VİZÖRÜNDEN İNSANI GÖRÜYOR

Üniversite yıllarından beri gittiği her yerde gördüklerinin, eşinin-dostunun fotoğraflarını çeken, yeni makinesini anlatırken gözleri parlayan biri Bülent Eczacıbaşı? Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı, yoğun iş temposundan fırsat buldukça yurt içinde ve yurt dışında kültürel geziler gerçekleştiriyor ve her anı ölümsüzleştiriyor. En dikkat çekici kareleri yakalayabilmek için sabahın köründe dahi dağ, taş demeden yollara düşüyor. Deklanşöre ise odağına ?insan?ı yerleştirip basıyor.


Türkiye’de köklü aile geleneği düşünülünce, iş dünyası deyince ve kültür sanattan bahsedince akla ilk gelen isimlerden biri o. Eczacıbaşı Holding ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı’ndan bahsediyoruz. Onun en büyük hobilerinden biri de fotoğraf çekmek. İyi bir fotoğrafçı olmanın yaşı ve okulu yok, sihirli kelime de tutku. 1949 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Bülent Eczacıbaşı’nın gönlü ise bu konuda çok zengin; çünkü keşfetmeye çok meraklı. 

OTOMOBİLİNİ SATIP FOTOĞRAF MAKİNESİ ALDI
Üniversitede, İngiltere’de merak saldığı fotoğrafı, master için Amerika’ya gittiğinde ciddiye almaya başladı. Londra’daki otomobilini satıp önemli bir kısmıyla fotoğraf makinesi satın aldı ve kurslara yazıldı. Karanlık odada çok zaman geçirdi. Ancak bunu daha ileriye taşıyacak fırsatı ve vakti bulamadı. Kendini o yetenekte de görmedi, o dönemde sadece zevk aldığı bir uğraş olarak kaldı. 

GÜZEL ANILAR BİRİKTİRİP SEVDİKLERİYLE PAYLAŞIYOR
Eczacıbaşı’na göre; gezmeye, spora, kuşlara, böceklere, insan portrelerine ve sanata ilgi varsa bu, mutluluk veren uğraşların en güzellerinden fotoğrafla birleştirilebilir. Teknolojik aletlere çok düşkünlüğünden dolayı, işin bu yönünü de seviyor. Güzel anılar biriktirmek ve sevdikleriyle paylaşmak sevinicini katlıyor. 

MANTIĞA DEĞİL, DUYGULARA HİTAP EDİYOR
Eczacıbaşı; duyarlı olduğu, heyecan duyduğu alanlarda mesaj verebilmek ve insanları etkileyebilmek için yararlanmak istediği fotoğrafın mantığa değil, duygulara hitap ettiği düşüncesinde. “Bu, gerçeği yansıttığı ya da saptırdığı için olabilir” diyor. İnsana ait etkileşim taşıyan fotoğrafları seviyor ve onun için manzaralar çok bir şey ifade etmiyor. Fotoğraf çekmek çok kolaylaştı; ama her zaman iyiyi yakalamak zor.

FOTOĞRAF İÇİN GEZMENİN ZEVKİNE VARDI
Kendisini görüp tanıyanlarla poz veren Eczacıbaşı, onlarla ayaküstü sohbet ederken, bu durumdan mutlu oluyor ve hiçbir rahatsızlık duymuyor. Fotoğraf için gezmenin zevkine vardığını anlatırken, “Amacı fotoğraf çekmek olmayanlarla birlikteyken ortaya haklı olarak pratik zorluklar çıkıyor. Herkesin plan-programı farklı. Sırf fotoğraf amaçlı yola çıktığınızda pratikte bu iş daha kolay oluyor” ifadelerini kullanıyor.

ONU BAŞKA BİR DÜNYAYA GÖTÜRÜYOR
Eleştirilmekten çekinenlere fotoğraf işine girmemesini tavsiye eden ve hiçbir şey öğrenemeyeceklerini vurgulayan Eczacıbaşı, fotoğraf çekmenin bir insana ne kattığına Amerikalı Dorothea Lange örneğiyle açıklık getiriyor: “Lange ‘Fotoğraf makinesi, insanlara onsuz nasıl görüleceğini öğreten bir enstrüman’ der. Fotoğraf insana görmeyi öğretiyor. Başka bir gözle bakıyorsun etrafına, başka ayrıntıları yakalıyorsun. Seni başka bir dünyaya götürüyor. Müthiş bir kopma, farklılaşma, değeri büyük.”

İSTANBUL MODERN’DEN DEV KATKI
Yükselen bir sanat olarak gördüğü ve meraklısının dünyada giderek attığı fotoğrafı, görsel estetikle ilişkisine ilgi duyan Bülent Eczacıbaşı, güzel imgeler ve imajlar görmeyi seviyor. Mütevelli Heyeti Başkanı olduğu İstanbul Modern Sanat Vakfı’nda da çok geniş, önemli bir koleksiyon oluştu ve sergiler  hiç ihmal edilmedi. Türk fotoğrafını ve fotoğrafçılarını dinamik ve gelişmeye açık bulan Eczacıbaşı, onları sanatseverlerimize ve dünyaya tanıtmak için aynı müzisyenlerimiz, ressamlarımız ve heykeltıraşlarımız gibi ülke olarak pek destek veremediğimizden dert yanıyor.  

“INSTAGRAM”I NEDEN GEÇ KEŞFETTİ?
Cep telefonu sayesinde “fotoğrafçılık” tanımının biraz genişlediğine dikkati çeken iş dünyamızın duayen ismi, ailede fotoğrafa sadece kendisinin özel merakı olduğunu anlatıyor. Son dönemde çok aktif kullandığı Instagram’la geç tanışmasını ise tüm samimiyetiyle özetliyor: “Paylaşmaya değecek fotoğraflarım olduğu kanısına hiçbir zaman sahip olmadım. Instagram bana mutlaka üstün sanat değeri taşıması gerekmediğini öğretti. Farklı yorumlar alınca bunun ayrı bir zevki olduğunu keşfettim.”

İŞTE BABASININ EN BÜYÜK MİRASI!
Bülent Eczacıbaşı, pek çok hayata yön verecek deneyim ve birikimlerini topladığı ilk kitabı ‘İşim Gücüm Budur Benim’le yaşamından pasajlar sunuyor. 1993’te aramızdan ayrılan babası ve İKSV’nin kurucusu Dr. Nejat Ferit Eczacıbaşı’nın bıraktığı izler büyük. Oğul Eczacıbaşı, akademisyen olmak istediğinde Nejat Bey’in zorlanmanın olumsuz etkisiyle mutsuzluğa ve başarısızlığı yol açacağı gerekçesiyle bundan çok endişe ettiğini aktarıyor. 

İŞ DIŞINDA BİR YAŞAM…
Bülent Eczacıbaşı, merhum babasıyla anısını şöyle paylaşıyor: “Bana ‘Git, kimya mı, fizik mi, ne istiyorsan oku’ dedi. Ama ben iş hayatına atıldım. Lakin İstanbul Festivali’nin kurucusu oldum.” İKSV ve İstanbul Modern’in iş dışında bir dünya sunduğunu dile getiren Eczacıbaşı, “Yakından takip etme zorunluluğu getiriyor. Sergileri gezmek gibi... Fotoğraf gezilerini artırdım” diyor.

BÜLENT ECZACIBAŞI’NIN BİR GÜNÜ NASIL GEÇİYOR?
06.30-07.00 gibi kalkıyor. Küçüklüğünden beri at binmeyi çok seviyor; ama seyrekleşti; çünkü çok riskli. Spor yaparsa 10.30 gibi, yoksa 08.00-08.30 gibi ofise geliyor. Günde 3-4 toplantı, görüşme gerçekleştiriyor.
*Hürriyet’ten Çınar Oskay’ın, 23 Eylül 2018; Milliyet’ten Ercan Arslan’ın 9 Aralık 2018 tarihli röportajlarından da yararlanılmıştır. 


Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz