduğunuz satırlar hayâl hızında sizi farklı zamanlara taşıyor ve kendinizi bir anda Gazali, Konfüçyüs, Lao Usta veya İbn-i Haldun ile sohbet ederken ya da onların ders halkasına katılmış olarak bulabiliyorsunuz. Bunun için kimseden izin alma zorunluluğunuz yok ve bu ayrıcalığı ancak kitap sayesinde elde edebiliyorsunuz. Ne hoş bir şey değil mi?

‘BİLGİYE ERİŞMEK, SONSUZA GİDEN BİR ÖĞRENME YOLCULUĞU’

Genişleyen bilgi dağarcığınız ve hayâl gücünüz, iyimser gelecek için nasıl bir kapı aralıyor?

Bilginin sonsuz olduğuna inanıyorum. Dağarcığımı doldurabildiğim nispette aslında hâlâ ne kadar boş olduğunun farkına varıyorum. Bilgiye erişmek sonsuza giden bir yolculuk gibi ve adı da “Öğrenme Yolculuğu”. Hepimiz doğduğumuz andan itibaren talebeleriz aslında. Yani gerçeğe ulaşmayı talep edenleriz. Gerçeğe ulaşmanın en kestirme yöntemi ise “Öğrenme Yolculuğu”na çıkmaktan ve son nefese kadar o yolun yolcusu olmaktan geçiyor.

Bütün mesele açık bir zihin ve hikmet dürbünüyle bu muhteşem kainat kitabını okuyabilmek ve onun muhteşem yazarının mesajlarını algılayabilmekte. Diğer bir hüner, zahiri bakışta kaotik gibi görünen olaylar arkasında güzellikleri fark edebilmek ve onlara odaklanabilmekte. Elbette yaşamın bir gerçeği olarak güzel ve çirkin, iyilik ve kötülük, yarar ve zarar gibi zıtlıklar her yerde ve her zaman karşımıza çıkıyor.

İrfan yolunun yolcusu olanlara düşen ise dikenlere değil, güllere odaklanmak, bahçede gübrenin de varlığının sırrını çözmek. İnanıyorum ki gelecek, yalnızca hayata ve olaylara negatif değil, gerçekçi; ama pozitif bakanların elleriyle güzelleşecek ve dünya daha yaşanabilir bir yer olacak…
 

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.2.2019 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları