İYİ YÖNETİMİN YAPI TAŞI: RİSK YÖNETİMİ

Yatırımcılar, yöneldikleri pazarların kendine özgü riskleri doğru yönetilmediği takdirde varlıklarının bir kısmını veya tamamını kaybedebilirler.

Sermaye, dünyada baş döndürücü bir hızla yer değiştirerek kendisi için kâr beklentisi en yüksek pazarlara yöneliyor. Yatırım bankacıları, fon yöneticileri, uluslararası şirketler hatta bireysel yatırımcılar, varlıklarını büyütmek için uluslararası piyasalardaki fırsatları takip edebilecekleri çok daha fazla bilgiye çok daha hızlı ulaşabiliyor. Yatırımcılar, yöneldikleri pazarların kendine özgü riskleri doğru yönetilmediği takdirde, varlıklarının bir kısmını veya tamamını kaybedebilirler. 

‘TEHLİKE ÇOK ÖNCEDEN ‘BEN GELİYORUM’ DİYOR’
Uluslararası şirketlerin dünyanın her köşesine yayılmış operasyonları aynı kalite standardında ve aynı marka kimliğiyle müşterilerine sunabilmesi ise başlı başına yönetimi çok zor ve kompleks bir süreç. Bir şirketin faaliyet gösterdiği küçük bir ülkede, grubun büyüklüğü içinde küçük sayılabilecek  bir ofisinde herhangi bir çalışanın yapabileceği bir hata, gruba akla gelmeyecek zararlar verebiliyor. Birçok örnekte tehlikenin aslında çok önceden “Ben geliyorum” dediğini; ancak zamanında önlem alınmadığı veya öngörülmediği için firmaların ticaret hayatından yok olup gittiğini gözlemledim. 

‘SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR FİRMANIN TEMEL UNSURU’
Bu nedenleri alt alta sıraladığınızda bazılarının önlenebilir, bazılarının tamamen önlenemese de etkilerinin azaltılabilir, bazılarının ise öngörülemez olduğu görülüyor. İşte bu noktada sürdürülebilir ve iyi yönetilen bir firma olmanın temel unsurlarından biri, risk yönetimi. Her firmanın kendi yapısına uygun bir risk yönetimi sistemi kurması, bence yönetim kalitesine çok ciddi değer katan bir yatırım. 

‘TEKNOLOJİ, İŞ MODELLERİNİ DEĞİŞTİRİYOR’
Tüketicinin değişen ihtiyaçları ve alışkanlıkları, iş modellerini kökten değiştiriyor. Çağımızda inanılmaz bir hızla gelişen “yapay zeka”, “robotic”, “nesnelerin interneti” gibi kavramlar hayatımıza her geçen gün daha fazla girerken iş modellerini olduğu gibi değiştiriyor. Yerimize kahve makinasını çalıştıran, ofisten kombimizi harekete geçiren, bizim yerimize toplantılarımıza geç kalacağımızı, katılımcılara trafiğin durumunu hesaba katarak haber veren sürücüsüz araçlar, birbirleriyle konuşan cihazlar yaşam tarzımızı, tüketim alışkanlıklarımızı, dolayısıyla firmaların iş yapış şekillerini olduğu gibi dönüştürüyor.

'RİSK YÖNETİMİ VE ETKİN İÇKONTROL EKSİKLİĞİNİ ENSON SKANDALINDA GÖZLEMLEDİK'
Bu yeni iş ortamında firmaların aldıkları ticari riskler de artıyor. 20 yılı aşkın süredir danışmanlık piyasasında çalışan bir yönetici olarak, bir muhasebe ve denetim skandalı olan “Enron” bence risk yönetiminin önemini işaret eden çarpıcı bir örnek. Çok önemli bir danışmanlık firmasının bir ofisinde yapılan bir suistimal, birlikte tecrübe ettiğimiz gibi çok değerli bir danışmanlık firmasının ticaret hayatından nasıl yok olabileceğinin somut örneği. Risk yönetiminin yetersizliğiyle birleşen süreçlerde ve iç kontrollerdeki eksiklerinin nasıl dev bir markayı yok ettiğini “Enron Skandalı”nda birlikte gözlemledik. Dolayısıyla riskleri yönetmemenin bedeli ağır olabiliyor. 

‘YÖNETİCİLERİN KENDİLERİNE SORMASI GEREKENLER…’
Her firmanın kendine özgü riskleri ayrı ayrı değerlendirilmeli. Örneğin bir firma yeni çıkan teknolojilerden çok fazla etkilenmeyebilir. “Ürünlerini belli sayıda müşteriye satan bir firma, müşterilerinin tedarikçilerini değiştirmesinden ne kadar etkilenebilir? Faaliyetinin çoğunu Orta Doğu ülkelerinde veya politik olarak sorunlu bölgelerde yürüten bir inşaat firmasının alacak tahsilatı riskleri, güvenlik riskleri neler? Ne kadar kontrol edilebilir ve nasıl minimize edilebilir?” gibi sorular, firma yöneticilerinin kendilerine sorması gereken sorular. 

'RİSK YÖNETİMİ FİRMAYA DEĞER KATAR'
Firma riskler tanımlarını sadece temel riskleri kapsayacak şekilde değil, detaylı düşünmeli.. Örneğin; “Deprem riski, yangın riski gibi tehlikeler nasıl yönetilmeli? Üretim girdileri yabancı para, satış fiyatları ise Türk Lirası olan bir firma, kur riskini nasıl yönetecek? Tek bir piyasaya bağımlı olan bir tekstil üreticisi, yumurtaları aynı sepete koymamak için hangi uluslararası piyasalara yatırım yapmalı?” gibi birçok örnek, doğru ve işleyen bir risk yönetim mekanizmasına işaret ediyor. İyi bir risk yönetimi mekanizmasıyla riskler takip edilip önlem alınırsa firmaya değer katar.

‘RİSK YÖNETİMİ KOMİTESİ KURULMALI’
Bence ilk adım, firmanın direkt yönetim kuruluna bağlı bir risk yönetimi komitesi kurması gerekiyor. Bu komite, firmanın 360 derece risk envanterini çıkartarak işe başlamalı. Her departmanın sorumlusuyla ayrı ayrı konuşulmalı ve firmanın risk envanteri, riskin oluşma olasılığına ve etkilerine göre sınıflandırılmalı. Layıkıyla hazırlanmış bir risk envanteri çalışmasıyla firmanın risk haritası oluşturulduğunda yönetim kurulu ve firma sahipleri, firmanın ne kadar fazla riskle yaşadığını gördüğünde şaşıracaklar. 

‘BU ÇALIŞMA ÖNEMLİ BİR FIRSAT’
Bu çalışma aynı zamanda firmalar için önemli bir fırsat. Yöneticiler organizasyonda ortak bir risk bilinci ve algısı oluştururken, aynı zamanda küçük iyileştirmelerle birçok riskin etkisini yönetebileceklerini görecekler. Hangi riskleri kontrol altına alabileceklerini, hangi riskleri kontrol edemeseler de varlığının farkında olarak faaliyetlerini sürdürebileceklerini anlayabilecekler.

‘SÜREKLİ TOPLANTI YAPAN; ANCAK KARAR ALAMAYAN KOMİTELER…’
Firmalarda verimsizlik yaratan bir unsurun, “Adet yerini bulsun” diye kurulan komiteler olduğunu düşünüyorum. Sürekli toplantı yapan; ancak karar almayan veya alınan kararları takip etmeyen komiteleri, bence firmalar hiç kurmasın daha iyi. Dolayısıyla risk komitesinin yaşayan, risk envanterini ve risk haritasını koşullar değiştikçe güncelleyen ve firmanın başta yönetim kurulu olmak üzere bütününün risk farkındalığını artıran, önlem alması için zorlayan dinamik bir komite olması gerekiyor.
Belli büyüklüğe gelmiş veya daha da büyümek, uluslararası pazarlara açılmak isteyen her firma, gerekiyorsa bir danışman yardımıyla risk yönetimine yatırım yapmalı.

KADINLARA İNANAN GİRİŞİMCİ: EBRU BAYBARA DEMİR
Mardin’de bir iş gezisinde “Mardin Cerciş Konağı” adlı methedilen bir konakta, duvardaki resimlerin hikayesi beni derinden etkilemişti. Konağın işletmecisi, ödüllü bir şef olan Ebru Baybara Demir. Konak lezzet ve işletme açısından gerçekten çok başarılıydı. Ayrıca Ebru Hanım’ın bölgede 500’den fazla kadını iş hayatına kazandıran, yörede okuma-yazma bilmeyen kadınlara meslek edindirmek için onlarla birlikte yerli tohum üreten, bulunduğu şehre, insanlarına, ülkesine değer katan çok başarılı bir iş insanı olduğunu okuyunca, bu güzel örneği öğrenmekten büyük mutluluk ve gurur duymuştum. Bu vesileyle mavi-beyaz yakalı  olsun, çevresine, ülkesine değer katan tüm emekçi kadınların günü 8 Mart’ı kutlarım… 

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.3.2019 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları