SABİHA GÖKÇEN'İN ZİRVE ROTASI

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (İSG), yolcu sayısı hacmi açısından Türkiye'de 2, Avrupa'da 12'nci... 2019'da tam 36 milyon kişi ağırlandı. 2020'de yüzde 6'lık büyüme öngörülüyor. "Zamanında Kalkış" oranı %89.9. Müşteri memnuniyeti %79. Aslolan, insana dokunabilmek. Misafirlerin, aracını otoparka bırakıp uçağa binişine kadar olan sürecin keyifli hale getirilmesi için üstün çaba harcanıyor. Sorunsuz, hızlı, güvenli ve konforlu seyahat deneyimi adına e-Pasaport, kimlik kartıyla boarding ve robot "Aerobot" gibi akıllı sistemler de devrede. Bu büyük ve başarılı ekibin başında ise 47 yaşına, herkese yol gösterecek müthiş bir kariyer sığdıran Ersel Göral yer alıyor...

27 yıldır havacılık endüstrisinde, havalimanlarının içinde. Yani, hayatı bu sektörde geçti. Kendi ifadesiyle “Gözünü burada açtı” desek, çok da yanlış olmaz. İstanbul Üniversitesi İşletme (İngilizce) Fakültesi’den 1998’de mezun oldu. 1. sınıftayken, Çelebi Hava Servisi’nde “operasyon memuru” olarak başladı. Hem okudu hem çalıştı. Havacılık vardiyalı bir sistem, işi çok da kolay değildi; ancak “çok şükür” vurgusuyla bugünlere geldi. 2 yıllık Çelebi deneyiminden sonra 5 yıl Gözen Air’daydı. 

32 YAŞINDA ‘GENEL MÜDÜR’ OLDU
1999’da TAV’a katıldı. Sırasıyla; nöbetçi müdür, işletme müdürü, genel müdür yardımcısı oldu. TAV’ın ilk yurt dışı projesi olan Gürcistan’a giderken 32 yaşındaydı. 2005-07 yılları arasında, Tiflis ve Batum havalimanlarının “genel müdürü”ydü. İkisinin inşatını ve işletmeye alınışını takiben TAV Tunus’a “genel müdür” olarak atandı. Monastır Havalimanı’nın işletmesi devralındı. Enfidha Havalimanı sıfırdan hayata geçirildi (greenfield). Yaklaşık olarak Gürcistan’da 120 milyon dolar, Tunus’ta 550 milyon Euro yatırım yapıldı. İkisi de başarılı projelerdi.

11 YIL SONRA İSTANBUL’A DÖNDÜ 
TAV’ın akabinde, IC Grup’ta, o zaman Türkiye’nin ikinci büyük havalimanı olan Antalya Havalimanı’nın “genel müdürlüğü”nü, 2011-15 döneminde üstlendi. “Çok keyifliydi” diye nitelendirdiği sürecin ardından, 2016’da Antalya’dan ayrıldı ve 11 yıl sonra İstanbul’a döndü. İstanbul Grand Airport (İGA)’da Entegrasyon Genel Müdür Yardımcısı (Chief Airport Wide Integration Officer) oldu. CEO’nun yardımcısı olarak, havalimanının inşaattan işletmeye sorunsuz geçişinde bulundu. Sonrasında Malaysia Airports’tan gelen teklife olumlu yanıt verdi. Eylül 2017’den bu yana, İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı CEO’su... 


İŞİMİ, İLK GÜNKÜ HEYECANLA YAPIYORUM
Neden havacılık sektörü?

Havacılığı gerçekten çok seviyorum. İşimi ilk günkü heyecanla yapıyorum. Üniversitedeki bütün arkadaşlarım; bankacı, borsacı, ya bir finans kuruluşunda ya bir uluslararası şirketin finans sorumluluğunu üstlendi. İyi ki havacılıkta karar kılmışım ve iyi ki bu sektörde kariyer yapmışım. 

GÜRCİSTAN’A ‘GENEL MÜDÜR’ OLARAK GİTTİĞİMDE 32 YAŞINDAYDIM 
Eylül 2017’de İSG’nin CEO’su oldunuz. Öncesinde; Çelebi Hava Servisi, Gözen Air, Tav Havalimanları Holding ve IC Grup’ta, üst düzey görevler aldınız. Türkiye’de, havalimanı işletmeciliğinde “amiral gemisi” diyebileceğimiz 4 şirkette uzun yıllar çok büyük sorumluluklar üstlenen tek isim olmak, size neler hissettiriyor?

Bu durum, kişisel gelişimime ve kariyer planlamama büyük avantajlar kattı. Bunların ilk sırasında yurt dışı tecrübesi geliyor. TAV ile Gürcistan’a gittiğimde 32 yaşındaydım. 120 milyon dolar ile Gürcistan’ın o güne kadarki en büyük yatırımıydı. Gençken, böyle bir organizasyonun ve işletmenin “genel müdürü” olmak, o sorumluluğu üstlenmek, sıfırdan bir havalimanı inşa etmek, mevcut olanı ise pistiyle, terminal binasıyla, altyapısı ve diğer unsurlarıyla bir yere getirmek, hâlâ kullanıldığını görmek, insanı fazlasıyla gururlandırıyor. Sonrasında, IC Grup’ta, Antalya Havalimanı gibi büyük bir operasyonun başına geçtim. Bu da iş hayatımdaki çok değerli bir kilometre taşıydı. 
Turizmin hızla büyüdüğü, ivme kazandığı bir zaman dilimiydi. 2015’ten sonra, bir takım krizler nedeniyle ciddi bir gerileme yaşandı. “Resort” dediğimiz; Bodrum, Dalaman, İzmir ve Antalya gibi “tatil havalimanları” olumsuz etkilendi. Oysaki benim dönemimde buralar parlayan yıldızdı ki bu, avantajımaydı. İGA, dünyanın en büyük havalimanı. Her vatandaşımızın gurur duyması gereken çok önemli bir memleket projesi. Tabiri caizse “yüzük taşı” diyebileceğimiz bir yatırım. İGA’da üst düzeyde görev aldım. İGA gibi önemli başka bir işletmenin başındayım. Umarım böyle pozisyonlar herkese nasip olur.

TERCİH EDİLEBİLİRLİĞİMİZ CİDDİ ORANDA ARTTI
Atatürk Havalimanı kapandı ve 5 Nisan itibariyle İstanbul Havalimanı’na taşındı. Bu dönemde Sabiha Gökçen’in tercih edilirliği yükseldi mi?

2018’de bizim yolcu sayımız, 34.1 milyon, Atatürk Havalimanı’nın 68.1 milyondu. Yani İstanbul toplamda, 102.2 milyon misafir ağırladı. İstanbul Havalimanı hizmete girince, kargo ve özel jetler hariç, tüm trafik, Atatürk Havalimanı’ndan oraya transfer edildi. Bu hareket sonrası bizim cazibemiz, çekiliğimiz ve tercih edilebilirliğimiz ciddi oranda arttı. 

ATATÜRK HAVALİMANI BENİM İÇİN, BİR OKULDU
İSG olarak, Atatürk Havalimanı için “Vedaların en hüzünlüsü sana” başlığıyla gazetelere ilan verdiniz. Herkesi duygulandıran bu çok anlamlı fikir nasıl doğdu?

Gözümü, 1993’te Atatürk Havalimanı’nda açtım. Havacılık endüstrisinde “amiral gemisi” ve “bir numaralı” oyuncuydu. Bizim için okuldu. Değişim döneminde, benimle birlikte işe başlayan genç jenerasyondan herkes, bugün önemli pozisyonlarda. 13 yıl, 4 farklı şirkette, dolu dolu çalıştım. Benim evimdi. Mesai arkadaşlarım, ailemden birer parçaydı. Orada geçirdiğim yılların getirdiği bir duygusallık ve hüzün oluştu haliyle. Bunu, oradaki dostlarımızla, arkadaşlarımızla ve sektör temsilcileriyle paylaşalım istedik. Ve böyle bir ilan geldi aklımıza. Atatürk Havalimanı’na “hoşça kal”, İstanbul Havalimanı’na “hoş geldin” dedik. Umarım, yeni havalimanı, daha iyi günlerde daha büyük başarılarda ve daha hızlı adımlarla koşarak hedeflerine ilerler.


2019’U, REKOR YOLCU SAYISIYLA KAPATACAĞIZ
2019’da, toplam yolcu sayısınızdaki artış oranı ne olacak?

2018’de, 34 milyon 58 bin 917 misafirimize ev sahipliği yaptık. 2019’u yüzde 4 artışla, 36 milyonlarda kapatacağız. Bu bizim için rekor. Sabiha Gökçen’in ulaştığı en büyük rakam. 12.5 milyon dış hat, 23.5 milyonu iç  hat yolcusu. Yüzde 62’ye 38 gibi bir orana tekabül ediyor. Türkiye’de iç hat trafiği daralma yaşandı. Ağustos 2018’de, kurdaki ciddi hareketlilik, TL’nin Euro ve dolar karşısındaki değer kaybı, vatandaşın harcama gücünü olumsuz etkiledi. Artı olarak, kara yolu ve demir yolu ulaşım ağı genişledi. Buna rağmen dış hatlarda, ilk 11 ay baz alındığında trafiğimizi yüzde 21 artırdık. Bunun nedenlerine gelince... Öncelikle ülkemiz artık globalleşme yolunda önemli bir pozisyon aldı. İkincisi; İstanbul, 2015 krizinden sonra 2016 ve 2017’de kaybettiği turisti, 2018’de ve 2019’da geri kazandı. Söz konusu rakam yaklaşık 15-15.5 milyon olacak ki bu, 2018’in üzerinde, yüzde 10’un üzerinde bir yükselişe karşılık geliyor. 

2019’DA, ALTI YENİ YENİ HAVAYOLU, UÇUŞA BAŞLADI
İSG'den, 2019’da kaç yeni havayolu uçuşa başladı? Ayrıca, neden sizi seçtiler?

Orta Doğu trafiğimiz çok artı; çünkü Bursa’ya, Kocaeli’ne, Sakarya’ya, Sapanca’ya hitap eden bir lokasyondayız. Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Doha ve Katar’dan gelen misafirlerimiz; Bursa, Yalova ve Sapanca’da fazlaca gayrimenkul yatırımı yapıyor. Onların getirdiği ekstra bir hacim (volume) var. Bunu, yolcu ve ilave uçak sayımızda net şekilde görüyoruz. 2019’da 6 yeni havayolu şirketi uçuşa başladı. Fas’tan Royal Air Maroc, Kuveyt’ten Kuwait Airways ve Jazeera Airways, Umman’dan Salam Air, Afganistan’dan Ariana Afghan Airlines, Malezya’dan Malaysia Airlines.... 
Toplam 59 havayolu hizmet alıyor. Yani, yüzde 10’luk ilave müşteri kazandık. Malaysia Airlines bizim için önemli. Çünkü, Sabiha Gökçen’e ilk defa direkt bir uzun bir uçuş gerçekleştirdi. Kuala Lumpur’dan tam 11 saat. Bu, bizim tarihimizde bir ilk. Hayâlimiz “Okyanus aşırı” diye tabir edilen uçuşların gerçekleşmesi. Kuzey Amerika’ya, Asya Pasifik Bölgesi’ne ya da Uzak Doğu’ya... Ümit ediyorum ki, daha da artar. Hedefimiz; dış-iç hat trafiğini ortak paralelde geliştirebilmek ve büyütebilmek. Operasyonel ve finansal planlamalarımızı bu mihvalde yapıyoruz. Bu genişleme için var gücümüzle gayret edeceğiz.

BÜYÜMEYİ, HAVAYOLLARI İLE BERABER GERÇEKLEŞTİRİYORUZ
Business Life’ın gelenekselleşen ‘Projeksiyonu En Güçlü 50 CEO’ araştırmasında, 2019’da siz de listeye  girdiniz. THY Genel Müdürü Bilal Ekşi, Pegasus Havayolları Genel Müdürü Mehmet T. Nane ve TAV Holding İcra Kurulu Başkanı Sani Şener ile birlikte havacılık sektörünü temsil etmek nasıl bir duygu?

Dört şirket, Türk sivil havacılık sektörünün amiral gemisi. Bu saygıdeğer beyefendiler, gerçek oyuncuların başında. Havayolu ve ve havalimanı işletmeciliğinde en önemli temsilciler. Birinin başında ben varım ki, ne mutlu bana. Benim için de onur, gurur kaynağı. Büyümeyi bu firmalarla beraber gerçekleştiriyoruz. Yakalanan ivmeye ayak uydurmaya, havayollarının ilerlemesine katkı sağlamaya, onlara destek olmaya çalışıyoruz. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA)’nın, Türkiye’de sivil havacılığın büyümesiyle ilgili öngörüsü hep yüzde 4-4.5’lar seviyesindeydi. 2008’de 80 milyon yolcuya hizmet verirken, bu sayı 10 yılda 200 milyona ulaştı. IATA varsayımları bunun altında kaldı. Bu, bizim açımızdan çok sevindirici. Bu olumlu gelişmelerde, 2003’ten sonra alınan liberalleşme kararları, uygulamaya sokulan pozitif stratejiler etkili oldu.

EKŞİ, NANE VE ŞENER BEYLER ÇOK SEVDİĞİM AĞABEYLERİM
Bu güzel iletişim masada olmazsa, 2019’da yüzde 89.9’a çıkardığımız “Zamanında Kalkış Oranları”nı yakalamak mümkün değil (Tebessüm ediyor). Bilal Ekşi ve Mehmet T. Nane Beyler, tıpkı Sayın Sani Şener gibi çok saygı duyduğum ve sevdiğim iki büyüğüm, ağabeyim. Havacılık endüstrisinde çok da iyi partnerlerim. THY ve Pegasus ile uyumumuz; başarıların, ödüllerin ana nedeni. Birlikte çalışmanın, ortak paydada buluşmanın getirdiği doğal bir sonuç. İnovatif, yaratıcı çözümleri, havayolları şirketleriyle birlikte hayata geçiriyoruz, tek başımıza yapmıyoruz.


KENDİMİZİ ‘ŞEHİR HAVALİMANI’ OLARAK KONUMLANDIRIYORUZ
Kuzey Marmara Otoyolu Kurtköy bağlantısı ve Avrasya Tüneli, Sabiha Gökçen’e ulaşımı çok kolaylaştırdı. En çok hangi bölgelerden talep görüyorsunuz?

İkisinin de bize çok büyük katkısı var. Bir havalimanın en önemli özelliklerinden biri, erişilebilir olması. Biz, kendimizi “şehir havalimanı” olarak konumlandırıyoruz. Avrupa yakasında, özellikle sahil bandında, Boğaz, Eminönü, Zeytinburnu, Bakırköy, Yeşilköy ve Florya’da oturan birçok dostum, Avrasya Tüneli aracılığıyla bize çok kolay ulaştıklarını, uçaktan indikten sonra evlerine çok kolay döndüklerini ifade ediyor. Kuzey Marmara Otoyolu, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Avrupa Yakası’nın kuzey bölgesine araçlarıyla geçmek isteyen yolcularımız için de büyük avantaj sağlıyor. Bu noktada, önemli bir altyapı yatırımı olan metroyu unutmamalıyız. Proje, Ulaştırma Bakanlığı’nın uhdesinde devam ediyor. Aksilik olmazsa 2020 sonuna bitecek. Sabiha Gökçen’den Kadıköy’e yaklaşık 40, Taksim’e 50 dakikada gidilebilecek. Bu, bizi tercih eden misafirlerimiz için çok değerli... 

YENİ TERMİNAL BİNASI’NA 400 MİLYONLUK YATIRIM
Yeni terminal binasına neden gereksinim duydunuz? Bu yatırımınız ne zaman devreye girecek?

Mevcut binamız yıllık 41 milyon kapasiteli. Neredeyse yüzde 87’sini kullanıyoruz. Bu artış ve ivme devam ettikçe; çok kısa, belki 2-3 yıl içerisinde ya burayı genişletmeye ya da yeni bir terminale ihtiyacımız olacak. Bağlı bulunduğumuz idare, Savunma Sanayi Başkanlığı. İki pistin ortasına, yeni bir terminal yapılması konusunda mutabakat sağladık. Hukuki ayağı tamamlanınca; proje finansman, müteahhit firmanın seçimi ve hemen kazmanın vurulması hedefimiz var ki, bu da nisan-mayıs ayına tekabül ediyor. 300 bin metrekarelik kapalı alan inşaatı yapacağız. 180 bin m²’si terminal binası. 100 bin m²’si otopark, 20 bin m²’si ise destek binaları, enerji merkezi vs. Yaklaşık 400 milyonluk yatırım öngörüyoruz. İlave kapasite katkısı 25 milyon yolcu/yıl olacak. 2022’de hizmete girecek. İki pist ve iki terminal binasıyla, yılda 66 milyon yolcuya hizmet verebileceğiz. Bu da önümüzdeki 15 yılımızı icra etmemizi sağlayacak.

YOLCU SAYISINI, 11 YILDA 9 KAT ARTIRDIK
2001’de açılan Sabiha Gökçen, “ucuz uçan havayollarının tercih ettiği havalimanı” algısından kurtulup, nasıl sadece Türkiye’nin değil, Avrupa ve Orta Doğu’ nun da ana havalimanlarından biri oldu?

2001’de, Sabiha Gökçen’den hizmet alan yolcu sayısı 100 binlerin altındaydı. İşletmeyi devraldığımız 2008’de bu rakam, sadece 4 milyondu. 2019’u, 36 milyon ile kapatacağız ki bu, yaklaşık 9 katlık bir büyümeye işaret ediyor. Türkiye’nin ikinci, Avrupa’nın en büyük 12. havalimanı olmak, aslında her şeyi anlatıyor. Başarıyı sadece misafir rakamlarına bağlamak çok doğru değil. Sürdürülebilir, sağlıklı kılmak bizim için daha değerli. Havalimanınızı kullanan partner şirketlere dokunuyoruz. Bir sürü yatırımı hayata geçirdik. İnovatif, yaratıcı sistemleri ve uygulamaları devreye alıyoruz. Müşterinizi memnun ettiğiniz sürece, doğal olarak bir takım taçlar, ödüller de geliyor. 

‘YILIN HAVALİMANI’ ÖDÜLÜNÜ UYGULANAN SİSTEMLER GETİRDİ
CAPA (Asya Pasifik Havacılık Merkezi) tarafından CAPA Awards for Excellence 2019 (CAPA Havacılık Mükemmellik Ödülleri 2019) ödül töreninde “30 milyon üstü yolcu” kategorisinde “Yılın Havalimanı” seçildiniz. Uluslararası bağımsız jürinin İSG’yi birinci sıraya yerleştirmesinin ardında hangi başarılarınız var?

1- 'Zamanında Kalkış' oranları: Bu, bizim kadar havayolları için de önemli. 2018’de yüzde 89.3’tü. Dünya 8’incisi olduk ki, Türkiye’den ilk 20’ye giren yoktu. Yüzdelik dilimi, 2019’da yaklaşık 89.9’a çıkardık. “Yaptık, ettik” derken, bu rolü sadece İSG olarak almıyoruz. Ana partnerlerimiz olan THY ve Pegasus ile birlikte başarıyoruz. “Zamanında Kalkış Ligi”ndeki sıralamayı yapan kurumlar, havayollarının kalkış saatlerine bakıyor. Sonucu, havalimanı işletmesinin ortalaması olarak yayımlıyor. Ana müşterilerinizle ortak çalışmanız, yatırımlar, iyileştirmeler, operasyonel kolaylıklar ve yolcu memnuniyetine yönelik hareketler gibi faktörlerin tümünü topladığınızda bu kalkış oranına ulaşıyorsunuz. 
2- Müşteri memnuniyeti: 2018’de yüzde 74’lerdeydi, yüzde 79’a çıkardık. Bu iyileştirme için de sahada, ilgili tüm arkadaşlar ciddi çaba sarf ediyor. Operasyon, teknik hizmetler, satış-pazarlama, kurumsal tarafta... Yolcuya dokunabilmek önemli. Misafirlerimizin, aracını otoparka bırakıp uçağın kapısından geçerek kabine girene kadarki süreci, “Sorunsuz, hızlı, güvenli, konforlu bir şekilde nasıl iyileştirebiliriz ve daha keyifli hale getirebiliriz?” diye ciddi çaba harcıyoruz.
3- E-Pasaport: 2019’da devreye aldık. Türkiye’de ilk defa uyguladık. Gidiş ile başladık, geliş kapısına da kurduk. Artık yurt dışına çıkan, 18 yaşını geçmiş Türk vatandaşları, pasaport kontrolünde bir polis memuruyla işlem yapmıyor. Kendileri parmak izi, yüz tanıma ve çipli pasaportunu okutarak otomatik geçiş yapabiliyor. Bunlar, bizim yıllardır yurt dışında görüp imrendiğimiz, özendiğimiz durumlardı; ama artık havacılık endüstrisinde o ülkelerle ve o teknolojilerle yarışıyoruz. Üretimi tamamen yerli... 
4- Kimlik kartıyla boarding: İç hatlar yolcusuysanız, biniş kartınızı evde bastırmanıza ya da kontuara uğrayıp almanıza hatta mobile yüklemenize gerek yok. Çipli TC kimlik kartınız varsa onu okutup uçağa biniyorsunuz ki, bunlar müthiş geliştirmeler. Yolcularımız, yer hizmetleri personeline gerek duymadan işlemlerini kendileri yapabiliyor. Bagaj etiketini üretip, bastırıp ve yapıştırıp, bagajı sisteme de kendiniz verebiliyorsunuz. Bunlar geçişleri çok hızlandırıyor, kuyruk sürelerini azaltıyor. “Misafirimiz işlemlerini bir an önce tamamlasın ve gate/kapıya bir ulaşsın” istiyoruz. Ödülleri de devreye aldığımız sistemler getiriyor. Müşteri memnuniyeti artıyor. Bu da sizi, partnerlerin gözünde, statü olarak farklı bir yere koyuyor. Yolcunun hava tarafında geçirdiği süre çoğalıyor ki, bu önemli. Çünkü asıl ticareti “havacılık dışı” dediğimiz, pasaport sonrasında, Duty Free alanlarında gerçekleştiriyoruz. 


‘AEROBOT’ TEKNOLOJİSİ İNSANA DOKUNUYOR
Yolculara yardımcı olması planlanan ve testlere başlayan "Aerobot" adlı robot. Yüzde 79’a çıkarılan müşteri memnuniyetine katkısı olur mu?

Elbette... Aerobot çok ses getirdi ve bize çok fayda sağlıyor. Deneme amaçlı tek robot getirdik. 2020’de sayısını mutlaka artıracağız. Aerobot, çok fazla yolcu sirkülasyonunun bulunduğu alanlarda onlara bilgi vermek, aklındaki soru işaretlerini gidermek, sıkıntısını çözmek amacıyla hizmete giren bir sistem. Kapınızı bulmanızda yardımcı oluyor. “En yakın kafeye nasıl gidebilirim? Hangi kontuardan check-in yaptırmalıyım ve biniş (boarding) kartımı alabilirim, bagajımı verebilirim?” diye sorduğunuzda size, isterseniz elinizden tutup eşlik ediyor. Ya da ekranında gösterdiği krokiyle yönlendiriyor. Bunlar; yaratıcı, inovatif ve bir o kadar da insana dokunan teknolojiler. 

MALAYSIA AIRPORTS İÇİN, STRATEJİK BİR PARTNER NEDEN OLMASIN? 
2014’te hisselerin %100’ünü alan Malaysia Airports Holdings Berhad’ın (MAHB) ortak arayışı var mı? 2034’e kadar ana hissedar olarak kalınacak mı?

Biz, Nisan 2034’e kadar kiracıyız. Gördüğünüz masayı, koltuğu, sandalyeyi, hiçbir ekipmanı almadan ceketimizi alıp çıkacağız. Burası, diğer tüm havalimanı özelleştirmelerinde olduğu gibi devletin. Malaysia Airports’un bir dönem hararetli bir şekilde ortak arayışı vardı. Türkiye’den birkaç firma da ciddi taliplilerdi; ama gerçekleşmedi. Bir ortak alınacaksa Malaysia Airports’un düşüncesi, hâkim hakların kendisinde kalması. Yani yüzde 49’dan daha fazla hisse satmayacaklar ki, bu çok net. Ancak şu an açıkçası 2 yıl önceki iştah yok. Malezya uzak bir coğrafya, yaklaşık 11 bin kilometre. “Büyümeyi daha sağlıklı ve hızlı nasıl gerçekleştirebiliriz?” diye bir arayış vardı. Yine de konu kapanmadı. Stratejik partner, doğru ücrette bulunursa neden olmasın? Tabii ki satış düşünülebilir...


ERSEL GÖRAL’IN EN BÜYÜK ‘KEŞKE’Sİ
-Yurt dışına ilk gittiğimde 32 yaşındaydım. TAV’ın yurt dışındaki ilk projesi olan Gürcistan’da “genel müdür”düm. Çok gençtim. Şimdi olsa 6 ay hazırlanır, çalışır, öyle giderim.
-Şu an bir yurt dışı projesinde yer alacak olsam; mutlaka o ülkenin kültürünü, sosyal hayatını, yaşam ve iş yapış tarzını önceden biraz daha çalışıp içime sindirip giderdim. 
-Elbette gittiğimiz ülkelerin insanları da bizim iş yapış disiplinimize uymalı. Ancak biz bunları harmanlarken Gürcistan’da 4-5 ayı çok yavaş geçirdik. Zaman kaybettim.


ERSEL GÖRAL’IN EKİP RUHU
-Doğru insanlarla, doğru ekiple çalışıyorum. İSG’deki en büyük lüksüm; arkamdaki çok güvenilir, çok saygın ve işini bilen insanlar.
- En önemli varlığımız ne bu bina, ne bu altyapı, ne otomobilller, ne bu ofis, ne eşyalar, ne diğer unsunlar; insan... Hem kendi ekip arkadaşlarımla hem müşteriyle yüz yüzeyken karşımda bir insan olduğunun bilinciyle konuşuyorum. İletişimi her zaman sıcak, canlı, saygı, sevgi, saygı, hoşgörü çerçevesinde tutmaya çalışıyorum.
-Tanıyayım ya da tanımayayım; herhangi bir kişide karamsarlık, bıkkınlık, yorgunluk, çaresizlik, uygunsuzluk, köşeye sıkışmışlık, çıkmaz sokağa girmişlik görürsem profesyonel gözle “Ben bu sorunu nasıl çözerim? Nasıl fayda sağlarım?” diye yaklaşırım. Bunun, hayatta hep faydasını gördüm. 
-Başarı, doğru iletişimin ürünü. Bu birlikteliği doğru temellerde oturttuğunuzda ekibin motivasyonu, heyecanı, liyakatı arttıkça başarılar otomatik geliyor. İşleri; bir olma, birlikte olma mantalitesi ve stratejisiyle yürütmeye çalışıyorum.
*Ersel Bey, geldiği günden beri taşıdığı heyecanını, kendisiyle beraber iş yapacak olan ekibindeki herkese veriyor. / Söze, İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Kurumsal İletişim Müdürü Canan Soysal giriyor...

ERSEL GÖRAL’IN KULAK VERDİĞİ ÖĞÜTLER
-Warren Buffett’ın şu sözleri kulağımda: “Kural 1: Asla para kaybetme. Kural 2: Birinci kuralı unutma.” Bill Gates’in de güzel bir lafı var: “Anlaşılabilir, kolay hedefler koyun.” Çünkü hepimiz finansçı, havacı, pilot değiliz. 
-Örnek, feyz aldığım, hayatta olan ya da olmayan birçok büyüğümüz var. Bunlardan biri de rahmetli Sakıp Sabancı. Çok güzel öğütleri var. Çok değerli bir büyüktü. Türkiye’nin en değerli insan kaynaklarından biriydi. Hayat felsefesini insan ve iletişim üzerine kurmuştu. 
-Merhum Sabancı “Şu 3 kelimeyi aklınızdan hiç çıkarmayın. ‘Günaydın ya da merhaba” deyin, mutlaka teşekkür edin, bir şey isterken ‘lütfen’ deyin” diyor. Farklı bir felsefe bence. “İnsana dokunun” ve “Çocuklarınıza, ailenize mutlaka vakit ayırın” diyor. 

ERSEL GÖRAL’IN 2020 YATIRIM AJANDASI
-Ana hedefimiz, uçak ve yolcu sayımız. 2020’de yüzde 6’lık büyüme öngörüyoruz. Kendimizin gelişimini de rakamlara göre projekte etmeliyiz. “Artan trafikte nasıl daha iyi hizmet veririz?” sorusunun yanıtını, karşılığını vermek için çalışacağız.
-2021 sonunda bitirmeyi öngördüğümüz yeni terminal binamızın inşatına başlamak istiyoruz ki, bu önemli kilometre taşlarından. İnşallah 2022’de hizmette olacak. Mevcut binamızda da birçok iyileştirme planlarımız var ki, yolcuya dokunmaya devam edeceğiz.
-Bire bir sorumluluğumuzda olmayan, bizim operasyonlarımızı ve sahadaki icraatımızı direkt etkileyen metro inşaatının (2020 sonunda), ikinci pist inşaatının (Kasım 2020’de) tamamlanması için ilgili otoritelerle, proses işlem sahipleriyle kominikasyonu, ilişkiyi güçlü tutacağız. 
-İnsan kaynağımıza yatırım yapacağız. Arkadaşlarımızın kişisel gelişimleri, eğitim planlamaları ve tüm bunların sonucunda “Bu havalimanının operasyonlarına katkıları nasıl artar ve zenginleşir, bu yelpazeyi nasıl daha renklendirebiliriz?”in peşinde olacağız.

Seyfettin Bayram - s.bayram@businesslife.com.tr
Mehmet Tufan - m.tufan@businesslife.com.tr

FOTOĞRAFLAR: M. BURAK BÜRKÜK


Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz