Yeşil dönüşümün başarısı insan kaynağının değişime ne kadar hazır olduğuna da bağlı. Borusan Holding İnsan, İletişim Ve Sürdürülebilirlik Grup Lideri Nursel Ölmez Ateş, “COP31’e giderken iş dünyasının önünde güçlü bir dönüşüm fırsatı görüyorum” diyor. Akbank İnsan ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Bülent Oğuz, gençleri desteklediklerini söylüyor. Borçelik İK ve Kurumsal İletişim Direktörü Derya Demirer, “gençlerin gelişimine yapılan yatırım geleceğe yapılır” diyor. Enerjisa Üretim İnsan ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Ayşegül Gürkale, farklı deneyim ve yetkinliklerden ekip kurmaya dikkat çekiyor. Garanti BBVA Yetenek ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Ebru Taşcı Firuzbay, “gençlerin yanlarında olmayı önemsiyoruz” diyor. Pluxee Türkiye İK Genel Müdür Yardımcısı Feride Düzduran Gündüz, odakta insana dikkat çekiyor. QNB Türkiye İK Genel Müdür Yardımcısı Cenk Akıncılar, “farkındalığı büyütüyor, dayanışmayı güçlendiriyoruz” diyor. Abdi İbrahim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı ve Abdi İbrahim İK, Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Dr. M. Oğuzcan Bülbül, daha fazla insanın hayatına dokunacakalrını söylüyor.
MURAT YEŞİLDERE I m.yesildere@businesslife.com.tr
İNSANA YATIRIM ÖNE ÇIKIYOR
Yeşil dönüşümün en kritik boyutlarından biri, insanı değişimin merkezine yerleştirmek. Çünkü düşük karbonlu ekonomiye geçiş, yalnızca üretim biçimlerini değil, iş yapış alışkanlıklarını ve ihtiyaç duyulan yetkinlikleri de değiştiriyor. Dünya Ekonomik Forumu'nun Future of Jobs 2025 raporuna göre çevresel sorumluluk, 2030'a kadar önemi en hızlı artması beklenen 10 beceri arasına ilk kez girdi. Yenilenebilir enerji mühendisliği, çevre mühendisliği ve elektrikli araç uzmanlığı da hızlı büyümesi beklenen meslekler arasında. LinkedIn'in COP31 öncesinde yayımladığı Global Green Skills Report 2026 araştırması ise yeşil becerilere sahip çalışanların genel iş gücüne kıyasla 1,5 katın üzerinde bir hızla işe alındığını gösteriyor. Üstelik yeşil yetenek işe alımlarının yüzde 74'ü artık doğrudan çevre ve sürdürülebilirlik unvanı taşımayan pozisyonlarda gerçekleşiyor.
Buna karşılık yeşil becerilere sahip çalışanların yalnızca yüzde 30'unu kadınlar oluşturuyor. Bu tablo, CHRO'ların rolünü geleneksel yetenek yönetiminin ötesine taşıyor. Çalışanlara yeni beceriler kazandırmak, değişen mesleklere hazırlamak ve dönüşümün fırsatlarını daha kapsayıcı hale getirmek artık stratejik bir sorumluluk. Çünkü yeşil dönüşümün kalıcılığı, yalnızca teknolojiyi geliştirenlere değil onu günlük iş hayatına taşıyan insanlara bağlı. Yeni yetkinlikler, fırsat eşitliği, kapsayıcılık ve çalışan deneyimi, insan kaynakları liderlerinin gündeminde daha fazla yer buluyor. Şirketlerin uygulamaları, sürdürülebilirliğin kurum kültürüne yerleşmesinde insanın belirleyici rolünü ortaya koyuyor.
NURSEL ÖLMEZ ATEŞ I BORUSAN HOLDİNG İNSAN, İLETİŞİM VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK GRUP LİDERİ
DÖNÜŞÜMÜ BİRLİKTE GERÇEKLEŞTİRMEK

“COP31’e giderken iş dünyasının önünde güçlü bir dönüşüm fırsatı görüyorum. Zira iklim gündemi; üretimi, enerji kullanımını, tedarik zinciri yönetimini, yatırım kararlarını doğrudan etkiliyor. Şirketler açısından konu çok net. Kaynakları daha verimli kullanmak, iklim risklerine bugünden hazırlanmak ve rekabet gücünü koruyacak iş modelleri geliştirmek gerekiyor.”
Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacak olması pek çok açıdan önemli. Güçlü bir sanayi altyapımız, geniş tedarik zincirlerimiz ve yüksek bir yenilenebilir enerji potansiyelimiz var. Bu gücü sanayinin dönüşümü için kullanabiliriz. Temiz enerjiye erişimin artması, yeni nesil teknolojilerin yaygınlaşması ve dönüşüm yatırımlarının uygun finansmanla desteklenmesi Türkiye’nin önünde somut bir büyüme alanı açabilir.
“İŞ BİRLİĞİ GEREKİYOR”
COP31’den beklentim, uygulamayı hızlandıracak adımların öne çıkması. İş dünyasının hedeflerini hayata geçirebilmesi için öngörülebilir politikalar, güçlü altyapı, finansmana erişim ve sektörler arası iş birliği gerekiyor. Kamu, özel sektör, finans kuruluşları, akademi ve sivil toplum aynı yönde hareket ettiğinde dönüşümün hızı ve etkisi artıyor. Bu ortak hareketin kurum içindeki karşılığı olarak Borusan’da sürdürülebilirliği iklim, insan ve inovasyon odağında yönetiyoruz. Bu alanları tüm iş ve yatırım kararlarımızla birlikte ele alıyoruz. Yeni bir yatırım değerlendirilirken finansal geri dönüşün yanında enerji ve kaynak verimliliğine, emisyon etkisine ve iklim risklerine de bakıyoruz. Tedarik zincirinde yaratılacak etkiyi de kararın ayrılmaz bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Grup olarak sanayi, enerji, lojistik ve otomotiv gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteriyoruz. Her şirketimizin ihtiyaçları ve dönüşüm yolu kendi faaliyet alanına göre değişiyor. Bu nedenle hedeflerimizi sahadan gelen veri, operasyonel ihtiyaçlar ve iklim biliminin gösterdiği yön üzerinden belirledik. Grup şirketlerimizle çalışarak uygulanabilir ve ekipler tarafından sahiplenilen bir yol haritası oluşturduk.
KARBONSUZLAŞMA YOL HARİTASI
Bugün bu yol haritasını destekleyen somut bir performansımız var. Borusan EnBW Enerji’nin 935 MW yenilenebilir enerji kurulu gücü bulunuyor. 2021-2025 döneminde 353 proje tamamladık. Bu projeler ve enerji yatırımlarımız sayesinde yılda yaklaşık 1 milyon ton CO₂e emisyonunun önlenmesine katkı sağlıyoruz. Aynı dönemde Kapsam 1 ve 2 emisyonlarımızı yüzde 37 azalttık. Son 5 yılda su çekiminde yüzde 17,3 düşüş kaydettik. Bu sonuçlar nerede doğru ilerlediğimizi görmemizi sağlıyor. Aynı zamanda daha fazla çalışmamız gereken alanları da ortaya koyuyor. Karbonsuzlaşma yol haritamızda 2034’ü ilk hedef eşiğimiz, 100. yılımızı kutlayacağımız 2044’ü de yenilenebilir enerji dönüşümünün tamamlanacağı aşama olarak belirledik. 2053’ü ise Türkiye'nin de net sıfır hedefi ile hizalı olarak grup genelinde net sıfıra ulaşacağımız nihai hedef yılı olarak belirledik.
“KURUMDA KARŞILIK BULDU”
Bu yolculukta beni en çok heyecanlandıran gelişme, sürdürülebilirliğin günlük iş yapış biçimlerimize yerleşmesi. Fabrikada, ofiste ve sahada çalışan arkadaşlarımızın enerji verimliliği, döngüsellik, güvenlik, veri yönetimi ve yeni teknolojiler konusunda inisiyatif alması dönüşümün kurum içinde karşılık bulduğunu gösteriyor.
ADİL GEÇİŞ
İnsan boyutu da bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Yeni teknolojiler kaçınılmaz olarak yeni yetkinliklere ihtiyaç yaratıyor. Çalışma arkadaşlarımızı değişime hazırlamak, gençleri geleceğin becerileriyle buluşturmak ve dönüşümden etkilenen paydaşlara alan açmak gerekiyor. Adil geçişi bu kapsayıcı çerçevede ele alıyoruz. Gelecek kuşaklara bırakmak istediğimiz Borusan’ı düşündüğümde güven, dayanıklılık ve yenilikçilik öne çıkıyor. Değerlerine bağlı, kararlarını şeffaf biçimde alan, kaynaklarını sorumlu kullanan ve değişime hızla uyum sağlayan bir şirket olmak istiyoruz.
BÜLENT OĞUZ I AKBANK İNSAN VE KÜLTÜR GENEL MÜDÜR YARDIMCISI
“KENDİ YOLLARINI KURMALARINI DESTEKLİYORUZ”

“Tersine mentörlükten akran öğrenmesine, etki girişimi tasarımından ilham buluşmalarına uzanan deneyimlerle gençlerin kendi yollarını kurmalarını destekliyoruz.”
Akbank Gençlik Akademisi çatısı altında, Onarım Atölyesi iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Akbank Fellowship Programı’nın altıncı dönem başvurularını açtık. Türkiye’nin farklı şehirlerinden 18-25 yaş arasındaki ön lisans, lisans ve yüksek lisans öğrencilerine yönelik ücretsiz programda gençleri sürdürülebilirlik, teknoloji, sosyal girişimcilik, davranış bilimleri, sanat, tasarım odaklı düşünme ve duygusal zekâ gibi farklı alanlarda bir araya getiriyoruz. Programımızda gençlerin okudukları bölümden çok dünyaya nasıl baktıklarına, hangi meselelerin peşinden gittiklerine ve topluluğa nasıl katkı sunmak istediklerine odaklanıyoruz. Hibrit modelle yürütülen program kapsamında çevrim içi oturumlar ve İstanbul’daki yüz yüze buluşmalarla gençlere farklı disiplinlerden öğrenme ve gelişim fırsatları sunuyoruz.
“TOPLUMSAL ETKİ ÜRETEN ÇÖZÜMLER GELİŞTİRİYORUZ”
Akbank Fellowship Programı’nın altıncı yılında da farklı disiplinlerden gençlerin birbirinden öğrendiği, fikirlerini sınadığı ve toplumsal etki üreten çözümler geliştirdiği bir alan açıyoruz. Tersine mentörlükten akran öğrenmesine, etki girişimi tasarımından ilham buluşmalarına uzanan deneyimlerle gençlerin kendi yollarını kurmalarını destekliyoruz. Merak eden, sorular soran ve harekete geçmek isteyen tüm üniversiteli gençleri bu topluluğa katılmaya davet ediyoruz. Gençleri geleceğin katılımcıları olmaya değil, dönüşümün bugünden söz sahibi ortakları olmaya davet ediyoruz.
DERYA DEMİRER I BORÇELİK İNSAN KAYNAKLARI VE KURUMSAL İLETİŞİM DİREKTÖRÜ
“GENÇLERİN GELİŞİMİNE YAPILAN YATIRIM GELECEĞE YAPILIR”

“Borçelik olarak gençlerin potansiyellerini açığa çıkarmayı ve gelecekteki kariyer yolculuklarına katkı sağlamayı önemsiyoruz. SteelUp Dijital Yaz Okulu ile öğrencileri sektörümüzle buluştururken teknik ve kişisel gelişimlerini de desteklemeyi hedefledik. Gençlerin gelişimine yapılan yatırımın, geleceğe yapılan en değerli yatırımlardan biri olduğuna inanıyoruz.”
Borçelik olarak üniversite öğrencilerinin mesleki ve kişisel gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla hayata geçirdiğimiz SteelUp Dijital Yaz Okulu’nun ikincisini tamamladık. Borçelik Teknik Akademi iş birliğiyle düzenlenen programa, Türkiye’nin farklı üniversitelerinden 209 öğrenci katıldı. Üniversitelerin 3. ve 4. sınıf öğrencilerine yönelik program, 27 Haziran-29 Ağustos 2026 tarihleri arasında çevrim içi olarak gerçekleştirildi. Program kapsamında çelik üretimi, sürdürülebilirlik, inovasyon ve teknoloji gibi teknik konuların yanı sıra müzakere becerileri, etkili iletişim, problem çözme, çeşitlilik ve kapsayıcılık gibi kişisel gelişim eğitimleri de yer aldı. Eğitim modüllerine en yüksek katılımı gösteren ve değerlendirme testlerinde en yüksek puanı alan 16 öğrenci ise Gemlik tesislerimizde düzenlenen Deneyim Günü’ne katıldı.
“GENÇLERİN POTANSİYELLERİNİ AÇIĞA ÇIKARMAYI ÖNEMSİYORUZ”
Borçelik olarak gençlerin potansiyellerini açığa çıkarmayı ve gelecekteki kariyer yolculuklarına katkı sağlamayı önemsiyoruz. SteelUp Dijital Yaz Okulu ile öğrencileri sektörümüzle buluştururken teknik ve kişisel gelişimlerini de desteklemeyi hedefledik. Gençlerin gelişimine yapılan yatırımın, geleceğe yapılan en değerli yatırımlardan biri olduğuna inanıyoruz.
AYŞEGÜL GÜRKALE I ENERJİSA ÜRETİM İNSAN VE KÜLTÜR GENEL MÜDÜR YARDIMCISI
“KADINLAR TEKNİK ROLLERDE DAHA GÖRÜNÜR HALE GELMELİ”

“Enerji sektörünün geleceğini güçlü teknolojiler kadar bilgi, uzmanlık ve ekip ruhu da şekillendiriyor. Bizim için asıl değer, her ekip arkadaşımızın yetkinlikleri doğrultusunda gelişebildiği, sorumluluk alanını genişletebildiği ve deneyimiyle başkalarına yol açabildiği bir çalışma ortamı oluşturmak.”
Enerjisa Üretim’in kadınların teknik saha rollerinde fırsat eşitliğini güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Rüzgarı Enerjiye Dönüştüren Kadınlar programı (REDKA), Ovacık RES’ten Harmancık RES’e uzanıyor. Ovacık Rüzgar Enerjisi Santrali’nin tüm işletme süreçlerinin kadınlardan oluşan bir ekip tarafından yürütülmesini sağlayan program kapsamında eğitimlerini tamamlayan kadın mühendis ve teknisyenler, Harmancık RES’te de sorumluluk üstleniyor. 2023 yılından bu yana programa 25 kadın mühendis ve teknisyen katılırken 2026 yılında programa dahil olan 11 teknisyenin eğitimleri devam ediyor.
FARKLI DENEYİM VE YETKİNLİKLERDEN EKİP
Enerji sektörünün geleceğini güçlü teknolojiler kadar bilgi, uzmanlık ve ekip ruhu da şekillendiriyor. REDKA’yı güçlü ekip kültürümüzün ve fırsat eşitliği anlayışımızın önemli bir parçası olarak görüyoruz. Kadınların teknik rollerde daha görünür hale gelmelerini desteklerken farklı deneyim ve yetkinliklerin birbirini tamamladığı kapsayıcı ekipler oluşturmayı önemsiyoruz. Program kapsamında eğitimlerini tamamlayan ekip arkadaşlarımızın Ovacık RES’te kazandıkları deneyim ve gösterdikleri performansla bugün yeni sorumluluklar üstlenmeleri, bu yaklaşımın sahadaki en güçlü karşılıklarından biri. Bizim için asıl değer, her ekip arkadaşımızın yetkinlikleri doğrultusunda gelişebildiği, sorumluluk alanını genişletebildiği ve deneyimiyle başkalarına yol açabildiği bir çalışma ortamı oluşturmak. REDKA ile yetişen kadın mühendis ve teknisyenlerimizin kariyer yolculuklarında attıkları her yeni adımın, enerji sektöründe daha fazla kadın profesyonele de cesaret ve ilham vermesinden mutluluk duyuyoruz. Çeşitliliği, fırsat eşitliğini ve sürekli gelişimi kurum kültürümüzün temel unsurları arasında görüyor; farklı bakış açıları ve yetkinliklerle güçlenen ekiplerimizle geleceğin enerji sektörüne değer katmayı sürdürüyoruz.
EBRU TAŞCI FİRUZBAY I GARANTİ BBVA YETENEK VE KÜLTÜR GENEL MÜDÜR YARDIMCISI
“GENÇLERİN YANLARINDA OLMAYI ÖNEMSİYORUZ”

“Gençleri dinlemek, kendilerini ifade edebilecekleri alanlar yaratmak ve meraklarını beslemek bizim için çok değerli. Kültür ve sanatın farklı düşünme biçimlerini besleyen, yeni sorular sorduran ve kapsayıcı bakış açılarıyla buluşturan güçlü bir alan olduğuna inanıyoruz.”
Garanti BBVA, gençlerle kurduğu diyaloğu kültür-sanat alanına taşıyan “Salt’ta Buluşuyoruz” serisini 2025 yılından bu yana sürdürüyor. Bugüne kadar yaklaşık 200 üniversite öğrencisine ulaşan programın ağustos ayında Salt Beyoğlu’nda gerçekleştirilen buluşmasına farklı şehirlerden 40 öğrenci katıldı. Gençler, Garanti BBVA profesyonelleriyle kariyer fırsatlarını ve iş hayatına dair merak ettiklerini konuşurken etkinliğin devamında Sitting Still (Dünyaya Kulak Vermek) belgeselini izledi. Garanti BBVA Genç Konserleri de ekim ve kasım aylarında cazdan elektronik müziğe uzanan farklı türlerdeki performanslarla gençleri müzikle buluşturuyor.
“GENÇLERİ DİNLEMEK VE MERAKLARINI BESLEMEK ÇOK DEĞERLİ”
Garanti BBVA Yetenek ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Ebru Taşçı Firuzbay, şöyle ifade ediyor: “Gençleri dinlemek, kendilerini ifade edebilecekleri alanlar yaratmak ve meraklarını beslemek bizim için çok değerli. Salt’ta Buluşuyoruz serisi de bunun için çok güçlü bir zemin. Kültür ve sanatın farklı düşünme biçimlerini besleyen, yeni sorular sorduran ve kapsayıcı bakış açılarıyla buluşturan güçlü bir alan olduğuna inanıyoruz. Bu sayede gençlerle farklı deneyimler etrafında bir araya geliyor, yeni karşılaşmaların önünü açıyor, birlikte düşünüyor ve birbirimizden öğreniyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da gençlerle buluşmaya, yeni deneyimlere imza atmaya devam edeceğiz.
“MÜZİK GÜÇLÜ BİR ALAN”
Garanti BBVA Genç ile gençlerin hayatlarının farklı alanlarında yanlarında olmayı, onların ilgi alanlarına ve deneyimlerine dokunmayı önemsiyoruz. Müziğin de gençleri bir araya getiren, farklı dünyaları ve ifade biçimlerini buluşturan çok güçlü bir alan olduğuna inanıyoruz. Garanti BBVA Genç Konserleri ile cazdan elektronik müziğe uzanan farklı türleri ve özgün sanatçıları gençlerle buluştururken, onların yeni sesler keşfedebilecekleri ve birlikte güzel anılar biriktirebilecekleri deneyimler yaratmayı hedefliyoruz. Sonbahar boyunca devam edecek konserlerimizde tüm müzikseverlerle bir araya gelmekten mutluluk duyacağız.”
FERİDE DÜZDURAN GÜNDÜZ I PLUXEE TÜRKİYE İK GENEL MÜDÜR YARDIMCISI
“ÇALIŞAN DENEYİMİNDE ODAĞIMIZA İNSANI ALIYORUZ”

“Çalışan deneyimini yalnızca yan haklar veya tekil uygulamalar üzerinden tanımlamanın artık yeterli olmadığına inanıyoruz. Güçlü bir çalışan deneyimi; çalışma arkadaşlarımızın sesinin kararlara yansıdığı, potansiyellerini geliştirebildikleri ve kariyerlerini farklı roller, projeler ve global fırsatlarla şekillendirebildikleri bütünsel bir çalışma ortamı gerektiriyor. Yapay zeka çağında da odağımıza insanı alıyor, çalışanlarımızı yeni yetkinliklerle destekliyoruz.”
Pluxee, çalışanların güven, bağlılık ve iş yeri deneyimlerine ilişkin geri bildirimlerinin esas alındığı “2026 Avrupa’nın En İyi 100 İşvereni” listesinde 50’nci sırada yer aldı. Türkiye, Polonya, Lüksemburg ve Belçika’daki çalışan deneyimi sonuçlarının birlikte değerlendirildiği araştırmada, Pluxee Türkiye de 250-499 çalışan kategorisinde Türkiye birincisi oldu. Bu başarının arkasında, Life@Pluxee çatısı altında şekillenen ve çalışanların gelişim, kariyer ve iş birliği süreçlerini kapsayan ortak kurum kültürü bulunuyor.
“BÜTÜNSEL BİR YAKLAŞIMLA ELE ALIYORUZ”
Çalışan deneyimini yalnızca yan haklar veya tekil uygulamalar üzerinden tanımlamanın artık yeterli olmadığına inanıyoruz. Güçlü bir çalışan deneyimi; çalışma arkadaşlarımızın sesinin kararlara yansıdığı, potansiyellerini geliştirebildikleri ve kariyerlerini farklı roller, projeler ve global fırsatlarla şekillendirebildikleri bütünsel bir çalışma ortamı gerektiriyor. Life@Pluxee’yi bu nedenle bir kültür söylemi olarak değil; liderlikten performansa, gelişimden günlük çalışma biçimlerimize kadar Pluxee’de nasıl hareket ettiğimizi belirleyen ortak dilimiz olarak görüyoruz. Yapay zeka çağında da odağımıza insanı alıyor; çalışanlarımızı yeni yetkinliklerle destekleyerek teknolojiyi daha yaratıcı, verimli ve anlamlı bir çalışma deneyiminin parçası hâline getiriyoruz. Farklı ülkelerdeki ekiplerimizin aynı kültür etrafında ortaya koyduğu sonuçların Pluxee’yi Avrupa’nın en iyi 100 işvereni arasında 50’nci sıraya taşıması bizim için son derece kıymetli. Türkiye’de kendi kategorimizde elde ettiğimiz birincilik de bu ortak başarıya güçlü katkı sundu.
“ÇALIŞAN DENEYİMİNİ GELİŞTİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Bu sonuçları bir varış noktası değil çalışan deneyimini sürekli geliştirme sorumluluğumuzun bir göstergesi olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde de çalışanlarımızın gelişebildiği, yeni deneyimlere erişebildiği ve anlamlı etki yaratabildiği bir çalışma ortamını birlikte ileri taşımaya devam edeceğiz.
DR. M. OĞUZCAN BÜLBÜL I ABDİ İBRAHİM VAKFI YÖNETİM KURULU BAŞKANI VE ABDİ İBRAHİM İK, KURUMSAL İLETİŞİM VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK GRUP BAŞKANI
“DAHA FAZLA İNSANIN HAYATINA DOKUNMAYA KARARLIYIZ”

“114 yıldır hayatı iyileştirme yolculuğuna devam eden bir kurum olarak bu sorumluluğumuzu vakfımız aracılığıyla daha ileri taşımaya, daha fazla insanın hayatına dokunmaya kararlıyız.”
Abdi İbrahim Vakfı olarak kanser tedavisi gören çocuklara ve ailelerine destek olmak amacıyla hayata geçirdiğimiz İyilik Evi projemizle, Türkiye Halkla İlişkiler Derneği (TÜHİD) tarafından düzenlenen 24. Altın Pusula Türkiye Halkla İlişkiler Ödülleri’nde iki ödüle layık görüldük. İyilik Evi, “Kurumsal Sorumluluk Sağlık” kategorisinde Altın Pusula Ödülü’nü kazanırken “Alâeddin Asna Kurumsal Sorumlulukta Tutarlılık ve Süreklilik Özel Ödülü”nün de sahibi oldu. İyilik Evi’nde, tedavi için Türkiye’nin farklı şehirlerinden İstanbul’a gelen ve konaklama desteğine ihtiyaç duyan çocuklara ve ailelerine ücretsiz bir yaşam alanı sunuyoruz. Aynı anda 45 kişinin konaklayabildiği 18 odalı İyilik Evi’nde çocuklar aileleriyle birlikte kalabiliyor. Açılışımızdan bu yana yaklaşık 250 çocuk olmak üzere aileleriyle birlikte 500’ün üzerinde kişiyi ağırladık. Çocukların gelişimini ve ailelerin güçlenmesini desteklemek amacıyla 3.000 saati aşkın eğitim, atölye ve psikososyal destek faaliyeti gerçekleştirdik.
ZORLU YOLCULUK
Abdi İbrahim Vakfı olarak İyilik Evi’ni, çocuklarının kanser tedavisi için Anadolu’nun farklı şehirlerinden İstanbul’a gelen ailelerin bu zorlu yolculukta kendilerini yalnız hissetmemeleri için hayata geçirdik. İstedik ki evlerinden uzakta onlara kapısını açan sıcak bir yuvaları olsun. Çocuklar tedavileri sürerken günlük hayattan ve oyun oynamaktan kopmasın, anne ve babalar da ihtiyaç duydukları psikolojik desteğe ulaşabilsin. Onların omuzlarındaki yükü bir nebze olsun hafifletebildiysek ne mutlu bize. Çünkü bizim için en büyük karşılık, bir çocuğun yüzündeki gülümseme, onun sağlığına kavuşarak evimizden ayrılabilmesi ve bir ailenin “İyi ki buradayız” diyebilmesi.
“SORUMLULUĞUMUZU DAHA İLERİ TAŞIYACAĞIZ”
114 yıldır hayatı iyileştirme yolculuğuna devam eden bir kurum olarak bu sorumluluğumuzu vakfımız aracılığıyla daha ileri taşımaya, daha fazla insanın hayatına dokunmaya kararlıyız.
İYİLİK EVİ
İyilik Evi’nin iki değerli ödüle layık görülmesi bizim için büyük bir mutluluk ve motivasyon kaynağı. Bu başarıda emeği bulunan tüm çalışma arkadaşlarımıza, gönüllülerimize ve projemizi ödüle değer gören jüri üyelerine teşekkür ediyorum.
CENK AKINCILAR I QNB TÜRKİYE İK GENEL MÜDÜR YARDIMCISI
“FARKINDALIĞI BÜYÜTÜYOR, DAYANIŞMAYI GÜÇLENDİRİYORUZ”

“Pembe Top’un QNB Türkiye için taşıdığı anlam, turnuvanın çok ötesinde. Meme kanseri sebebiyle hayatını kaybeden kıymetli çalışma arkadaşımız Elif Yavaş’ın anısını yaşatmak için çıktığımız bu yol, beş yıl içinde farkındalığı büyüttüğümüz ve dayanışmayı güçlendirdiğimiz önemli bir buluşmaya dönüştü. Bu nedenle bizim için hiçbir zaman yalnızca bir spor organizasyonu olmadı.”
QNB Türkiye çalışanlarının meme kanseri konusunda farkındalığı artırmak amacıyla başlattığı Pembe Top Turnuvası, beşinci yılında çalışanları ve yöneticileri yeniden bir araya getirdi. Bu yıl Tennis Istanbul’un desteğiyle padel kortuna taşınan etkinlik, 4 Ekim’de QNB Türkiye Kristal Kule’de gerçekleştirildi. Banka çalışanları ve yöneticilerinin yanı sıra milli sporcuların da katıldığı organizasyonda, meme kanseri nedeniyle hayatını kaybeden eski çalışma arkadaşları Elif Yavaş’ın anısı yaşatıldı. Turnuvayla erken teşhisin önemi hatırlatılırken hastalığı atlatan ve tedavisi devam eden kadınlara dayanışma mesajı verildi.
“ÇALIŞMA ARKADAŞIMIZIN ANISINI YAŞATMAK İÇİN YOLA ÇIKTIK”
QNB Türkiye İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Cenk Akıncılar şöyle anlatıyor: “Pembe Top ile beş yıldır meme kanseri konusunda farkındalığı artırmayı, erken teşhisin önemini hatırlatmayı ve kadınları düzenli kontroller konusunda teşvik etmeyi amaçlıyoruz. Meme kanseri, milyonlarca kadının hayatını etkileyen önemli bir sağlık sorunu. Bu nedenle bu konudaki farkındalığı canlı tutmanın çok değerli olduğuna inanıyoruz. Pembe Top’un QNB Türkiye için taşıdığı anlam, turnuvanın çok ötesinde. Meme kanseri sebebiyle hayatını kaybeden kıymetli çalışma arkadaşımız Elif Yavaş’ın anısını yaşatmak için çıktığımız bu yol, beş yıl içinde farkındalığı büyüttüğümüz ve dayanışmayı güçlendirdiğimiz önemli bir buluşmaya dönüştü. Bu nedenle bizim için hiçbir zaman yalnızca bir spor organizasyonu olmadı. Kıymetli çalışma arkadaşımız Elif’i ve meme kanseri nedeniyle hayatını kaybeden tüm kadınları rahmet ve saygıyla anıyorum. Aynı zamanda hastalığı atlatan, tedavisi devam eden tüm kadınlara ve bu süreçte onların yanında olan ailelerine güçlü bir destek mesajı vermek için de buradayız.
“TAKIM RUHUNU ANLAMLI BİR AMAÇLA BULUŞTURUYORUZ”
Bu yıl turnuvamızı padel ile buluşturmamızın bizim için ayrı bir anlamı var. QNB Türkiye olarak, Türkiye Tenis Federasyonu ile hayata geçirdiğimiz stratejik iş birliği kapsamında padel ana sponsoru olduk. Bu iş birliğiyle padelin ülkemizde daha geniş kitlelere ulaşmasına, altyapısının güçlenmesine ve sürdürülebilir biçimde gelişmesine katkı sunmayı hedefliyoruz.
PADELLE KİTLELERE
Padelin dinamizmini, takım ruhunu ve birleştirici gücünü böylesine anlamlı bir amaçla buluşturmaktan mutluluk duyuyoruz. Attığımız her adımla meme kanserinde erken teşhisin önemini bir kez daha hatırlatıyor, bu konudaki bilincin daha geniş kitlelere ulaşmasına destek oluyoruz.