ARAŞTIRMA NASIL YAPILDI?
-İtibar Yönetimi En Etkili 100 Şirket ve Yeni Dönemin 50 İletişim Mimarı, The Best Companies and Executives araştırması kapsamında,
BUSINESS LIFE dergisi adına ResearchMate tarafından Ocak–Şubat 2026 döneminde gerçekleştirilen nicel araştırma sonuçlarına dayanarak belirlenmiştir.
-Araştırma, Türkiye genelinde farklı sektörlerden iş insanları ve C-Level yöneticilerden oluşan hedef kitleye onlIne anket yöntemi uygulanarak yürütülmüştür. Toplam 2.200 kişiye anket daveti iletilmiştir.
-Saha çalışması sonucunda 1.074 katılım elde edilmiş, bunların 553’ü geçerli kabul edilerek analiz kapsamına alınmıştır.
-Objektifliği sağlamak amacıyla katılımcıların kendi kurumlarına ve kendi kurumlarının iletişim liderlerine verdikleri oylar analiz dışı bırakılmıştır.
Araştırma kapsamında:
-34 sektörden 218 şirket “İtibar Yönetimi En Etkili 100 Şirket” kategorisinde, 172 Kurumsal İletişim Lideri ise “Yeni Dönemin İletişim Mimarları” kategorisinde aday gösterilmiştir.
-Elde edilen veriler anonimleştirilmiş, bireysel yanıtlar gizli tutulmuş ve bulgular yalnızca toplu veri analizleri üzerinden raporlanmıştır. Sonuçlar, geçerli örneklem üzerinden yapılan istatistiksel değerlendirmeler doğrultusunda oluşturulmuştur.

ŞİRKETLER HANGİ KRİTERLERLE ÖNE ÇIKTI?
-Kurumsal itibarı destekleyen stratejik iletişim modeli 46,3%
-Şeffaf, katılımcı ve değer odaklı iletişim yaklaşımı 37,3%
-Paydaşlarla güçlü, düzenli ve güven temelli iletişim 35,6%
-Doğru mecra yönetimi ve etkili iletişim dili 29,9%
-Söylem ve eylem tutarlılığına dayalı güven inşası 26,3%
-Basınla iş birliği süreçlerinde etik ve sorumlu tutum 25,1%
-Sürdürülebilirlik ve sosyal etkiyi iletişim stratejisine entegre etme 24,7%
-Paydaşların zihninde ve kalbinde kalıcı değer yaratan kurum kültürü 23,1%
-Empati, kapsayıcılık ve toplumsal duyarlılık odaklı yönetim anlayışı 19,5%
-Veri odaklı iletişim ve yapay zeka destekli geri bildirim sistemleri 12,0%

SEYFETTİN BAYRAM I s.bayram@businesslife.com.tr
“Yeni dönemin iletişim mimarları için 2026’nın en net gerçeği şu: Mesele görünür olmak değil. Asıl farkı yaratan güveni sistematik biçimde inşa edebilmek, söylemle eylem arasındaki tutarlılığı koruyabilmek ve kısa vadeli etki yerine uzun vadeli itibarı stratejik bir hedef olarak konumlandırabilmek. Kalıcı İTİBAR, kriz anında da başarı döneminde de aynı değerleri savunabilen, şeffaflığı ve etik duruşu iletişimin merkezine yerleştiren liderlikle mümkün.”
GÜNCEL İTİBAR HARİTASI
İletişimin yalnızca mesaj üretmekten ibaret olduğu dönem geride kaldı. 2026 itibarıyla kurumsal iletişim şirket stratejisinin şekillenmesinde söz sahibi olan, güven sermayesini yöneten ve itibarı sürdürülebilir bir rekabet avantajına dönüştüren kritik bir yönetim fonksiyonu haline geldi. Jeopolitik dalgalanmalar, yapay zekayla hızlanan bilgi akışı, artan şeffaflık beklentisi ve toplumsal duyarlılıklar iletişim liderlerini yön veren bir konuma taşıyor. Bugün şirketlerin gerçek farkını, ne söylediklerinden çok söyledikleriyle yaptıkları arasındaki uyum belirliyor. Güven; hız, tutarlılık ve şeffaflıkla inşa edilirken itibar ise bu güvenin zaman içindeki birikimi olarak değer kazanıyor.
The Best Companies and Executives araştırmamızın CCO ve itibar ligi kısmı tamamlandı ve sonuçlarını açıkladığımız bu özel sayımızla karşınızdayız. İş dünyasının nabzını tutan, C-Level liderlerin ve üst düzey yöneticilerin değerli görüşleriyle şekillenen kapsamlı çalışmamız sonucunda “İtibar Yönetimi En Etkili 100 Şirket” ve “Yeni Dönemin 50 İletişim Mimarı” listeleri belirlendi.
Araştırmanın saha çalışması ve metodolojik süreci bağımsız araştırma şirketi ResearchMate tarafından yürütüldü. Bu listelerde yer alarak itibar yönetimiyle öne çıkan şirketleri ve yeni dönemin iletişim mimarlarını kutluyor; görüşleriyle araştırmaya katkı sağlayan tüm iş insanlarına teşekkür ediyoruz.

M. OĞUZCAN BÜLBÜL I ABDİ İBRAHİM İK, KURUMSAL İLETİŞİM VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK GRUP BAŞKANI
“ETİK, ADİL OLMAK VE HESAP VEREBİLİRLİK ÇOK DEĞERLİ”

“Güvenilir ve itibarı yüksek bir şirketin kredibilitesi tedarikçi, finans çevreleri ve kamu nezdinde her zaman daha yüksektir. İtibarın oluşturulması ve korunmasında tutarlı ve güven odaklı söylemler kadar etik, adil ve hesap verebilir bir iş yapma kültürünün varlığı da çok değerli.”
2026 yılını, dünya tarihinde belirsizliğin ve güvensizliğin küresel norm haline geldiği bir geçiş dönemi olarak görüyorum. Bu beklentinin iletişim profesyonelleri açısından mesajı çok net: Belirsizliği veri olarak kabul edip güven odaklı bir iletişim tasarımında inatçı olmak. İletişim, içinde daima pozitif bir ilerleme ve umut barındırır. Bu umudu canlı tutacak en önemli unsur güvendir. Müşteriyle, çalışanla, iş ortaklarıyla, toplumla ve kamuyla iletişimi değer yaratan bir güce dönüştürmek istiyorsak temel motivasyonumuz daha baştan güvene dayalı ilişkiler tesis edebilmek olmalı. Bu anlamda iletişim uzmanlığının şirketler için taşıdığı vicdani kontrol mekanizması vasfının bu dönemde daha da önem kazanacağına inanıyorum.
HEDEF: İTİBAR
İletişimde tüm paydaşlar nezdinde hedef, marka ya da şirket itibarına katkı sunmaktır. Çünkü markaya gücünü veren gerçek değer itibarıdır. İletişim, bu itibarı uzun soluklu olarak inşa etmek kadar itibar adına elde edilen kazanımların kaybedilmemesi için gerekli tedbirleri almayı da misyon edinen bir disiplindir. Hepimiz biliyoruz ki en iyileri çekme ve en iyilerle çalışma noktasında itibarlı bir şirket ya da kurum, diğerlerine göre çok daha şanslıdır. Aynı durum iş ortaklıkları için de geçerli. Güvenilir ve itibarı yüksek bir şirketin kredibilitesi tedarikçi, finans çevreleri ve kamu nezdinde her zaman daha yüksektir. İtibarın oluşturulması ve korunmasında tutarlı ve güven odaklı söylemler kadar etik, adil ve hesap verebilir bir iş yapma kültürünün varlığı da çok değerli. Dış müşteri olarak tanımladığımız kurum dışı paydaşlarınıza karşı kullandığınız dil ile iç müşteri yani çalışanlarınıza yönelik söylem ve eylemleriniz birbiriyle uyumlu, kurum kültürünü yansıtan bir tarzda olmalı. Sahiciliğin çokça arandığı bir dünyada sürdürülebilirlik ya da toplumsal fayda konularında yaptığınızdan daha fazla konuşmanız, belki görünürlük olarak size bir şeyler katabilir ancak itibarınıza kalıcı bir katkı sağlamaz.
“ETKİLİ VE TUTARLI BİR SEYİR İZLEMELİ”
Görünür olmadan iz bırakmak mümkün ancak iletişim disiplini çerçevesinde ele alabileceğimiz bir durum değil. Güven inşa etmekse zaten uzun vadeli itibar yaratmanın en temel ilkesi.
YAPILANLAR VE YANLIŞLAR
“Neden yeterince bilinmiyorum, tanınmıyorum?” sorusunun yanıtı iletişim adına yapamadıklarınızda saklıyken “Neden yeterince itibarlı bir marka değilim?” sorusunun yanıtı iletişim adına yanlış yaptıklarınızda gizli olabilir. Dolayısıyla sadece iletişim yapmanız değil etkili ve tutarlı bir seyir izlemeniz önemli.
KADİR EMRE AKCİ I ASELSAN KURUMSAL İLETİŞİM DİREKTÖRÜ
“GERÇEK İLETİŞİM LİDERLİĞİ KURUM KONUŞMADIĞINDA DA NEREDE DURDUĞUNU HİSSETTİRMEKTİR”

“Gerçek iletişim liderliği, kurum konuşmadığında bile nerede durduğunu hissettirmektir. Savunma sanayiinde bu; teknik güvenilirlikle stratejik vizyonu, ulusal sorumlulukla küresel okunabilirliği aynı anda taşıyabilen bir itibar mimarisi kurmak demek.”
Kurumsal iletişimin değer üretme biçimi köklü bir dönüşüm geçirdi. Artık mesaj dağıtmak yetmiyor; mesajın kurumun stratejik rotasıyla örtüşüp örtüşmediği, paydaşlarda iz bırakıp bırakmadığı ve ölçülebilir bir itibar sermayesine dönüşüp dönüşmediği sorgulanıyor.
Savunma sanayii gibi yüksek riskli ve teknik doğruluğun hayati önem taşıdığı bir sektörde bu dönüşüm çok daha belirgin. 2026'da kurumsal iletişimin gerçek değer yarattığı üç ana eksen görüyorum:
ÜÇ ANA EKSEN
Uluslararası savunma pazarlarında teknolojik üstünlüğü kanıtlamak artık yalnızca teknik performansla değil doğru anlatıyla mümkün. KIZILELMA'nın AESA radarı ile yaptığı başarılı atışlardan NATO ortaklık duyurularına kadar her iletişim adımı, küresel paydaşların güven tablosunu yeniden çiziyor. İletişim, bu süreçte stratejik güvenilirlik inşa eden diplomatik bir araç olarak konumlanıyor. İkincisi çeviklik ekseni. Jeopolitik dalgalanmaların anlık etki yarattığı günümüzde kurumsal iletişim, kriz senaryolarına karşı önceden pozisyon almak zorunda. Reaktif değil proaktif bir iletişim çerçevesi şirketlerin kırılganlıklarını değil direncini ve hızlı adaptasyonu öne çıkarıyor. Diğer taraftan tedarikçiden yatırımcıya, düzenleyiciden kamuoyuna uzanan geniş paydaş yelpazesinde tutarlı bir anlatı sürdürmek gerekiyor. Bu, şirketin kurumsal kimliğini konsolide ediyor ve piyasa değerine doğrudan katkı sağlıyor.
GÜVEN MİMARİSİ
Güçlü bir kurumsal iletişim yaklaşımının en kalıcı faydası, tek bir kelimeyle özetlenebilir: güven mimarisi. Bu mimari, çalışanlar, paydaşlar ve toplum nezdinde farklı ama birbirini besleyen katmanlardan oluşuyor. Çalışanlar için iletişim, kurumun içsel pusulasıdır. Savunma sanayiinde görev yapan mühendisler, teknisyenler ve yöneticiler; yürüttükleri işin ulusal ve küresel stratejik bağlamını kavradığında motivasyonları, bağlılıkları ve hata toleransları köklü biçimde değişiyor. “Neden bu projeyi yürütüyoruz?” sorusunun cevabını içselleştiren bir ekip, olağanüstü koşullarda da performansını koruyabiliyor. Paydaşlar içinse iletişim, belirsizlik azaltma aracıdır. Yatırımcı, iş ortağı ya da kamu kurumu olsun; karar alıcılar tutarlı, öngörülebilir ve şeffaf mesajlarla beslenen ortaklıklara daha uzun soluklu bağlılık gösteriyor. Bu, salt bir PR meselesi değil kurumsal riskleri fiyatlama biçimini doğrudan etkileyen stratejik bir girdi. Toplum nezdindeyse iletişim, meşruiyet zeminini pekiştiriyor ve güven telkin ediyor. Savunma sanayii şirketlerinin toplumsal sahiplenmesi bugün en yüksek seviyelere ulaşmış durumda. Bu teknoloji üretmekten öte bir mesele. Teknolojik katkının ulusal egemenliğe ve ekonomiye yansımasını somutlaştıran bir anlatı, uzun vadede en güçlü itibar sigortasına dönüşüyor.
KARAKTER TUTARLILIĞI
Görünürlük mü, güven mi, yoksa uzun vadeli itibar mı? Bu soru, doğru soruyu arayan yanlış bir tercih sunuyor. Gerçekte bu üç unsur bir hiyerarşi değil birbirini zorunlu kılan bir ekosistem oluşturuyor. Ancak şunu açıkça söylemeliyim: bu üçünü inşa eden tek bir zemin var o da karakter tutarlılığı. Görünürlük, kazanılmış değilse kırılgandır. Sosyal medya takipçi sayısı ya da basın yansıması değil kriz anında sizi soran, başarıda sizi öne çıkaran paydaş ağı gerçek görünürlüğü ölçüyor. Bir CCO'nun toplantı odasındaki sesi ne kadar güçlüyse, kamusal alan da o kadar geniş açılıyor. Güven ise inşa süreci değil tutarlı davranışın birikimi sonucu ortaya çıkan bir kabullenme. Verdiğiniz her söz tutulduğunda, her mesaj öngörülen etkiyi yarattığında ve sizi temsil eden her mecra aynı özü yansıttığında güven kendiliğinden oluşuyor. Bu anlamda bir CCO'nun en kritik yetkinliği söz yazarlığı değil, söz tutarlılığı.
Uzun vadeli itibar ise bir CCO'nun kurumdan ayrılmasının ardından bile süren etkiyi tanımlıyor. İz bırakan lider, şirkete kendi sesi olmayan bir dönemde bile tutarlı kalabileceği iletişim sistemlerini, kültürünü ve reflekslerini bırakandır. Bu, iletişim liderliğini kişisel marka yarışından çıkarıp kurumsal bir miras inşasına dönüştürüyor.
BERGÜZAR BOZOĞLU I MULTINET UP KURUMSAL İLETİŞİM VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK MÜDÜRÜ
“VİTRİN SÜSÜ DEĞİL BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ”

“Kurumsal iletişim, geçici bir vitrin süsü değil şirketin bağışıklık sistemi haline geldi. Bağışıklık sistemi vücuttaki zararlı hücreleri tanır ve dengeyi korur; kurumsal iletişim de benzer şekilde şirketi dış etkilere karşı koruyan bir hayatta kalma mekanizmasına dönüştü.”
2026 yılı itibarıyla kurumsal iletişimdeki dönüşümün üç başlık altında daha somut ve ölçülebilir hale geldiğini görüyoruz. Başlıklardan ilki, güven ve itibar yönetimi. Verinin bu kadar ulaşılabilir olduğu bir çağda, iletişim bir “doğrulama mekanizmasına” dönüştü. Şirketler için en büyük değer, “ne dedikleri” değil “gerçekte ne yaptıkları” arasındaki sıfır boşluktur. İkincisi, sürdürülebilirlik ve etki iletişimi. ESG raporlarındaki o soğuk rakamları, toplumun ve çalışanın kalbine dokunacak anlamlı hikayelere dönüştürmek, şirketin piyasa değerini doğrudan etkileyen bir finansal güce dönüştü. Üçüncüsü ise yapay zeka etiği. Teknolojinin bu kadar baskın olduğu 2026'da iletişimin en büyük değeri "insan kalabilmek" ve bu hibrit yapıda güveni yönetebilmek. Kısacası kurumsal iletişim bugün, büyümeyi destekleyen ve şirketin uzun vadeli konumlanmasına yön veren stratejik bir değer alanı.
AMACIN PARÇASI OLMAK
Güçlü bir kurumsal iletişim yaklaşımının, çalışanlar, paydaşlar ve toplum nezdinde yarattığı en kalıcı faydayı çalışanlar için “neden buradayım?” sorusuna verilen anlamlı cevapta buluyorum. Maaştan öte, bir amacın parçası olma duygusudur. Paydaşlar açısındansa tutarlılık ve güven çok kritik. Sözle eylem arasındaki uyum, uzun vadeli iş birliklerinin temelini oluşturuyor. Toplum nezdinde baktığımızda ise şirketlerin artık yalnızca ekonomik değil sosyal birer aktör olarak değerlendirildiğini görüyoruz. Kurumsal iletişim, bu sorumluluğun doğru ve dengeli şekilde aktarılmasını sağlıyor. Kısacası güçlü iletişim, kısa vadeli algı yaratmaktan çok uzun vadeli ilişki kurma kapasitesiyle kalıcı değer üretiyor.
DR. DİLEK ÖZKAN I BORUSAN HOLDİNG KURUMSAL İLETİŞİM MÜDÜRÜ
“İLETİŞİM KURUMUN SİNİR SİSTEMİ GİBİ İŞLEDİĞİNDE FARK YARATIR”

“Kurumsal iletişim bir departman olmaktan çıkıp organizasyonun sinir sistemi gibi işlediğinde; stratejik tutarlılığı sağlar, güven inşa eder ve kurumun sosyal onayını güçlendirir.”
Kurumsal iletişim, bir organizasyonun iş stratejisini, hikayesini ve paydaş beklentilerini birbirine bağlayan bir entegrasyon mimarı gibi çalıştığında gerçek bir güce dönüşüyor. Bir departman olmaktan çıkıp, kurumun sinir sistemi gibi işlediğinde fark yaratıyor. Bunu en net stratejik tutarlılıkta ve güven inşasında görüyoruz. Eğer bir kurumun operasyonel adımlarıyla anlattığı hikaye arasında boşluk varsa, orada itibar kaybı başlar. İletişim işte bu boşluğu kapatan harç işlevi görür. Çünkü iş hedeflerini, tüm paydaşlar için anlamlı, tutarlı ve şeffaf bir duruşa dönüştürerek belirsizliği ortadan kaldırıyor. Bu tutarlılık, yatırımcı ve müşteri gözünde öngörülebilirlik yaratır ki bu da ticari riskleri düşüren en net değerdir.
STRATEJİDEN SOSYAL ONAYA
“Paydaş ekosistemini hizalayabilmek” de bir o kadar önemli. Farklı beklentileri olan bu grupları ortak bir anlam etrafında birleştirmek iletişimin işidir. Kurumsal iletişim bu gruplar arasında bir tampon olmaz, bir köprü kurar. Bu sayede kurumun sosyal onayını sağlayabiliriz. Bu onay olmadan en parlak strateji bile uzun vadede tıkanır. Tabii bir de işin veriyi anlama ve dönüştürme boyutu var. Finansal tablolar veya operasyonel veriler tek başına soğuktur, insanı harekete geçirmez. İletişim, bu rasyonel verileri duygusal bir bağ kuracak insan odaklı gerçek hikayeye çevirir. Müşterinin markayı bir savunucu gibi sahiplenmesi veya yatırımcının sayılara güvenmesi, ancak bu verilerin ortak bir değere ve hikayeye dönüşmesiyle mümkün olur.
Tüm bunlar arasında en önemlisi de kuşkusuz çalışan bağlılığı ve ortak amaç. Çünkü en iyi strateji bile onu uygulayacak insanlar olmadan kağıt üzerinde kalır. Açık ve doğru iletişim, çalışanın “Neden buradayız ve nereye gidiyoruz?” sorusuna çok net yanıt verebilir ve bu yanıt, onun şirketiyle kurduğu bağı güçlendirir. Ortak bir amaca inanan, yaptığı işin büyük resimdeki yerini bilen çalışan, o stratejiyi sahiplenir ve hayata geçirir. İçerideki inancı inşa edemezseniz, dışarıyı asla ikna edemezsiniz.
ÖZÜ KORUYAN İLETİŞİM
En kalıcı faydanın, kurumun varlık nedenini kişilerden ve dönemlerden bağımsız, yaşayan bir reflekse dönüştürmek olduğunu düşünüyoruz. Borusan’ın 82 yıllık köklü geçmişine ve 200 yıl ötesine uzanan gelecek vizyonuna baktığımızda bunu çok net görürüz. İş kollarımız değişebilir, ancak bizi biz yapan o özün korunması ve geleceğe taşınması, güçlü bir iletişimle mümkün. Çalışanlarımız için bu, belirsizlik ortamında tutunacakları bir anlam duygusu yaratıyor. Paydaşlarımız ve toplum içinse, ürünlerimizin ötesinde değer yaratan, tutarlı bir yol arkadaşı olmamızı sağlıyor. Yani iletişimin yarattığı asıl değer, stratejinin herkesin ortaklaşa sahiplendiği bir yaşam biçimine evrilmesini sağlamak.
“DAYANIKLILIĞI ARTIRAN AYRIŞIR”
Bugün bir iletişim liderini asıl ayrıştıran şey, kurumun dayanıklılığının artmasına ne kadar hizmet ettiğidir. Dünya çok hızlı değişiyor; iklim değişikliği, teknolojik dönüşüm, yapay zekanın hızlı bir şekilde hayata entegrasyonu, sosyal beklentiler sürekli yeniden şekilleniyor. Bir iletişimci dış dünyadaki bu değişim rüzgarlarını doğru okuyup, insanı merkezde tutarak organizasyonunun stratejisine entegre edebiliyorsa gerçek bir değer yaratır.
GELECEKTE VAR OLMAK
Borusan’da bizim “200 yıl ve ötesine uzanan grup olma” hedefimiz var. Bu hedefe yürürken görevimiz, kurumun yarın da toplum ve paydaşlar için insan ve fayda odaklı kalmasını sağlamak. Yani iz bırakmak, kurumun hikayesini anlatmakla ilgili değil o hikayenin gelecekte de yaşayabilmesi için bugünden doğru kodları işlemekle, şirketi yarına hazırlayan zihinsel dönüşüme öncülük etmekle mümkün.
SİBEL HÜR I ALLIANZ TÜRKİYE KURUMSAL İLETİŞİM, SORUMLULUK VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK DİREKTÖRÜ
“KALICI DEĞER STRATEJİK SABIRLA OLUŞUR”

“Bir CCO’yu başarılı yapan unsur görünürlükten ziyade güven inşa etme ve bunu sürdürülebilir bir itibar stratejisine dönüştürme becerisidir. Görünürlük kısa vadeli etki yaratabilir ancak kalıcı değer, stratejik sabır ve tutarlılıkla oluşur.”
2026 itibarıyla kurumsal iletişim yalnızca mesaj yöneten bir fonksiyon değil güven ve yön duygusu inşa eden stratejik bir yapı haline geldi. Edelman Trust Barometer verileri, iş dünyasının hükümet ve medyaya kıyasla daha yüksek bir güven beklentisiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Bu tablo, şirketleri daha fazla sorumluluk almaya yönlendiriyor.
GERÇEK DEĞER 3 TEMEL ALANDA
Gerçek değer üç temel alanda ortaya çıkıyor. İlki, belirsizlik dönemlerinde netlik ve şeffaflık sağlayarak karar alma süreçlerini güçlendirmek. İkincisi, çalışan bağlılığını artırarak kurumsal kültürü sağlamlaştırmak. Bugün araştırmalar Türkiye’de çalışanların kurumlarının toplumsal konulardaki duruşuna önem verdiğini ortaya koyuyor. Üçüncüsü ise sürdürülebilirlik ve toplumsal etki başlıklarında somut aksiyonları görünür kılarak uzun vadeli marka konumlandırmasını desteklemek. Artık iletişim, şirket stratejisinin ayrılmaz bir parçası. Büyümenin ve dayanıklılığın kaldıraçlarından biri.
EN KALICI FAYDA
En kalıcı fayda, güven üretme kapasitesidir. Çalışanların CEO’lardan yalnızca finansal performans değil etik liderlik ve toplumsal sorumluluk da beklediğini net biçimde görüyoruz. Güçlü iletişim, liderliğin niyetini ve değer setini görünür kılar. Çalışanlar açısından bu, aidiyet ve anlam duygusunu güçlendirir. Paydaşlar açısından ise tutarlılık belirleyicidir. Söylem ile eylem arasındaki uyum sağlandığında, iletişim bir kampanya olmaktan çıkar; kurumsal karakterin ifadesine dönüşür. Toplum nezdinde ise şeffaflık ve hesap verebilirlik, uzun vadeli itibarı besleyen en önemli unsurlardır. Kalıcı fayda güvenin kriz anlarında dahi korunabilmesidir. Çünkü gerçek itibar, zor zamanlarda gösterilen tutarlılıkla inşa edilir.
PAYDAŞLAR NE BEKLER?
Paydaşlar şirketlerden açık pozisyon almalarını, zor konularda sorumluluk üstlenmelerini ve şeffaf olmalarını bekliyor. Bu beklenti, iletişim liderlerinin rolünü daha da kritik hale getiriyor. CCO’nun görevi yalnızca anlatmak değil organizasyonun değerleriyle uyumlu bir davranış standardı oluşturmak ve bunu tüm temas noktalarında hayata geçirmektir.
İTİBARIN ROLÜ
Sonuç olarak 2026’da başarılı CCO; güveni sistematik biçimde yöneten, veriye dayalı içgörülerle hareket eden ve uzun vadeli itibarı stratejik bir varlık olarak konumlandıran liderdir. Çünkü bugün kurumları farklılaştıran en güçlü unsur, inşa ettikleri güven sermayesidir.
AYÇA ALEV ESEN I ESAS GAYRİMENKUL KURUMSAL İLETİŞİM MÜDÜRÜ
“DEĞER ÜRETİM MEKANİZMASINA DÖNÜŞTÜ”

“Veri odaklı ölçümleme araçlarının gelişmesiyle birlikte kurumsal iletişim, bugün somut iş sonuçlarına etki eden ölçülebilir bir değer üretim mekanizmasına dönüşmüş durumda.”
2026 itibarıyla kurumsal iletişim şirketlerin yalnızca mesaj üreten değil stratejisine yön veren fonksiyonlarından biri haline geldi. Özellikle güven ve itibar yönetimi, kurumların rekabet avantajını belirleyen kritik bir değer alanı olarak öne çıkıyor. Krizlere hazırlık, değişim yönetimi ve liderlik konumlandırması gibi başlıklarda iletişim, risk azaltan ve dayanıklılığı artıran bir rol üstleniyor. Bunun yanında yapılan iletişimle çalışan deneyimi ve kurum kültürünün görünür kılınması, yetenek çekimi ve bağlılık açısından önemli katkı sağlanıyor. Sürdürülebilirlik alanında ise iletişim, şirketlerin sorumluluklarını anlamlı ve şeffaf bir anlatıya dönüştürerek paydaş güvenini pekiştiriyor. Veri odaklı ölçümleme araçlarının gelişmesiyle birlikte kurumsal iletişim, bugün somut iş sonuçlarına etki eden ölçülebilir bir değer üretim mekanizmasına dönüşmüş durumda.
ALGILARIN ÖTESİNDE
Güçlü bir kurumsal iletişimin en kalıcı çıktısının, kurumun oluşturduğu güven sermayesi olduğunu düşünüyorum. Çalışanlar açısından bakıldığında; güven, şeffaflık ve tutarlılık üzerine kurulu bir iletişim dili, aidiyet duygusunu güçlendirirken motivasyonu artıran ve psikolojik güven ortamını besleyen bir yapı oluşturuyor. Paydaşlar nezdinde ise bu yaklaşım, yalnızca iletişimi değil, uzun vadeli ve sürdürülebilir iş birliklerini mümkün kılan sağlam bir ilişki zemini yaratıyor. Toplum perspektifinde ise kurumsal iletişim; şirketlerin ekonomik katkılarının ötesine geçerek sosyal etkilerini görünür kılan ve bu etkiyi anlamlı bir anlatıya dönüştüren önemli bir rol üstleniyor. Ayrıca kurumların amaç odaklı yaklaşımını anlatabilmesi, marka algısını güçlendirirken sürdürülebilir değer yaratımını destekliyor. Sonuç olarak güven temelli iletişim, kısa vadeli algı yönetiminin ötesine geçerek kurumun uzun vadeli itibarının temelini oluşturuyor.
PAYDAŞLARLA SÜRDÜLEBİLİR İLİŞKİ
Bugün başarılı bir CCO’yu tanımlayan en temel unsurun güven inşa etme kapasitesi olduğuna inanıyorum. Görünürlük önemli bir araç olsa da tek başına kalıcı etki yaratmak için yeterli değil; uzun vadeli itibar ise güvenin doğal sonucu olarak ortaya çıkıyor. Güven inşa eden CCO’lar, kurumun söylem ve eylemleri arasında güçlü bir tutarlılık sağlayarak paydaşlarla sürdürülebilir ilişkiler kurabiliyor. Aynı zamanda kurumsal hikayeyi iş stratejisiyle hizalayarak iletişimi destekleyici değil yön verici bir fonksiyon haline getiriyorlar. Paydaş beklentilerini doğru analiz etmek ve empati temelli iletişim kurmak da bu güven mimarisinin önemli bir parçasını oluşturuyor.
KAAN ÜNVER I MİGROS GRUBU KURUMSAL İLETİŞİM VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK GENEL MÜDÜR YARDIMCISI
“DUYGUSAL BAĞ YARATAN ETKİLEŞİM HEDEFLİYORUZ”

“Migros, değişimi müşterisini dinleyerek ve izleyerek öğrenen bir marka. Tüketiciye yakın, bireysel ihtiyaçları hızla anlayan ve hızlı yanıt veren açık bir iletişim dili benimsiyor. Kurduğumuz ilişki yalnızca iyi bir alışveriş deneyimi sunmakla sınırlı değil; müşterilerimizin hayatına dokunan, duygusal bağ yaratan bir etkileşim oluşturmayı hedefliyor.”
Kurumsal iletişim geçmişe göre artık daha fazla karar süreçlerinin merkezinde. Kurumun hedef ve stratejilerinin değer zincirinin her halkasında nasıl karşılık bulduğunu anlatabilmek, iletişimin temel başarı kriterlerinden biri. Günümüzde mesele yalnızca doğru bilgiyi aktarmak değil güven inşa eden, tutarlı ve şeffaf bir iletişim mekanizması kurabilmek. Buna ek olarak teknolojik dönüşüm, iletişimin doğasını köklü biçimde değiştiriyor. İş yapış biçimlerimizi dönüştüren yapay zekayı da kurumsal algı ve itibar yönetiminde etik ilkelere bağlı, proaktif bir araç olarak konumlandırmak artık bir tercih değil zorunluluk haline gelmiş durumda.
HIZ, TUTARLILIK, ŞEFFAFLIK
Dijital ekosistemi anlık olarak dinleyebilmek, itibar yönetiminin en kritik yetkinliklerinden biri. Şirketlerin söylem ve eylem tutarlılığı, hızlı aksiyon alma becerisi ve tüm paydaşlara düzenli bilgi akışı sağlanması her zamankinden daha önemli. Çünkü bu yaklaşım, uzun vadede kurumsal itibarı koruyan güçlü bir güven ilişkisi yaratıyor. Öte yandan dijital çağda yanlış bilgi de doğru bilgi kadar hızlı yayılabiliyor. Bu nedenle güçlü marka sadakati ve sürdürülebilir bir marka bağı oluşturmak kritik bir öncelik haline geliyor. Migros, değişimi müşterisini dinleyerek ve izleyerek öğrenen bir marka. Tüketiciye yakın, bireysel ihtiyaçları hızla anlayan ve hızlı yanıt veren açık bir iletişim dili benimsiyor. Kurduğumuz ilişki yalnızca iyi bir alışveriş deneyimi sunmakla sınırlı değil müşterilerimizin hayatına dokunan, duygusal bağ yaratan bir etkileşim oluşturmayı hedefliyoruz.
DÖNÜŞÜM ALANI
Sürdürülebilirlik ise kurumsal iletişim stratejimizin merkezinde yer alıyor. Migros’ta sürdürülebilirliği, yalnızca çevresel sorumluluk başlığıyla sınırlı tutmuyoruz; enerji, tedarik zinciri, gıda israfı ve raporlama disiplinini kapsayan bütüncül bir dönüşüm alanı olarak ele alıyoruz. Bu yaklaşım şirket içi uygulamalarla sınırlı kalmıyor. Sürdürülebilir İş Ortakları Ağı aracılığıyla tedarikçilerimizin çevresel etkilerini düzenli olarak izliyoruz ve iyileştirme süreçlerini destekliyoruz. Böylece değer zinciri genelinde yaygın ve kalıcı bir etki yaratılmasını hedefliyoruz. Bu anlayışla, kurumsal iletişimde ekosistem temelli sorumluluk yaklaşımımızı güçlendiriyor, sürdürülebilirliği ise ölçülebilen, raporlanabilen, denetlenebilen ve paydaşlarla şeffaf biçimde paylaşılan stratejik bir güven unsuru haline getiriyoruz.
İPEK REGAY I NURUS PAZARLAMA VE İLETİŞİMDEN SORUMLU GENEL MÜDÜR YARDIMCISI
“İZ BIRAKAN CCO GÜVEN İNŞA EDER”

“Yıllar içinde biriken tutarlılık, krizleri yönetme biçimi, şeffaflık seviyesi ve paydaşlarla kurulan ilişki kalitesi; markanın kalıcı izini belirler. Dolayısıyla iz bırakan bir CCO, en çok görünen kişi değil; en çok güvenilen kurumsal yapıyı inşa edebilen kişidir.”
Yıllarca kurumsal iletişimi, kurumun itibarını, vizyon ve misyonuyla harmanlayarak, etik ilkeler ışığında tüm paydaşlara aktararak ve bu aktarımı ölçen ve raporlayan bir disiplin olarak tanımladık. Bugün ise dönüşen dünya kurumsal iletişimi sadece anlatan değil kurumun güvene, istikrara ve büyümeye bağlandığı bir yönetim disiplini haline getirdi. Pazarlama iletişimi talep ve satışa koşarken, kurumsal iletişim güven sermayesini yönetiyor. Bugün iletişim, satıştan bağımsız düşünülemiyor. Doğru konumlandırılmış bir anlatı; fiyatlama gücünü artırıyor, algı rekabetinde avantaj sağlıyor ve talep yaratım sürecini besliyor. İletişim stratejisi ile ticari strateji arasındaki entegrasyon güçlendikçe, marka değeri doğrudan ciroya yansıyor. Bu noktada kriz kaslarının güçlü olması da çok önemli. Bir kurumun iletişim ekibinin risk zekası ne kadar güçlüyse, bu ekip kriz anlarında değil krizden önce sinyal veren bir erken uyarı sistemi gibi çalışıyor. Bir diğer dönüşüm alanı ise hikayeyi ve değerleri aynı doğrulukla hem içeride hem dışarıda konumlayabilmek. İş hedefleriyle entegre, veriyle desteklenen ve tutarlı bir anlatı kurabilen şirketler için iletişim artık bir maliyet kalemi değil, stratejik bir yatırım alanı.
Son olarak artık içerik çok, dikkat az. Bu çağda iletişimin değeri daha fazla içerik üretmekten ziyade doğrulanabilir kaynak, tutarlılık ve itibar hijyeniyle kuvvetleniyor. Tüm bu faktörlerle kurumsal iletişim 2026 yılında, destek fonksiyonundan çıkarak yönetim ve strateji masasında iş sonucu üreten bir güce dönüşmeye tüm hızıyla devam edecek.
“KURUMSAL İLETİŞİM SİSTEME DÖNÜŞTÜ”
Kurumlarda kurumsal iletişim bir sistem ve altyapı haline geldi. Bunu inşa etmek iletişim yaklaşımının en önemli refleksi. Güçlü bir iletişim stratejisi de güvenli bir alanda paydaşlarda anlam ve aidiyet inşası yaparak sağlar. Bu noktada iletişim liderlerine kritik bir rol düşüyor çünkü biz bir markanın dış dünyada nasıl algılandığını şekillendiren ve soyut değerleri itibar öykülerine dönüştüren mimarlarız. İtibarı soyut bir kavramdan çıkarıp paydaşların gördüğü ve analiz ettiği bir zemine taşıyoruz. Nurus’ta iş ortaklarımız ve müşterilerimiz nezdinde iletişim; kalite standartlarımız, test süreçlerimiz ve sürdürülebilirlik yaklaşımımız konusunda şeffaflık sağlıyor. Özellikle ergonomi, güvenlik ve sertifikasyon gibi teknik konularda açık bir dil kullanmak; Nurus’u yalnızca tasarım odaklı değil aynı zamanda sorumlu bir üretici olarak konumlandırıyor. Bu da uzun vadeli iş birliklerinin temelini oluşturuyor.
ASLI TANRIVERDİ ENGİN I TAB GIDA KURUMSAL İLETİŞİM KOORDİNATÖRÜ
“GÜVEN EKOSİSTEMİ İNŞA EDEN İLETİŞİM”

“Bugün bir kriz oluşmadan önce, yapay zeka algoritmalarımızla toplumsal hassasiyetleri önden sezip kriz dayanıklılığımızı artırıyoruz. Doğru ve şeffaf iletişim gücümüzün ve iletişim kanallarımızın teknolojiyle artması ve hızlanması, markalarımıza ve kurumumuza duyulan güveni güçlendiriyor. Ayrıca tüketici sağlığı ve toplumsal beklentilerle sorumluluklarımız konusunda daha hesap verebilir çalışmalar yürütmemize imkan tanıyor.”
Kurumsal iletişimin şirketlerin olmazsa olmaz stratejik bir ortağına dönüşme yolculuğu yeni bir boyut kazandı. 2026’da mesaj üretip paylaşma görevinin yerini, şirketin değerlerini görünür kılan ve hesap verebilirliğini güçlendiren bir yönetim disiplini aldı. Teknoloji ve özellikle yapay zekanın güçlü adımlar attığı 2026’da veri odaklı, anlık ve çift yönlü iletişim mümkün hale geldi. Bu da kriz yönetiminden çalışan deneyimine kadar birçok alanda somut değer yaratmamıza imkan tanıdı. Örneğin bugün bir hamburgerin ya da patates kızartmasının tarladan tepsiye tüm yolculuğunu, karbon ayak izimizi, sürdürülebilirliğe katkımızı tüketicilerimize aktarabiliyoruz. Ya da bir kriz oluşmadan önce, yapay zeka algoritmalarımızla toplumsal hassasiyetleri önden sezip kriz dayanıklılığımızı artırıyoruz. Doğru ve şeffaf iletişim gücümüzün ve iletişim kanallarımızın teknolojiyle artması ve hızlanması, markalarımıza ve kurumumuza duyulan güveni güçlendirirken, tüketici sağlığı ve toplumsal beklentilerle sorumluluklarımız konusunda daha hesap verebilir çalışmalar yürütmemize imkan tanıyor.
“SORUMLU İLETİŞİM ALGIYI GÜÇLENDİRİYOR”
Güçlü bir kurumsal iletişimin yarattığı en kalıcı faydayı, zamana ve koşullara meydan okuyan bir güven ekosistemi ve hesap verebilir bir itibar oluşturmakta görüyoruz. Güçlü yapımız, öngörülebilirlik, tutarlılık ve şeffaflık, paydaşlarımızla uzun vadeli iş birliklerinin temelini oluştururken toplum nezdinde özellikle gıda güvenliği, sağlıklı ürün alternatifleri ve doğru bilgilendirme konularında sergilediğimiz sorumlu iletişim yaklaşımı, sosyal algımızı güçlendiriyor. TAB Gıda’da temel iletişim odaklarımızdan biri olan gıda güvenliğini, şeffaflık ve hesap verebilirlik üzerine inşa ediyoruz. “Ne Yediğini Bil” platformumuz bu anlayışın tüketiciyle buluşan en somut örneği. Kurum içinde 22 bini aşkın çalışanımızla kurduğumuz açık ve kapsayıcı iletişim faaliyetlerimiz sayesinde, TAB Gıda ailesindeki güçlü aidiyet kültürünü pekiştiriyoruz. Bugün bir CCO’yu kalıcı kılan ve liderlik vasfını pekiştiren yeteneklerin, görünürlükten öte güvenilir bir itibar inşa etmek, etik ve insani değerleri savunan sorumlu bir strateji izlemek ve bunları geleceğe yönelik uzun soluklu bir strateji olarak sabırla yönetmek olduğunu düşünüyorum. Bu yetkinlikler doğru uygulamalarla şirket stratejisiyle eş zamanlı ve ortak hedeflerle ilerlediğinde, görünürlüğün de kendiliğinden oluşacağına inanıyorum.
ÖZLEM ÖZKAYA I SIEMENS TÜRKİYE İLETİŞİM VE KAMU İLİŞKİLERİ DİREKTÖRÜ
"DEĞER ODAKLI İLETİŞİM, KALICI İTİBAR"

"Kurumsal iletişim artık şirketlerin sadece anlatan değil yön veren stratejik aklı konumunda. Dünya hızla değişiyor. Ne yaptığımız kadar neden yaptığımızı ve bunu hangi değerlerle gerçekleştirdiğimizi net biçimde ortaya koymak, güven inşa etmenin ve sürdürülebilir itibar yaratmanın temelini oluşturuyor. Şeffaflık ve tutarlılık temelinde kurulan iletişim güven ortamını güçlendirir. Güven varsa krizler daha sağlıklı yönetilir, büyüme dönemlerinde ise şirket daha güçlü ilerler"
Kurumsal iletişim bugün artık şirketlerin sadece anlatan değil yön veren stratejik aklı konumunda. Dünya çok hızlı değişiyor, bu nedenle şirketlerin ne yaptığı kadar neden yaptığı ve bunu hangi değerlerle yaptığı daha fazla sorgulanıyor. Kurumsal iletişim işte tam da bu noktada devreye giriyor. İletişim, stratejinin doğru çerçevelenmesini ve anlaşılmasını sağlıyor, konuları sadeleştirerek güven oluşturuyor ve risklerin doğru şekilde yönetilmesine katkı sağlıyor. Aynı zamanda şirketin uzun vadeli yönünü de belirliyor. Bu yaklaşım da doğrudan itibara, dolaylı olarak da iş sonuçlarına yansıyor.
AÇIK VE TUTARLI İLETİŞİM
Güçlü bir kurumsal iletişim yaklaşımının en kalıcı faydası güven. Açık ve tutarlı bir iletişim her zaman pozitif etki yaratır. İnsanlar parçası oldukları kurumun yönünü ve amacını net bir şekilde görmek ister. Aynı şekilde paydaşlar da öngörülebilir ve istikrarlı şirketlerle çalışmayı tercih eder. Toplum için de sorumluluk bilincinin önemi elbette çok büyük. Güçlü iletişim bu güven ortamını besleyerek büyütür ve bize kazandırır. Güven varsa krizler daha sağlıklı yönetilir, büyüme dönemlerinde ise şirket daha güçlü ilerler.
“CCO’NUN GÜCÜ STRATEJİK ETKİSİNDEN”
Bir CCO’yu iz bırakan yapan unsurun görünür olmak değil, temelinde itibar ve güvenin olduğu “stratejik etki yaratmak” olduğu kanaatindeyim. Kurumsal iletişim itibar yönetimiyle beraber güvene dayalı iş birliklerini, çalışan bağlılığını ve ticari büyümeyi de destekleyen çok önemli bir güç. Bu nedenle kısa vadeli görünürlük yerine uzun vadeli itibara odaklanmak gerekiyor. Çalışan için de diğer tüm paydaşlar için de netlik ve tutarlılık çok kıymetli. Doğru bilgiyi zamanında paylaşmak, tutarlı olmak ve şirketin değerlerine uygun hareket etmek bu rolün temelini oluşturuyor. Kalıcı etkinin ise şeffaflık ve güven üzerine inşa edilen sürdürülebilir bir itibarla mümkün olduğuna inanıyorum.
EKİN ERİM TAYALI I SAP TÜRKİYE KURUMSAL LETİŞİM DİREKTÖRÜ
YAPAY ZEKA ÇAĞINDA İLETİŞİM: DEĞER ÜRETEN STRATEJİK GÜÇ

SAP Türkiye’de iletişimi, teknolojiyle şekillenen ve insanla anlam kazanan bir yaklaşımla ele alıyor, şirket değerine doğrudan katkı sağlayan bir yapı olarak önceliklendirmeye devam ediyoruz.
Kurumsal iletişim, stratejik, yönetsel ve itibar boyutlarıyla şirket stratejisinin ayrılmaz bir parçası olarak konumlanıyor. Özellikle yapay zeka odaklı dönüşüm sürecinde iletişim; tüm paydaşlarla doğru ve etkili iletişimi yöneten, öncelikleri netleştiren, organizasyonel hizalanmayı güçlendiren, stratejik kararlara yön veren ve iş hedeflerine doğrudan katkı sağlayan bir yönetim fonksiyonuna evrildi. İletişim bugün yalnızca içerik üretmekle sınırlı değil, paydaş beklentilerini doğru analiz eden, kurumsal ve sektörel önceliklere göre iş hedeflerine katkı sağlayan bütünsel bir yönetim fonksiyonu. Bu yaklaşım, iletişimi doğrudan iş sonuçlarıyla ilişkilendirilen şeffaf, etik, güvenilir ve stratejik bir güç haline getiriyor.
“KÖPRÜLER KURUYORUZ”
SAP’nin kurumsal iletişim fonksiyonu, şirketin teknoloji öncülüğünü ve inovasyon vizyonunu tüm paydaşlara tutarlı, güvenilir ve stratejik bir şekilde aktarmasında kritik bir rol oynar. CEO’muz Christian Klein’ın sıkça vurguladığı gibi SAP’nin başarısı yalnızca gelişmiş yazılım çözümleri üretmekten değil, bu çözümlerin küresel iş dünyasında nasıl köprüler kurduğunu, nasıl değer yarattığını ve şirketin bulut öncelikli stratejiyle nasıl dönüştüğünü etkili şekilde anlatabilmesinden geçiyor. Kurumsal uygulamalar ve iş yapay zekası alanında küresel bir lider olan SAP’nin kurumsal iletişimcileri olarak amacımız; şirket içi ve dışı anlatıyı güçlendirmek, liderlik ekiplerimizin inovasyon, müşteriye yakınlık ve kültürel dönüşüm odağını vurgulayan mesajlarını, iş dünyasına ve ilgili hedef kitlelere tutarlı ve etkili bir şekilde aktarmaktır. Böylece iletişim fonksiyonu, SAP’nin yapay zeka odaklı yeni nesil çözümlerini, global ticarete katkısını ve sürdürülebilir büyüme stratejisini tutarlı bir marka hikayesine dönüştürerek şirketin itibarını pekiştirir ve büyüme ivmesini destekler. Global araştırmalar (Edelman Trust Barometer 2025/2026 verileriyle paralel olarak), paydaşların bir kurumun sadece finansal başarısına değil toplumsal sorunlardaki duruşuna, topluma, içinde bulunduğu ekosisteme katkısına ve teknolojiyi ne denli etik kullandığına baktığını gösteriyor. SAP olarak işletmelerin işleyişini yeniden şekillendirmek için yapay zeka destekli dönüşümün bir sonraki aşamasına geçiyor ve yapay zekayı her yere her işe taşıyoruz.
CCO’NUN ROLÜ
Kalıcı etki; görünürlüğü, güveni ve itibarı bütüncül bir perspektifle yönetebilmekten geçer. Ancak temel referans noktası her zaman kurumsal güvenilirliktir. İz bırakmak yüksek sesle konuşmaktan değil, güçlü bir kurumsal duruşu, etik ilkeler çerçevesinde şeffaf, etkili, istikrarlı ve tutarlı biçimde sürdürmekten geçer. Bir CCO’nun rolü; şirket stratejisini iş hedeflerine ve paydaş ihtiyaçlarına göre net biçimde belirlemek ve konumlandırmak, lider iletişimini kurumsal önceliklerle uyumlu bir çerçevede yapılandırmak ve tüm temas noktalarında tutarlı ve yüksek standartlı bir iletişim mimarisi kurmaktır.
“İLETİŞİM TEKNOLOJİYLE ŞEKİLLENİYOR, İNSANLA ANLAM KAZANIYOR”
Türkiye’de iletişimi teknolojiyle şekillenen ve insanla anlam kazanan bir yaklaşımla ele alıyor, şirket değerine doğrudan katkı sağlayan bir yapı olarak önceliklendirmeye devam ediyoruz. SAP Türkiye’de odağımız, iletişimi üç temel eksende konumlandırmak.
STRATEJİK ODAK
SAP’nin 2026 stratejik önceliklerini, küresel vizyonla tam uyum içinde, yerel ihtiyaç ve hedeflere göre belirliyor ve konumlandırıyoruz.
YETKİNLİK GELİŞİMİ
Yapay zeka ve veri temelli çalışma modelleri doğrultusunda iletişim ekiplerinin etkinliğini artırıyoruz.
SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞER ÜRETİMİ
Verimlilik, inovasyon ve sürdürülebilirlik odağında, güncel teknolojilerin yardımı ile iş hedeflerine katkıda bulunuyoruz. Yatırımcı ilişkilerinin yönetimi, tüm paydaşların beklenti ve ihtiyaçlarına yönelik iletişim planlarının kurgulanması, teknoloji liderleri ve toplumdaki fikir liderleriyle güçlü iletişim kanallarının kurulması ve veriye dayalı karar alma süreçlerinin desteklenmesi odak alanlarımız arasında yer alıyor.
TUTKU KONUK ALTINDAL I AKZONOBEL GÜNEY VE DOĞU AVRUPA İLETİŞİM MÜDÜRÜ
“GÜVEN MİMARLIĞIYLA DEĞER YARATIYORUZ”

“Markalarımız için güven inşa etmek ve stratejilerimizi verilere dayalı sonuçlar üzerinden kurgulamak artık daha da önemli. 2026’da bu ivmenin artarak devam edeceğine ve kurumsal iletişimcilerin daha fazla güven mimarlığı yaparak değer yaratacağına inanıyorum.”
2025’te üretken yapay zekanın insanlar tarafından deneyimlenebilir hale gelmesiyle o zamana kadar teknolojik bir adaptasyon süreci ya da yeni bir araç olarak görülen bu kavram, çok başka bir olguya evrildi. Bir anda iş yapış biçimlerini kökten değiştiren bir ekosistem dönüşümü başlattı. Böylece insanoğlunun yapay zekayla uyumlanma süreci başladı ve birçok meslekte olduğu gibi iletişimcilere de yeni kapılar araladı. Öncelikle hukuk, finans ve yazılım gibi veriye dayalı meslek gruplarının iş yükünü alan yapay zeka programları, yaratıcı endüstrilerde hızlıca yerini aldı. Kısa süre içinde gerçek olan ile yapay olanı ayırt etmek zorlaştı. Buradan hareketle markalarımız için güven inşa etmek ve stratejilerimizi verilere dayalı sonuçlar üzerinden kurgulamak daha da önemli oldu. 2026’da da bu ivmenin artarak devam edeceğine ve kurumsal iletişimcilerin daha fazla güven mimarlığı yaparak değer yaratacağına inanıyorum. İletişim yaklaşımı net ve itibarı güçlü olan kurumlar, en zor zamanlarda bile paydaşları ile kurdukları gönül bağı sayesinde tercih sebebi olmayı sürdürür.
İZ BIRAKMAK YETMEZ
Dijital medyanın bu kadar hızlı tüketildiği günümüzde yalnızca görünür olmanın asla yeterli olmadığını düşünüyorum. Ancak bir CCO hem görünür olup hem güven inşa edebilirse o zaman başarılı olmuş diyebiliriz. Yine de bunlar iz bırakmak için yetmez. “İz bırakan” iletişimciler firmaların yaşadığı krizleri profesyonel bir şekilde yönetebilenlerdir.
SELDA ÇAMLIBEL ÖZKOYUNCU I TÜRKİYE SİGORTA KURUMSAL İLETİŞİM VE MARKA YÖNETİMİ DİREKTÖRÜ
“HAYATIN HER ALANINDA ‘YANINDA OLMAYI’ HEDEFLİYORUZ”

“Biz iletişimi yalnızca kriz dönemlerine bırakmıyoruz. Deprem bölgesindeki çocuklara umut olmak, erişilebilir sigortacılık anlayışıyla taksit kampanyaları sunmak, yıl içinde pek çok STK ile gerçekleştirdiğimiz ortak projelerle markayı yalnızca poliçe sağlayan bir şirket değil hayatın her alanında “yanında olan” bir kurum konumuna taşımayı hedefliyoruz.”
Günümüzde kurumsal iletişim yalnızca mesaj üreten bir birim değil sosyal etkiyi yöneten, departmanlar arası sinerji sağlayan ve marka güvenini sürdürülebilir kılan stratejik bir merkez konumunda bulunuyor. Biz Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik olarak “güven”i yalnızca bir söylem değil iş modelimizin temel taşı olarak konumlandırıyoruz. 13 milyona ulaşan müşteri tabanımız, 40 bölge müdürlüğümüz, 4 bin 300’ü aşkın acente ve broker ağımız, 7 bin 300’den fazla banka şubemiz ve 2 bin 600’ün üzerinde çalışanımızla tüm paydaşlarımızla tutarlı, şeffaf ve sürdürülebilir bir iletişim anlayışı benimsiyoruz. Güveni, her temas noktasında somut deneyime dönüştürerek uzun vadeli ve güçlü ilişkiler inşa etmeye devam ediyoruz.
TOPLUMSAL FAYDA MERKEZDE
Kurumsal iletişim, günümüzde sosyal sorumluluk projelerini marka kimliğinin ayrılmaz parçası haline getiriyor. Bu yıl Türk Kızılay iş birliğiyle Gazze’ye ulaştırdığımız yaklaşık 10 bin adet gıda kolisi, Hayat Yeniden Vakfı ile depremzede ve özel gereksinimli çocuklara yönelik gerçekleştirdiğimiz projeler, Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliğinde hayata geçirdiğimiz fidan bağışı kampanyamız, Tohum Otizm Vakfı ve diğer STK’larla yaptığımız çalışmalar değer odaklı yaklaşımımızın somut çıktıları oldu. Bu projelerle toplumsal faydayı iletişim stratejimizin merkezine taşıyarak sürdürülebilir ve kalıcı bir etki yaratmayı hedefledik. Spor yatırımlarımız da marka iletişiminin en güçlü bağ kurma alanlarından biri. Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi, Türkiye Basketbol Ligi ile A Milli Kadın Basketbol Takımı ve A Milli Erkek Basketbol Takımı ana sponsorluğu kapsamında spora güçlü destek veriyoruz. ERA Research tarafından yapılan araştırma sonuçları da bu yaklaşımın toplumdaki karşılığını açıkça gösteriyor: Sponsorluğu bilen katılımcılarda marka beğeni oranının yüzde 79’a yükselmesi, sponsorluk bilgisinin iş tercihlerini yüzde 75’e kadar etkilemesi iletişimin marka güvenini doğrudan güçlendirdiğini ortaya koyuyor. Kurumsal iletişim burada ortak sevinçleri, milli heyecanı ve spordan doğan birlik duygusunu sahiplenerek markayla toplum arasında kalıcı ve samimi bir bağ kuruyor. Her yıl gerçekleştirdiğimiz marka ve itibar araştırması sonuçları da şirketimizin marka bilinirliğinin istikrarlı şekilde güçlendiğini, kurumsal itibar algısının olumlu yönde geliştiğini ve paydaşlar nezdinde markaya duyulan aidiyet düzeyinin arttığını ortaya koyuyor.
“GERÇEK İZ KURULAN BAĞLA BIRAKILIR”
Güven, itibar ve görünürlüğü anlamlı kılmak önemli. Ancak öncelik her zaman şirketimizin de mottosu olan “güven”. Türkiye Sigorta’nın 900 milyon dolarlık başlangıç değerinden 5,8 milyar dolarlık piyasa değerine ulaşan yolculuğu yalnızca finansal büyüme değil güven temelli bir itibar inşası.
İNANILAN MARKA YARATMAK
Başarılı bir CCO, sosyal sorumluluğu iletişim stratejisinin merkezine koyar, sponsorlukları sadece logo görünürlüğü değil sosyal etki yatırımı olarak konumlandırır, iç iletişimi, marka stratejisinin ayrılmaz bir parçası olarak yönetir, kriz anlarında şeffaf, başarı anlarında mütevazı bir dil kullanır. Gerçek iz, görünürlükle değil duyulan güvenle ve kurulan bağla bırakılır. Ve bugün en önemli konu markanın konuşulması değil markaya inanılması, güvenilmesidir.
YUSUF ZİYA YÜCE I ULUDAĞ ENERJİ GRUP KURUMSAL İLETİŞİM DİREKTÖRÜ
“STRATEJİK İLETİŞİM YAKLAŞIMIYLA MÜMKÜN”

“Enerji gibi doğrudan hayatın içinde olan bir sektörde faaliyet gösteriyorsanız güven en önemli başlık. Yaptığınız yatırımların, yaklaşımınızın ve topluma katkınızın doğru, şeffaf ve zamanında anlatılması gerekiyor. Bu da ancak stratejik bir iletişim yaklaşımıyla mümkün oluyor.”
2026 itibarıyla kurumsal iletişim birimleri şirketlerin yönünü belirleyen bir fonksiyona dönüştü. Artık iletişim; kriz anında refleks gösteren bir birim olmaktan çıktı. İletişim alanı özellikle kriz risklerini önceden gören, paydaş beklentisini okuyan ve karar süreçlerine veri taşıyan stratejik bir yapı haline geldi. Kurumsal iletişim özellikle üç alanda gerçek değer üretiyor. Birincisi kesinlikle güven. İkincisi kriz dayanıklılığı ve çalışan bağlılığı. Enerji gibi doğrudan hayatın içinde olan bir sektörde faaliyet gösteriyorsanız, güven en önemli başlık. Yaptığınız yatırımların, yaklaşımınızın ve topluma katkınızın doğru, şeffaf ve zamanında anlatılması gerekiyor. Bu da ancak stratejik bir iletişim yaklaşımıyla mümkün oluyor.
HER BAŞLIKTA DEĞER ÜRETİMİ
Bugün iletişim; yatırım kararından teknoloji kullanımına, çalışan deneyiminden müşteri memnuniyetine kadar her başlıkta değer üretiyor. Çünkü insanlar artık sadece hizmet kalitesine değil kurumun niyetine, duruşuna ve sorumluluk anlayışına bakıyor. Kısacası iletişim artık görünürlük değil sürdürülebilir değer üretebilme meselesi haline geldi. Güçlü bir kurumsal iletişim yaklaşımının çalışanlar, paydaşlar ve toplum nezdinde yarattığı en kalıcı faydayı güven duygusunda görüyorum. Çalışan tarafında bu güven, şeffaflık ve açık diyalogla başlıyor. Sahada görev yapan arkadaşımız da genel merkezde çalışan ekip arkadaşımız da yaptığı işin anlamını biliyor ve koruyor ise o kurum zaten güçlüdür. Paydaş tarafında ise tutarlılık çok önemli. Aynı dili konuşan, sözünün arkasında duran ve kriz anında dahi şeffaflığını koruyan bir yapı uzun vadeli iş birliklerinin temelini oluşturuyor. Enerji sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olarak sürdürülebilirlik, çevresel sorumluluk ve toplumsal katkı konularında attığınız adımların samimi olması gerekiyor. Toplum nezdinde ise mesele çok daha hassas. Enerji kesintisiz olmalı, güvenli olmalı ve çevreye duyarlı olmalı.
“KURUMUN SESİ DEĞİL VİCDANI OLABİLMELİ”
Bence görünürlük bir araç, güven ise amaç. Eğer güven yoksa görünür olmanın hiçbir anlamı yok. Uzun vadeli itibar da zaten güvenin bir sonucu. Ben bir CCO’nun önceliğinin güven inşa etmek olduğuna inanıyorum. Kriz anında net konuşur, belirsizlikte şeffaf olur, başarıyı ise ekibiyle paylaşır. Bugün iletişim liderliğinin en kritik tarafı, kurumun sadece sesi değil vicdanı da olabilmek.
PELİN BABAKIRAY I BAHÇEŞEHİR KOLEJİ YENİ MEDYA VE KREATİF DİREKTÖRÜ
“İLETİŞİM ARTIK GELECEĞİ TASARLAMA GÜCÜ”

“Kurumsal iletişim bugün yalnızca anlatan değil güveni yapılandıran, kültürü besleyen ve markanın toplumsal etkisini yöneten stratejik bir omurga haline geldi.”
Günümüzde kurumsal iletişim, kurumların “kendini anlatma” alanı olmaktan çıkıp geleceği tasarlama gücüne dönüştü. İnsanlar artık sadece ürün/hizmet değil, o ürünün arkasındaki "anlamı" satın alıyor. Rekabet bir kurumun neye inandığı, hangi değerlerle hareket ettiği ve bunu her gün nasıl hayata geçirdiğinde yaşanıyor. İletişim de tam bu noktada markanın pusulasını görünür kılan, kurumun kararlarını anlamlandıran ve güveni sürdürülebilir kılan stratejik bir omurga haline geldi. Bu da iletişimi üç alanda gerçek değer üreten bir güce dönüştürüyor.
STRATEJİK OMURGA
Birincisi güven ve şeffaflık mimarisi. Bilgi kirliliğinin hızlandığı, yapay zeka ile gerçeklik algısının bulanıklaştığı bir dönemde iletişim; “daha çok konuşmak” değil doğruyu netleştirmek, veriyi ve niyeti şeffaflaştırmak ve beklentileri yönetmek demek. Kurumun söz-eylem tutarlılığını görünür kılarak güveni kalıcı hale getirir. İkincisi kültür ve aidiyet tasarımı. İtibar, içeride yaşanmıyorsa dışarıda sürdürülemez. Kurumsal iletişim bugün çalışan deneyimini, ortak dili ve davranış standartlarını güçlendiren bir kültür altyapısı kuruyor. Özellikle eğitim gibi “insan” merkezli alanlarda bu, öğretmenin aidiyetini, öğrencinin güven duygusunu ve velinin iç rahatlığını aynı çatı altında birleştiren bir topluluk inşası anlamına geliyor. Üçüncüsü ise itibar ve etki yönetimi. Artık markalar yalnızca “ne ürettiğiyle” değil hangi probleme nasıl çözüm sunduğuyla ve topluma nasıl bir değer kattığıyla değerlendiriliyor.
"GÖRÜNÜRLÜK ZOR DEĞİL"
Bence bugün bir lideri gerçekten başarılı yapan görünürlüğü güvene, güveni de uzun vadeli itibara dönüştürebilme becerisi. Çünkü görünür olmak artık zor değil. Dijital dünyada bir kampanya ile gündeme girmek, sosyal medyada konuşulmak ya da kısa süreli dikkat yaratmak mümkün. Ama insanların zihninde ve kalbinde kalıcı bir yer edinmek bambaşka bir şey. Gerçek fark, markanın söylediğiyle yaptığı arasındaki tutarlılıkta ortaya çıkıyor. Güven tam da burada oluşuyor.
PINAR ULUTAŞ I SANKO HOLDİNG KURUMSAL İLETİŞİM DİREKTÖRÜ
“GÜVEN KALICILIĞI SAĞLAR”

“Bugünün iletişim dünyasında görünür olmayı, güven inşa etmeyi ve uzun vadeli itibar yaratmayı birbirinden bağımsız değerlendiremeyiz. Çünkü bunlar birbirini besleyen unsurlar. Görünürlük hızla üretilebilir, itibar zamanla oluşur, güven ise her iki alanın da kalıcılığını sağlar.”
2026 itibarıyla kurumsal iletişim, şirketler için sadece görünürlük sağlamanın ötesinde güven ve kurumsal dayanıklılık yaratan stratejik bir alana dönüştü. Edelman Trust Barometer 2025’e göre küresel güven endeksi yüzde 56 seviyesinde. İş dünyası yüzde 62 güven oranıyla araştırmadaki en güvenilen kurum olmaya devam ediyor. Güvenin kırılgan olduğu bir ortamda iş dünyasının bu konumu, iletişimi doğrudan rekabet gücü ve kurumsal itibarla ilişkilendiriyor. Kurumsal iletişim şirketin etik duruşunu, yetkinliğini ve toplumsal katkısını tutarlı biçimde ortaya koyarak güven sermayesi oluşturuyor.
“ŞEFFAF İLETİŞİM GÜÇLENDİRİR”
Güçlü bir kurumsal iletişim yaklaşımında en kalıcı faydanın güvenle ortaya çıktığına inanıyorum. Güçlü bir iletişim yaklaşımı, sözle eylem arasındaki uyumu sağlar. Bu tutarlılık, zaman içinde kurumsal güven sermayesini kalıcı biçimde inşa eder. Çalışan tarafında ise bu durum aidiyet ve bağlılık olarak geri döner. Paydaşlar açısından bakıldığında şeffaf iletişim, uzun vadeli iş ilişkilerini güçlendirir. Toplum nezdinde ise şirketin kriz dönemlerindeki duruşu ve sosyal sorumluluk yaklaşımı güvenilirliği artırır.
Bugünün iletişim dünyasında görünür olmayı, güven inşa etmeyi ve uzun vadeli itibar yaratmayı bağımsız değerlendiremeyiz. Çünkü bunlar birbirini besleyen unsurlar. Görünürlük hızla üretilebilir, itibar zamanla oluşur, güven ise her iki alanın da kalıcılığını sağlar. Bu nedenle “iz bırakan” bir CCO’yu tanımlarken bu üç alanı nasıl yönettiğine bakmak gerekir.
ERHAN ÜSTÜNDAĞ I TAV HAVALİMANLARI KURUMSAL İLETİŞİM DİREKTÖRÜ
“BELİRSİZLİK ÇAĞINDA İLETİŞİMCİ KURUMUN PUSULASI”

“2026’nın asıl sınavı operasyonel değil, yapısal. Yapay zeka odaklı verimlilik tartışmaları geride kalırken mesele iletişimin stratejik rolünü yeniden vurgulamak: Hız, karmaşa ve belirsizlikler çağında kurumun pusulası olmak.”
Yapay zeka tartışmalarının güçlenerek devam ettiği 2026 yılında kurumsal iletişim kritik bir dönemeçten geçiyor. Geleneksel iletişim araçları hala çalışıyor ancak karar süreçlerinin giderek hızlandığı ve belirsizliklerin arttığı günümüzde bağlam ve netlik sunmakta zorlanıyor. Bu da iletişim fonksiyonunda önemli bir dönüşümü beraberinde getiriyor. Kurumsal iletişim artık yalnızca kararları aktaran bir aracı değil yol gösteren, önceliklendiren ve dağınık değişim başlıklarını anlamlı bir bütün haline getiren bir rehber rolünde.
ANLAM, NETLİK, BAĞLAM
Jeopolitik baskıların, üst üste binen dönüşümlerin ve düşen güven düzeyinin birleştiği bir dönemde iletişim birimi, yönlendirme yapmak, güven oluşturmak ve aidiyeti korumak zorunda. Kurumun iş stratejine çalışanlar, paydaşlar ve toplum nezdinde anlam, netlik ve bağlam kazandırmak kurumsal iletişimin ana işlevi ve yaratabileceği ana fayda olmaya devam ediyor. Bu nedenle 2026’nın asıl sınavı operasyonel değil, yapısal. Yapay zeka odaklı verimlilik tartışmaları geride kalırken mesele iletişimin stratejik rolünü yeniden vurgulamak: Hız, karmaşa ve belirsizlikler çağında kurumun pusulası olmak.