CEO’ların Yeni Büyüme Denklemi

CEO’ların ajandasında büyümenin tanımı yeniden yazılıyor. Yapay zeka ve dijitalleşme operasyonların merkezine yerleşirken, sürdürülebilirlik finansmandan üretime kadar stratejik kararları şekillendiriyor. Müşteri ve çalışan deneyimi ise rekabette yeni ayrışma alanı haline geliyor. Borusan Grup CEO’su Özgür Günaydın, “yapay zeka ve dijitalleşmeyi tüm süreçlerimize entegre ediyoruz” derken CarrefourSA CEO’su Kutay Kartallıoğlu, Ar-Ge merkezimiz dijital dönüşüm yolculuğumuzun pusulası olacak” diyor. Logo Grup CEO’su Buğra Koyuncu, teknolojinin tabana yayılmasına vurgu yapıyor. Mavi CEO’su Cüneyt Yavuz, zor pazarda operasyonel disiplini öne çıkarıyor. TEMSA CEO’su Evren Güzel, “sektörün dönüşümüne odaklanıyoruz” derken, Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, “küresel rekabet gücümüzü pekiştiriyoruz” diye konuşuyor. Yataş Grup CEO’su Nuri Öztaşkın, üretim ve Ar-Ge odağını anlatıyor. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, “güvenli gıda temel haktır” diyor. Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, “çok uluslu, çok kültürlü yapı gücümüzün göstergesi” diye belirtiyor. İDO Genel Müdürü Dr. Murat Orhan ise deneyim ekonomisinin ajandasındaki yerini anlatıyor. ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, “kuantum bilgisayarının kalbini üreteceğiz" diyor. Fiba Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Koray Kıymaz, geleceği yenilemeye devam edeceklerini söylüyor. OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, “dünya çelik devleriyle yarışıyoruz” diyor. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, ilkelerinin herkes için erişilebilirlik olduğunu belirtiyor. Danone Türkiye, Orta Asya, Kafkasya, Orta Doğu ve Afrika Genel Müdürü Cem Küçükcan ise “toplumsal fayda ortak sorumluluğumuz” diyor.

SELEN KOCABAŞ I s.kocabas@businesslife.com.tr

AJANDADA ÜÇLÜ DÖNÜŞÜM VAR

Son dönemlerde yer aldığım yönetim kurullarında ve CEO’larla yaptığım strateji toplantılarında dikkatimi çeken ortak bir gerçek var. Şirketler artık yalnızca kendi sektörlerini yönetmiyor aynı anda iklim değişikliğini, jeopolitik belirsizlikleri, jeoekonomik dönüşümü ve yapay zeka devrimini de yönetmek zorunda. Birkaç yıl öncesine kadar operasyonel bir konu olarak görülen tedarik zinciri, bugün CEO’nun büyüme stratejisinden sermaye yatırımlarına, risk yönetiminden müşteri deneyimine kadar şirketin geleceğini belirleyen en kritik rekabet alanlarından biri haline geldi. Bunun önemli nedenlerinden biri, iklim değişikliğinin artık yalnızca çevresel bir gündem olmaktan çıkıp doğrudan ekonomik ve ticari bir gerçekliğe dönüşmüş olması. Aşırı hava olayları, kuraklık, su stresi, orman yangınları, sel felaketleri ve enerji arzındaki kırılganlıklar üretim tesislerinden lojistik ağlarına kadar tüm değer zincirlerini etkiliyor. Birçok sektörde iklim riski artık operasyonel risk değil; finansal performansı, yatırım kararlarını, sigorta maliyetlerini ve şirket değerlemesini etkileyen stratejik bir yönetim konusu olarak ele alınıyor.

Dünya yeni bir ekonomik düzene doğru ilerliyor; bunu hepimiz görüyoruz. Ticaret savaşları, bölgeselleşen üretim ağları, kritik hammaddeler üzerindeki rekabet, karbon düzenlemeleri ve iklim kaynaklı fiziksel riskler şirketlerin alıştıkları tedarik modellerini yeniden yazıyor. Avrupa Birliği'nin karbon düzenlemeleri, yatırımcıların artan ESG beklentileri ve müşterilerin sürdürülebilir ürün talepleri, şirketleri yalnızca daha düşük maliyetli değil aynı zamanda daha düşük karbonlu, daha dirençli ve daha şeffaf tedarik ağları kurmaya zorluyor. Artık mesele yalnızca ürünü en düşük maliyetle üretmek değil onu her koşulda güvenli, sürdürülebilir, izlenebilir ve kesintisiz biçimde müşteriye ulaştırabilmek.

Bu dönüşümün en önemli hızlandırıcısı ise teknoloji ve yapay zeka. Tedarik zincirleri gerçek zamanlı veriyle çalışan, riskleri önceden tahmin eden, alternatif senaryolar üreten ve karar almayı destekleyen akıllı ağlara dönüşüyor. Yapay zeka talep tahmininden stok optimizasyonuna, rota planlamasından tedarikçi risk analizine, enerji tüketiminin optimize edilmesinden karbon emisyonlarının ölçülmesine kadar CEO’lara hiç olmadığı kadar güçlü bir öngörü ve karar alma kabiliyeti sunuyor. Bundan sonraki rekabet yalnızca fiziksel tedarik zincirleri arasında değil dijital zeka, veri ve iklim dayanıklılığıyla desteklenen tedarik ekosistemleri arasında yaşanacak.

Araştırmalar da bu dönüşümü doğruluyor. Deloitte’un C Suite araştırması sürdürülebilirliğin artık büyüme stratejisinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini gösterirken, Harvard Business Review iklim risklerinin tedarik zincirlerini yeniden tasarlamayı zorunlu kıldığını vurguluyor. BCG ise geleceğin kazananlarını, maliyet optimizasyonunu dayanıklılık, çeviklik, dijitalleşme ve düşük karbon dönüşümüyle birleştirebilen şirketler olarak tanımlıyor.

Benim gözlemim şu: Önümüzdeki dönemin başarılı CEO’ları, tedarik zincirini sadece operasyonel bir fonksiyon olarak yönetenler değil onu şirketlerinin stratejik sinir sistemi olarak gören liderler olacak. Çünkü iklim, jeopolitik gelişmeler, jeoekonomik dönüşüm ve yapay zeka artık birbirinden bağımsız başlıklar değil aynı stratejik denklemin birbirini besleyen parçaları. Bu denklemi doğru okuyabilen şirketler hem krizlere daha dayanıklı olacak hem daha hızlı büyüyecek hem daha fazla yatırım çekecek hem de küresel rekabette kalıcı üstünlük sağlayacak.

Dünya yeniden şekillenirken CEO’lar tedarik zincirlerini yalnızca daha verimli hale mi getiriyor yoksa yapay zekayı, teknolojiyi ve iklim dönüşümünü birlikte kullanarak onları geleceğin en önemli rekabet avantajına mı dönüştürüyor? Çünkü önümüzdeki on yılın kazananlarını belirleyecek olan yalnızca ne ürettikleri değil belirsizlik çağında ne kadar hızlı öğrenebildikleri, ne kadar doğru öngörebildikleri, iklim risklerini ne kadar etkin yönetebildikleri ve değişime ne kadar çevik uyum sağlayabildikleri olacak.

 

LEVENT ÇAKIROĞLU I KOÇ HOLDİNG CEO’SU

“ÜLKEMİZİN İTİBARINA KATKIDA BULUNUYORUZ”

“100 yıl çok az kuruma nasip olabilecek bir süreyi ifade ediyor. Bu sürenin ötesinde 100 yıl boyunca sürekli güçlenen, çıtasını yükselten, başarılarına yeni başarılar ekleyen, etki alanını genişleten bir topluluğuz. Sadece ülkemizdeki değil, dünyanın dört bir yanındaki faaliyetlerimizle de ülkemizin itibarına katkıda bulunuyoruz.”

Koç Topluluğu olarak 37’nci Koç Topluluğu Spor Şenliği’nde 16 ülkeden 7 bini aşkın Koçlu sporcuyu bir araya getirdik. 21 branş ve 31 kategoride 836 takımın yarıştığı şenliğimiz, Türkiye’nin ilk kurumsal şenliği olma özelliğini taşıyor. Kurucumuz merhum Vehbi Koç’un 1989 yılında çalışanların sosyal yaşamlarını desteklemek, bireysel ve takım sporlarında yer almalarını teşvik etmek, spor sayesinde şirketler arası sinerji ve dayanışmayı artırmak amacıyla başlattığı bu şenliği 37 yıldır sürdürüyoruz.

YÜZÜNCÜ YIL

Bu yıl kuruluşumuzun 100’üncü yılını kutluyoruz. 100 yıl çok az kuruma nasip olabilecek bir süreyi ifade ediyor. Bu sürenin ötesinde 100 yıl boyunca sürekli güçlenen, çıtasını yükselten, başarılarına yeni başarılar ekleyen, etki alanını genişleten bir topluluğuz. Cumhuriyetimizle neredeyse yaşıtız. Her zaman ifade ettiğimiz gibi, Cumhuriyetimizin vizyonunu iktisadi açıdan hayata geçirme konusunda liderlik etmiş bir Cumhuriyet kurumuyuz. Ekonomiye ve toplumsal hayata yaptığımız yatırımlarla, katkılarla ülkemizin muasır medeniyet yolculuğundaki öncülerinden biri olduk. Sadece ülkemizdeki değil dünyanın dört bir yanındaki faaliyetlerimizle de ülkemizin itibarına katkıda bulunuyoruz. Türkiye dahil 16 ülkeden 7 binin üzerinde çalışma arkadaşımızın katıldığı, deyim yerindeyse bir olimpiyat düzenledik. Bu çok uluslu, çok kültürlü yapı da gücümüzün, etki alanımızın ve küresel vizyonumuzun göstergelerinden biri.

“SPORUN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜNÜ ÖNEMSİYORUZ”

Bu yıl Koç Topluluğu Spor Kulübü’nün öncülüğünde Umut Kentler’de açılan spor okullarının öğrencileri de şenliğimize katıldı. Adıyaman, Hatay, Malatya ve Kahramanmaraş’taki çocuklarımızı, gençlerimizi bu törende görmek bizi heyecanlandırdı. Koç Topluluğu Spor Kulübümüzün Umut Kentler’de yaptığı faaliyetleri, sporun iyileştirici gücünün çocuklarımız ve gençlerimiz üzerindeki müspet etkisinin en güzel örneklerinden biri olarak görüyoruz.

ÖNCELİK ESENLİK

Koç Holding İnsan Kaynakları olarak çalışma arkadaşlarımızın esenliği, fiziksel ve zihinsel sağlığını önceliklerimiz arasında görüyoruz. Koç Topluluğu Spor Kulübü’nü ve Abdülmecid Efendi Korusu’nu da bu yaklaşımın çok önemli bir parçası olarak değerlendiriyoruz.

 

AHMET AKYOL I ASELSAN GENEL MÜDÜRÜ

“KUANTUM BİLGİSAYARININ KALBİNİ ÜRETECEĞİZ"

“Süperiletken Kuantum İşlemci Birimi (QPU) Geliştirme Projesi ile kuantum bilgisayarların kalbi sayılan kuantum işlemci birimini yerli ve milli olarak tasarlayıp üreteceğiz. Geleceğin teknolojilerinde dışa bağımlılığımızı azaltacak ve ülkemize öncü bir Ar-Ge altyapısı kazandıracağız.”

2021 yılından beri çalıştığımız, geleceğin dünyasını şekillendirecek kuantum teknolojilerinde stratejik bir adım daha attık. ASELSAN ana yükleniciliğinde yürütülecek olan Süper İletken Kuantum İşlemci Birimi (QPU) Geliştirme Projesi’nde ilk imzalar atıldı. Proje kapsamında geliştireceğimiz süper iletken işlemci birimlerinin üretimlerini, yatırımlarına tüm hızıyla devam ettiğimiz Türkiye’nin ilk süper iletken üretim evinde gerçekleştireceğiz. Eşzamanlı olarak kuantum çip üretim evini ASELSAN’da hayata geçirecek yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Süperiletken Kuantum İşlemci Birimi (QPU) Geliştirme Projesi ile kuantum bilgisayarların kalbi sayılan kuantum işlemci birimini yerli ve milli olarak tasarlayıp üretecek, geleceğin teknolojilerinde dışa bağımlılığımızı azaltacak ve ülkemize öncü bir Ar-Ge altyapısı kazandıracağız. Değerli paydaşlarımız Sabancı Üniversitesi, Koç Üniversitesi ve TÜBİTAK UME ile birlikte yüksek teknolojide ülkemizi zirveye taşımaya kararlıyız.

GELECEĞİN REKABET ALANI

ASELSAN ve Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı arasında Süper İletken Kuantum İşlemci Birimi Geliştirilmesi Projesi için imzalar, SSB Kuantum Programı Tanıtımı Toplantısı’nda atıldı. ASELSAN ana yükleniciliğinde yürütülecek dört yıllık proje kapsamında, kuantum bilgisayarların en kritik bileşenlerinden biri olan Süper İletken Kuantum İşlemci Birimi yerli ve milli olarak geliştirilecek. Kuantum bilgisayarların hesaplama gücündeki oyun değiştirici etkisi sayesinde savunma sanayii, siber güvenlik ve kriptoloji, ilaç, kimya, finans ve malzeme bilimi gibi birçok sektörde devrim niteliğinde bir dönüşüm yaşanması bekleniyor. Bugün dünyada teknoloji şirketleri, araştırma merkezleri ve kamu destekli programların odağında yer alan kuantum teknolojileri, geleceğin stratejik rekabet alanlarından biri olarak görülüyor.

DIŞA BAĞIMLILIK AZALTILACAK

Yapılacak çalışmalarla birlikte Türkiye’nin kuantum donanım alanında teknolojik bağımsızlığının sağlanması, kritik kuantum bileşenlerinde dışa bağımlılığın azaltılması amaçlanıyor. Yoğun madde fiziği, mikrodalga mühendisliği, elektronik, kuantum bilgi teorisi gibi alanlarda yetkinlik artışı ve araştırma-geliştirme çalışmalarına altyapı kazandırılması da hedefleniyor. Böylece savunma, iletişim ve bilgi güvenliği alanlarında kuantum teknolojileri altyapısı oluşturulacak. Kuantum teknolojileri için ihtiyaç duyulacak insan kaynağı yetiştirilecek.

 

KUTAY KARTALLIOĞLU I CARREFOURSA CEO’SU

“AR-GE MERKEZİMİZ PUSULAMIZ OLACAK”

“Ar-Ge merkezimiz bizim için otonom çözümlerden kişiselleştirilmiş müşteri deneyimine kadar dijital dönüşüm yolculuğumuzun kalbi ve pusulası olacak.”

CarrefourSA olarak T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı Ar-Ge merkezimizi faaliyete geçirdik. Teknoloji odaklı dönüşümümüzü kurumsallaştırmayı hedefleyen bu merkezle inovasyon kapasitemizi artırmaya, nitelikli istihdam sağlamaya ve sektörümüzün gelişimini hızlandıracak teknolojiler üretmeye odaklanıyoruz. 77 ilde 1.250’den fazla mağazamız ve bayilerimiz dahil 15.000 kişiye ulaşan kadromuzla müşterilerimize doğru ürünü, doğru üreticiden doğru fiyata ulaştırırken dijital dönüşüm yatırımlarımıza yenisini ekledik.

HIZLI VE DEĞERLİ

İş süreçlerimize ve müşterilerimize değer katacak çözümleri geliştirerek yetkinliğimizi sürekli güçlendiriyoruz. Ar-Ge merkezimiz ile dijital gücümüzü çok daha ileriye taşıyacağız. Bu merkez artık bizim için otonom çözümlerden kişiselleştirilmiş müşteri deneyimine kadar dijital dönüşüm yolculuğumuzun kalbi ve pusulası olacak. Müşterilerimize daha hızlı ve değerli bir deneyim sunmaya yönelik çalışmalarımız Ar-Ge merkezimiz ile gelişmeye devam edecek. Geliştirdiğimiz çözümlerin tüm ekosisteme fayda sağlamasını önemsiyoruz. 28 araştırmacımızla birlikte 5 üniversite ve 18 farklı firmayla omuz omuza çalışıyoruz. 11 bilimsel yayın, 7 patent başvurusu ve 7 endüstriyel tasarım tesciliyle bu merkezin ürettiği değerin somut rakamlara dönüştüğünü görüyoruz. 2025 yılında 49, 2026’nın yalnızca ilk altı ayında 20 yapay zeka destekli projeyi hayata geçirdik. Önümüzdeki dönem için Akıllı Raf Yönetimi, Tedarik Zinciri Akıllı Rota Planlama, Engelsiz E-Ticaret ve CRM Agent gibi projelerimiz üzerinde çalışmaya devam ediyoruz.

“70’E YAKIN PROJEYİ CANLI KULLANIMA ALDIK”

Ar-Ge merkezimiz bugüne kadar 70’e yakın ileri teknoloji ve yapay zeka projesini başarıyla tamamlayarak canlı kullanıma aldı. Operasyonel süreçlerimizin tamamını dijital altyapıyla entegre ettik. Retail AI, finans süreçlerini otomatize eden Finans Chatbot, bayilik portalı Smart Partner, E-Ticaret Rota Optimizasyonu, Trend Analizi, Yodadesk ve Alista Müşteri Agent gibi büyük ölçekli uygulamalarımız perakende zincirimizin her aşamasında aktif olarak kullanılıyor.

GELECEK PROJELERİ

TÜBİTAK destekli Akıllı Teslimat İletişim Projesi’nin yanı sıra Promosyon ve Tahminleme, Akıllı Ürün Kurtarma ve Atık Platformu, Akıllı Görüntü İşleme Meyve Sebze ve Görüntülerden Yemek Tanıma gibi sektörü geleceğe taşıyacak yenilikçi çalışmalarımızı da sürdürüyoruz.

 

KORAY KIYMAZ I FİBA YENİLENEBİLİR ENERJİ GENEL MÜDÜRÜ

“GELECEĞİ YENİLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

“Kurumsal sosyal sorumluluk yaklaşımımız doğrultusunda çocukları ve gençleri odağımıza alarak toplumsal kalkınmaya, insani gelişime ve sürdürülebilirliğe katkı sağlayan projelerle uzun vadeli etki yaratarak geleceği yenilemeye devam edeceğiz.”

Fiba Yenilenebilir Enerji olarak Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) ile 15 Haziran Dünya Rüzgar Günü kapsamında Hatay’da başlattığımız “Rüzgara Çevir” projesine ikinci yılında da devam ederek geleceğe yatırım yapmayı sürdürüyoruz. Tamamı yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşan portföyümüzle sektörde Türkiye’nin lider şirketlerinden biriyiz. 15 Haziran Dünya Rüzgar Günü’nde AÇEV ile bu yıl ikinci Rüzgara Çevir Uçurtma Festivali’ni gerçekleştirdik. AÇEV’in Hatay Defne Çocuk ve Aile Merkezi’nde uçurtma sanatçısı Zahit Mungan eşliğinde konteyner kentteki çocukların ve ailelerinin katılımıyla gerçekleştirilen atölyede hazırlanan rengarenk uçurtmalar, Samandağ Sahili’nde düzenlenen festivalde gökyüzüyle buluştu. Rüzgar karakterinin gözünden anlatımla çocukları rüzgar enerjisiyle eğlenceli bir şekilde tanıştıran ve yenilenebilir enerji hakkında farkındalık kazandırmayı amaçlayan Rüzgâra Çevir hikâye kitabını da duyurduk. Rüzgara Çevir projesinin somut bir çıktısı niteliğini taşıyan bu kitap, elde edilecek gelirin erken yaşlardaki ihtiyaç sahibi çocukların eğitim ve gelişimine katkı sağlaması amacıyla AÇEV Mağaza üzerinden satışa sunuldu.

DAHA FAZLA ÇOCUĞA ULAŞILACAK

Faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde toplumun sosyal ve ekonomik refahına katkı sağlayacak toplumsal yatırımlar yapmaya özen gösteriyoruz. En yüksek kurulu güce sahip olan rüzgar enerjisi santralimizin de bulunduğu Hatay’da, AÇEV ile hayata geçirdiğimiz Rüzgara Çevir projemizin ikinci yılını düzenlemekten mutluluk duyuyoruz. Proje kapsamında yayımladığımız Rüzgara Çevir hikaye kitabımız ile daha fazla çocuğu rüzgar enerjisiyle tanıştırmayı hedefliyoruz. Kurumsal sosyal sorumluluk yaklaşımımız doğrultusunda çocukları ve gençleri odağımıza alarak toplumsal kalkınmaya, insani gelişime ve sürdürülebilirliğe katkı sağlayan projelerle uzun vadeli etki yaratarak geleceği yenilemeye devam edeceğiz.

 

EBUBEKİR ŞAHİN I TÜRK TELEKOM CEO’SU

“İLKEMİZ HERKES İÇİN ERİŞİLEBİLİRLİK”

“Türkiye’nin dijital dönüşümünün öncüsü Türk Telekom olarak insan odaklı yaklaşım ve herkes için erişilebilirlik ilkesiyle kurumsal sosyal sorumluluk projeleri geliştirmeyi sürdürüyoruz. Teknolojik bilgi birikimini engelli bireylerin hizmetine sunarak bilgiye erişimi destekliyoruz.”

Türk Telekom olarak ‘Türkiye’ye Değer’ vizyonumuz doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Günışığı projesi ve TahtApp uygulamamızla az gören çocuklarımızın eğitim hayatına aktif katılımını destekliyor, teknolojideki liderliğimizi ve Ar-Ge gücümüzü toplumsal faydaya dönüştürüyoruz. Bu yıl ise ‘Herkes için 5G’ vizyonumuz doğrultusunda, 5G teknolojimizin sunduğu imkanlarla karne heyecanını Türkiye’nin farklı şehirlerindeki Günışığı çocuklarımızla eş zamanlı olarak paylaşma fırsatı bulduk. İstanbul Seyrantepe Ortaokulu’nda eğitim gören Günışığı öğrencimiz Azra Arıca’nın karne sevincine ortak olurken, sınıfından farklı illerdeki öğrencilerimize canlı bağlantılarla ulaştık ve aynı heyecanda buluştuk. Teknolojiyi iyilik ve faydaya dönüştürme misyonumuz doğrultusunda Günışığı çocuklarımızın yanında olmayı sürdüreceğiz.

“BİLGİYE ERİŞİMİ DESTEKLİYORUZ”

Türkiye’nin dijital dönüşümünün öncüsü Türk Telekom olarak insan odaklı yaklaşım ve herkes için erişilebilirlik ilkesiyle kurumsal sosyal sorumluluk projeleri geliştirmeyi sürdürüyoruz. Teknoloji bilgi birikimini engelli bireylerin hizmetine sunarak bilgiye erişimi destekliyoruz. Engelsiz Yaşama Derneği (EyDer) iş birliğiyle yürüttüğümüz Günışığı projesi kapsamında az gören çocukların eğitim hayatına destek veriyoruz. Türk Telekom Ar-Ge ekibi tarafından geliştirilen TahtApp uygulaması sayesinde öğrenciler sınıf tahtasındaki içerikleri gerçek zamanlı olarak tabletlerinden takip edebiliyor. Bu yıl ise karne heyecanını 5G teknolojisinin gücüyle Türkiye’nin dört bir yanındaki Günışığı çocuklarıyla buluşturduk.

 

MURAT YALÇINTAŞ I OYAK GENEL MÜDÜRÜ

“DÜNYA ÇELİK DEVLERİYLE YARIŞIYORUZ”

“Sanayimizin çarklarının kesintisiz dönmesi, dışa bağımlılığın azaltılması ve rekabet gücümüzün sürdürülebilir şekilde artırılmasında Erdemir’in imzası var. Ordu Yardımlaşma Kurumu’nun (OYAK) amiral gemisi Erdemir, dünya çelik üretiminde kritik tedarik güvenliği sağlayan öncü ve stratejik öneme sahip kuruluşlar arasında yer alırken dünya çelik devleriyle rekabet ediyor.”

Türkiye’nin ilk entegre yassı çelik üreticisi Erdemir, bu yıl 61’inci işletme yıl dönümünde köklü geçmişi ve sürdürülebilirlik vizyonuyla geleceğe yön vererek dünya çelik üreticileriyle rekabette üst sıralarda yerini koruyor. Erdemir üretim bazında dünyanın en büyük 77 çelik üreticisi arasında 52’nci, AB’ye üye ülkelerin üreticileri arasında ise 4’üncü sırada yer alıyor.

STRATEJİK ROL

Erdemir’in Türkiye sanayiindeki rolü stratejik. Erdemir, gelecek inşa eden bir kurumdur. Sanayimizin çarklarının kesintisiz dönmesi, dışa bağımlılığın azaltılması ve rekabet gücümüzün sürdürülebilir şekilde artırılmasında Erdemir’in imzası vardır. Ordu Yardımlaşma Kurumu’nun (OYAK) amiral gemisi Erdemir, dünya çelik üretiminde kritik tedarik güvenliği sağlayan öncü ve stratejik öneme sahip kuruluşlar arasında yer alırken dünya çelik devleriyle rekabet ediyor. Dünya Çelik Birliği, OYAK Erdemir’in dünyanın en büyük çelik üreticileri arasında 2025 yılı itibariyle 52’nci sırada yer aldığını belirledi. OYAK Maden Metalürji (OMM) şirketleri bünyesinde faaliyet gösteren Erdemir, 4 milyon ton ham çelik ve 5 milyon ton nihai mamul üretim kapasitesi, güçlü Ar-Ge altyapısı ve ürün çeşitliliği ile küresel ölçekte dünya çelik devleriyle yarışıyor. Erdemir bağlı kuruluşlarıyla birlikte Dünya Çelik Birliği’nin 2025 yılı ham çelik üretimi verilerine göre dünyada 52’nci, AB’ye üye ülkelerin üreticileri arasında ise 4’üncü sırada yer alıyor ve yaklaşık 13 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor. 2026 itibarıyla üretim portföyünde yer alan yassı çelik kalite sayısını 619’a yükselten Erdemir, yüksek katma değerli üretimiyle öne çıkıyor. Özellikle son yıllarda savunma sanayinin yerlileşmesine sağladığı katkılarla Türkiye’nin stratejik öneme sahip şirketleri arasında yer alıyor.

“ÇELİKTE DIŞA BAĞIMLILIĞI AZALTTIK”

Yerlileşmenin giderek önem kazandığı günümüzde Erdemir, yüksek katma değerli ve sürekli çelik tedarikiyle başta savunma sanayii olmak üzere ülkemiz için kritik öneme sahip sektörlerde tedarik zincirindeki kırılma riskini ortadan kaldırıp dışa bağımlılığı azaltarak, yerli sanayi için çelik üretiminin sürekliliğini sağladı.

GÜVEN UNSURU

Türk donanması envanterindeki en büyük gemi olması planlanan Millî Uçak Gemisi (MUGEM) ve Türk savunma sanayiinin en dikkat çekici adımlarından biri olan Altay Tankı projelerinde Erdemir, kritik bir rol üstlendi. Erdemir, ülkemiz için bir güven unsuru. Türkiye’nin kalkınma hamlelerinde Erdemir, vazgeçilmez bir rol üstleniyor. Savaşların yaşandığı, belirsizliklerin arttığı, tedarik zincirinin kırıldığı bir ortamda sanayinin sürdürülebilirliği açısından Erdemir’in rolü stratejik.

 

ARKIN AKBAY I EKSİM ENERJİ CEO’SU

“YERELDEN ULUSALA ÖRNEK BİR SOSYAL ETKİ MODELİ”

“Çocuklarımız; yaptığımız çalışmalarla enerji sistemleri, çevre teknolojileri ve sürdürülebilirlik alanlarında da kariyer farkındalığı kazanıyor.”

Eksim Enerji olarak yüzde yüz yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteriyoruz. Sürdürülebilir yaşam ve enerji verimliliği konusunda toplumsal farkındalığı artırmayı hedefleyen çalışmalarımıza devam ediyoruz. Sosyal etki platformumuz “Yeteri Kadar” çatısı altında devreye aldığımız Doğa Dostu Etkinlik Uygulamaları’nın üçüncüsünü Karaman’da gerçekleştirdik.

UYGULAMALI EĞİTİM

Karaman Bucakkışla İlk ve Ortaokulu’nda gerçekleştirdiğimiz uygulamadan 1’inci sınıftan 8’inci sınıfa kadar toplam 120 öğrenci yararlandı. Etkinlikte enerji tasarrufu, su verimliliği, geri dönüşüm, karbon ayak izi farkındalığı, iklim değişikliği ve sürdürülebilir tüketim alışkanlıkları başlıklarında uygulamalı eğitimler düzenledik. Yenilenebilir enerji yatırımlarımızı toplumsal fayda projeleriyle destekliyoruz. YEKA ihalesi kapsamında hayata geçirdiğimiz Karaman rüzgar enerjisi santralimiz, 70 MW kurulu güç büyüklüğüyle temiz enerji üretimi sağlarken aynı zamanda bulunduğu bölgede sosyal açıdan değer oluşturuyor. 2025 yılında devreye aldığımız tesisimizin olduğu bu bölgedeki çalışmalarımızla çocuklarımız; enerji sistemleri, çevre teknolojileri ve sürdürülebilirlik alanlarında kariyer farkındalığı kazanıyor. Attığımız bu adımların yerelden ulusala uzanan örnek bir sosyal etki modeline dönüşeceğine inanıyoruz.

“10 İLDE 2 BİN ÇOCUĞA ULAŞMAYI HEDEFLİYORUZ”

Milli Eğitim müfredatıyla uyumlu olarak hazırladığımız program kapsamında 7-12 yaş grubundaki öğrencileri oyunlaştırma, grup çalışmaları, istasyon uygulamaları, yaratıcı drama ve deneysel öğrenme yöntemleriyle sürece aktif olarak dahil ediyoruz.

“TABANA YAYIYORUZ”

Tohum topu yapımı, teraryum yapımı ve tohum döngüsü eğitimleriyle çocukların sürdürülebilirlik bilincini deneyimleyerek geliştirmesini hedefliyoruz. Sürdürülebilirlik bilincinin ve çevresel dönüşümün toplumsal tabana yayılmasına katkı sunmayı amaçlıyoruz. Bu kapsamda 2027 yılı sonuna kadar 10 ilde toplam 2 bin çocuğa ulaşmayı hedefliyoruz.

 

ÖZGÜR GÜNAYDIN I BORUSAN GRUP CEO’SU

“BORUSAN’I 200 YIL ÖTESİNE TAŞIYACAĞIZ”

“Borusan’ı 200 yıl ve ötesine taşıyacak bir gelecek hayal ediyoruz. ‘Önce insan, öncü ve güvenilir borusan’ vizyonumuz doğrultusunda iklimi koruyan, doğa pozitif bir yaklaşımla ilerliyor, yapay zeka ve dijitalleşmeyi tüm süreçlerimize entegre ediyoruz.”

Borusan Holding olarak sürdürülebilirlik performansımız ile finansal başarımızı bir arada sunduğumuz beşinci entegre faaliyet raporumuzu yayımladık. Türkiye’de holdingler arasında bir ilk olarak 2021 yılında yayımlamaya başladığımız entegre faaliyet raporumuzun bu yılki temasını “Geleceğe Sözümüz Net” olarak belirledik. Raporumuzda finansal başarılarımızın yanı sıra çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki öncü adımlarımızı ve 2053 net sıfır hedefine uzanan uzun vadeli yol haritamızı paylaştık.

BÜTÜNCÜL YOLCULUK

Otomotiv, enerji, üretim, lojistik, makine ve güç sistemleri sektörlerinde faaliyet gösteren bir grup olarak her iş kolumuzdaki büyüme performansımızı, yenilikçi uygulamalarımızı ve üçüz dönüşüm yolculuğumuzu bütüncül biçimde ele alıyoruz. Sürdürülebilirlik, inovasyon ve insan odaklı yaklaşımımız bizim için temel değerler arasında yer alıyor. Finansal olmayan performans göstergelerimize yönelik aldığımız bağımsız sınırlı güvence ise şeffaflık ve hesap verebilirlik anlayışımızı daha da güçlendiriyor. Biz Borusan’ı 200 yıl ve ötesine taşıyacak bir gelecek hayal ediyoruz. Bu hayali gerçeğe dönüştürmek amacıyla yol haritamızı netleştirdik. “Önce İnsan, Öncü ve Güvenilir Borusan” vizyonumuz doğrultusunda iklimi koruyan, doğa pozitif bir yaklaşımla ilerliyoruz. Yüksek performanslı, toplumsal faydayı önceliklendiren insan kaynağımızla büyürken yapay zeka ve dijitalleşmeyi tüm süreçlerimize entegre ediyoruz. Tüm paydaşlarımızla daha iyi bir gelecek için kuşaklar boyu birlikte değer üretmeyi amaçlayan yeni misyonumuzla, 200 yıl ve ötesine uzanan sürdürülebilir geleceğimizi iş birliği içinde inşa edeceğiz.

“İNOVASYONA 385 MİLYON TL’LİK DESTEK VERDİK”

Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarımızı hızlandırıyoruz. 2025 yılında 385 milyon TL’yi aşan bir Ar-Ge bütçesi yönettik. Sürdürülebilirlik ve teknoloji odaklı büyüme doğrultusunda, grubumuzun stratejik alanlarıyla uyumlu 3 girişime ve 2 girişim sermayesi fonuna yatırım yaptık. Açık inovasyon yaklaşımımız kapsamında 17 üniversite ve 35 start up ile stratejik iş birliği gerçekleştirdik, 20 yeni patent başvurusunda bulunduk.

DENGELİ BÜYÜME

2025 yılında dengeli büyüme stratejimizi başarıyla uyguladık. Yılı 326 milyar lira konsolide ciroya ulaşarak yüzde 27 büyümeyle tamamladık. Bir önceki yıla göre yüzde 82 artışla 38 milyar lira FAVÖK elde ettik. Faaliyet gösterdiğimiz sektörlerde 15 milyar TL’nin üzerinde yatırım gerçekleştirdik.

 

BUĞRA KOYUNCU I LOGO GRUP CEO’SU

“KOBİ’LERİN DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜ TÜRKİYE’NİN DÖNÜŞÜMÜ”

“KOBİ’ler, ülkemiz ekonomisinin üretim, istihdam ve büyüme açısından en önemli aktörleri arasında yer alıyor. KOBİ’lerin dijital dönüşümü, aslında Türkiye’nin dijital dönüşümü anlamına geliyor.”

Logo Yazılım olarak başta KOBİ’ler olmak üzere tüm işletmelerin dijital dönüşümüne destek veriyoruz. Ar-Ge gücümüzle geliştirdiğimiz geniş çözüm portföyümüz, danışmanlık hizmetlerimiz ve esnek ödeme modellerimizle KOBİ’lerin verimliliğini ve rekabet gücünü artırmayı hedefliyoruz. KOBİ’ler, Türkiye ekonomisinin büyümesi ve istihdamın sürdürülebilirliği açısından kritik bir role sahip. Hızla değişen ekonomik ve teknolojik koşullarda verimliliklerini artırmaları ve dönüşüme daha hızlı uyum sağlayabilmeleri dijitalleşmeden geçiyor.

YENİ UFUKLAR

Günümüzde bulut bilişim, büyük veri, makine öğrenmesi ve yapay zeka gibi yeni teknolojiler KOBİ’lerin önünde yeni ufuklar açıyor. Yeni teknolojilerle donatılmış iş yazılımlarının sürdürülebilir ve operasyonel büyüme için kritik bir kaldıraç olduğunu görüyoruz. Kurumsal kaynak planlama çözümlerinin yanı sıra muhasebe, ön muhasebe, bordro ve insan kaynakları yönetimi, iş analitiği, müşteri ilişkileri yönetimi, depo yönetimi sistemleri, saha satış yönetimi, iş akış yönetimi, doküman yönetimi, hazine yönetimi, B2B yönetimi, perakende, e-Dönüşüm ve fintek çözümleri gibi çok sayıda ürün ve hizmet sunuyoruz. KOBİ’ler ülkemiz ekonomisinin üretim, istihdam ve büyüme açısından en önemli aktörleri arasında yer alıyor. KOBİ’lerin dijital dönüşümü, aslında Türkiye’nin dijital dönüşümü anlamına geliyor. Türkiye’nin lider yerli iş yazılımı şirketi olarak 42 yıldır KOBİ’lerin dijitalleşme yolculuklarına eşlik ediyor, teknolojiyi erişilebilir hale getirmeye odaklanıyoruz.

“DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜ DAHA ERİŞİLEBİLİR HALE GETİRİYORUZ”

Etkili, verimli ve dinamik stok yönetimimizi, kontrollü işletme giderleri ve titiz gider yönetimimizi “doğru ürün, doğru fiyat, premium kalite” stratejimizle destekledik. Müşterilerimizde güven oluşturmayı ve gardıroplarındaki yerimizi güçlendirmeyi sürdürdük. Türkiye jean pazarındaki uzun soluklu liderliğimizin yanı sıra toplam hazır giyimde ilk 3’teki yerimizi koruyarak casual giyimin ilk adresi olmaya devam ettik.

“HEPİMİZİN MAVİ’Sİ”

“Hepimizin Mavi’si” yaklaşımımızla her yaşa, her bedene, her yaşam ve giyim tarzına hitap eden çeşitli ve çok boyutlu ürün portföyümüz ve omnichannel satış stratejimizle hem yeni müşteri kitlelerine ulaşmayı hem mevcut müşterilerimizle daha yakın bir ilişki kurmayı sürdürdük. Nisan 2025’te hayata geçirdiğimiz Kartuş Genç programımızın üye sayısını yarım milyona yaklaşan bir seviyeye taşıdık. Alanının en iyisi CRM programımız sayesinde veriye dayalı yöntemlerle kişiye özel aksiyonlar alarak fark yarattık.

 

MUSTAFA NURİ ÇOMU I SUNAR YATIRIM YÖNETİM KURULU BAŞKANI VE CEO’SU

“GÜVENLİ GIDA TEMEL BİR HAKTIR”

“Sunar olarak gıda güvenliğini tüm üretim süreçlerimizin merkezinde konumlandırıyoruz. Tarladan nihai ürüne uzanan değer zincirinin her aşamasında kalite, izlenebilirlik ve güvenlik standartlarını titizlikle uyguluyoruz.”

Sunar Yatırım olarak güvenli gıdaya ulaşmanın herkesin hakkı olduğuna dikkat çekiyoruz. İklim krizi, jeopolitik gerilimler ve tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar, güvenli gıdaya erişimi dünya genelinde stratejik bir konu haline getiriyor. Güvenli gıdanın artık yalnızca ürün güvenliğini değil; izlenebilirlik, sürdürülebilir kaynak kullanımı, tedarik zinciri dayanıklılığı ve kriz dönemlerinde erişilebilirliği de kapsayan bütüncül bir yaklaşım gerektirdiğine inanıyoruz.

ADANA’DAN DÜNYAYA

Adana’da 50 yıl önce tarımla başlayan yolculuğumuzu bugün küresel arenaya taşıyoruz. Faaliyetlerimizi teknoloji ve sürdürülebilirlik odağında sürdürüyoruz. Bitkisel sıvı yağ, un, yem, mısır nişastası bazlı endüstriyel ham madde ve biyo-bozunur plastik üretimi gerçekleştiriyoruz. Son dönemde yaşanan küresel gelişmelerle birlikte gıda güvenliğinin daha da stratejik bir konu haline geldiğini görüyoruz. Gıda güvenliğini tüm üretim süreçlerimizin merkezinde konumlandırıyoruz. Tarladan başlayarak nihai ürüne kadar uzanan değer zincirinin her aşamasında kalite, izlenebilirlik ve güvenlik standartlarını titizlikle uyguluyor; ulusal ve uluslararası standartlara uygun üretim gerçekleştiriyoruz. Teknoloji yatırımlarımız, kalite kontrol sistemlerimiz ve sürdürülebilir üretim yaklaşımımızla güvenli gıdaya erişimin desteklenmesine katkı sağlıyoruz. Toplum sağlığının korunması ve sürdürülebilir bir gıda sisteminin oluşturulması ancak bu anlayışla mümkün olabilir.

“GIDA GÜVENLİĞİ ARTIK ÇOK DAHA GENİŞ BİR KAVRAM”

Değişim gösteren sıcaklık dalgalanmaları, kuraklıklar, seller ve aşırı hava olayları tarımsal üretimi; savaşlar ve bölgesel çatışmalar küresel ticaret akışlarını ve lojistik ağları doğrudan etkiliyor. Enerji, gübre ve diğer tarımsal girdilerde yaşanan maliyet baskıları da üretimin sürdürülebilirliği üzerinde önemli riskler oluşturuyor. Gıda kaynaklı biyolojik tehlikeler de insan sağlığı noktasında küresel ölçekte önemini koruyor.

PROAKTİF YAKLAŞIM

Günümüzde güvenli gıda yalnızca ürün güvenliğiyle sınırlı değil. Sürdürülebilir kaynak kullanımı, tedarik zinciri dayanıklılığı, izlenebilirlik, şeffaflık ve kriz dönemlerinde güvenilir gıdaya erişim konuları da gıda güvenliği kavramının ayrılmaz unsurları haline geldi. Bu nedenle riskleri önceden öngören ve tüm değer zinciri boyunca bu riskleri yöneten proaktif yaklaşım her geçen gün daha da önem kazanıyor.

 

DR. MURAT ORHAN I İDO GENEL MÜDÜRÜ

“SEYAHAT DENEYİMİNİ İYİLEŞTİRMEYİ HEDEFLİYORUZ”

“Deniz ulaşımındaki köklü deneyimimizi Ege Adaları’na taşırken yolcularımızın tüm seyahat deneyimini iyileştirmeyi hedefliyoruz. Seyahatin farklı aşamalarında ihtiyaç duyulan hizmetleri tek bir ekosistem altında bir araya getirerek müşteri deneyimini zenginleştiriyoruz.”

İDO olarak Ege Adaları seferlerinde sunduğumuz hizmetleri genişletmeye devam ediyoruz. Araç kiralama avantajlarına ek olarak sunduğumuz seyahat sağlık sigortası ve e-sim hizmetiyle yolcularımıza daha güvenli ve kolay bir seyahat deneyimi sunuyoruz. Marmara Bölgesi’ndeki yaklaşık 40 yıllık denizcilik deneyimimizi Ege Adaları’na taşırken, yolcularımıza yalnızca ulaşım değil, uçtan uca bir seyahat deneyimi sunma vizyonumuzu güçlendiriyoruz.

OPERASYONDA 3. YIL

Üçüncü yılına giren Ege Adaları operasyonlarımızda yeni hatlarla büyümemizi sürdürürken, 350 bin yolcu hedefimiz doğrultusunda hizmet kapsamımızı genişletiyoruz. Yeni iş birliklerimizle yolcularımıza sunduğumuz hizmetleri bir üst seviyeye taşıdık. Tamamlıyo Sigorta Sağlayıcı platform ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği sayesinde seyahat sağlık sigortası hizmetleri hem Marmara Bölgesi hatları hem de Ege Adaları seferleri için web sitemiz üzerinden erişilebilir hale geldi. Yolcu ihtiyaçlarına göre ek hizmetlerimize her gün yenisini ekliyoruz. Ege Adaları seferleri ile yurt dışı seyahatini tercih eden yolcularımızın kesintisiz bir deneyim elde etmeleri için Pocket eSIM ile iş birliği yaptık. Artık Samos, Pamos, Midilli, Sakız, Rodos, Leros adalarına İDO ile seyahat edenler biletlerine ek olarak e-sim, sağlık ve seyahat güvencesi için sigorta hizmetlerini kolayca satın alabilecek.

“TÜM HİZMETLER EKOSİSTEMDE”

Deniz ulaşımındaki köklü deneyimimizi Ege Adaları’na taşırken yalnızca bir ulaşım hizmeti sunmayı değil yolcularımızın tüm seyahat deneyimini iyileştirmeyi hedefliyoruz. WindyCar iş birliğimiz kapsamında yolcularımıza yurt içi ve yurt dışında avantajlı araç kiralama hizmetleri sunarken, Pocket eSIM iş birliğimiz sayesinde yurt dışı seyahatlerinde kesintisiz mobil internet erişimini kolaylaştırıyoruz.

DAHA GÜVENLİ PLANLAMA

Tamamlıyo Sigorta Sağlayıcı ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği sayesinde seyahat sağlık sigortasını hizmetlerimize ekleyerek yolcularımıza daha güvenli bir planlama imkânı sunuyoruz. Seyahatin farklı aşamalarında ihtiyaç duyulan hizmetleri tek bir ekosistem altında bir araya getirerek müşteri deneyimini zenginleştiriyoruz. Önümüzdeki dönemde yeni hatlar ve yenilikçi hizmetlerle büyümemizi sürdürmeye devam edeceğiz.

 

EVREN GÜZEL I TEMSA CEO’SU

“SEKTÖRÜN DÖNÜŞÜMÜNE ODAKLANIYORUZ”

“Busworld Türkiye’yi, sektörümüzün geleceğini şekillendiren önemli platformlardan biri olarak görüyoruz. Bu yıl fuarda mühendislik kapasitemizi, teknolojik yetkinliğimizi ve sürdürülebilirlik vizyonumuzu da paylaştık.”

TEMSA olarak Busworld Türkiye’de geleceğin ulaşım trendleri ve ilham veren tasarımlarımızla yer aldık. Tam elektrikli ve sıfır emisyonlu Avenue Neo 9e, midibüs segmentinin simgesi Prestij ve uzun yol taşımacılığının güçlü temsilcisi Maraton’u “Her Rotada İlham Veren Tasarım” mottosu altında ziyaretçilerimizle buluşturduk.

ÖNEMLİ PLATFORM

Busworld Türkiye’yi sektörümüzün geleceğini şekillendiren önemli platformlardan biri olarak görüyoruz. Bu yıl fuarda farklı müşteri ihtiyaçlarına cevap veren araçlarımızla yer alırken aynı zamanda mühendislik kapasitemizi, teknolojik yetkinliğimizi ve sürdürülebilirlik vizyonumuzu da paylaştık. Bugün şehir içi ulaşımdan turizme kadar her rotada farklı müşteri beklentileri bulunuyor. Mobilite ekosistemi de bu doğrultuda önemli bir dönüşümden geçiyor. Her ürünümüzde farklı segmentlerin gereksinimlerini dikkate alarak mühendislik kabiliyetlerimizi sahaya yansıtmaya devam ediyoruz. Araçlarımızı geliştirirken yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil sektörün dönüşümüne de odaklanıyoruz. Fuarda sergilediğimiz Avenue Neo 9e sıfır emisyonlu yapısıyla geleceğin ulaşım ihtiyaçlarına tam anlamıyla yanıt veriyor. Prestij, yıllardır midibüs segmentinde edindiği güçlü konumunu yeni nesil özelliklerle ileri taşırken Maraton uzun yolculuklarda sunduğu konfor ve üst düzey performansı bir arada sağlıyor.

“SEKTÖRE YÖN VEREN ÇÖZÜMLER ÜRETİYORUZ”

Avenue Neo 9e, 75 yolcu kapasitesi ve 600 kilometreye varan menziliyle şehir içi ulaşımın yanı sıra büyükşehir kapsamındaki uzak ilçelere kadar çözüm sunuyor. Araç, 300 kW DC bağlantıyla yüzde 100 şarja 75 dakikada ulaşabiliyor. Prestij yenilenen dijital sürücü bilgilendirme ekranı ve modern kokpit tasarımıyla teknolojik deneyimi güçlendiriyor. Maraton ise uzun yol operasyonlarında verimlilik ve güveni bir arada sağlıyor.

MOBİLİTE GÜCÜ

“Tercih Edilen Mobilite Markası” olma vizyonumuz doğrultusunda sektöre yön veren çözümler üretmeye ve Türkiye’de geliştirdiğimiz araçlarımızı dünyanın farklı coğrafyalarına ihraç etmeye devam edeceğiz.

 

CAN YÜCEL I ŞİŞECAM GENEL MÜDÜRÜ

“KÜRESEL REKABET GÜCÜMÜZÜ PEKİŞTİRİYORUZ”

“Kaplamalı cam alanındaki yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Bulgaristan ve İtalya’daki yatırımlarımızın ardından Tarsus hattımızı da devreye almaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Kaplamalı cam yatırımlarımız; Türkiye’deki lider konumumuzu güçlendirirken küresel rekabet gücümüzü de pekiştiriyor.”

Şişecam olarak kaplamalı camlarda artan talebi karşılamaya yönelik yeni hattımızı Tarsus’ta devreye aldık. Yıllık 7 milyon metrekare üretim kapasitesine sahip kaplamalı cam hattı yatırımımızla katma değerli ürün payımızı artırmayı ve rekabet gücümüzü desteklemeyi hedefliyoruz.

YENİ HATLAR DEVREDE

Son 6 ay içinde Tarsus’ta yıllık brüt 432 bin ton kapasiteli düz cam ve yıllık 47 milyon metrekare kapasiteli enerji camı hatlarımızı devreye aldık. Aynı tesiste yıllık 7 milyon metrekare üretim kapasitesine sahip yeni kaplamalı cam hattı yatırımımızı da tamamladık. Toplam 25 milyon Euro yatırım ile kurulan yeni hat, katma değerli ürün portföyümüzü genişletirken global pazarlardaki rekabet gücümüzü de ileriye taşıyacak önemli bir adım oldu. Yeni hat ile üreteceğimiz ürünleri yalnızca iç pazara değil Ortadoğu-Kuzey Afrika, Doğu Avrupa ve Güney Asya başta olmak üzere geniş bir coğrafyaya ihraç edeceğiz. Stratejik bir konumda yer alan bu üretim kompleksimizle düz cam üretiminde katma değerli ürünlerin payını artırmayı, tedarik zinciri esnekliğimizi güçlendirmeyi ve operasyonel verimliliğimizi daha da ileri taşımayı hedefliyoruz.

“LİDERLİĞE DEVAM”

Kaplamalı cam alanındaki yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Bulgaristan ve İtalya’daki yatırımlarımızın ardından Tarsus hattımızı da devreye almaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Kaplamalı cam yatırımlarımız Türkiye’deki lider konumumuzu güçlendirirken, küresel rekabet gücümüzü de pekiştiriyor. Katma değerli ürünlerin üretimimiz içindeki payını artırmaya yönelik bu adımlar, sürdürülebilir kârlılık ve operasyonel verimlilik hedeflerimize doğrudan katkı sağlıyor.

KAPASİTE ARTTI

2026 yılı başından bu yana kaplamalı cam yatırımlarımızı küresel ölçekte hızlandırdık. 30 Ocak 2026’da Bulgaristan’daki düz cam tesisimizde yıllık 6 milyon metrekare kapasiteli yeni hattımızı tamamladık, şubat ayında ise İtalya’nın San Giorgio di Nogaro tesisinde yeni hattımızı devreye aldık. Tarsus yatırımımızın da faaliyete geçmesiyle dünya genelindeki kaplamalı cam hattı sayımız yediye, toplam kaplamalı cam üretim kapasitemiz ise 48,1 milyon metrekareye ulaştı.

 

NURİ ÖZTAŞKIN I YATAŞ GRUP CEO’SU

“YATIRIM HER ZAMAN ÖNCELİKLİ”

“İSO 500 listesinde bir yılda 24 basamak yükselerek 200’üncü sıraya ulaşmamız, sürdürülebilir büyüme stratejimizin ve üretim odaklı yaklaşımımızın somut bir sonucudur. Fabrikalarımıza, ileri teknolojiye ve Ar-Ge odaklı katma değerli üretime yatırım yapmak, bizim için her zaman öncelikli bir konu olmuştur.”

Yataş Grup olarak İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” 2025 listesinde 24 basamak birden yükselerek 200’üncü sıraya yerleştik. Üretim üssümüz Kayseri’nin en büyük sanayi devleri arasında 6. sıradaki yerimizi koruduk. Yataş Bedding, Enza Home, Divanev ve Puffy markalarımızla Türkiye’nin küresel ölçekteki güçlü temsilcileri arasında yer alıyoruz.

“24 BASAMAK YÜKSELDİK”

Bugün Enza Home, Yataş Bedding, Divanev, Puffy, Yataş Foam ve Yataş Project markalarımızla tüketicilerimize mobilyadan ev tekstiline, halıdan aydınlatmaya uzanan çok geniş bir ürün yelpazesi sunuyoruz. İSO 500 listesinde bir yılda 24 basamak yükselerek 200’üncü sıraya ulaşmamız, sürdürülebilir büyüme stratejimizin ve üretim odaklı yaklaşımımızın somut bir sonucu. Fabrikalarımıza, ileri teknolojiye ve Ar-Ge odaklı katma değerli üretime yatırım yapmak bizim için her zaman öncelikli bir konu oldu. Kayseri’de devreye aldığımız, ölçek olarak dünyanın üçüncü, Avrupa’nın ise en büyük sünger üretim tesislerinden biri olan yeni üretim tesisiyle üretim kapasitemizi ve operasyonel verimliliğimizi daha da artırırken Türkiye ekonomisine ve istihdamına katkı sunmayı sürdürüyoruz. Sektörümüzde bizi farklılaştıran en önemli unsur, uzun vadeli yatırımlarla geleceği bugünden inşa eden bu vizyonumuz.”

“TÜRK ÜRETİMİNİN GÜCÜNÜ DÜNYAYA TAŞIYORUZ”

Bir dünya markası olma yolunda hızla ilerliyoruz. Türkiye genelinde 1.461 satış noktası ile hizmet verirken Orta Avrupa, Türk Cumhuriyetleri, Rusya ve Orta Doğu başta olmak üzere 53 ülkede toplam 1.697 küresel satış noktasıyla Türk üretiminin gücünü dünyaya taşıyoruz.

EKONOMİYE CAN SUYU

Sadece Yataş Bedding ile yurt içinde 354, Enza Home ile 241, Divanev ile 106 ve hızla büyüyen Puffy markamızla 43 ilde 85 münhasır mağazaya ulaştık. Puffy markamızla ayrıca 71 ilde 675 corner mağazamız bulunuyor. Türkiye genelinde yaklaşık 3.200 kişiye istihdam sağlayarak ekonomimize can suyu olmaya devam ediyoruz. Dönemsel koşullardan bağımsız olarak Ar-Ge’ye, teknolojiye ve katma değerli üretime yatırım yapma vizyonumuzla sektörümüzde fark yaratmayı sürdüreceğiz.

 

CÜNEYT YAVUZ I MAVİ CEO’SU

“HER BİR NOKTAYI BÜYÜK BİR DİSİPLİNLE YÖNETTİK”

“35’inci yılımızı kutladığımız 2026 yılına büyük bir motivasyonla başladık. Tüketici talebinin zayıf seyrettiği, enflasyonla mücadele adımları ve makroekonomik belirsizliklerin sürdüğü ilk çeyrekte, kendi kontrolümüzde olan her bir noktayı, büyük bir disiplinle yönettik.”

Mavi olarak 1 Şubat-30 Nisan 2026 tarihlerini kapsayan ilk çeyrek finansal sonuçlarımızı açıkladık. Jeopolitik ve makroekonomik belirsizliklerin etkisinde geçen raporlama döneminde konsolide gelirlerimiz 12 milyar 701 milyon TL, net kârımız ise 543 milyon TL oldu. Başarılı marka yönetimi, müşteri odaklı iletişim, dinamik ürün planlama ve fiyatlama stratejisi ve disiplinli faaliyet giderleri yönetimi sayesinde ilk çeyreği 2 milyar 500 milyon TL FAVÖK ve yüzde 19,7 FAVÖK marjı ile tamamladık.

“BİLANÇO YAPIMIZI KORUDUK”

35’inci yılımız olan 2026’ya büyük bir motivasyonla başladık. Tüketici talebinin zayıf seyrettiği, enflasyonla mücadele adımları ve makroekonomik belirsizliklerin sürdüğü ilk çeyrekte, kendi kontrolümüzde olan her bir noktayı derin sektörel birikimimizden güç alarak büyük bir disiplinle en verimli şekilde yönettik. Bu sayede sağlam bilanço yapımızı korumayı, operasyonel kârlılığımızı güçlü ve istikrarlı seviyelerde tutmayı başardık. Yeni yıla Türkiye’de hiç borcumuz olmadan, güvenle başlamıştık. İlk çeyrekte de faaliyetlerimizden yüksek nakit ve kâr yaratmaya devam ederek 7 milyar 37 milyon TL net nakit pozisyonuna ulaştık. Uzun vadeli sürdürülebilir büyüme hedeflerimize odaklanarak perakende yatırımlarımıza devam ediyoruz. 2026 yılını Türkiye’de 15 net yeni mağaza açılışı, 15 mağazada metrekare genişlemesi, 30 mağazada yenileme ve ABD’de 6 yeni mağaza açılışı ile tamamlamayı planlıyoruz.

“PAZARLAMAYA VE KESİNTİSİZ İLETİŞİME DEVAM”

Etkili, verimli ve dinamik stok yönetimimizi, kontrollü işletme giderleri ve titiz gider yönetimimizi “doğru ürün, doğru fiyat, premium kalite” stratejimizle destekledik. Müşterilerimizde güven oluşturmayı ve gardıroplarındaki yerimizi güçlendirmeyi sürdürdük. Türkiye jean pazarındaki uzun soluklu liderliğimizin yanı sıra toplam hazır giyimde ilk 3’teki yerimizi koruyarak casual giyimin ilk adresi olmaya devam ettik.

“HEPİMİZİN MAVİ’Sİ”

“Hepimizin Mavi’si” yaklaşımımızla her yaşa, her bedene, her yaşam ve giyim tarzına hitap eden çeşitli ve çok boyutlu ürün portföyümüz ve omnichannel satış stratejimizle hem yeni müşteri kitlelerine ulaşmayı hem mevcut müşterilerimizle daha yakın bir ilişki kurmayı sürdürdük. Nisan 2025’te hayata geçirdiğimiz Kartuş Genç programımızın üye sayısını yarım milyona yaklaşan bir seviyeye taşıdık. Alanının en iyisi CRM programımız sayesinde veriye dayalı yöntemlerle kişiye özel aksiyonlar alarak fark yarattık.

 

CEM KÜÇÜKCAN I DANONE TÜRKİYE, ORTA ASYA, KAFKASYA, ORTA DOĞU VE AFRİKA GENEL MÜDÜRÜ

“TOPLUMSAL FAYDA ORTAK SORUMLULUĞUMUZ”

“Dayanışmanın en güçlü hali, yalnızca iyileşmeye eşlik etmek değil geleceği birlikte inşa edebilmektir. Toplumsal fayda yaratmayı bugünden yarına uzanan ortak bir sorumluluk olarak görüyoruz.”

Danone Türkiye olarak Kahramanmaraş depremlerinin ardından Hatay’da hayata geçirdiğimiz “Yarına Bir’İz” kurumsal sosyal sorumluluk programı çatısı altındaki projelerle, dayanışmayı kalıcı iyileşmeye dönüştürmeyi hedefliyoruz. Barınmadan sağlığa, gençlerin gelişiminden toplumsal dayanışmaya uzanan bu uzun soluklu çalışmalarla, farklı alanlarda somut katkılar sunuyoruz.

YENİ KSS PROJESİ

Dünyada 100 yılı, Türkiye’de ise 40 yılı aşkın süredir “mümkün olan en fazla sayıda insana gıda yoluyla sağlık ulaştırma” misyonuyla faaliyetlerini yürüten Danone Türkiye, faydaya dönüşen sorumluluk anlayışıyla şekillendirdiği kurumsal sosyal sorumluluk projelerine bir yenisini ekliyor. 6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri’nden derinden etkilenen Hatay’daki iyileşmeye katkı sağlamak üzere “Yarına Bir’iz” çatısı altında hayata geçirilen projeler uzun soluklu bir sosyal fayda hareketi olarak öne çıkıyor. Danone Türkiye olarak proje paydaşı Gülmek İyileştirir Derneği ile yürüttüğümüz çalışmalar kapsamında; çevresel sürdürülebilirlikten sağlık hizmetlerine, gençlerin geleceğe hazırlanmasından toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesine kadar geniş bir alanı kapsayan, çok boyutlu bir fayda yaratmayı hedefliyoruz.

YENİDEN UMUT

Hatay’da yeniden kurulan yaşamı desteklemek amacıyla hayata geçirilen 100. Yıl Köyü kapsamında projenin sürdürülebilirlik sponsoru olarak köyün ilk iki fazının inşasında kullanılan kerpiç tuğlaların üretimini üstlendik. Hatay’ın kendi toprağından üretilen, yeniden kullanılabilir, geri dönüştürülebilir ve çevre dostu özellikleriyle öne çıkan bu tuğlalar, çevresel ayak izini en aza indirirken bölgenin doğal kaynaklarının sürdürülebilir kullanımına katkı sağladı. Projelerin bir diğer boyutunda ise özellikle afet gibi olağanüstü durumlarda sağlığa erişimin ve sağlık hizmetlerinde sürekliliğin öneminden hareketle ihtiyaca yönelik adımlar atıldı. Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Hastanesi çocuk ve yenidoğan bölümüne sağlanan yaklaşık 100 tıbbi cihaz desteğiyle sağlık hizmetlerinin güçlenmesine katkı sunulurken; çocuk polikliniğinde kurulan iki adet oyun odasıyla da çocukların psikososyal iyileşme süreci destekleniyor.

BUSINESS LIFE