Özel gün iletişiminden sürdürülebilirlik anlatısına, çalışan bağlılığından sosyal fayda projelerine kadar başarılı iletişimin yeni ölçüsü; Doğru zamanda doğru değerle temas etmek, tutarlılık göstermek ve kalıcı itibar yaratmak oluyor. Karaca Kurumsal İletişim Direktörü Seray Anıl Ekşi, “iletişim bütünsel bir deneyime dönüştü” diyor. İDO Kurumsal İletişim Ve Pazarlama Direktörü Sencan Taşçı, anlamlı olmanın daha değerli olduğunu söylüyor. Abdi İbrahim İK, Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Dr. M. Oğuzcan Bülbül, “itibarı korumanın yolu güven odaklı iletişimden geçiyor” diyor. Allianz Türkiye Kurumsal İletişim, Sorumluluk ve Sürdürülebilirlik Direktörü Sibel Hür, itibar inşasına dikkat çekiyor. Borusan Holding Kurumsal İletişim Müdürü Dr. Dilek Özkan, “içerideki inancı inşa edemezseniz dışarıyı ikna edemezsiniz” diyor. Migros Grubu Kurumsal İletişim Ve Sürdürülebilirlik Genel Müdür Yardımcısı Kaan Ünver, iletişimde şeffaflığı anlatıyor. Anadolu Sigorta Kurumsal İletişim, Sürdürülebilirlik ve Afet Yönetimi Koordinatörü Berna Semiz Ergüntan, “yaratılan değer farklı sahnelerde yaşamaya devam ediyor” diyor. Hepsiburada Kurumsal İlişkiler, İletişim Ve Sürdürülebilirlik Başkan Yardımcısı Cem Tanır ise “gücümüzü sosyal faydaya dönüştürüyoruz” diye konuşuyor.
SEYFETTİN BAYRAM I s.bayram@businesslife.com.tr
İLETİŞİMİN YENİ SINAVI: GÜVEN, ANLAM VE TOPLUMSAL FAYDA
Kurumsal iletişim yalnızca mesaj üretme, görünür olma ya da gündeme temas etme alanı değil. Şirketlerin güven inşa ettiği, toplumsal fayda yarattığı, çalışanları ve paydaşlarıyla ortak anlam kurduğu stratejik bir yönetim alanı. Bu nedenle başarılı iletişimin ölçüsü de değişiyor. Yüksek erişim, güçlü kampanya ya da özel günlerde yapılan dikkat çekici paylaşımlar tek başına yeterli görülmüyor. Markalardan beklenen söyledikleriyle yaptıkları arasında tutarlılık olması, özel günleri iletişim fırsatı olarak görmekten ziyade değer üretme alanı olarak ele almaları ve yıl boyunca aynı duruşu sürdürebilmeleri.
Kurumsal iletişim liderlerinin değerlendirmeleri de bu dönüşümü net biçimde ortaya koyuyor. Karaca ve İDO örneklerinde özel gün iletişimi; hatırlanmak, indirim sunmak ya da görünür olmakla sınırlı kalmıyor. Tüketicinin o güne yüklediği anlamı anlayan, gerçek ihtiyacına yanıt veren, samimi ve fayda odaklı bir deneyime dönüşüyor. Karaca, özel günlerde kişiselleştirilmiş ve destekleyici alışveriş deneyimini öne çıkarırken İDO, anlamlı olmanın görünür olmaktan daha değerli olduğunu, tüketicinin yıl boyunca aynı yaklaşımı sürdüren markalarla bağ kurduğunu vurguluyor.
Dosyada öne çıkan ortak tema ise güven. Abdi İbrahim, Allianz, Borusan ve Migros’un yaklaşımları, kurumsal iletişimin artık kurumların vicdani kontrol mekanizması, stratejik yön duygusu ve itibar sigortası gibi çalıştığını gösteriyor. Söylem ve eylem uyumu, etik ve hesap verebilir iş yapma kültürü, şeffaflık, çalışan bağlılığı, paydaş beklentilerini doğru okuma ve kriz dönemlerinde tutarlılığı koruma becerisi, iletişimin temel başarı kriterleri haline geliyor. Bu çerçevede iletişim, kampanya üretmekten çok kurumun karakterini görünür kılan bir disipline dönüşüyor. Özel gün iletişiminden sürdürülebilirlik anlatısına, çalışan bağlılığından sosyal fayda projelerine kadar bütün alanlarda aynı gerçek öne çıkıyor. Başarılı iletişim doğru zamanda doğru değerle temas etmek. Kurumlar için kalıcı itibar güvenle, tutarlılıkla ve anlamla kazanılıyor.
SERAY ANIL EKŞİ I KARACA KURUMSAL İLETİŞİM DİREKTÖRÜ
“İLETİŞİM BÜTÜNSEL BİR DENEYİME DÖNÜŞTÜ”

“Özel gün iletişimlerinde tüketici beklentileri artık yalnızca ‘hatırlanmak’ ya da ‘indirim yakalamak’ ekseninde şekillenmiyor. Tüketiciler markalardan kendilerini, yaşam biçimlerini, rutinlerini ve o döneme özgü gerçek ihtiyaçlarını daha iyi anlamalarını bekliyor.”
Özel gün iletişimi artık tek yönlü kampanya duyurularından çok, tüketicinin o anki ihtiyacına doğru cevap veren bütünsel bir deneyime dönüşmüş durumda. Bugün bir tüketici hediye arayışındaysa markadan yalnızca geniş bir ürün seçkisi sunmasını değil, karar verme sürecini kolaylaştırmasını bekliyor. İndirimli bir ürüne ulaşmak istiyorsa, bunun yanında avantajlı ödeme seçenekleri, hızlı erişim, güvenli alışveriş deneyimi ve satış sonrası destek gibi unsurları da önemsiyor. Özel gün iletişimlerinde tüketici beklentileri artık yalnızca “hatırlanmak” ya da “indirim yakalamak” ekseninde şekillenmiyor. Tüketiciler markalardan kendilerini, yaşam biçimlerini, rutinlerini ve o döneme özgü gerçek ihtiyaçlarını daha iyi anlamalarını bekliyor. Bu beklenti özel günlerle de sınırlı değil; yılın her anında markaların daha özenli, daha kişiselleştirilmiş ve daha fayda odaklı bir ilişki kurması önem kazanıyor.
KİŞİSELLEŞMİŞ İHTİYAÇLAR
Bu noktada markaların samimiyet, fayda, erişilebilirlik ve kişiselleştirme değerlerini daha görünür kılması gerekiyor. Çünkü tüketicinin ihtiyaçları artık yalnızca filtreleme, kategori sıralama ya da klasik kampanya mekanikleriyle karşılanamayacak kadar kişiselleşmiş ve nişleşmiş durumda. Markaların, tüketicinin kendi diliyle ifade ettiği ihtiyacı anlayabilmesi ve buna hızlı, doğru ve anlamlı bir yanıt verebilmesi kritik hale geldi. Karaca olarak biz de bu değişimi yalnızca iletişimde değil müşteri deneyiminin tamamında ele alıyoruz. “Evinizin yapay zeka uygulaması” olarak konumlandırdığımız Karaca AIDA bu yaklaşımın güçlü örneklerinden biri. Tüketici, alışveriş yolculuğu sırasında aklındaki soruyu kendi diliyle sorabiliyor; hediye önerisinden ürün karşılaştırmasına, kullanım ihtiyacından satın alma kararına kadar farklı konularda AIDA’dan yanıt alabiliyor. Böylece satış kanalını terk etmeden, çok daha pürüzsüz, kişiselleştirilmiş ve destekleyici bir alışveriş deneyimi yaşıyor.
DR. M. OĞUZCAN BÜLBÜL I ABDİ İBRAHİM İK, KURUMSAL İLETİŞİM VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK GRUP BAŞKANI
“İTİBARI KORUMANIN YOLU GÜVEN ODAKLI İLETİŞİMDEN GEÇİYOR”

“Sahiciliğin çokça arandığı bir dünyada sürdürülebilirlik ya da toplumsal fayda konularında yaptığınızdan daha fazla konuşmanız görünürlük olarak katkı sağlayabilir ancak itibarınıza kalıcı bir değer katmaz. İtibarın korunması için söylem ve eylem uyumu, etik, adil ve hesap verebilir bir iş yapma kültürüyle desteklenmeli.”
İletişimde tüm paydaşlar nezdinde temel hedef, marka ya da şirket itibarına katkı sunmaktır. Çünkü markaya gücünü veren gerçek değer itibarıdır. İletişim, bu itibarı yalnızca uzun soluklu olarak inşa eden değil, aynı zamanda kazanımların kaybedilmemesi için gerekli tedbirleri almayı misyon edinen bir disiplindir. Güvenilir ve itibarı yüksek bir şirketin kredibilitesi tedarikçi, finans çevreleri ve kamu nezdinde her zaman daha yüksektir. En iyileri çekme ve en iyilerle çalışma noktasında itibarlı bir şirket ya da kurum, diğerlerine göre çok daha şanslıdır. Aynı durum iş ortaklıkları için de geçerlidir.
SÖYLEM VE EYLEM UYUMU
İtibarın oluşturulması ve korunmasında tutarlı ve güven odaklı söylemler kadar etik, adil ve hesap verebilir bir iş yapma kültürünün varlığı da çok değerli. Dış müşteri olarak tanımladığımız kurum dışı paydaşlarınıza karşı kullandığınız dil ile iç müşteri yani çalışanlarınıza yönelik söylem ve eylemleriniz birbiriyle uyumlu, kurum kültürünü yansıtan bir tarzda olmalı. Sahiciliğin çokça arandığı bir dünyada sürdürülebilirlik ya da toplumsal fayda konularında yaptığınızdan daha fazla konuşmanız, belki görünürlük olarak size bir şeyler katabilir ancak itibarınıza kalıcı bir katkı sağlamaz.
BELİRSİZLİKTE GÜVEN TASARIMI
2026 yılını, dünya tarihinde belirsizliğin ve güvensizliğin küresel norm haline geldiği bir geçiş dönemi olarak görüyorum. Bu beklentinin iletişim profesyonelleri açısından mesajı çok net: Belirsizliği veri olarak kabul edip güven odaklı bir iletişim tasarımında inatçı olmak. İletişim, içinde daima pozitif bir ilerleme ve umut barındırır. Bu umudu canlı tutacak en önemli unsur güvendir. Müşteriyle, çalışanla, iş ortaklarıyla, toplumla ve kamuyla iletişimi değer yaratan bir güce dönüştürmek istiyorsak temel motivasyonumuz daha baştan güvene dayalı ilişkiler tesis edebilmek olmalı. Bu anlamda iletişim uzmanlığının şirketler için taşıdığı vicdani kontrol mekanizması vasfının bu dönemde daha da önem kazanacağına inanıyorum.
DR. DİLEK ÖZKAN I BORUSAN HOLDİNG KURUMSAL İLETİŞİM MÜDÜRÜ
“İÇERİDEKİ İNANCI İNŞA EDEMEZSENİZ DIŞARIYI İKNA EDEMEZSİNİZ”

“En iyi strateji bile onu uygulayacak insanlar olmadan kağıt üzerinde kalır. Açık ve doğru iletişim, çalışanın ‘Neden buradayız ve nereye gidiyoruz?’ sorusuna net yanıt verir; ortak amaca inanan çalışan stratejiyi sahiplenir.”
Tüm iletişim başlıkları arasında en önemlisi, çalışan bağlılığı ve ortak amaç. Çünkü en iyi strateji bile onu uygulayacak insanlar olmadan kağıt üzerinde kalır. Açık ve doğru iletişim, çalışanın “Neden buradayız ve nereye gidiyoruz?” sorusuna çok net yanıt verebilir. Bu yanıt, çalışanın şirketiyle kurduğu bağı güçlendirir. Ortak bir amaca inanan, yaptığı işin büyük resimdeki yerini bilen çalışan, o stratejiyi sahiplenir ve hayata geçirir. İçerideki inancı inşa edemezseniz, dışarıyı asla ikna edemezsiniz.
“İLETİŞİM HARÇ GÖREVİ GÖRÜR”
Kurumsal iletişim, bir organizasyonun iş stratejisini, hikayesini ve paydaş beklentilerini birbirine bağlayan bir entegrasyon mimarı gibi çalıştığında gerçek bir güce dönüşüyor. Bir departman olmaktan çıkıp kurumun sinir sistemi gibi işlediğinde fark yaratıyor. Bunu en net stratejik tutarlılıkta ve güven inşasında görüyoruz. Eğer bir kurumun operasyonel adımlarıyla anlattığı hikaye arasında boşluk varsa orada itibar kaybı başlar. İletişim işte bu boşluğu kapatan harç işlevi görür. İş hedeflerini tüm paydaşlar için anlamlı, tutarlı ve şeffaf bir duruşa dönüştürerek belirsizliği ortadan kaldırır. Bu tutarlılık, yatırımcı ve müşteri gözünde öngörülebilirlik yaratır; bu da ticari riskleri düşüren en net değerdir.
ÖZÜ KORUYAN İLETİŞİM
En kalıcı faydanın, kurumun varlık nedenini kişilerden ve dönemlerden bağımsız, yaşayan bir reflekse dönüştürmek olduğunu düşünüyoruz. Borusan’ın 82 yıllık köklü geçmişine ve 200 yıl ötesine uzanan gelecek vizyonuna baktığımızda bunu çok net görürüz. İş kollarımız değişebilir ancak bizi biz yapan o özün korunması ve geleceğe taşınması güçlü bir iletişimle mümkün. Çalışanlarımız için bu, belirsizlik ortamında tutunacakları bir anlam duygusu yaratıyor. Paydaşlarımız ve toplum içinse ürünlerimizin ötesinde değer yaratan, tutarlı bir yol arkadaşı olmamızı sağlıyor. İletişimin yarattığı asıl değer, stratejinin herkesin ortaklaşa sahiplendiği bir yaşam biçimine evrilmesini sağlamak.
BERNA SEMİZ ERGÜNTAN I ANADOLU SİGORTA KURUMSAL İLETİŞİM, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE AFET YÖNETİMİ KOORDİNATÖRÜ
“YARATILAN DEĞER FARKLI SAHNELERDE YAŞAMAYA DEVAM EDİYOR”

“Anadolu Sigorta’nın 100. yıl kutlamaları kapsamında hayata geçirdiği ‘Yüzyıllık İmza’ gösterisinde kullanılan yüzlerce kostüm ve sahne malzemesi, Tiyatro Kooperatifi iş birliğiyle tiyatro topluluklarıyla buluştu. Bu adım, sanat üretiminde sürdürülebilirlik yaklaşımının somut bir örneği olarak öne çıkarken, yaratılan değerin farklı sahnelerde yaşamaya devam etmesini sağlıyor.”
Anadolu Sigorta’nın Cumhuriyet tarihiyle iç içe geçen yolculuğunu sanatın farklı disiplinleriyle sahneye taşıyan “Yüzyıllık İmza” gösterimiz, özel bir prodüksiyon olarak dikkat çekmişti. Sanat yönetmenliğini Beyhan Murphy’nin, müzik direktörlüğünü ise Tuluğ Tırpan’ın üstlendiği gösteride Birce Akalay, Salih Bademci ve Sertab Erener gibi isimler performanslarıyla sahnede yer almıştı. Ankara Yangını’ndan büyük depremlere, ekonomik dönüşümlerden toplumsal gelişmelere uzanan pek çok dönüm noktası, izleyicilerle duygusal bir bağ kuracak şekilde sahnelenmişti. Şimdi Tiyatro Kooperatifi’ne teslim edilen kostüm ve sahne malzemelerinin yeniden kullanıma kazandırılması, sanat üretiminde sürdürülebilirlik yaklaşımının somut bir örneği olarak öne çıkıyor. Böylece yalnızca bir geceye ait olan sahne dili, farklı sahnelerde yeniden yorumlanacak ve sanatın üretim döngüsüne dahil olmaya devam edecek.
TOPLUMSAL FAYDA VE KÜLTÜR-SANAT DESTEĞİ
Bu adım, tek kullanımlık prodüksiyon anlayışının ötesine geçerek yaratılan değerin farklı sahnelerde yaşamaya devam etmesini sağlıyor. Anadolu Sigorta’nın bu yaklaşımı, şirketin toplumsal fayda ve sürdürülebilirlik odaklı bakış açısıyla da örtüşüyor. Kuruluşundan bu yana yalnızca sigortacılık alanında değil toplumsal gelişime katkı sağlayan projelerde de aktif rol üstlenen Anadolu Sigorta, yeni yüzyılında gerçekleştirdiği bu destekle kültür-sanat alanında kalıcı bir etki yaratmayı hedefliyor.
“YÜZYILLIK İMZA, YENİ HİKAYELERE TAŞINIYOR”
“Sahneden Sahneye” buluşmasıyla yeni sahiplerine ulaşan kostüm ve aksesuarlar, önümüzdeki dönemde farklı tiyatro ekiplerinin oyunlarında yeniden sahneye çıkacak.
YENİDEN KULLANIM
“Yüzyıllık İmza” için üretilen her bir parça, farklı hikayelerde yaşamaya devam edecek ve onlarca yeni anlatıya ilham verecek.
KALICI ETKİ
Anadolu Sigorta, yeni yüzyılında gerçekleştirdiği bu destekle kültür-sanat alanında kalıcı bir etki yaratmayı hedefliyor.
KAAN ÜNVER I MİGROS GRUBU KURUMSAL İLETİŞİM VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK GENEL MÜDÜR YARDIMCISI
“MESELE ŞEFFAF İLETİŞİM MEKANİZMASI KURABİLMEK”

“Günümüzde mesele yalnızca doğru bilgiyi aktarmak değil güven inşa eden, tutarlı ve şeffaf bir iletişim mekanizması kurabilmek. Dijital çağda yanlış bilgi de doğru bilgi kadar hızlı yayılabildiği için güçlü marka sadakati ve sürdürülebilir bir marka bağı oluşturmak kritik bir öncelik haline geliyor.”
Kurumsal iletişim geçmişe göre artık karar süreçlerinin daha fazla merkezinde yer alıyor. Kurumun hedef ve stratejilerinin değer zincirinin her halkasında nasıl karşılık bulduğunu anlatabilmek, iletişimin temel başarı kriterlerinden biri. Teknolojik dönüşüm de iletişimin doğasını köklü biçimde değiştiriyor. İş yapış biçimlerimizi dönüştüren yapay zekayı kurumsal algı ve itibar yönetiminde etik ilkelere bağlı, proaktif bir araç olarak konumlandırmak artık bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiş durumda.
“AÇIK İLETİŞİM DİLİ BENİMSİYORUZ”
Dijital ekosistemi anlık olarak dinleyebilmek, itibar yönetiminin en kritik yetkinliklerinden biri. Şirketlerin söylem ve eylem tutarlılığı, hızlı aksiyon alma becerisi ve tüm paydaşlara düzenli bilgi akışı sağlaması her zamankinden daha önemli. Çünkü bu yaklaşım, uzun vadede kurumsal itibarı koruyan güçlü bir güven ilişkisi yaratıyor. Dijital çağda yanlış bilgi de doğru bilgi kadar hızlı yayılabiliyor. Bu nedenle güçlü marka sadakati ve sürdürülebilir bir marka bağı oluşturmak kritik bir öncelik haline geliyor. Migros, değişimi müşterisini dinleyerek ve izleyerek öğrenen bir marka. Tüketiciye yakın, bireysel ihtiyaçları hızla anlayan ve hızlı yanıt veren açık bir iletişim dili benimsiyor. Kurduğumuz ilişki yalnızca iyi bir alışveriş deneyimi sunmakla sınırlı değil; müşterilerimizin hayatına dokunan, duygusal bağ yaratan bir etkileşim oluşturmayı hedefliyor.
STRATEJİK GÜVEN UNSURU
Sürdürülebilirlik, kurumsal iletişim stratejimizin merkezinde yer alıyor. Migros’ta sürdürülebilirliği yalnızca çevresel sorumluluk başlığıyla sınırlı tutmuyoruz; enerji, tedarik zinciri, gıda israfı ve raporlama disiplinini kapsayan bütüncül bir dönüşüm alanı olarak ele alıyoruz. Bu yaklaşım şirket içi uygulamalarla sınırlı kalmıyor. Sürdürülebilir İş Ortakları Ağı aracılığıyla tedarikçilerimizin çevresel etkilerini düzenli olarak izliyor ve iyileştirme süreçlerini destekliyoruz. Böylece değer zinciri genelinde yaygın ve kalıcı bir etki yaratılmasını hedefliyoruz. Bu anlayışla kurumsal iletişimde ekosistem temelli sorumluluk yaklaşımımızı güçlendiriyor; sürdürülebilirliği ölçülebilen, raporlanabilen, denetlenebilen ve paydaşlarla şeffaf biçimde paylaşılan stratejik bir güven unsuru haline getiriyoruz.
SENCAN TAŞÇI I İDO KURUMSAL İLETİŞİM VE PAZARLAMA DİREKTÖRÜ
“ANLAMLI OLMAK GÖRÜNÜR OLMAKTAN DAHA DEĞERLİ”

“Tüketici artık özel günlerde yalnızca mesaj paylaşan markalar yerine yılın tamamında aynı yaklaşımı sürdüren markalarla bağ kuruyor. Bu nedenle başarılı iletişim yüksek erişim alan değil hedef kitlenin duygusal olarak bağ kurduğu, değer yaratan ve marka kimliğiyle tutarlı iletişimdir.”
Özel gün iletişimlerinde görünür olmak kısa vadeli bir etki yaratabilir ancak anlamlı olmak uzun vadeli marka bağı oluşturur. Bizim için başarılı iletişim, yüksek erişim alan değil hedef kitlenin duygusal olarak bağ kurduğu iletişimdir. Bu nedenle yalnızca dikkat çeken kampanyalar değil değer yaratan, gerçek hayatla temas eden ve marka kimliğiyle tutarlı mesajlar üretmeye odaklanıyoruz. Tüketici beklentileri son yıllarda çok daha bilinçli, seçici ve duyarlılığı yüksek bir noktaya evrildi. Artık markalardan yalnızca bir mesaj vermeleri değil gerçekten bir duruş sergilemeleri bekleniyor. Özellikle özel gün iletişimlerinde samimiyet, kapsayıcılık, toplumsal farkındalık ve sürdürülebilir değer üretimi ön plana çıkıyor.
YIL BOYU TUTARLILIK
Tüketici artık “o gün paylaşım yapan” markalar yerine, yılın tamamında aynı yaklaşımı sürdüren markalarla bağ kuruyor. Bu nedenle markaların çeşitlilik, eşitlik, çevresel sorumluluk ve insan odaklı yaklaşım gibi değerleri yalnızca iletişim diliyle değil kurum kültürü ve uygulamalarıyla da görünür kılması gerekiyor. Toplumsal hassasiyetlerin arttığı bir dönemde iletişim dili her zamankinden daha önemli hale geldi. Biz özel gün kampanyalarında öncelikle “Bu mesaj gerçekten bir değer üretiyor mu?” sorusunu soruyoruz. Süreci yalnızca kreatif bakış açısıyla değil kurumsal itibar, toplumsal etki ve hedef kitle algısı açısından çok yönlü değerlendiriyoruz. İçeriklerin samimi, kapsayıcı ve ölçülü olması bizim için kritik. Özellikle gündemin hassas olduğu dönemlerde görünür olmak adına iletişim yapmak yerine, markanın gerçekten söyleyecek anlamlı bir sözü olup olmadığına odaklanıyoruz. Çünkü günümüzde iletişimde hız kadar empati ve doğru ton marka algısı üzerinde kritik rol oynuyor. Bazen en güçlü iletişim, en yüksek sesle konuşan değil doğru zamanda doğru duyguyu hissettiren iletişim oluyor.
“BAŞARIYI SAMİMİYET VE TUTARLILIK BELİRLİYOR”
Özel gün iletişimlerinde görünür olmak kısa vadeli etki yaratabilir; ancak anlamlı olmak uzun vadeli marka bağı oluşturur. Başarılı iletişim, hedef kitlenin duygusal olarak bağ kurduğu iletişimdir.
DOĞRU TON
Toplumsal hassasiyetlerin arttığı dönemlerde iletişim dili her zamankinden daha önemli hale gelir. İçeriklerin samimi, kapsayıcı ve ölçülü olması kritik önem taşır.
TUTARLILIK
Tüketici artık yalnızca özel günlerde paylaşım yapan markalar yerine, yılın tamamında aynı yaklaşımı sürdüren markalarla bağ kuruyor. Markaların değerlerini kurum kültürü ve uygulamalarıyla da görünür kılması gerekiyor.
CEM TANIR I HEPSİBURADA KURUMSAL İLİŞKİLER, İLETİŞİM VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK BAŞKAN YARDIMCISI
“GÜCÜMÜZÜ SOSYAL FAYDAYA DÖNÜŞTÜRÜYORUZ”

“Hepsiburada olarak sosyal etki yaklaşımımızı, erişimi kolaylaştıran, katılım bariyerlerini azaltan ve farklı paydaşlarla birlikte sürekliliği olan sistemler kurmak üzerine inşa ediyoruz. Çocukların eğitime, oyuna, bilime, teknolojiye ve sanata erişimini desteklemeyi, geleceğe yapılan en anlamlı yatırımlardan biri olarak görüyoruz.”
Hepsiburada olarak sosyal etki yaklaşımımızı, erişimi kolaylaştıran, katılım bariyerlerini azaltan ve farklı paydaşlarla birlikte sürekliliği olan sistemler kurmak üzerine inşa ediyoruz. Bu bakış açısıyla çocuklar, gençler, kadınlar, girişimciler, KOBİ’ler, yerel üreticiler ve patili dostlarımız için farklı alanlarda çalışmalar yürütüyoruz. Her birinde ortak hedefimiz; Hepsiburada’nın teknoloji, platform, lojistik ve erişim gücünü daha geniş bir faydaya dönüştürmek için kullanmak. Çocukların eğitime, oyuna, bilime, teknolojiye ve sanata erişimini desteklemeyi, geleceğe yapılan en anlamlı yatırımlardan biri olarak görüyoruz. 2022 yılında başlattığımız “Bir Gülüş Yeter” projesiyle çocukların her alanda gelişimini destekliyoruz. 7. Mardin Bienali Çocuk Atölyeleri’ne verdiğimiz destek de bu anlayışımızın önemli bir uzantısı.
MARDİN’İN KÜLTÜREL DOKUSUNDAN İLHAM
Bu atölyelerde çocuklar, Mardin’in sokaklarından ve bienalin düşünsel çerçevesinden yola çıkarak kendi anlatılarını kuracaklar. Mardin Bienali’nin bir parçası olmaktan ve çocukların sanatla buluşacağı bu özel alanı desteklemekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Atölye programı, Mardin’de yaşayan sanatçılardan oluşan atölye liderlerinin yürütücülüğünde gerçekleşecek. Çocuk Kültürhanesi, sergi alanları, kamusal alanlar ve şehir rotaları gibi farklı mekanlarda düzenlenecek atölyelerde çocuklar; bienal kavramı, gökyüzü, gölge, mimari, doğa, kent, su ve yüzey gibi başlıklar etrafında sanatla temas edecek.
“ÇOCUKLAR KENDİ ANLATILARINI KURACAK”
Hepsiburada tarafından 2022 yılında başlatılan “Bir Gülüş Yeter” projesi, çocukların eğitim, bilim, teknoloji, oyun ve sanata erişimini destekliyor.
ÇOCUK ATÖLYELERİ
7. Mardin Bienali kapsamında hayata geçirilen Çocuk Atölyeleri, çocuklara yaşadıkları kentle ve kurdukları hayallerle bağ kurabilecekleri bir deneyim alanı sunuyor.
KÜLTÜREL HAFIZA
Hepsiburada, Çocuk Atölyeleri ile çocukların Mardin’in kültürel hafızasıyla, bienalin düşünsel çerçevesiyle ve kendi dünyalarıyla bağ kurmasını destekliyor.
SİBEL HÜR I ALLIANZ TÜRKİYE KURUMSAL İLETİŞİM, SORUMLULUK VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK DİREKTÖRÜ
“İTİBAR ZOR ZAMANLARDAKİ TUTARLILIKLA İNŞA EDİLİR”

“Söylem ile eylem arasındaki uyum sağlandığında iletişim bir kampanya olmaktan çıkar; kurumsal karakterin ifadesine dönüşür. Kalıcı fayda, güvenin kriz anlarında dahi korunabilmesidir.”
En kalıcı fayda, güven üretme kapasitesidir. Çalışanların CEO’lardan yalnızca finansal performans değil etik liderlik ve toplumsal sorumluluk da beklediğini net biçimde görüyoruz. Güçlü iletişim, liderliğin niyetini ve değer setini görünür kılar. Çalışanlar açısından bu, aidiyet ve anlam duygusunu güçlendirir. Paydaşlar açısından ise tutarlılık belirleyicidir. Söylem ile eylem arasındaki uyum sağlandığında iletişim bir kampanya olmaktan çıkar; kurumsal karakterin ifadesine dönüşür. Toplum nezdinde şeffaflık ve hesap verebilirlik, uzun vadeli itibarı besleyen en önemli unsurlardır. Gerçek itibar, zor zamanlarda gösterilen tutarlılıkla inşa edilir.
İLETİŞİM STRATEJİNİN PARÇASI
2026 itibarıyla kurumsal iletişim yalnızca mesaj yöneten bir fonksiyon değil güven ve yön duygusu inşa eden stratejik bir yapı haline geldi. Edelman Trust Barometer verileri, iş dünyasının hükümet ve medyaya kıyasla daha yüksek bir güven beklentisiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Bu tablo, şirketleri daha fazla sorumluluk almaya yönlendiriyor. Gerçek değer üç temel alanda ortaya çıkıyor. İlki, belirsizlik dönemlerinde netlik ve şeffaflık sağlayarak karar alma süreçlerini güçlendirmek. İkincisi, çalışan bağlılığını artırarak kurumsal kültürü sağlamlaştırmak. Bugün araştırmalar Türkiye’de çalışanların kurumlarının toplumsal konulardaki duruşuna önem verdiğini ortaya koyuyor. Üçüncüsü ise sürdürülebilirlik ve toplumsal etki başlıklarında somut aksiyonları görünür kılarak uzun vadeli marka konumlandırmasını desteklemek. Artık iletişim, şirket stratejisinin ayrılmaz bir parçası. Büyümenin ve dayanıklılığın kaldıraçlarından biri.
“GÜVENİ SİSTEMATİK YÖNETİN”
Paydaşlar şirketlerden açık pozisyon almalarını, zor konularda sorumluluk üstlenmelerini ve şeffaf olmalarını bekliyor. Bu beklenti, iletişim liderlerinin rolünü daha da kritik hale getiriyor.
DAVRANIŞ STANDARDI
CCO’nun görevi yalnızca anlatmak değil organizasyonun değerleriyle uyumlu bir davranış standardı oluşturmak ve bunu tüm temas noktalarında hayata geçirmektir.
İTİBARIN ROLÜ
2026’da iz bırakan CCO; güveni sistematik biçimde yöneten, veriye dayalı içgörülerle hareket eden ve uzun vadeli itibarı stratejik bir varlık olarak konumlandıran liderdir. Çünkü bugün kurumları farklılaştıran en güçlü unsur, inşa ettikleri güven sermayesidir.