ADRENALİN HIZ VE TUTKU MOTOSİKLET

Her zevke ve bütçeye hitap eden motosikletler, özellikle büyük şehirlerdeki yoğun trafikte vazgeçilmez. Kimi neredeyse bir ailenin sığabileceği kadar geniş, bazıları ise tek kişilik bir dünyaya açılan kapı. Sevenleri için bir tutku olan bu iki tekerlekli ulaşım aracı, iş dünyasının tanınmış birçok isminin de gözdesi...

Bir tuşla çalıştır, vitese tak… İşte hazırsın! Bas gaza… Şimdi doğayla baş başasın. İster çimlere uzan, ister yeşillikler içerisinde gez, istersen de kitabını oku. Seçim senin… 

BU ADRENALİNİ YAŞAMAYAN BİLEMEZ
Keskin virajlı yamaçlardan hızlı bir şekilde akmaktır adrenalin… Motosikleti kullanmayan bunu bilmez. Kalbiniz biraz daha fazla kan pompalasın diye uğraşırsınız. Bırakmak istemezsiniz, bırakamazsınız da zaten... Bu tutku çoğu insanın hayâlidir. Kolay ulaşırsınız; ama zor vazgeçilir.

ÖZGÜVEN ÜZERİNE YAPIŞIR
Motosiklet kullanan dikkatleri üzerine çeker. Giyim tarzına dikkat eder ki, özel kıyafetler giymek zorundadır. Bu da insanı genç gösterir. Böyle de görünmek istenir aslında. Daha özenli ve havalı olan seçilir ve o motorcu özgüveni artık üzerindedir…


SIGNIFY ORTA DOĞU, TÜRKİYE VE PAKİSTAN BÖLGE BAŞKANI VE CEO’SU GÖKTUĞ GÜR:
MOTOSİKLET ‘ANDA KALMAK’ İÇİN BENZERSİZ BİR FIRSATGündelik hayatın önemsiz şeylerinden kaçış arıyorsanız, motosiklet sürmek büyük bir hobidir. Stilinize uyan krom bir at üzerinde ve olmazsa olmaz güvenlik ekipmanlarıyla, şehrin gürültüsünden uzaklaşmanız çok fazla zamanınızı almaz.

- Motosiklet kullanmak, nasıl bir ayrıcalık?
Motosiklet kullanmak çoğu insan için “özgürlük, hız, adrenalin ” anlamına geliyor. Benim içinse “anda kalmak” için benzersiz bir fırsat. Aksi durumda sonuçları çok trajik olabileceğinden, tamamen odaklanmak zorundasınız. Öngörü, risk analizi, ekip ruhu vs. gibi birçok duygu ve düşünceyi de bir arada yönetmek durumunda olduğunuz bu seyirler, kilometre yaptıkça daha da keyifli hale geliyor. Zamanla adeta vazgeçilmez bir tutkuya dönüşüyor. 

TUTKUM, EGE’NİN SAHİL KASABALARINI DOLAŞIRKEN PEKİŞTİ
- Bu tutku sizde ne zaman başladı?

18-19 yaşlarında eğitim almaksızın, arkadaşlarımın scooter motorlarını kullanarak başladı. Arkasından uzun zaman sadece takipte kaldım. Ama asıl bu tutkuyu pekiştiren olay, 10 yıl önce bir tatil beldesinde yaşadığım deneyim oldu. Elektrikli küçük bir motor ve eşimle beraber, Ege’nin sahil kasabalarını tek tek dolaşırken inanilmaz keyif aldık. Daha sonra tüm eğitimleri, motor seçimlerimizi, fuar ve seminer takiplerimizi tamamladık.

- Bu yolculuklar insanı nasıl bir moda sokuyor?
Doğa içinde seyahat etmeyi seviyorum. Sürüş güzergâhlarımı çoğunlukla doğa ve sahile yakın kesimlerde olacak şekilde oluşturuyorum. Böylece kendi içime dönebiliyor, duygularımı doğru şekilde tartıyor ve kararlarımı verirken düşüncelerimi daha net bir biçimde analiz edebiliyorum. Hem on-road hem off-road sürüşler yapabildiğim “Adventure” tarzı motorları kullanma hevesim biraz da bundan kaynaklanıyor. Hareket halinde olmak, izlenimler edinmek, birçok deneyim kazanmak, konfor ve dinamik bir sürüş... Tadından yenmez!

HOBİ, YAŞAM BİÇİMİMİN DESTEĞİ
- Hız, adrenalin ve çevik kararlar, iş yaşamınıza aynı şekilde yansıyor mu?

Önceden planlamak, organizasyonu detaylandırmak , iletişim ve süreç/sonuç analizini doğru yapmak suretiyle kararları hızlı aksiyona dönüştürmeyi seven bir yapım var. Kişiliğimden dolayı mı motor tutkunu oldum, yoksa motosiklet kullandığım seneler içinde mi kararlarımda hızlandım; bu ayrımı yapmak güç. Motosikleti sadece hız ve adrenalinle eşdeğer görmek yerine bunu bir hobi, bir yaşam biçimimin desteği olarak kabul etmeyi tercih ediyorum.

- Bir defada kaç kilometre mesafe kat ediyorsunuz?
3.000-5.000 km’lik sürüşler için yeterli zamanı henüz yaratamıyorum; ama çok istiyorum. Arkadaşlarımla orta vadede böyle planlarımız var. Şimdilik 300-1.000 km’lik keyifli hafta sonu kaçamaklarımız var. Hem Birleşik Arap Emirlikleri’nde hem de İstanbul’da motorlarım var. Dostlarla beraber ortak hobimize ihanet etmemeye çalışıyoruz.

ÇOK GÜZEL ANILARIM VAR
- Unutamadığınız bir anı veya talihsiz bir kaza oldu mu?
Çok güzel anılarım var elbette, çok şükür büyük kazam yok. Dostlarımdan biri, yükseklik korkusunu yenmek için benim ısrarımla motora başladı, yıllardır birlikte sürüyoruz; ama maalesef  köprü üstlerinden geçmiyor henüz... Bu pek alışılabilecek bir şey gibi görünmese de birbirimizi anlıyoruz. Beraber çıktığımızda, sürüş rotasının içinde muhakkak feribotlar oluyor. Tahmin edersiniz ki feribot sohbetleri çok şen geçiyor. 

TÜRKİYE’DE KULLANMAK ÇOK ZOR BİR İŞ
- Ülkemizdeki “güvenlik” boyutu hakkında neler söylersiniz?

Motosiklet çok güvenli bir makina, medeniyet ürünü. Büyük şehirlerde trafiği hafifleten, insanların kolayca bir yerden başka bir yere ulaşmasını sağlayan, park sorunu yaratmayan, karbon salınımı konusunda dost... Gözlemlediğim, son senelerde bir kültür olarak gelişiyor; fakat yeterli seviyede yaygın değil maalesef. Bunun nedeni ise trafik kurallarnın ülkemizde ciddi anlamda çiğnenmesi. Kaportanın bedeniniz olduğu bir durum, çok riskli şüphesiz.  İşte bu yüzden Türkiye’de motosiklet kullanmak çok zor bir iş.

AVUKAT CEVAT KAZMA:
YOLCULUĞU MUTLULUĞA DÖNÜŞTÜREN HARİKA BİR ARAÇ 
Adrenalin, özgürlük hissi, rüzgârın ve motorun sesi, insanı gerçekten başka bir dünyaya götürüyor ve dünyevi sıkıntıları unutturuyor. Motosikleti daha çok hafta sonları ve iş stresinden uzaklaşmak için kullanıyorum.

Motosiklete tutkum, 7 senedir artarak devam ediyor. Motosiklet bana göre özgürlük ve gerçek mutluluk. Hem şehir içinde hem de şehir dışı seyahatlerde gerçek bir tutku ve yolculuğu mutluluğa dönüştüren harika bir araç diye düşünüyorum. 

HER MOTORUN VERDİĞİ KEYİF VE DUYGU FARKLI
İlk motorum, Can-Am Spyder 3 tekerlekli bir roadster. Onu daha çok şehir dışına ve yurt dışına yaptığım yolculuklarda daha konforlu olması sebebiyle tercih ediyorum. Şehir içinde ise 2 tekerlekli racing tarzı “Super Sport” bir motosiklet kullanıyorum. İki motorumun da verdiği keyif ve duygu çok farklı. Ancak tercih şansım olsa iki tekerlekli olanı seçerdim.

MOTOSİKLET DEĞİL TEHLİKELİ OLAN BİZİZ 
Motosikleti Türkiye’de kullanmanın tehlikeli olduğu görüşüne katılmıyorum. Motosiklet değil, tehlikeli olan biziz. Güvenlik ekipmanlarınızı eksiksiz edinip kendi yapınıza ve fiziğinize uygun bir motosikleti kurallara uygun bir şekilde kullandığınız sürece tehlikeli değil. Herkesin motosiklet kullandığı bir Türkiye’de yaşamak çok güzel olurdu. Özelikle İstanbul’ un tadı, güzel bir havada motosikletle çıkar. Trafik derdi ve otopark sorunu yok, daha ekonomik ve en önemlisi çevreyi daha az kirletiyor. Motosiklette özgürlük ve mutluluk var; daha ne olsun...

MİMAR KORAY YAVUZER:
MOTOSİKLET TUTKUSU FARKLI BİR ÖZGÜRLÜK 
Çocukken yazlık evimiz Büyükada’daydı. İki tekere olan tutkum, babamın bana aldığı çok sevdiğim bisikletimle başladı. Ardından geçen senelerde, motosikletin neredeyse her türlüsünü denedim. Bir ara, birkaçı aynı anda garajımızda oldu.
 

Scooter'dan tutun, ağır kaslı adelelilerden, “Advanture” tarzı uzun yol motoruna, BMW’nin racing tarzı S 1000RR’ına kadar her türlü tipte motorum oldu. Sonunda hayatıma ve kendi çizgime en kolay adapte edebildiğim, klasik ve kesinlikle zamansız olduğuna inandığım BMW R Nine T’de karar kıldım. Kişilerin seçimleri, aynı zamanda kendi çizgisinin aynasıdır. 

TRAFİĞE TAKILMADAN GİTMEK, GERÇEK BİR LÜKS
Motosiklet tutkusu farklı bir özgürlük ve kişinin yaşayabileceği apayrı bir lüks. Otomobilinizle 1.5 saatte gidemeyeceğiniz bir yere trafiğe takılmadan yarım saatte gitmek ve park yeri konusunda hiç zorlanmayacağınızı bilerek yola çıkmak gerçek bir lüks. Ayrıca yaşadığınız şehrin bizzat içinde olmak, daha koyu bir şekilde hissetmek paha biçilmez bir duygu. 

SİZİ SARIP FARKLI BİR BOYUTA TAŞIYOR
İstanbul'da motor kullanmanın dışında gittiğim seyahatlerde hava uygunsa, fırsat bulduğum gibi motor kiralarım. Kendi isteğim gibi keşfe çıkmak, hayâl ettiğim mekânları farklı sınırsız açılardan görmek büyük bir keyif. Hızlı arabaları çok seven ve kullanan biri olmama rağmen motosiklet üzerinde yaşanılan kontrollü adrenalin ve ona duyduğunuz güven, sizi sarıp çok farklı bir boyuta taşıyor. Motosiklet tutkusunu tarif etmek zor. Bunu yaşamak, bilmek, hissetmek gerek. Herkese tavsiye ediyorum.


KARCHER TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ GÖKHAN HASAN GÖKMEN:
UZUN YOLDA KULLANMAK MEDİTASYON GİBİ
Hem kafamı boşaltmak ve günlük problemlerden kurtularak stres atmak hem de yalnızlığın tadını çıkarmak çok hoşuma gidiyor. Motorla, doğada arabayla ulaşılamayacak yerleri görebilmek harika.

Boğaziçi Üniversitesi'nde öğrenci olduğum yıllarda araba almak için birikim yapmaya başladım. Hiç ilgim olmamasına rağmen 1990’da bir arkadaşımla ortaklaşa, paramın yettiği küçük bir motor aldık. Ben kullanmayı bilmiyordum. O günden itibaren motosikleti çok sevdim. Hız tutkum yok. Daha çok uzun seyahatleri ve doğada (Off-road) kullanımı seviyorum.

3 GÜNDE İSTANBUL’DAN DOĞUBEYAZIT’A GİDİP GELDİM
Uzun yolda motorsiklet kullanımı, bir tür meditasyon gibi. Eşim doğum yapmadan 3-4 ay önce, sadece bu amaçla tek başıma, 3 günde İstanbul'dan 3.000 km. uzaklıktaki Ağrı Doğubeyazıt'a gidip geldim. 1994-2000 yılları arasında Motocross ve Enduro/Off-Road yarışlarına katıldım ve derece aldım. En büyük hayâlim, Paris-Dakkar ralisine katılmaktı; ancak maalesef yoğun iş tempom izin vermedi. 

HOLLANDA’YA DA SEYAHAT YAPTIM
2004’te Türkiye’de Karadeniz, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu bölgelerinde; Avrupa'da Yunanistan ve Hollanda gibi ülkelere uzun seyahatler yaptım; bazen eşimle bazen tek veya arkadaşlarımla... Baba olduktan sonra seyahatlerimiz maalesef çok azalsa da motor kullanmayı bırakmadım.

AİLECEK MOTOSİKLET KULLANMAYI ÇOK SEVİYORUZ 
Evimle işimin farklı yakalarda olmasından dolayı, İstanbul trafiğinde motosiklet kullanmak zaman kazandırıyor. Yıl boyunca karlı havalar dışında işe gidip gelirken motoru tercih ediorum.Tercihim her zaman Enduro Touring tipi büyük motorlar. Ailecek motosiklet kullanmayı çok seviyoruz...

Tunç Altınbaş
t.altinbas@businesslife.com.tr


Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz