SEYFETTİN BAYRAM I BUSINESS LIFE GENEL YAYIN YÖNETMENİ
İstanbul’da ekim ayında yaşadığımız o şiddetli yağışları unutmak kolay olmayacak. Yağmurun bir türlü dinmediği, yolların göle döndüğü, araçların mahsur kaldığı, evleri ve iş yerlerini su bastığı görüntüler hepimizi endişelendirdi. Can kayıplarıyla derin bir yasa boğulduk. Meğer İstanbul, 84 yılın en şiddetli yağışlarından birini yaşıyormuş. Dünyanın öbür tarafı da farklı değildi. Avustralya'da sıcaklıklar 49,5 dereceye ulaştı. Mozambik'te seller yüz binlerce insanı etkiledi. Madagaskar yıkıcı bir kasırgayla sarsıldı, Çin'de yüz binlerce kişi seller nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldı. Düşünün, tüm bunlar yalnızca 2026'nın ilk 10 ayında yaşandı. Dünyanın bir köşesi kuraklıkla, diğer köşesi sellerle mücadele ediyor. Biz ise bir yandan savaşları, ekonomik belirsizlikleri, günlük hayatın sorunlarını konuşurken iklim krizinin etkilerini giderek daha yakından hissediyoruz. Bir zamanlar gelecek kuşakların sorunu olarak gördüğümüz iklim değişikliği artık kapımızda. Üstelik yalnızca yaşamımızı değil üretimi, ticareti, enerji maliyetlerini ve ekonominin geleceğini de etkiliyor. İşte böyle bir dönemde Türkiye, dünyanın en önemli iklim buluşmalarından COP31'e ev sahipliği yapıyor.
DÜNYA LİDERLERİ ANTALYA'DA BULUŞUYOR
9-20 Kasım'da Antalya'da düzenlenecek COP31, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 197 tarafını kapsayan küresel sürecin en önemli toplantılarından biri olacak. 11-12 Kasım'da Dünya Liderler Zirvesi gerçekleştirilecek. Türkiye'nin COP31 Başkanlığı'nı, Avustralya'nın ise müzakerelerin başkanlığını üstleneceği zirvede iklim finansmanı, temiz enerji, yeşil sanayileşme ve iklim değişikliğine uyum öne çıkacak. Elektriğin küresel nihai enerji tüketimindeki payını 2035'e kadar yüzde 35'e çıkarmayı hedefleyen 35-by-35 girişimi ve Antalya Yapay Zeka Taahhüdü de önemli başlıklar arasında. Türkiye açısından COP31, sanayi gücünü, enerji potansiyelini ve teknoloji kapasitesini dünyaya anlatmak için önemli bir fırsat. Ancak asıl mesele, açıklanan hedefleri somut yatırımlara dönüştürebilmek. Çünkü sürdürülebilirlik artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil şirketlerin rekabet gücünü ve geleceğini belirleyen stratejik bir konu. COP31 özel sayımızı bu dönüşümün iş dünyasına etkilerini ortaya koymak için hazırladık. Selen Kocabaş liderliğindeki CEO Agenda dosyamızda iklim krizinin büyüme ve yatırım stratejilerini nasıl değiştirdiğini araştırdık. Bahadır Kaleağası ile Leadership dosyamızda Türkiye'nin gerçek iklim liderlerinin uygulamalarını inceledik. CFO'larla iklim risklerini, sermaye maliyetini ve yeşil finansmanı ele aldık. CTO'larla yapay zekanın ve teknolojinin yeşil dönüşüme katkısını sorguladık. Güven Borça ile CMO dosyamızda sürdürülebilir tüketici davranışları ve markaların değişen sorumlulukları, Murat Yeşildere ile CHRO dosyamızda yeşil yetkinlikler ve insan kaynağının dönüşümü, CCO dosyamızda ise kurumsal itibar, şeffaflık ve paydaş güveni öne çıktı. Mesaj açık. Sürdürülebilirlik artık şirketlerin bütün yönetim kadrolarının sorumluluğunda.
HEDEFLERDEN SOMUT SONUÇLARA
Özel sayımızda Türk Telekom CEO'su Ebubekir Şahin ile gerçekleştirdiğimiz söyleşi de teknoloji, yatırım ve dönüşüm gündemine farklı bir perspektif sunuyor. İşin özü şu ki gerçek başarı açıklanan hedeflerle değil elde edilen sonuçlarla ölçülecek. Emisyonların ne kadar azaltıldığı, enerji verimliliğinde ne kadar ilerleme sağlandığı ve yatırımların ne ölçüde hayata geçirildiği belirleyici olacak. COP31'in Antalya'dan dünyaya vereceği en güçlü mesajın da bu olması gerektiğine inanıyorum. Artık vaatlerden uygulamaya, hedeflerden yatırımlara geçme zamanı. Peki, yarını kurtarabilecek miyiz? Yanıtı yalnızca Antalya'da alınacak kararlarda değil o kararları hayata geçirme kararlılığımızda bulacağız.