SEKTÖRLERİ PANDEMİ SONRASI NELER BEKLİYOR?

CovId-19 salgınının yol açtığı küresel kriz, bireylerin ve şirketlerin eşi görülmemiş güvenlik önlemleri almasını zorunlu kıldı. İnsanların yaşamlarında, şirketlerin iş yapış biçimlerinde, sektörlerin dinamiklerinde ise birçok ani değişiklik meydana geldi. Çalışanların izolasyon gereği uzun süre ?evden çalışma? ya da ?çalışamama? durumu, iş yerlerinin kapanması, fabrikalarda üretimlerin durması gibi nedenler, birçok firmanın hızla gelir kaybetmesine neden oldu. Ülkelerin aksiyonlarına bağlı olarak; ciro, kâr kaybı ve işsizlik oranları birbirinden elbette farklılaşacak.

böylesine kaos dönemlerinde normalden fazla kullanılan ürün ve hizmetlerin başında; gıda, sağlık ve hijyen ve ev bakım ürünleri geliyor. Bu yöndeki talebin giderek azalacağını; ancak pandemi öncesine göre daha yüksek bir noktada dengeye geleceği belirtiliyor. Özellikle elektronik, otomotiv, makina, endüstriyel ürünler ve inşaat, hızlı toparlanması beklenen iş kolları. Peki! Perakende, enerji, teknoloji, MOBİLYA, SAĞLIK VE GIDA sektörlerinde “Normalleşme” süreciyle birlikte ve CovId-19 sonrasıyla ilgili neler yaşanacak? Türk iş dünyasının liderleri ve CEO’ları, işlerinin mevcut durumunu ve geleceğe dair öngörülerini anlattı...

HEPSİBURADA YÖNETİM KURULU BAŞKANI HANZADE DOĞAN BOYNER:
“Paydaşlar kapitalizmi’’ fikrini hayata geçirdik
Pandemi döneminde müşterilerimiz ve platformumuzda yer alan tüm işletmeler ve girişimciler için hayati destek sağladık, büyümeleri için kaldıraç olduk. Hepsiburada olarak, müşterilerin ihtiyaçlarını kesintisiz şekilde karşıladık. Çalışan, paydaş ve toplum sağlığını da korumak için bir dizi önlemden oluşan bir plan hayata geçirdik.

Tüm çalışanlarımıza kişisel koruyucu ekipman sağlandı. Daha küçük gruplar şeklinde vardiya sistemine geçildi. Güvenle işe gelip gidilebilmesi için ekstra servis araçları devreye sokulması, alınan tedbirlerden sadece bazıları. Tereddütsüz, tüm önlemleri almak için gerekli adımları attık.

KOMŞUNUZUN YEMEĞİ YOKSA YEMEĞİNİZİ PAYLAŞIRSINIZ
Hepsiburada’nın, pandemi dönemindeki hamleleriyle “paydaşlar kapitalizmi’’ fikrini hayata geçirmesi, küresel anlamda iş dünyası için, çok güçlü bir örnek oluşturdu. Hepsiburada için kâr elde etmek, hiçbir zaman paydaşlarımızın genel refahından öncelikli değil. Yetiştirilme tarzım da iş yaklaşımımın temellerini oluşturuyor. “Komşunuzun yiyecek yemeği yoksa, onunla yemeğinizi paylaşırsınız,’’ Bu değer, bize çok küçük yaşta öğretildi. Diğer yandan kalkınma, kadınların ekonomiye katılımını sağlamadan tam olamaz. 2017 yılında, sosyal sorumluluk bilinciyle “Girişimci Kadınlara Teknoloji Gücü” programını hayata geçirdik. Kârlılığımıza bir etkisi yok. Kadın girişimciler, Hepsiburada’nın teknoloji desteğinin yanı sıra, komisyon ücretlerinden %75 indirim, altı ay ücretsiz kargo, reklam imkânı gibi birçok pazarlama ve satış desteğinden ve diğer hizmetlerden yararlanabiliyor.


ORKA HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI SÜLEYMAN ORAKÇIOĞLU:
Ek istihdam yaratmaktan onur ve mutluluk duyuyoruz
Üretim ve perakende tarafında mevcut istihdamı korumak ve ek istihdam yaratmak, öncelikli hedeflerimiz arasında. Bu doğrultuda, pandemi döneminde de hizmet konusunda tüm yükümlülükleri yerine getirme bilinciyle yatırımlarımızı sürdürüyoruz.

Yeni yatırımlarımız ile ülkemizde ek istihdam yaratmaktan onur ve mutluluk duyuyoruz. Moda perakendesinin lideri Orka Holding olarak, bir hafta içinde Ankara ve Balıkesir’de D’s Damat ve Van’da Damat Tween markası ile üç yeni mağaza açılışı gerçekleştirdik. İnovatif, yüksek terzilik ürünü ve doğa dostu materyallerden oluşan Damat Tween ve D’S Damat 2020 İlkbahar/Yaz koleksiyonları, müşterilerimizle buluştu. 

HİJYENİK KOŞULLARDA ALIŞVERİŞ DENEYİMİ
Hijyenik koşullar için gerekli tüm prosedürleri uyguluyoruz. Her çalışanımızın ve misafirlerimizin ateşi ölçülüyor. Girişlerde maske ve el dezenfektanı imkânı sunuyoruz. Arkadaşlarımız hem kendi hem de tüketicilerin sağlığını koruma amacı ile maske ve siperlikleri ile çalışıyor. Her gün ve soyunma kabinlerimizde de her kullanımdan sonra dezenfeksiyon işlemi uygulanıyor. Pandemi koşulları çerçevesinde belli sayıda ziyaretçi ağırlıyoruz. 0850 800 23 03 özel müşteri hattından randevu alınarak kişiye özel alışveriş deneyimi yaşamak da mümkün.


KİBAR HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI ALİ KİBAR:
Pandemi koşulları, Türkiye’ye birçok yeni fırsat sundu 
Tüm çalışmalarımız ve yatırımlarımız, azmimiz ve gayretimiz, Türkiye’nin tarımına, sanayisine, ekonomisine ve insanına daha fazla değer sağlamak için. Bu zor günlerde gerekli önlemleri aldık. “Gıda tedariği devam etsin” ve “Çiftçi dostlarımızın emeği, ürünü değerlensin” diye çalışmaya, yatırıma devam ettik.

Tarım ve gıda endüstrileri, küresel sağlık krizinde önemli sorumluluk üstlendi. Çiftçilerin emeklerine, sanayi gücü ile değer katma azmindeyiz. Pandemi koşulları, zorlayıcı olmasıyla birlikte, Türkiye’ye birçok yeni fırsat sundu. Endüstriyel domates üretiminde dünyada ilk beşte yer alan Türkiye’nin rakibi bazı ülkelerin adları Covid-19 ile sıkça anıldı ve bu, ticaret dengelerini değiştirdi. 

ASSAN FOODS, ALANINDA DÜNYADA SÖZ SAHİBİ 
Avrupa Birliği, Türkiye’den ithal edilen salçaya yüzde 14 vergi uyguluyordu ve bu durum, Türk ürününün pazarda pahalı kalmasına neden oluyordu. Salgın döneminde buna rağmen AB’ye salça satar hale geldik. Türkiye’nin ilk sos ihracatçısı da olan Assan Foods, Colorado markası ile yurt içi ve yurt dışında büyümeye devam ediyor. Geçtiğimiz yıl, dünya perakende devi Walmart iş birliğinde girdiğimiz Çin’de, çıtayı sürekli ileri taşıyoruz. Walmart raflarındaki ürün çeşidi sayımız, bir senede dört kat arttı. Colorado, İspanya’ya da olacak. Alanında dünyada söz sahibi şirketler arasına girmekte olan Assan Foods’un bu başarıları, gıda sanayimizin potansiyelinin de güzel bir göstergesi. Günde 4 bin 500 ton taze domates işleyebilme, 2,5 milyon adet ambalajlı ürün üretebilme kapasitesiyle Türkiye’nin ketçap, mayonez ve sos kategorilerinde en büyük üreticisi olan Assan Foods’un, TSE’den aldığı “COVID-19 Güvenli Üretim Belgesi” de gurur vesilesi oldu.


ATASAY MÜCEVHERAT CEO’SU  ATASAY KAMER:
Elimizi taşın altına sokmamız gerekiyordu
Pandemi ile birlikte, sistemde bir değişikliğe gidilmesi gerektiği anlaşıldı. Tüketicilerin artık “kampanya avcılığı” yapmalarına gerek kalmayacak. Yaşanan zorlukları göz önünde bulundurarak ürün fiyatlarını, devamlı geçerli olacak şekilde yüzde 15 ila 35 düşürdük. Düğün yapacaklar, hediye alacaklar veya kendisini ödüllendirmek isteyenler “Kafasına takmasın”, “Kendisine yakışanı taksın” diye bu adımı kararlılıkla attık.

Yurt içi ve yurt dışında 161 mağazamız ve 800’ü aşkın çalışanımız var. Mücevherat sektörünün lideri olarak, elimizi taşın altına sokmamız gerekiyordu. Bu süreci birlikte hareket ederek, toplum olarak birbirimize destek olarak aşabiliriz. “Yeni normal” fiyatlara sadece kârlılığımızdan ödün vererek değil, işleyişimizdeki tüm sistemi değiştirerek ulaştık. 

GEÇMİŞLE KIYAS DEĞİL, “AN”A ODAKLANMA DÖNEMİNDEYİZ 
Dünyanın içinde bulunduğu duruma bakılınca, herkesin üzerine düşen fedakârlık payını yerine getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Sadece Atasay olarak değil, tedarik zincirimiz, üreticilerimiz, lojistik ekiplerimiz, çalışanlarımız ve mağazalarımız olarak birçok özveride bulunuyoruz. 2020’nin ilk 3 ayında, başarılı bir büyüme performansı gösterdik. Satışlarımız yüzde 38’in üzerinde artmıştı. Şimdi rakamlar anlamında zorlu bir süreç olsa da sürekli yeni kararlar alarak ve yeni projeler üreterek maksimum verim elde ettik. Geçmişle kıyas değil “An”a odaklanma dönemindeyiz. Bu nedenle “Anın Atasay’ı”nı başlattık. Kaliteli ürün, maksimum müşterilerin memnuniyeti, konforu ve güveni konularında eskiye bağlı kalacağız. “Anın Atasay’ı” olarak daha çok araştıracağız, çeşitli yeni gündeme adapte olacağız. Tüketicilerin davranışlarını ve geri bildirimlerini takip ediyoruz. Bu da maksimumda fayda yaratmamız anlamına geliyor.


TÜPRAŞ GENEL MÜDÜRÜ İBRAHİM YELMENOĞLU:
Pandemi sürdürülebilirliğin önemini hatırlattı
Sürdürülebilirlik temelli üretim politikalarımız ve kurumsal sorumluluk anlayışımız ile, dünyanın yaşadığı bu zorlu döneme rağmen, ülkemizin enerji ihtiyacını kesintisiz karşılamaya devam ettik.

Bir süredir dünyayı sarsan pandemi, sürdürülebilirlik bakış açısını gerek kurumsal gerekse bireysel olarak daha çok gündemimize almamız gerektiğini bizlere hatırlatıyor. 2008 yılından beri geliştirdiğimiz sürdürülebilirlik anlayışımızın merkezine, BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı koyuyoruz. Her koşul altında faaliyetlerimizi aralıksız devam ettiriyoruz. Sürdürülebilirliği tedarik zincirimizden, satış sonrası operasyonlarımıza kadar tüm süreçlerimize entegre etmek için çalışıyoruz.

KADIN SAHA OPERATÖRLERİ VE TEKNİSYENLERİ... 
Tüpraş, her dönem en değerli sermayesi olarak gördüğü çalışanlarına sunduğu emniyetli çalışma ortamını geliştirmeye ve geleceğin nitelikli iş gücünü yetiştirmeye hiç ara vermiyor. Rafinaj gibi erkek egemen görülen bir sektörde uzun yıllardır eşitlikçi ve kapsayıcı iş alanları oluşturmanın destekçisi ve takipçisi olduk. 2019’da bu yaklaşımımızı destekleyen uygulamalarımız paralelinde, ülkemiz rafineri sektöründe ilk kez kadın saha operatörleri ve teknisyenlerini aramıza kattık.


OPET GENEL MÜDÜRÜ CÜNEYT AĞCA:
"Müşteri memnuniyeti" odaklı yaklaşımımız ile çalışıyoruz
Covid-19 salgını, tüm dünyayı etkiledi ve satış hacimlerinde önemli düşüşe yol açtı. Buna rağmen “müşteri memnuniyeti” odaklı hizmet kalitemiz, esnek karar alma kabiliyetimiz ve fark yaratan yaklaşımlarımız ile, sektörün en hızlı ve istikrarlı büyüyen şirketiyiz. En değerli ve en güçlü markasıyız. Aynı inanç ve azimle, güven içeren marka vaadimizle çalışacağız.

Sektörümüz, 2019’da, bir önceki yıla göre neredeyse hiç büyümedi. Toplam beyaz ürünler olarak değerlendirdiğimizde, yüzde 7 oranında büyüyerek %19’luk pazar payına ulaştık. “Brand Finance 2020 Turkey” araştırmasında OPET Petrolcülük A.Ş., Türkiye’nin en değerli 20 markası -570 milyon dolarlık değeriyle/%57 artış- arasında yer aldı. Bu güzel gelişmeler, işlerimizi tüketici odaklı ve bütünsel yapma yolunda itici bir güç olarak bizleri daha çok motive ediyor. Biz, ülkemize olan tutkumuz, müşterilerimizle kurduğumuz bağ ile Türkiye’nin en sevilen akaryakıt dağıtım markasıyız. Bu çıtayı daha da yukarı çıkarmak da hedeflerimiz arasında.

STANDARTLARI BELİRLİYORUZ
Büyük oyuncular arasındaki tek yerli şirket olarak, standartları belirleyen, hep daha fazlasını sunan ve fark yaratan bir şirket olduk. Küresel salgına rağmen, hizmet kalitemiz ve müşteri memnuniyeti odaklı yaklaşımımız ile aralıksız çalışıyoruz. Bütün tedbirlerimizi bayilerimiz ile sürekli iletişim halinde uyguluyoruz. 20 yıldır devam eden “Temiz Tuvalet Kampanyamız” temizlik ve hijyen konusunda istasyonlarımızda önemli bir standart getirdik. İnsan hayatındaki önemi ve oluşturduğu fark, pandemi günlerinde daha da çok ortaya çıktı. “Kadın Gücü” projemiz her hızla genişliyor ve mesleğin cinsiyeti olmadığı algısının toplumsal düzeyde benimsenmesini sağlıyor. Yeşil Yol, Örnek Köy, Tarihe Saygı ve Trafik Dedektifleri Projelerimiz ve Troya bölgesindeki çalışmalarımız ile ülkemize değer katıyoruz. 

TAZELENME VE YENİLENME UĞRAK NOKTASIYIZ 
Araçların her türlü gereksinimini karşılarken, tüketicilerin bütün isteklerini bir arada bulabilecekleri çözümlerimiz var. Keyifli mola verilebilecek ve dinlenebilecek yaşam alanı haline getirmek amacıyla başlattığımız Ultramarketlerimiz ile Covid-19 döneminde de ihtiyaçlara yanıt verdik. Market içinde sarı bant uygulaması ile sosyal mesafeye uygun bekleme alanları ve yönlendirmelerle hareket ediliyor. Yoğun trafikte ya da yolculukta, tazelenme ve yenilenme uğrak noktasıyız. “In bakery by Divan”, “Koçtaş”, “Starbucks on the go”, “Lipton”, “Dardanel Mister No”, “Rossmann”, “Automix”, “TTec” ve “Toyzz Shop” gibi alanlarının en iyileriyle iş birliği gerçekleştirdik. 


SOCAR TÜRKİYE RAFİNERİ VE PETROKİMYA İŞ BİRİMİ BAŞKANI & PETKİM GENEL MÜDÜRÜ ANAR MAMMADOV ANAR MAMMADOV:
Operasyonlarımızı aralıksız sürdürmeyi başardık
Türkiye’nin ihtiyacı olan stratejik ürünleri üreten şirketlerimizin “COVID-19 Güvenli Üretim” belgesini alması bizim için gurur kaynağı oldu. Rafineri ve petrokimya alanında bu ölçekte bir entegre tesis, ilk kez bu belgeyi aldı.

Salgınla mücadelede çalışma arkadaşlarımızın ve paydaşlarımızın sağlığını korumak için tüm önlemleri aldık. Operasyonlarımızı da aralıksız sürdürmeyi başardık. Aliağa’da birbirine entegre olarak çalışan STAR Rafineri ve Petkim, bu dönemde de Türkiye’nin ihtiyacı olan hammadde ve ürünleri üretti. SOCAR Depolama da hizmet vermeye devam etti.

YILLIK, 10 MİLYON TON HAM PETROL İŞLEME...
Türkiye’de tek noktaya yapılan en büyük reel sektör yatırımı unvanına sahip olan STAR Rafineri ile İSO 500’de ilk beşe girmekten dolayı büyük gurur duyduk. 10 milyon ton yıllık ham petrol işleme kapasitesine sahibiz. Senede 4,8 milyon ton dizel ve 1,6 milyon ton naftanın yanı sıra, jet yakıtı ve LPG gibi üretimler gerçekleştiriyoruz. İç piyasaya sunduğumuz stratejik ürünler sayesinde, Türkiye’nin cari açığının azaltılmasına önemli bir katkı sağlıyoruz. Yıllardır Petkim ile yer aldığımız Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde artık STAR Rafineri ile de varız. İki dev tesisimiz ile gücümüzü ortaya koyduğumuz için mutluyuz.


TEKFEN GENEL MÜDÜRÜ EMRAH İNCE:
Bu dönemin çeşitli sonuçları olacak
Covid-19 etkisiyle her ülkenin kendi yerli tarım politikasıyla ve “Lokal üret, lokal tüket” felsefesiyle ilerlediği gördük. Bundan sonra, tarımda izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik süreçlerine odaklanmamız gerekiyor.

Pandemi nedeniyle dünya ve Türkiye bir sınav veriyor. Bu dönemin çeşitli sonuçları olacak. Bir ürünü katma değerli yapmak için farklı süreçlerden geçirip iyileştirmek yetmiyor. Sürdürülebilir tarım ilkelerine uygun üretimi ve izlenebilirliği sağlanmalı. Tarım; sosyal boyutu olan, etrafında bir ekosistem yaratan, ailelerin geçimini sağlayan ve yaşam döngüsünde yer alan bir süreç. Katkı sağlamak için bizlere de tarımsal teknolojilerde yenilik yapma sorumluluğu düşüyor. Bunun için de gerekli olan insan kıymetlerini bünyesinde barındıran kurumlarız. Senserlerin sahaya konulabilmesi, uydulardan alınacak verilerin anlamlandırılarak basit bir şekilde 2,2 milyon kayıtlı çiftçimize ulaştırılması, çok daha hızlı bir dönüşüme aracılık edecek.


TURKCELL GENEL MÜDÜRÜ MURAT ERKAN:
İşe alımları ertelemenin aksine, iş hacminde artış öngörüyoruz
Turkcell olarak, yurt içi ve yurt dışındaki grup şirketlerimizle birlikte, 22 bini aşkın kişiye istihdam sağlıyoruz. Covid-19 döneminde artan müşteri ihtiyaçları ve dijitalleşme amaçları doğrultusunda, 2020’nin ilk altı ayında 3 bin 149 işe alım gerçekleştirdik. 2020 yılı geneli hedefimiz ise 7 bin...

İnsan Kaynakları stratejik planlamamızda, işe alımları ertelemenin aksine, iş hacminde artış öngörüyoruz. Turkcell olarak, özellikle teknoloji alanıyla ilgili eğitimi ve deneyimi olan kişiler odağımızda. 

GÜNÜMÜZDE ÇOK YÖNLÜ YETENEKLER ARANIYOR 
Vazgeçmeden sonuca ulaşacak, hayâllerinin peşinden koşacak, teknoloji yatkınlığı yüksek, yeni koşullara hızlı adapte olabilecek yetenekleri Turkcell bünyesine katmak, ana amacımız. Ülkemize geri dönmek isteyen vatandaşlarımız için “Tersine Beyin Göçü” uygulamamız ile nitelikli istihdama katkı sağlayacağız. Turkcell olarak “Kadın Mühendisler” projemizle de toplumsal fırsat eşitliğini öne çıkarıyoruz. Bu, hem Turkcell’e hem de Türkiye’ye ekonomik ve sosyal anlamda büyük katkı sağlayacak. Sadece son 5 yılda 31 milyar TL’lik yatırım gerçekleştirdik. 26 yıl önce kurulan Turkcell olarak, bayrağımızı New York Borsası’nda 20 yıldır dalgalandırmanın gururunu yaşıyoruz. Hayâlimiz, Türkiye’den daha fazla global marka çıkarmak. 5G’de, yerli yapay zekâda, yerli ve milli mobil ödeme sistemlerinde yine öncü olacağız. 


VODAFONE TÜRKİYE CEO'SU COLMAN DEEGAN:
Toparlanma sürecinde sektörümüz ve şirketimiz öncü rol oynayacak 
Salgının başından itibaren önceliğimiz, müşterilerimize kesintisiz ve kaliteli hizmet sunmak, çalışanlarımızın sağlığını ve güvenliğini korumak ve ekosistemimizin sürdürülebilirliğini sağlamak oldu. Servislerimize yönelik talepte öngörülemeyen artışlara rağmen gayet iyi performans gösterdik.

Salgın sürecinde “roaming” gibi bazı alanlarda etkilenmiş olsak da, ürün ve servislerimize aralıksız yatırım yaptık. Mali yılımızın birinci çeyreğinde servis gelirlerimizi %13,8 artırarak istikrarlı büyümemizi sürdürdük. Ekonominin normalleşme ve toparlanma sürecinde de sektörümüz ve şirketimiz öncü bir rol oynayacak. İş kolumuz, salgınla mücadeleye öncülük etme ve dijitalleşme sayesinde salgından güçlenerek çıkmış bir toplum yaratma konusunda dirençli. Bu çerçevede yatırım ortamını iyileştirmek, adil rekabet ortamı sağlamak ve kaynakların etkin kullanımını teşvik etmek gerekiyor. Türkiye’nin dijitalleşmesi için yatırım yapmaya devam edeceğiz.


SAP TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ UĞUR CANDAN:
Müşterilerimize değer katıyor ve katılımcı inovasyonu hayata geçiriyoruz
Sadece sahanın değil, sözleşmeli tarım süreçlerinin de uzaktan izleme ve Nesnelerin İnterneti (IoT) teknolojileriyle dijital platformalara taşınması, ekin yaşam döngüsünün sistemsel takibi için önemli. Gıdanın tarladan sofraya izlenebilirliğinde, SAP blockchain (blokzincir) altyapısını kullanarak ürünün künye bilgisinden lojistik yolculuğuna, zinciri kırmadan uçtan uca takibini yapabiliyoruz. 

Türkiye’de çiftçilerin yaş ortalaması 55’in üzerinde. Dolayısıyla sahadaki iş güvenliğini sağlamak önemli. SAP, Detaysoft iş birliği ile, sosyal mesafeyi takip eden akıllı çözümlerimizle, sağlıkları güvence altına alabiliriz. SAP olarak, gıda değer zincirinin her aşamasında müşterilerimize değer katıyor ve katılımcı inovasyonu hayata geçiriyoruz. 

TÜRK MÜHENDİSLERİN ÇÖZÜMLERİ TÜM DÜNYAYA İHRAÇ EDİLİYOR 
Bulut bilişim uygulamalarımız, sadece teknoloji olarak en iyiyi değil, her yerden erişim imkânı ve bağlan-kullan modelini sunmasıyla da birçok avantajı beraberinde getiriyor. Teknopark İstanbul’daki “SAP Yazılım Geliştirme Merkezimiz” büyük veri çözümlerimizin geliştirildiği dünyadaki 5 merkezden biri. Türk mühendislerinin çözümleri, SAP’nin global ürün portföyüne ekleniyor ve tüm dünyaya Türkiye’den ihraç ediliyor. Amacımız, Türkiye’deki kurumların yalnızca verimliliğini artırıp gelir elde etmelerini değil, ülkemizin bayrağı altındaki ürünleri dünyada, farklı coğrafyalarda yeni pazarlara sunmak.


VESTEL CEO’SU TURAN ERDOĞAN:
Biz ve bizim gibi şirketler, daha çok üretmeli ve çalışmalı
Vestel olarak, üretim ve istihdamda da sürdürülebilirlik, en önemli gündem maddelerimizden biri. Manisa Vestel City’deki fabrikalarımızda görevlendirilmek üzere, temmuz sonuna kadar mavi yaka çalışan kadromuza 603 kişi daha eklendi. Böylce istihdam kapasitemizde yüzde 4’e yakın büyüme sağlandı.

Bu zorlu süreçte, istihdam kapasitelerinin korunması hatta artırılması kritik önem taşıyor. Neredeyse tüm dünyayı etkisi altına alarak, küresel ekonomide sarsıntılara neden olan pandemi sürecini, ülke olarak başarılı bir şekilde yönetiyoruz. Süreç sona erdiğinde ekonomimizin güçlü kalması için biz ve bizim gibi şirketlerin daha çok üretmesi ve çalışması gerekiyor.

DAHA FAZLA GÜVENDE HİSSETTİRECEK ÜRÜNLER... 
Covid-19 pandemisi, kısa sürede tüketici ihtiyaçlarında ve taleplerinde değişikliklere neden oldu. Vestel olarak, 1.700 kişilik güçlü Ar-Ge mühendisi kadromuzla gıda israfını önlüyoruz. Daha az enerji ve su tüketen ürünler tasarlarken, sağlıklı yaşam beklentilerine cevap vermeye de odaklanıyoruz. Günışığı teknolojisine sahip çamaşır ve bulaşık makinelerimiz ile bozdolaplarımız yoğun ilgi gördü. Daha iyi bir yaşam sunmak, gelecek nesillere daha yaşanılası bir dünya bırakmak amacıyla teknoloji üretiyoruz. Tüm yatırımlarımızı; müşteriler, çalışanlarımız ve tüm paydaşlarımız için ortak değer yaratmamızı sağlayan bir iş modeli olarak tanımladığımız sürdürülebilirlik ekseninde gerçekleştiriyoruz. 


KATMERCİLER İCRA KURULU BAŞKAN VEKİLİ FURKAN KATMERCİ:
Türkiye, pandemi sürecinden de güçlenerek çıkacak
Katmerciler olarak, pandemi sürecinin olumsuz etkilerini minimumda tutmak üzere aldığımız önlemleri başarıyla hayata geçirdik. Faaliyetlerimizi kesintisiz sürdürdük. Devlet desteklerinden faydalanmak zorunda kalmadık. Hiçbir istihdam kaybı yaşamadık. Aynı kadro ve artan performansla yolumuza devam ediyoruz.

Savunma sanayimiz, ülke ekonomisinin Covid-19 salgınının yarattığı sıkıntıları atlatmasında başat bir rol oynuyor. Biz de üretimimiz ve yüksek ihracatımız ile “normalleşme”ye katkı sunacağız. Türkiye, pandemi sürecinden de güçlenerek çıkacak. HIZIR, ilk zırhlı muharebe aracı ihracatımız oldu. Gelirlerimizin yarısından fazlasını ihracattan elde etmek, stratejik bir amaç. 2020 yılında, 40-45 milyon dolar seviyesine ulaşacağız. Katmerciler’i büyütmek, uluslararası ölçekte marka bilinirliğimizi ve kârlılığımızı yükseltmek istiyoruz.

ASELSAN İŞ BİRLİĞİ İLE İNSANSIZ KARA ARACI
İnsansız kara aracı (İKA) konseptinin ilk örneği olan UKAP, büyük beğeni kazandı. Bir “insansız mini tank”a dönüştü. Katmerciler olarak, Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA)’nın kara kuvvetlerindeki taşıyıcısı olmayı hedefledik. Türkiye’nin teknoloji lideri şirketlerinden Aselsan ile birlikte yürüttüğümüz çalışmalar sonunda, uzaktan kumandalı ilk İKA’yı kazandırmanın gururunu yaşıyoruz. İKA teknolojisine sahip ülke sayısı çok sınırlı. Dünyadaki muadillerinden daha üstün olan bu araç ile Türkiye bu segmentte öne çıkan, sayılı ülkelerden birisi olacak. Bunlar gurur verici adımlar...


DOĞTAŞ KELEBEK MOBİLYA GRUP CEO’SU İSMAİL DOĞAN:
Yatırımlarımıza hız kesmeden devam edeceğiz
2020 başındaki KDV indirimiyle nefes alan mobilya sektörü, pandemi döneminde olumsuz etkilenmişti. Düşük oranlı krediler ve 60 aya varan taksit imkânları, ertelenen alımların hayata geçmesinde önemli bir rol oynadı. Yüzde 40’lık 2020 büyüme hedefini %60 olarak revize ettik.

Bu yıl 300 kişilik ekstra bir istihdam yaratacağız. 600 milyon TL ile kapattığımız 2019 yılının ardından, 2020 hedeflerini 1 milyar TL olarak revize ettik. Bünyesinde 5 farklı marka bulunan bir grup olarak, ülkemizin ekonomisine güvenimiz yüksek. Yatırımlarımızda hız kesmeyeceğiz. 30 Ağustos’ta 70 yeni mağaza açacağız. 

E-TİCARET VAZGEÇİLMEZ
Bu dönemin sunduğu açılımları iyi okumak gerekiyor ki, e-ticaret hemen her sektör için vazgeçilmez oldu. İlk olarak Kelebek’in online satış sitesini açtık. Diğer yandan, yoğun önlemler ve yenilikçi yaklaşımımız sayesinde TSE onaylı “Güvenli Üretim Merkezi Sertifikası”nı da aldık. Doğtaş olarak, sürecin başından bu yana tavrımızı, ne kazançtan ne umutsuzluktan yana aldık. Biz, kurum kültürümüz ve değerlerimiz doğrultusunda “Önce insan, önce sağlık” dedik. Tüm çalışanlarımıza ve memnuniyetlerini önemsediğimiz müşterilerimize yönelik tedbirlerin karşılığı ise önce sağlık, sonra da büyüme hedeflerimizi aşan rakamlar oldu.


ŞİŞECAM TOPLULUĞU YÖNETİM KURULU BAŞKAN VEKİLİ VE GENEL MÜDÜRÜ  PROF. DR. AHMET KIRMAN:
Gelecek vaat eden yeni iş alanlarındaki, yatırım fırsatlarını takip edeceğiz
Yeni dünya düzeninde, değişen konjonktüre uyum sağlayabilmek için gerekli altyapıya sahip kurumlar avantaj yakalayacak. Şişecam’ın küresel rekabette gücüne güç katacak olan birleşme hamlemiz, bu açından da önemli. “Yeni Normal”de de ana faaliyet alanlarımızda etkinliğimizi de artıracak stratejik adımlar atacağız. 

Gelecek vaat eden yeni iş alanlarındaki yatırım fırsatlarını takip edeceğiz. Şişecam olarak, bir dünya markası olmanın haklı gururunu yaşamaya ve tüm paydaşlarımız için değer yaratmaya devam edeceğiz.

“ANTİMİKROBİYAL V-BLOCK TEKNOLOJİSİ” İLE DEĞERLİ YAŞAM
Sağlık ve doğallığın temsilcisi cam, sürdürülebilir bir gelecek yaratmada sonsuz bir potansiyel vadediyor. Çevre, iklim, enerji ve sağlık gibi en kritik konulara çözüm üretmesi, cam sektörünün önemini artırıyor. Dört kıtaya yayılan 14 ülkedeki tesisleri ve 22 bin çalışanıyla küresel bir oyuncu olan Şişecam, hammaddeden nihai ürüne giden tüm süreçlerini “Care for Next” sürdürülebilirlik stratejisiyle yürütüyor. 45 yıllık Ar-Ge birikimimiz ile iki ay gibi rekor bir sürede ortaya çıkardığımız “Antimikrobiyal V-Block Teknolojisi” ile yaşama değer katıyoruz. Bu özel teknoloji, zararlı organizmaların camın yüzeyinde barınmalarına engel oluyor. Öncelikle Paşabahçe ürünlerinde kullanılmasıyla birlikte tüketicilerin; otel, kafe ve restoran gibi dış mekânlardaki sağlık endişeleri azalacak. Bu buluş, turizme katkı sağlayacak, ihracat gelirlerimizi artıracak.


NOVARTİS GRUP TÜRKİYE BAŞKANI, SANDOZ TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ DR. ALTAN DEMİRDERE:
İhracatımızı iki katına çıkarmayı hedefliyoruz
Türkiye’deki fabrikalarımız, pandemi döneminde de üretimlerine hız kesmeden devam etti. Salgından etkilenerek kapasitesini düşürmek zorunda kalanlara destek verdi. Normal zamandakinden fazla üretim yaptı. Novartis Türkiye olarak, yaklaşık 100 ülkeye kendi ürettiğimiz ilaçları ihraç ediyoruz.

Bugün Avrupa’da, Japonya’da ve dünyanın birçok ülkesinde satılan ilaçlarda üretim yeri olarak Türk fabrikalarımızın adı yazıyorsa, bu bizim için bir gurur kaynağıdır. Covid-19 salgını nedeniyle bazı endüstri kollarında üretim kapasitelerinde düşüşler olsa da, Novartis Grup olarak, her şeyden önce çalışanlarımızın sağlığını garanti altına alacak ciddi önlemleri hayat geçirdik ve üretimimize kesintisiz devam ettik. Önümüzdeki 5 yılda tesislerimizdeki yatırımlarımızı artırarak Novartis Türkiye’nin ihracatını iki katına çıkarmayı hedefliyoruz.


ABDİ İBRAHİM YÖNETİM KURULU BAŞKANI NEZİH BARUT:
Türkiye, kimyasal ve biyoteknolojik ilaçta üretim üssü olabilir
Abdi İbrahim, 108 yıllık ilaç sektörü tecrübesiyle Türkiye’nin tarihine tanıklık eden köklü bir marka. Biz, bir asrı aşkın süredir hayatı iyileştirmek için çalışıyoruz. Pandemi sürecinde her güne aynı sorumluluk bilinciyle uyandık. Abdi İbrahim olarak, tüm dikkatimizle temel misyonumuza, yani iyileştirmeye odaklandık.

Klorokin fosfat bazlı ilacımızı kendi adımıza üretip bakanlığımıza hibe ettik. Ardından, Novelfarma’nın geliştirdiği ve hastalığın tedavisinde etkili olan Favipiravir’in üretiminin ev sahipliğini üstlenmesinin gururunu yaşıyoruz. Şirket içinde medikal ekiplerden, Ar-Ge’den, ruhsatlandırmadan, iş geliştirmeden ve farklı departmanlardan temsilcilerin yer aldığı çevik çalışma grupları oluşturduk. Temel amaçlarımızdan biri de, şirketimizin bilgi birikiminden, yüksek teknolojik üretim gücünden ve güçlü altyapısından sektör oyuncularının yararlanmasına hizmet etmekti. Yerli ilaç sanayiinin önemi, pandemi sürecinde çok net bir şekilde öne çıktı. Biz her zaman, yatırımın gücüne inanıyoruz. Ar-Ge’ye daha fazla pay ayırabilmek için daha fazla üretmemiz, daha fazla ihracat yapmalıyız. Türkiye’nin hem kimyasal hem de biyoteknolojik ilaçta üretim üssü olabileceğine yürekten inanıyoruz.


PEPSICO TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ ECE AKSEL:
E-ticaret ve dijitaldeki yatırımlarımızı artıracağız
Kontrollü sosyal hayata geçişle birlikte, öncelikle iş ortamının yeni normale göre; hijyen, güvenlik ve iş sağlığı standartlarına uyumunu sağladık. Covid-19 kapsamında, mart ayı başından itibaren 2,8 milyon dolar civarında bir maliyeti üstlendik. 4. çeyrek boyunca da tüm önlemleri alacağız.

Pandemi döneminde önceliğimiz, çalışanlarımızın ve ailelerinin sağlığı. Tüm tesislerimizde tedbirleri güçlendirdik. Sağlıktan hijyen ve dezenfektasyona, sosyal mesafeden atıkların toplanması ve uzaklaştırılmasına, yemekhaneden ulaşıma kadar pek çok alanda yeni düzenlemelere gittik. Ön cephe çalışanlarımız için kişisel koruyucu donanımları sağladık.

2020’DE %15’LİK DARALMA 
Yiyecek içecek sektörünün, 2020’yi yüzde 15’lik daralmayla kapatacağı öngörülüyor. PepsiCo Türkiye’nin ajandasındaki en önemli konulardan biri de dijitalleşme. Özellikle e-ticaret ve dijital uygulamalar çok daha fazla ön plana çıkacak. Bu alandaki yatırımlarımızı artırırken, ekibi de büyütecek şekilde bu kanala özel çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Diğer yandan PepsiCo’nun, Türkiye’deki 6 fabrikasının hepsi sıfır atık olarak faaliyet gösteriyor ve bu hedefe Avrupa bölgesinde en hızlı ulaşan iş birimlerinden biriyiz. Ayrıca, ülkemizde 12 milyon TL değerinde “Yemek Ver, Umut Ver” kampanyamız eşliğinde yiyecek ve hijyen malzemesi paketlerini de ailelerle paylaştık.


YILDIZ HOLDİNG CEO’SU MEHMET TÜTÜNCÜ:
Dijitalizasyon çağı yeni fırsatlar sunuyor
Pandemi sürecinde, iş sürekliliğinin yanı sıra, çalışan mutluluğu ve motivasyonu sağlayan dijital uygulamaları hızlıca hayata geçirdik. Salgından önce Yıldız Holding Çamlıca Kampüsü’ndeki yaşam alanlarında gerçekleşen tesadüfi karşılaşmalar ve sohbetler, “Yeni normal” çerçevesinde “Dijital Koridor”a taşındı. Her hafta dijital uygulamanın seçtiği çalışanlar, online platformda bir araya gelerek sosyalleşme imkânı buluyor.

Covid-19 salgını boyunca faaliyetlerimizi, çalışanlarımızın sadece fiziksel değil, psikolojik sağlığını da gözeterek sürdürüyoruz. 

HEDEF, SOSYAL HAYATI YENİDEN CANLANDIRMAK 
“Dijital Koridor”u, yeni normal döneminde çalışma hayatımıza dahil ettik. Sosyal mesafe kurallarına titizlikle uyan arkadaşlarımız, işlerini uzaktan erişimle devam ettiriyor. Bu sebeple, gün içinde Çamlıca Kampüsümüzün koridorlarındaki samimi sohbetleri, tesadüfi karşılaşmaları, hâl hatır sormaları özlediklerini düşündük. Dijitalizasyon çağı, bize bu tür konularda yeni fırsatlar sunuyor. Bu yaklaşımla, holdingimiz bünyesinde kesintiye uğrayan sosyal hayatı yeniden canlandırmak adına, dijital araçlardan yararlanmaya karar verdik. Ekiplerimizin geliştirdiği bu uygulama devreye girdiği andan itibaren yoğun ilgi topladı ve şu anda etkin şekilde kullanılıyor. Çalışanlarımızın mutluluğu ve motivasyonuna katkı sağlamaya devam edeceğiz.


PINAR SÜT GENEL MÜDÜRÜ GÜRKAN HEKİMOĞLU:
Çalışanlarımızı ve tüketicilerimizi koruyoruz 
Pandemi sürecini, daha ülkemize gelmeden takip etmeye ve önlemler almaya başladık. Tüm ürünlerimizdeki “Pınar Süt Kalite Kriterleri” çerçevesinde, gıda güvenliği şartlarının sürekliliğini sağlamak adına 132 noktada analizler yapıyoruz.

Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından hazırlanan kılavuzun kriterlerini yerine getirdik. İzmir, Eskişehir ve Şanlıurfa’daki fabrikalarımızdaki incelemeler sonucunda, “Covid-19 Güvenli Üretim Belgesi”ni almayı başardık. “Hijyen, Enfeksiyon Önleme ve Kontrol Belgelendirme Programı’nın şartlarını sağladık. Avrupa Birliği standartlarında üretim gerçekleştiriyoruz. Pınar Süt kalite anlayışını benimsemiş, 18 binden fazla üreticiden süt tedarik ediyoruz. Salgın döneminde aldığımız tedbirler ile hem tedarikçilerimiz hem çalışanlarımız hem de tüketicilerimizi koruyup, Türkiye’yi sağlıklı ürünlerle buluşturuyoruz. Sadece 2019 yılında, tesislerimizde 14,5 milyon TL’lik yenileme ve bakım çalışması yaptık.

KAHVE DÜNYASI GENEL MÜDÜRÜ KAAN ALTINKILIÇ:
Doğru risk analizi ile yatırımlarımızı sürdüreceğiz
“Yeni Normal’de, Türkiye’nin ve sektörün yeni bir başarı hikâyesi yazması için elimizden geleni yapıyoruz. Elimizi taşın altına koyarak yola devam ediyoruz. Misafirlerimize, 200’ü aşkın mağazada, yaklaşık 2 bin 500 arkadaşımızla hizmet veriyoruz. Hedefimiz, 2020 yılını 30 yeni mağazayla tamamlamak ve 50 milyon TL yatırım rakamına ulaşmak.

Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri olan perakende, zor dönemi atlatmak için çok büyük bir çaba gösteriyor. Riskleri doğru analiz ederek yatırımlarımızı sürdürmeye karar verdik.

“ONLINE”DA %700 ARTIŞ
Covid-19 nedeniyle “online” satışlarımızda agresif yükselişler gözlemledik. Yüzde 700’lük artış yaşandı. Bunda, yoğun iletişim çalışmaları, doğru pazarlama stratejimiz, indirim ve kampanyalarımız da etkili oldu. “Online”a yönelik yatırımlarda vites geçişini daha ani yaptık. Hızlı ve doğru aksiyonlar alarak, lezzet dolu ürünlerimizi, Kahve Dünyası severlerle kesintisiz bir şekilde buluşturduk. 1 Haziran itibarıyla kapılarımızı tekrar açınca, büyük ilgiyle karşılaştık, herkesin dışarıda olmayı özlediğini gördük.

LONDRA’DA YATIRIM
“Müşteri deneyimi”ni daha da keyifli hale getirmek için teknolojiye başka hizmet ve sunum alternatifleri ekliyoruz. Pandemi süreci bize çok şey öğretti. İç pazardaki deneyimden, Londra’da da faydalandık. Burada, 9 Temmuz’da misafirlerimizi yeniden ağırlamaya başladık. Online mağazamızı eylül ayında açacağız. İngiltere’nin başka şehirlerine de ulaşabiliriz. Londra’daki kahve tutkunlarıyla, evlerinde buluşmak için çok heyecanlıyız.


YEMEKSEPETİ CEO’SU NEVZAT AYDIN:
Topluma ve insana faydalı projelere devam ediyoruz
Yemeksepeti olarak “Birbirimize Destek Zamanı” sloganı ile Kızılay, TEV ve UNICEF iş birliğiyle bağış projesini hayata geçirdik. Kapsamını genişleterek daha fazla kuruma ve kişiye yardım eli uzatılmasını hedefliyoruz.

Yemeksepeti olarak, topluma ve insana fayda sağlayacak projelere odaklanmaya devam ediyoruz. Bu zor dönemde, ülkemizin dört bir yanındaki 30 binin üzerinde üye restoranımız ve 16 milyon kullanıcımız ile dayanışma ruhu içinde hareket hareket ediyoruz. Bilinçli ve duyarlı bireylerin ihtiyaç ve beklentilerini göz önünde bulunduruyoruz. Yardıma ihtiyacı olan birçok kişiye ulaşmak adına başlattığımız projemizle “Birbirimize Destek Zamanı” diyerek farkındalık oluşturmayı hedefliyoruz. Kızılay, TEV ve UNICEF gibi kurumların önemli işlerini anlatmak, bizim için çok büyük önem taşıyor. Yemek siparişi verirken; kolay, hızlı ve güvenli bir şekilde seçilen kuruma bağış yapabilmesini sağlayan fonksiyonu, tüm uygulamalarımıza entegre ettik. 


Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz