ÇABASIZ YAŞAM: AKINTIYA KARŞI DEĞİL, AKIŞLA BİRLİKTE BAŞARMAK

PROF. DR. SİNAN CANAN I AÇIKBEYİN KURUCU BAŞKANI / YAZAR

Modern dünya bizi devasa bir yalanla büyüttü: “Ne kadar çok çabalarsan, o kadar başarılı olursun.” Bu anlayış, bizi durmaksızın debelenen, ter döken ve günün sonunda yorgunluktan tükenen “çaba bağımlıları” haline getirdi. Oysa hayatın provası yok ve biz, bataklığa düşmüş bir insanın kurtulmaya çalıştıkça daha derine batması gibi yanlış yöne sarf edilen her çabayla biraz daha “yaşamdan” uzaklaşıyoruz. Günümüzün bu karmaşasında, yeni dünyanın en zarif becerisi ne gariptir ki “daha çok çabalamak” yerine “çabasız yaşamayı” öğrenebilmektir.

ÇABASIZLIK TEMBELLİK DEĞİLDİR

Öncelikle şu kavramsal kirliliği temizleyelim: Çabasız yaşam, asla tembellik değildir. Aksine, tembellik en büyük çaba tuzağıdır. Çünkü bugün yapmanız gerekeni yapmayıp tembellik ettiğinizde, gelecekte ortaya çıkacak negatif sonuçları temizlemek için çok daha fazla ve sancılı bir çaba sarf etmek zorunda kalırsınız. Tembellik, çabadan kaçarken daha büyük bir çaba batağına düşmektir. Çabasız yaşam ise insanın kendi meşrebini, yetkinliklerini ve sınırlarını çok iyi bilerek, enerjisini “akıntıya karşı” değil “doğru rüzgarı yakalamak” için kullanmasıdır. Uzak Doğu bilgeliğinde buna “Wu-Wei” denir. Yani, doğanın akışına müdahale etmeden, onunla uyum içinde hareket etme sanatı. Bu, bir sörfçünün devasa dalgayı itmeye çalışması değil onun enerjisini kullanarak üzerinde süzülmesi gibidir.

GAYRET VE ÇABA ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ

Peki, iş dünyasının o sert rekabeti içinde çabasız kalmak nasıl mümkün olur? Burada “çaba” ile “gayret” arasındaki farkı anlamak zorundayız. Çaba, genellikle hırsla, başkası olma arzusuyla ve “olması gerekene” zorla ulaşma isteğiyle doludur. Gayret ise samimidir; kişinin kendi potansiyelini en iyi şekilde kullanma çabasıdır. Kendi işletim sistemini (İFA) tanıyan insan, hangi işlerin kendisinde “akış” yarattığını keşfeder. Eğer bir işi yaparken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsanız, yorulmak yerine besleniyorsanız, orada çabasız yaşamın kapıları aralanmış demektir. Bu noktaya ulaşmak kolay mı? Elbette hayır. Kültürel olarak bize yüklenen “acı çekmeden başarı olmaz” programlarıyla mücadele etmek, yani o doğal çabasız olma haline dönebilmek için başlangıçta çok büyük bir farkındalık ve gayret gerekiyor.

AKIŞKAN PERFORMANS: USTA VE ÇIRAK FARKI

Herhangi bir işte “usta” olanlara bakın. Bir cerrahın neşter tutuşu, bir marangozun rendeyi sürüşü veya usta bir yöneticinin krizi çözüşü. Dışarıdan bakıldığında her şey ne kadar kolay ne kadar “çabasız” görünür, değil mi? İşte ustalık, binlerce saatlik gayretin sonucunda ulaşılan o en yüksek “çabasızlık” mertebesidir. Yeni dünyada bizden beklenen de budur. Kendi yeteneklerimizi keşfettiğimizde, yaptığımız işe kendimizden bir şeyler kattığımızda, iş artık bir yük olmaktan çıkar. Kendine uygun hareket tarzını bulan insan, ne iş yapıyor olursa olsun aslında “çalışmıyordur” sadece varoluşunu gerçekleştiriyordur. Bu durumdaki bir profesyonel, rakiplerinden daha az yorulurken çok daha isabetli sonuçlar alır. Çünkü o, enerjisini sürtünmeye (dirençlere) değil ilerlemeye harcar.

ÇABASIZ YAŞAMIN NÖROBİYOLOJİSİ

Beynimiz, enerjiyi en tasarruflu kullanan sistem. Kendimizi zorladığımızda, meşrebimize aykırı rollerde performans sergilemeye çalıştığımızda ana kontrol merkezimiz olan ön beynimiz aşırı yüklenir ve zihinsel ve duygusal anlamda hızla yoruluruz. Ancak akış halindeyken beyin, stres hormonlarını azaltır ve yerine dopamin, anandamid ve endorfin gibi performansı artıran ama yorgunluğu azaltan kimyasallar salgılar. Ayrıca ön beynin çalışma düzeyi de bu süreçte dikkat çekici biçimde azalır (hipofrontalite). Bu sayede tereddütsüz ve pürüzsüz bir performansın da önü açılmış olur. Çabasız yaşam aslında biyolojik olarak bu “akış kimyasallarını” her gün deneyimleyebilme becerisine kalıcı olarak sahip olma çalışmasının uzun vadeli bir sonucudur. Öte yandan bize hayatımız boyunca verilen öğretilere ve yüklenen kodlara bakınca, çabasız yaşama ulaşabilmek için çok çalışmamız gerektiğini de rahatlıkla fark edebiliriz. Ezcümle hayatın içinde bir bataklıkta debelenmek yerine, kendi yüzme stilimizi keşfetmek zorundayız. Çabasız yaşayabilmek için önce kim olduğumuzu bileceğiz, sonra bizi neyin aşağı çektiğini göreceğiz ve en nihayetinde kaosun içinde güçlenmeyi öğreneceğiz. Tüm bunlar birleştiğinde, çaba yerini zarif bir gayrete bırakır. Unutmayınız; su, akmak için çabalamaz; sadece engellerin etrafından dolanır ve sonunda mutlaka hedefine ulaşır.

AYIN PRATİĞİ

Hafta boyunca yaptığınız işleri listeleyin. Hangi işleri yaparken debeleniyormuş gibi hissediyorsunuz, hangilerinde zamanın nasıl geçtiğini unutuyorsunuz? Debelenme hissi yaratan işlerde ya yönteminiz yanlıştır ya da o iş sizin meşrebinize uygun değildir. O anlarda çabalamayı durdurup şu soruyu sorun: “Burada akışa geçişimize karşı direncin nedeni ne olabilir?” Ve ardından “burada bir akış yaratmak için bu sürece nasıl farklı bakabilirim? sorusu, sorulmaya değer bir sorudur. Bu akış halini nasıl sürekli hale getirebileceğinizi ve kendi potansiyelinizi nasıl çabasızca performansa dönüştürebileceğinizi acikbeyin.com’daki eğitim modüllerimizde ve Youtube içeriklerimizde sıklıkla işliyor ve detaylandırmaya çalışıyoruz. Gelecek bölümümüzde, bu akışı korumak için en çok ihtiyacımız olan şeye; “yavaşlamak ve durmak” eylemine yakından bakacağız.

BUSINESS LIFE