O BİR 'KİTAP MUHİBBİ'*

Ülkemizdeki 'en'ler listesinde güçlü ve zenginler arasında zirvede; ama o, en derinlikli entelektüellerinden biri olarak anılmayı da fazlasıyla hak ediyor. Türkiye'de her iş adamının bir kitaplığı olmasının gerekliliğini kanıtlayanların başında. Her gün mutlaka birkaç saatini okumaya ayırdığı kitapları çok seviyor ve kendi ifadesiyle, "Tıpkı dolu silah gibi onlarla kendini güvende hissediyor." Çünkü okumasa dahi oradalar?

“Koç”larda biriktirme alışkanlığı var. Babaanne Sadberk Hanım’dan çocuklarına, özellikle kızı Sevgi Gönül’e miras kalmış bir özellik. Ancak uluslararası çapta bir toplamadan söz edeceksek, Ömer Koç aile içinde benzersiz bir yerde duruyor. Kendi deyişiyle bu “deva na-pezir”, devası olmayan hastalıktan muzdarip! Ömer Koç’un kitaplığı dünyada; İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu, Türkiye ve Orta Doğu üzerine kaleme alınmış seyahatname, hatırat, atlas, gravür ve fotoğraftan oluşan koleksiyonların en büyüğü…

‘BU MERAK NEREDEN PEYDA OLDU, BİLMİYORUM’
24 Mart 1962 Ankara doğumlu Ömer Koç, çocukluğundan beri sevdiği kitapları toplamaya nasıl başladığını hatırlamıyor: “Ne, çok kitap okuyan bir aileden gelirim, ne de büyük kütüphaneli bir evde doğdum. Bu merak nereden peyda oldu, bilmiyorum.” Önemli kitapları elde etmeye ise ciddi manada 1980’lerin sonunda yoğunlaşıyor. “İyi bir kitabı nerede bulursam alırım. Müzayede evi, kitapçı, özel koleksiyoncu… Hiç aldırmam, kendim giderim. Yeter ki kitap iyi olsun” diyor. 

ONUN KEYSER SOZE’Sİ: ŞEFİK ATABEY!
Önceleri Ömer Koç’un önünde büyük bir engel vardı. Eski spiker Eşref Şefik’in oğlu Şefik Atabey… 15.-19. yüzyıllar arasında Osmanlı dünyasına ilişkin 1.300 parçası benzersizdi. Paris’ten Londra’ya Osmanlı hakkında bir kitap sorduğunda, “Çok iyi bir kopyası vardı; ama Bay Atabey’e sattım” yanıtı alıyordu. 
Koç ondan şöyle söz ediyor: “Atabey benim için efsanevi bir boyut kazanmıştı. ‘Olağan Şüpheliler’ filmindeki hayâli kötü adam Keyser Soze’ye benziyordu!” ‘Keyser Soze’siyle, 1990’larda, Sevgi Gönül vasıtasıyla tanıştı. İsveçli bir iş adamının Atabey’den aldığı kitaplar, Atabey’in vefatından 8 yıl önce, 2002’de Sotheby’s’teki müzayedede satışa çıkınca koleksiyonun büyük bölümü Koç’a geçti.

‘AAA, BUNLARIN HEPSİNİ OKUDUNUZ MU?’
Şefik Bey'in nasihatine uyarak hem zarf, hem mazruf kaidesine dikkat etmeye çalışan Ömer Koç şunları dile getiriyor: “Yani hem içi iyi olacak, hem dışı... Daha iyi bir nüsha buldukça hemen alıyorum, iyi olmayan çifti elden çıkarma gayretindeyim. Gittikçe hasisleşiyorum (cimrileşiyorum) ve bencilleşiyorum. Zira ‘İkinci nüsha kalsın, okuma nüshası olur’ diyorum.” Koç, en sinir olduğu davranışa da değiniyor: “Eve gelip de "Aaa, bunların hepsini okudunuz mu?" diyenler! Kitap toplayan biri, kütüphanesindeki her kitabı okumasının mümkün olmadığını bilir.”

EN ESKİ TARİHLİ KİTAP, 1493 BASKISI
1930’a kadar olan bütün mühim kitapları elde etmeye çalışan Ömer Koç’un, merkezine Osmanlı İmparatorluğu’nu alan koleksiyonundaki en eski tarihli kitap, 1493 baskısı. Aralarında Fransa Kralı XIV. Louis’nin, Rus imparatoriçesi Maria Feodorovna’nın, Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa’nın kütüphanesinden olanlar da var. En sevdiği şairlerden Baudelaire’in kitaplarının ilk baskıları, mektupları, Le Fleur du Mal (Kötülük Çiçekleri) şiirinin ithaflı iki kopyası da onda. Hayran olduğu yazar Marcel Proust’un, Oscar Wilde’ın, Victor Hugo’nun, Apollinaire’in imzalı kitapları o raflarda. 

PARASI YETMEDİĞİ İÇİN KAÇIRDIKLARI DA ÇOK
Koç, “1990'dan önce Amerika'dayken epeyce güzel kitap gördüm; ama o zaman talebe bütçesiyle pek çok kitap kaçırdım, bunlara çok yanarım” diye konuşuyor. Bunlardan biri, Rus asıllı Amerikalı Vladimir Nabokov’un, İngiliz Graham Greene’ye imzaladığı Lolita’nın bir kopyası; ama Koç şu anda romanın Nabokov’un kendi koleksiyonundan çıkan Türkçe çevirisine sahip. Nazım Hikmet'in hiçbir yerde yayımlanmamış, Kemal Salih Sel'in oğluna yazdığı şiiri anımsatan Ömer Koç, “Çok güzel bir manüskri (el yazması), kütüphanemin en kıymetli parçalarından biri... Orhan Veli'nin, ilginç ithaflı ve imzalı kitapları da var” cümlelerini kuruyor.

‘SEVDİĞİM YAZARLARIN KİTAPLARINI TOPLARIM’
Koç; sistematik değil, sadece okuduğu ve sevdiği yazarların kitaplarını topladığını anlatıyor: “İmzalı bir Baudelaire'im yok; ama Proust'larım, Flaubert'im, Theophile Gautier, Mallarme, Victor Hugo var. Bir Stendhal yok.  Baudelaire'in ‘Elem Çiçekleri’ isimli eseri var da, imzalısı yok.”

‘CUMHURİYET DEVRİNDEN İMZALI NÜSHALAR VAR’
Türkçe kitaplarının 1928'den sonra yeni harfli olduğu bilgisini paylaşan Ömer Koç, şöyle devam ediyor: “Daha çok tarih ve edebiyat ağırlıklı, pey kuvvetli kitaplar. Cumhuriyet devrinin büyük yazarlarının hemen hepsinin imzalı nüshaları var.”

‘EN KODAMAN PARÇALARIMDAN BİRİ…’
Sabahattin Ali'nin ‘Kurbağanın Serenadı’ isimli eserinin el yazılı orijinali de Koç’ta. Ömer Koç, “En kodaman parçalarımdan biri” dediği Tevfik Fikret'in ‘Haluk'un Defteri'nin el yazılı nüshasını nasıl elde ettiğini ise şöyle özetliyor: “Kitabı aldığım zatın annesi, zannediyorum ki Hüseyin Cahit'in yeğeni. Bir gün Tevfik Fikret ile birlikte otururlarken, nasıl basılacağını konuşmuşlar. O hanım, "Madem adı ‘Haluk'un Defteri’, el yazınızla basılsın" demiş. Öyle de olmuş.”

LİSAN-I OSMÂNΠKONUŞMAKTAN HOŞLANIYOR
Koç’un Salacak’ta kütüphaneye dönüştürdüğü yalısı, Beyoğlu’ndaki stüdyosu ve ofisi de kitapla dolu. Odanın her köşesi; sehpalar, etajerler, Sedat Hakkı açık artırmasından alınan sedirin üzeri de öyle… Bunları Sevin Okyay’dan öğreniyoruz. Ömer Koç ona ilk olarak, “İçinizde kitap muhibbi var mı?” diye soruyor. Yani Koç, Lisan-ı Osmânî konuşmaktan hoşlanıyor.

PAYLAŞIMDA HİÇ CİMRİ DEĞİL
Paylaşım noktasında hiç cimri değil ki, Beyoğlu’ndaki ANAMED onun koleksiyonlarından parçalar sergiliyor. Orhan Veli ile büyük aşkı Nahit Hanım arasındaki mektuplaşmalar, Ömer Koç sayesinde okurla buluşuyor. Kurduğu sanat alanı ARTER’in ardından, Dolapdere’deki VKV Çağdaş Sanat Müzesi için uzun süredir hummalı bir çalışma yürütülüyor. 

Bazı insanların bir kitabın 3 nüshası olsa da “Başkalarında olmasın.” diye 4’üncüyü de aldığını belirten Ömer Koç, özeleştiride de bulunuyor: “Bende de bazen oluyor böyle şeyler, o zaman çok endişeleniyorum. Mesela Ahmet Hamdi Tanpınar'ın aynı kitabından imzalı birkaç nüsha var. Abdülhak Şinasi Hisar'ın da imzalı üç-beş kitabı var.”

14 ŞUBAT MESAJI ÇOK ANLAMLIYDI
"14 Şubat sadece ‘Sevgililer Günü’ değil, aynı zamanda ‘Dünya Kitap Değişim ve Bağış Günü’. Unutmayın ki özel günler, sadece alışveriş için değil, bağış için de fırsat olarak değerlendirilebilir. ihtiyacharitasi.org adresini ziyaret ederek kitap bağışı yapabilir ya da dilediğiniz farklı bir ihtiyacı karşılayarak 
bir insanın yüreğini ısıtabilirsiniz."

*Meşhur sahaflarımızdan Emin Nedret İşli'nin röportajından, Cumhuriyet’ten Zeynep Miraç ile Hürriyet Yayın Danışmanı Doğan Hızlan’ın köşe yazılarından yararlanılmıştır.

 

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.3.2019 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları