İletişimde Güven Mimarlığı

kurumsal itibarın formülü değişiyor. Görünürlük ve bilinirlik hala önemli ancak artık yeterli değil. Şirketlerden söylediklerini davranışlarıyla desteklemeleri, teknolojiyi sorumlu kullanmaları, paydaşlarıyla tutarlı bir deneyim yaratmaları ve toplumsal katkılarını somut sonuçlara dönüştürmeleri bekleniyor. Uludağ Enerji Grup Kurumsal İletişim Direktörü Yusuf Ziya Yüce, iletişimle gerçek deneyim arasındaki farkın açılmaması gerektiğini söylüyor. Enerjisa Enerji İletişim Direktörü Göktürk Demirel “güçlü itibarı daha çok konuşanlar değil, söylediklerini daha güçlü kanıtlayanlar inşa edecek” diyor. Esas Holding Kurumsal İletişim ve Dış İlişkiler Direktörü Berrak Kutsoy itibarın söylemden çok davranışla şekillendiğini vurguluyor. Akbank Marka ve İletişim Başkanı Seçil Demiralp, sanat gibi uzun soluklu toplumsal yatırımlarla kurulan bağı öne çıkarırken, Türkiye Sigorta Kurumsal İletişim Ve Marka Yönetimi Direktörü Selda Çamlıbel Özkoyuncu uzun süreli sponsorlukların marka algısındaki ölçülebilir karşılığını anlatıyor. Microsoft Türkiye Kurumsal İletişim Direktörü Ayça Turgay ise “inovasyonu hızlandırırken güveni de aynı ölçüde inşa etmeliyiz” diyor.

SEYFETTİN BAYRAM I s.bayram@businesslife.com.tr

DENKLEM DEĞİŞİYOR

Kurumsal itibar uzun yıllar görünürlük, bilinirlik ve algı araştırmaları üzerinden ölçüldü. Şimdi bu denklem değişiyor. Ekonomik belirsizlik, yapay zekanın yarattığı dönüşüm, bilgi kirliliği ve paydaş beklentilerindeki artış şirketlerin yalnızca ne söylediğini değil ne yaptığını ve söylediklerini ne ölçüde kanıtlayabildiğini daha önemli hale getiriyor. 2026 Edelman Trust Barometer’ın 28 ülkede 33 bin 938 kişiyle yaptığı araştırma bu yeni ortamın ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyuyor. Dünya genelinde insanların yüzde 70’i kendisinden farklı değerlere, bilgi kaynaklarına, problem çözme biçimlerine ya da kültürel geçmişe sahip kişilere güvenme konusunda isteksiz ya da tereddütlü. Gelecek neslin bugünden daha iyi durumda olacağına inananların oranı ise yalnızca yüzde 32.

Şirketler cephesinde tablo daha çarpıcı. 2026 Global RepTrak 100 araştırmasında küresel itibar skoru üçüncü yıl üst üste yükselerek 74,6’ya çıktı. Ancak güçlü itibar otomatik olarak her davranışı aynı yönde etkilemiyor. Şirketlerden ürün satın alma eğilimi yüzde 50,5’e, tavsiye etme oranı yüzde 49,5’e gerilerken yatırım yapma isteği yüzde 41’e yükseldi. RepTrak bu değişimi, paydaşların kısa vadeli işlemlerde daha seçici olurken inandıkları şirketlere uzun vadede daha fazla bağlanması olarak yorumluyor. Araştırmanın bir başka önemli tespiti de itibarın artık yalnızca şirketin kendi iletişimiyle kurulmadığı. Çalışanlar, müşteriler, topluluklar, içerik üreticileri ve giderek yapay zeka sistemleri şirket hakkındaki algının ortak üreticilerine dönüşüyor. Yapay zeka bu yeni itibar denklemindeki baskıyı daha da artırıyor.

KPMG’nin 2026’da 20 ülkeden 1.750’nin üzerinde üst düzey yöneticiyle yaptığı araştırmada yöneticilerin yaklaşık dörtte üçü risk, güvenlik ve mahremiyeti temel kaygılar arasında sayarken, bunları strateji ve teknolojiye sistematik biçimde entegre eden şirketlerin oranı yalnızca yüzde 24. Güvenilir yapay zeka uygulamalarının operasyonel ya da gelir etkisini ölçenlerin oranı ise yüzde 28’de kalıyor. Teknolojinin hızıyla güven inşasının hızı arasındaki fark, iletişim liderlerinin önündeki yeni itibar alanını da tanımlıyor.

 

BERRAK KUTSOY I ESAS HOLDİNG KURUMSAL İLETİŞİM VE DIŞ İLİŞKİLER DİREKTÖRÜ

“İTİBAR SÖYLEMDEN ÇOK DAVRANIŞLA ŞEKİLLENİYOR”

“Çalışan deneyiminden liderlik yaklaşımına, sürdürülebilirlikten dijital dünyadaki güvene kadar kurumun tüm temas noktaları itibarı doğrudan etkiliyor. Bu nedenle iletişimde görünür olmaktan önce güvenilir ve tutarlı olmayı önemsiyoruz. İtibarın söylemden çok kurumun davranışları ve yarattığı değer üzerinden şekillendiğine inanıyoruz.”

İtibar yönetiminde performans alanları giderek genişliyor. Artık yalnızca kurumun dışarıdan nasıl algılandığına değil çalışan deneyiminden liderlik yaklaşımına, sürdürülebilirlik performansından dijital dünyadaki güvene kadar çok daha geniş bir alana bakmak gerekiyor. Esas olarak paydaşlarımızın güvenini, çalışan bağlılığını, lider iletişiminin etkisini ve şirketlerimizin farklı mecralardaki algısını yakından takip ediyoruz. İtibarın söylemden çok kurumun davranışları ve yarattığı değer üzerinden şekillendiğine inanıyoruz.

“NASIL DEĞER YARATTIĞIMIZI ANLATIYORUZ”

2026’da Esas’ın yatırım yaklaşımını, değer yaratma anlayışını ve toplumsal katkısını daha görünür ve anlaşılır kılmaya odaklandık. İletişimimizi yalnızca ne yaptığımızı anlatan değil nasıl düşündüğümüzü ve nasıl değer yarattığımızı ortaya koyan bir zeminde gerçekleştirdik. Kurumun faaliyetlerini anlatmanın ötesine geçerek bu faaliyetlerin arkasındaki yaklaşımı daha görünür hale getirmeyi önemsedik.

“TÜM TEMAS NOKTALARI İTİBARI ETKİLİYOR”

Bugün kurum itibarı tek bir iletişim kanalında ya da tek bir paydaş grubunda oluşmuyor. Çalışanın yaşadığı deneyim, liderin iletişim biçimi, şirketin sürdürülebilirlik yaklaşımı ve dijital dünyadaki varlığı birbirini tamamlıyor. Bu nedenle itibar performansını da bütüncül biçimde değerlendirmek gerekiyor. Paydaş güveni, çalışan bağlılığı, lider iletişiminin etkisi ve farklı mecralarda oluşan algı bu bütünün temel göstergeleri arasında.

“GÖRÜNÜRLÜKTEN ÖNCE GÜVEN”

2027’de güven, liderlik ve tutarlılığın daha da belirleyici olacağını düşünüyoruz. Yapay zekanın içerik üretimini hızlandırdığı ve kurumların çok daha fazla görünür olduğu bir ortamda bizim için en önemli fırsat, güçlü ve özgün kurumsal kimliğimizi daha görünür kılmak. En önemli risk ise söylem ile deneyim arasındaki mesafenin açılması. Bu nedenle önceliğimiz iletişimde görünür olmaktan önce güvenilir ve tutarlı olmak, Esas’ın değerlerini tüm temas noktalarında aynı güçle yaşatmak olacak.

İTİBARIN YENİ PERFORMANS ALANLARI

Kurumun farklı paydaş gruplarıyla kurduğu ilişkinin kalitesi itibar performansının temel göstergeleri arasında.

ÇALIŞAN VE LİDERLİK

Çalışan bağlılığı ve lider iletişiminin etkisi, itibarın içeriden dışarıya nasıl şekillendiğini gösteriyor.

TUTARLILIK

Yeni dönemin en büyük riski, kurumun söylemiyle paydaşın yaşadığı deneyim arasındaki mesafenin açılması.

 

GÖKTÜRK DEMİREL I ENERJİSA ENERJİ İLETİŞİM DİREKTÖRÜ

“GÜÇLÜ İTİBARI KANITLAYANLAR İNŞA EDECEK”

“İletişimde artık asıl soru ne kadar konuşulduğunuz değil ne kadar inandırıcı bulunduğunuz. Yapay zekanın içerik üretimini hızlandırdığı bir dünyada güven daha kıt ve değerli bir kaynağa dönüşüyor. Önümüzdeki dönemde güçlü itibarı daha çok konuşanlar değil söylediklerini daha güçlü biçimde kanıtlayanlar inşa edecek.”

Uzun süre görünürlüğü iletişim başarısının temel göstergelerinden biri olarak gördük. Bugün ise asıl soru ne kadar konuşulduğunuz değil ne kadar inandırıcı bulunduğunuz. Yapay zekanın içerik üretimini hızlandırdığı, bilgiyle yanıltıcı içerik arasındaki sınırın bulanıklaştığı bir ortamda güven giderek daha kıt ve daha değerli bir kaynağa dönüşüyor. İtibarın bu yeni denkleminde üç unsur belirleyici: gerçeklik, tutarlılık ve yakınlık. Bunları bir toplamdan çok çarpanlar olarak görüyorum. Birindeki zayıflık diğerlerinin etkisini de azaltıyor.

“YAKINLIK KRİTİK HALE GELİYOR”

Söylediğiniz gerçek ve kanıtlanabilir mi? Kurumun davranışları söyledikleriyle örtüşüyor mu? Mesajınız insanların gerçekten güvendiği kişi ve temas noktalarından mı ulaşıyor? Yeni dönemde itibarın gücünü bu soruların yanıtı belirliyor. Özellikle yakınlık artık daha kritik. Kurumlar soyut markalar olarak değil liderleri, çalışanları ve gerçek temas anları üzerinden değerlendiriliyor. Güven de giderek merkezden değil bu temas noktalarından üretiliyor.

“İLETİŞİM KARAR SÜRECİNE GİRİYOR”

İletişim liderinin rolü de buna paralel değişiyor. Artık görev yalnızca doğru anlatıyı kurmak değil kurumun sözüyle eylemi arasındaki mesafeyi daha oluşmadan görebilmek. Bu da iletişimi sonuçları anlatan bir işlevden, kararların itibar etkisini önceden tartan bir yönetim alanına taşıyor. Enerjisa Enerji’de yürüttüğümüz Herkes için Daha İyi Bir Gelecek platformu bu yaklaşımın somut örneklerinden biri. Farklı kurumları ve uzmanlıkları ortak bir mesele etrafında buluşturan yapı, iletişimi yalnızca görünürlük üretmenin ötesine taşıyarak ortak akıl ve somut çıktı üretme alanına dönüştürüyor.

“İTİBARI OLUŞURKEN ŞEKİLLENDİRECEĞİZ”

2027’ye giderken en büyük fırsat, iletişim liderlerinin kurumun itibarını sonradan yöneten değil, oluşurken şekillendiren bir rol üstlenmesi. En büyük risk ise anlatının performansın önüne geçmesi. Önümüzdeki dönemde güçlü itibarı daha çok konuşanların değil söylediklerini daha güçlü biçimde kanıtlayanların inşa edeceğini düşünüyorum.

ÜÇ KRİTİK MADDE

GERÇEKLİK

Kurumun söylediğinin doğru, doğrulanabilir ve kanıtlanabilir olması yeni güven ortamının ilk koşulu.

TUTARLILIK

Kurumun davranışlarıyla söylemi arasındaki mesafe büyüdüğünde iletişimin etkisi de zayıflıyor.

YAKINLIK

Liderler, çalışanlar ve gerçek temas anları güvenin oluştuğu yeni merkezlere dönüşüyor.

 

AYÇA TURGAY I MICROSOFT TÜRKİYE KURUMSAL İLETİŞİM DİREKTÖRÜ

“İNOVASYONLA BİRLİKTE GÜVENİ DE İNŞA ETMELİYİZ”

“Güçlü kurumsal itibarın formülü giderek netleşiyor: İnovasyonu hızlandırırken güveni de aynı ölçüde inşa etmek ve teknolojinin yarattığı değeri insanların hayatında görünür kılmak. Yapay zeka bugün hem en büyük itibar fırsatını hem de en önemli riski aynı noktada buluşturuyor.”

Microsoft olarak itibarı yalnızca görünürlük üzerinden değil paydaşlarımızın bizi ne kadar güvenilir, yenilikçi ve topluma değer yaratan bir şirket olarak gördüğü üzerinden değerlendiriyoruz. Bu nedenle medya ve dijital görünürlüğün yanı sıra güven ve inovasyon algısını, mesajlarımızın karşılığını ve özellikle yapay zeka, güvenlik, gizlilik, sorumlu teknoloji ve sürdürülebilirlik alanlarındaki beklentileri yakından takip ediyoruz.

“SOMUT ETKİYE GEÇTİK”

2026’da iletişimimizde teknoloji vaadinden somut etkiye daha güçlü biçimde odaklandık. Yapay zekanın yalnızca neler yapabildiğini değil çalışanlara, kurumlara ve topluma nasıl değer kattığını anlatırken güven, güvenlik ve sorumlu AI yaklaşımını da bu hikayenin ayrılmaz bir parçası olarak ele aldık. AI gündeminin de giderek “AI neler yapabilir?” sorusundan “İnsanlara ve kurumlara nasıl somut değer yaratıyor ve bunu ne kadar güvenli ve sorumlu yapıyor?” sorusuna ilerlediğini görüyoruz.

“TEKNOLOJİ ANLATISINI İNSANLAŞTIRIYORUZ”

Önümüzdeki dönemde AI’ın iş dünyasına ve çalışanlara etkisi, güvenlik, sorumlu AI, dijital egemenlik, ekonomik değer ve AI altyapısının sürdürülebilir büyümesi önemli başlıklar olmaya devam edecek. Aynı zamanda büyük teknoloji anlatılarını müşterilerin, çalışanların ve toplumun gerçek deneyimleri üzerinden daha anlaşılır ve insan odaklı biçimde aktarmayı önemsiyoruz. Çünkü teknolojinin değeri yalnızca sahip olduğu kapasiteyle değil, insanların yaşamında yarattığı somut karşılıkla anlam kazanıyor.

“FIRSAT VE RİSK AYNI NOKTADA”

Önümüzdeki dönemde en büyük fırsatla en önemli risk aynı noktada kesişiyor: yapay zeka. Fırsat, AI’ın insan kapasitesini artırarak kurumların dönüşmesine, ekonomik değer yaratmasına ve büyük toplumsal sorunların çözümüne katkı sağlayabilmesi. Risk ise teknolojik gelişmenin toplumdaki güvenin gelişme hızını aşması. İnsanlar AI’ın güvenlik, mahremiyet, işlerin geleceği ve çevre üzerindeki etkileri konusunda haklı sorular soruyor. Bu sorulara şeffaflık, hesap verebilirlik, güvenlik ve sorumlu yönetişimle yanıt vermek gerekiyor. Güçlü kurumsal itibarın formülü de burada yatıyor: İnovasyonu hızlandırırken güveni aynı ölçüde inşa etmek.

YAPAY ZEKADA İTİBAR DENKLEMİ

İtibar performansı artık inovasyon algısıyla birlikte teknolojinin ne kadar güvenilir ve sorumlu kullanıldığı üzerinden de ölçülüyor.

SOMUT DEĞER

Yapay zeka iletişiminde odak, teknolojinin kapasitesinden çalışanlara, şirketlere ve topluma yarattığı gerçek faydaya kayıyor.

FIRSAT VE RİSK

AI büyük bir ekonomik ve toplumsal değer yaratma potansiyeli taşırken, teknolojinin güven inşasından daha hızlı ilerlemesi önemli bir itibar riski yaratıyor.

 

SEÇİL DEMİRALP I AKBANK MARKA VE İLETİŞİM BAŞKANI

“SANATIN DÖNÜŞTÜRÜCÜ GÜCÜNE İNANIYORUZ”

“50 yılı aşkın süredir sanatın farklı disiplinlerini destekliyor, genç sanatçılara katkı sunuyoruz. Contemporary Istanbul’un kuruluşundan bu yana yanında yer alırken Akbank Sanat aracılığıyla Türkiye’de çağdaş sanatın en önemli partnerlerinden biri olmayı sürdürüyoruz. Sanatın toplumları düşündüren, dönüştüren ve yeni pencereler açan gücüne inanıyoruz.”

Sanatın toplumları düşündüren, dönüştüren ve yeni pencereler açan gücüne inanıyoruz. Akbank olarak 50 yılı aşkın süredir sanatın farklı disiplinlerini destekliyor, Akbank Sanat aracılığıyla genç sanatçıların üretimlerine katkı sunuyoruz. Çağdaş sanatın daha geniş kitlelerle buluşmasına alan açmayı da bu yaklaşımımızın önemli bir parçası olarak görüyoruz.

“UZUN SOLUKLU İŞ BİRLİKLERİ KURUYORUZ”

Contemporary Istanbul, Türkiye’de çağdaş sanatın gelişimi ve uluslararası sanat dünyasıyla kurulan bağ açısından önemli platformlardan biri. Akbank olarak Contemporary Istanbul’a kuruluşundan bu yana destek veriyoruz. Türkiye’yi uluslararası alanda tanıtan ve çağdaş sanatın dünyadaki seçkin örneklerini Türkiye’deki sanatseverlerle buluşturan bu yapının uzun soluklu bir partneri olmayı önemsiyoruz. Bu yıl da Contemporary Istanbul’un 21’inci edisyonunda ana partner olarak yer alıyoruz.

“YENİ GERÇEKLİKLERE BAKIYORUZ”

Bu yıl Akbank Sanat olarak Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman küratörlüğünde hazırlanan “Garip Şeyler Oluyor” sergisini sanatseverlerle buluşturuyoruz. Esra Özdoğan, Gülin Hayat Topdemir ve Nazif Topçuoğlu’nun eserlerini bir araya getiren sergi, küresel dönüşümün, hızla gelişen teknolojilerin ve değişen gündelik ritimlerin bilincimizde yarattığı değişime odaklanıyor. İzleyiciyi alıştığımız dünyanın ötesine bakmaya ve yeni gerçeklikleri keşfetmeye davet ediyor.

“YENİ PENCERELER AÇIYORUZ”

Akbank Sanat’ın yaklaşımında sanat yalnızca izlenen değil, düşünmeye ve sorgulamaya alan açan bir mecra. “Garip Şeyler Oluyor” sergisinin de çağın yarattığı değişime farklı açılardan bakmayı sağlayacağını düşünüyoruz. Akbank olarak genç sanatçıları desteklemeyi, sanatın farklı kesimlerle buluşmasına katkı sunmayı ve kültür sanat alanındaki uzun soluklu birlikteliklerimizi sürdürmeyi önemsiyoruz.

SANATA 50 YILI AŞKIN DESTEK

Akbank, kuruluşundan bu yana desteklediği Contemporary Istanbul’un 21’inci edisyonunda da ana partner olarak yer alıyor.

3 SANATÇI

Hasan Bülent Kahraman küratörlüğündeki “Garip Şeyler Oluyor”, Esra Özdoğan, Gülin Hayat Topdemir ve Nazif Topçuoğlu’nun eserlerini bir araya getiriyor.

UZUN SOLUKLU YAKLAŞIM

Akbank 50 yılı aşkın süredir sanatın farklı disiplinlerini destekliyor ve Akbank Sanat aracılığıyla çağdaş sanatın gelişimine katkı sunuyor.

 

YUSUF ZİYA YÜCE I ULUDAĞ ENERJİ GRUP KURUMSAL İLETİŞİM DİREKTÖRÜ

“İLETİŞİM İLE GERÇEK DENEYİM ARASINDAKİ FARK AÇILMAMALI”

“Burada bizim için asıl sonuç, görünürlükten çok güvenin güçlenmesidir. 2027’ye doğru iletişim gündemlerinin merkezinde yine güven olacak. En önemli itibar fırsatlarından birinii enerji dönüşümünün toplumla daha güçlü bir bağ kurması, en önemli riski ise iletişim ile gerçek deneyim arasındaki farkın açılması olarak görüyorum.”

Enerji sektöründe itibarın, şirketin yaptığı işlerin ve paydaşlarıyla kurduğu ilişkinin bütünüyle oluştuğunu düşünüyoruz. Bir enerji şirketinin itibarı sunduğu hizmetten sahadaki çalışanına, müşterisiyle kurduğu iletişimden yatırımlarına ve topluma sağladığı katkıya kadar birçok farklı deneyimin bir araya gelmesiyle şekilleniyor. Bu nedenle iletişim performansımızı değerlendirirken farklı alanlardaki gelişmeleri birlikte ele alıyoruz.

İLETİŞİMİN HIZI ÖNEMLİ

Mesajlarımızın doğru kişilere ulaşması, paydaşlarımızdan aldığımız geri bildirimler, müşteri deneyimi, dijital kanallardaki etkileşim, medya yansımalarının niteliği ve iletişim süreçlerimizin hızı bizim için önemli göstergeler arasında yer alıyor. Özellikle son dönemde sahadaki çalışmalarımızı, yatırımlarımızı ve bu çalışmaların müşterilerimize ve bölgeye sağladığı katkıyı daha anlaşılır şekilde anlatmaya odaklanıyoruz. Çünkü iletişimin değerini, yapılan işin etkisini doğru ve açık bir şekilde paylaşmakla artırabileceğimize inanıyoruz. Bu yaklaşım, Uludağ Enerji’nin iletişim anlayışında önem verdiğimiz şeffaflık, tutarlılık ve paydaşlarla sürekli iletişim ilkeleriyle de örtüşüyor. Çalışanlarımız, müşterilerimiz, medya, kamu kurumları ve yerel paydaşlarımızla kurduğumuz düzenli iletişimi de bu anlayışın önemli bir parçası olarak görüyoruz.

GÖRÜNÜRLÜKTEN ÇOK GÜVENİN GÜÇLENMESİ

2026’da bizim açımızdan en önemli gelişmelerden biri, enerji dönüşümünün farklı başlıklarını birlikte ele alan daha bütünlüklü bir iletişim yaklaşımını güçlendirmek oldu. Şebeke yatırımları, dijitalleşme, müşteri deneyimi, iklim değişikliğine karşı dayanıklılık, iş sağlığı ve güvenliği, sosyal fayda ve inovasyon gibi başlıkları birbirinden ayrı çalışmalar olarak değil, aynı dönüşümün parçaları olarak ele alıyoruz. 2026 boyunca bu yaklaşımı sahadaki gerçek çalışmalarla desteklemeye de önem verdik. Örneğin iklim değişikliğinin şebeke üzerindeki etkilerini öngörmek için yapay zeka destekli analizlerin kullanılması, enerji sistemlerinin dijital dönüşümüne yönelik EU4ENER projesinin Avrupa Birliği programında 15/15 puan alması ve çalışan sağlığı alanındaki çalışmalarımızın ödülle karşılık bulması, bu dönüşümün farklı taraflarını ortaya koydu. Burada bizim için asıl sonuç, görünürlükten çok güvenin güçlenmesidir. Yaptığımız işi anlatırken mümkün olduğunca somut örneklerden ve sahadaki karşılığından hareket ediyoruz. Böylece kurumun söylemi ile yaptığı iş arasında daha güçlü bir bağ kuruyoruz.

2027 GÜNDEMİ

2027’ye doğru iletişim gündemimizin merkezinde yine güven olacak. Bunu; müşterilerimiz, çalışanlarımız, kamu kurumları, yerel yönetimler, akademi, sektör paydaşları ve bölgedeki diğer paydaşlarla daha güçlü bir diyalog kurarak ele almak istiyoruz. Önümüzdeki dönemde enerji dönüşümünü daha anlaşılır hale getirmek, yaptığımız yatırımların günlük hayata etkisini anlatmak ve teknik konuları herkesin anlayabileceği bir dile taşımak önemli önceliklerimiz arasında olacak. Dijital kanalların gelişmesi de bu açıdan önemli bir fırsat sunuyor. Bence sektörümüz açısından en önemli itibar fırsatlarından biri, enerji dönüşümünün toplumla daha güçlü bir bağ kurmasıdır.

İLETİŞİMLE DENEYİM AYNI HİZADA

İnsanlar artık enerjinin nereden geldiğini kadar, nasıl dağıtıldığını, altyapının nasıl değiştiğini ve bu dönüşümün kendi hayatlarına ne kattığını da merak ediyor. Bizim için bunu doğru anlatmak önemli bir fırsattır. En önemli risk ise iletişim ile gerçek deneyim arasındaki farkın açılmasıdır. Özellikle enerji gibi günlük hayatın doğrudan içinde olan bir sektörde müşterinin yaşadığı deneyim ile kurumun anlattığı hikayenin birbirini desteklemesi gerekiyor. Bu nedenle 2027’de de iletişim çalışmalarımızı sahadaki gerçek ihtiyaçlar, müşteri geri bildirimleri ve ölçülebilir sonuçlarla birlikte yürütmeye devam edeceğiz.

 

SELDA ÇAMLIBEL ÖZKOYUNCU I TÜRKİYE SİGORTA KURUMSAL İLETİŞİM VE MARKA YÖNETİMİ DİREKTÖRÜ

“SPONSORLUK UZUN VADELİ DEĞER ÜRETME ALANI”

“Sponsorluğu yalnızca markamızın görünürlüğünü artıran bir iletişim çalışması olarak değil spora, sporcuya ve spor kültürünün gelişimine uzun vadeli değer üretme sorumluluğu olarak ele alıyoruz. Basketbol Süper Ligi sponsorları arasında yüzde 19 spontan hatırlanma oranıyla ilk sırada yer almamız ve sponsorluğumuzu bilenlerde marka beğenisinin yüzde 79’a ulaşması kurduğumuz bağın önemli göstergeleri.”

Türkiye Sigorta olarak adımızdan aldığımız güç ve sorumlulukla ülkemiz için ekonomik ve toplumsal değer üretmeyi önceliklerimiz arasında görüyoruz. Basketbol da bu yaklaşımımızın en güçlü alanlarından biri. Sponsorluğu yalnızca marka görünürlüğü sağlayan bir iletişim aracı olarak değil spora, sporcuya ve spor kültürünün gelişimine uzun vadeli katkı sunabileceğimiz bir değer alanı olarak ele alıyoruz.

“MARKA DEĞERLERİMİZLE ÖRTÜŞÜYOR”

Basketbol takım olmak, birbirine güvenmek, birlikte mücadele etmek ve ortak bir hedefe yürümek gibi Türkiye Sigorta’nın marka yaklaşımıyla örtüşen güçlü değerler taşıyor. Türkiye Sigorta’nın “güvence” yaklaşımıyla basketbolun doğal güven duygusu arasında güçlü bir bağ kurduk. 2021-2022 sezonundan bu yana isim sponsoru olduğumuz Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi ve Türkiye Sigorta Türkiye Basketbol Ligi’nin yanı sıra Millî Basketbol Takımlarının ana sponsorluğunu da sürdürüyoruz.

“UZUN SOLUKLU DESTEK KARŞILIK BULUYOR”

Yıllar içinde sürdürdüğümüz istikrarlı sponsorluğun hem basketbol ekosistemine hem Türkiye Sigorta markasına sağladığı katkıyı araştırma sonuçlarında da görüyoruz. Bugün Türkiye Sigorta’nın Basketbol Süper Ligi sponsorları arasında yüzde 19 spontan hatırlanma oranıyla ilk sırada yer alması ve sponsorluğumuzu bilenlerde marka beğenisinin yüzde 79’a ulaşması, kurduğumuz bağın önemli göstergeleri.

“MARKA ALGISINI GÜÇLENDİRİYORUZ”

Bizim için bu rakamların ötesinde en kıymetli sonuç, Türkiye Sigorta denildiğinde sporu ve sporcuyu destekleyen bir marka algısının güçlenmesi. Yeni sezonda da basketbolun heyecanını daha geniş kitlelerle buluşturacak iletişim çalışmalarımız ve projelerimizle bu bağı büyütmeye devam edeceğiz. Sponsorluğu dönemsel görünürlükten çok, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir marka yatırımı olarak görüyoruz.

5 SEZONLUK BASKETBOL BAĞI

Türkiye Sigorta, Basketbol Süper Ligi ve Türkiye Basketbol Ligi isim sponsorluğunu 2021-2022 sezonundan bu yana sürdürüyor. Millî Basketbol Takımlarının da ana sponsoru.

YÜZDE 19

Türkiye Sigorta, Basketbol Süper Ligi sponsorları arasında yüzde 19 spontan hatırlanmayla ilk sırada yer alıyor.

YÜZDE 79

Sponsorluğu bilenler arasında marka beğenisi yüzde 79’a ulaşıyor. Şirket, uzun soluklu sponsorluğu marka algısını güçlendiren önemli bir yatırım alanı olarak görüyor.

BUSINESS LIFE