CMO’nun Değer Sınavı

2025’te tüketici beklentisi bambaşka bir seviyeye çıktı. Uygun fiyat, iyi hissettiren deneyim ve güvenilir duruşu aynı anda isteyen bir kitle var. 2026’da ise algoritmalar oyunu yeniden yazıyor. CMO’lar artık yalnızca kampanya değil markanın tüm kaderini yöneten stratejik liderler. Tavuk Dünyası CMO’su Ceylan Özmen, “değer yaratan marka olmaya yatırım yaptık” diyor. A101 CMO’su Volkan Yıldız, tüketicinin artık daha rasyonel olduğunu belirtiyor. Besler CMO’su Gülizar Öcal Doğan, “algoritma çağı başlıyor” diyor. TAB Gıda CMO’su Caner Alpaslan, dijitalin kritik rolüne dikkat çekiyor. Migros One Pazarlama Başkanı Süreyya Bayraktaroğlu, “algısal değerimiz güçlendi” diyor. Ipekyol Group CMO’su Zeynep Yenigün Turay, yarattıkları ekosisteme dikkat çekiyor. Amazon Türkiye Pazarlama Direktörü Ece Uslu, en zor kategoride nasıl sevilen marka olduklarını anlatıyor. Beymen Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Elif Göktaş, daha bütünsel pazarlama yaklaşımı gerektiğini söylüyor. BSH Türkiye Marka Pazarlama Direktörü Burak Destici, “sadakat azaldı” diyor. Gürmen Grup CMO’su Murat Gün, 2026’da amaca odaklanacaklarını söylüyor. Arçelik Pazarlama ve Stratejiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ragıp Balcıoğlu, anlam ve değer arayışını anlatıyor. Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Ceren Acer Kezik ise insan hikayeleriyle bağ kuran iletişime dikkat çekiyor.

GÜVEN BORÇA I g.borca@businesslife.com.tr

2025, pazarlamanın vitrin düzeltmekten çıkıp markanın tüm kaderini belirlediği yıl oldu. Tüketici iyice akıllandı ve artık sadece “Ucuz mu, pahalı mı?” diye bakmıyor. “Bu marka neye inanıyor, değerinin arkasında duruyor mu, bana gerçekten iyi geliyor mu?” diye soruyor. Enflasyon bütçeleri daralttı ama beklentileri hiç küçültmedi. İnsanlar aynı anda hem uygun fiyat hem iyi hissettiren deneyim hem de güvenilir bir duruş istiyor. CMO’lar ise tam bu üçgenin ortasında kaldı: Bir yanda CFO’nun baskısı diğer yanda tüketicinin duygusu arada ise sürekli değişen dijital dünya. Şimdi önümüzde 2026 var ve oyun daha da zorlaşıyor. Algoritmalar artık doğrudan karar veriyor. SEO yerini yavaş yavaş “yapay zeka tarafından önerilen markalara” bırakıyor. Markalar için asıl mesele, sadece kampanya yapıp sesini duyurmak değil bu yeni düzende görünür ve tercih edilir kalmak. CMO’ların rolü gittikçe zorlaşıyor. 2025’te markayı büyüten gerçek hamle neydi, tüketicinin değişen “değer” tanımına nasıl yanıt verdiler, 2026’da algoritmalarla, rasyonel tüketiciyle ve yükselen güven beklentisiyle nasıl başa çıkacaklar?

 

GÜLİZAR ÖCAL DOĞAN I BESLER CMO’SU

“MUTFAKTA GÜVENİN, SOFRADA KEYFİN, TOPLUMDA SORUMLULUĞUN ADI OLMAYI HEDEFLİYORUZ”

“Kalplerinde bize yer veren tüketicilerimizin taleplerinin 2026’da özellikle şu alanlarda yoğunlaşacağını öngörüyoruz: Deneyim ekonomisi, uygun fiyatlı premium kalite beklentisi, yapay zekanın günlük hayat akışına dahil olması, güven temelli büyüme. Biz de bu doğrultuda dönüşmeye devam ediyoruz.”

2025 yılında “Erişilebilir, kaliteli ve güvenilir gıdanın herkesin hakkı” olduğu inancıyla iletişim ve inovasyon odağında önemli ilklere imza attık. Pazarlama stratejimizi “iletişim, inovasyon ve ulaşılabilirlik” temeliyle sürdürülebilirlik ve toplumsal katkı perspektifinde şekillendirmeye devam ettik. Dondurulmuş ve konserve gıda kategorilerinde SuperFresh, donuk fırıncılıkta DFU, yağ kategorisinde Bizim Yağ, Terem, Luna, Yayla, Sabah ve Halk markalarımızla yıl boyunca kategorilerimizin büyümesine öncülük ettik ve lider markalarımızın sürdürülebilir başarısını devam ettirdik.

“TRENDLERİ İŞİMİZE ENTEGRE ETTİK”

2025’te tüketici içgörülerini ve yükselen trendleri işimize hızla entegre etmek, bizim için değişmez bir öncelik oldu. Bu yaklaşımı daha da ileriye taşıyarak “inovasyonda limitleri zorlamayı” odağımıza aldık. İnovasyonu yalnızca ürünlerimizde değil iletişim yaklaşımımızda da merkeze alarak “ilklerin markası” olarak sektöre ilham veren projelere imza attık. Türkiye’yi dondurulmuş gıdayla tanıştıran lider markamız SuperFresh ile 20’den fazla yeni ürünü tüketiciyle buluşturduk. SuperFresh’i her öğünde lezzet, pratiklik ve tazeliğin adresi olarak konumlandırdığımız ilk “shopper” odaklı kampanyamız Dolapta Ne Var’ı hayata geçirdik. Bu kampanya, 2025’te kategori bariyerlerini aşarak tüketici algısını dönüştürdüğümüz bir iletişim platformuna dönüştü, tüm zamanların satış rekoruna imza attık.

“DAHA ANLAMLI BAĞLAR KURUYORUZ”

Sürdürülebilirlik ve kapsayıclık yalnızca bir strateji değil işimizin temel değerleri olmaya devam etti. Öncü sosyal sorumluluk projemiz SuperFresh’in “Tarımın Kadın Yıldızları” tarım alanındaki 2,5 milyon kadına fırsat eşitliği sunarken Ege’den Hasat Bezelye ile bu emeği sofralara taşıdık. Böylece ilk kez bir sosyal sorumluluk projesinin somut çıktısı olan dondurulmuş ürünümüz, Michelin tavsiyeli bir restoranın menüsünde yer alarak marka değerimizi daha da yükseltti. Tüketiciyle kurduğumuz güçlü bağ, SuperFresh’in 2024’ün ardından 2025’te de dondurulmuş gıda kategorisinde Türkiye’nin en sevilen markası seçilmesiyle somutlaştı. Hem de en sevilen marka skorumuzu geçen seneye göre +7 puanla yüksek artış gösteren marka olmamız bizi daha da gururlandırdı. Dijitalleşme ve veri odaklı pazarlama stratejileri markalarımızın başarısında belirleyici olmaya devam etti. Tüketicilerle daha kişisel ve anlamlı bağlar kurmak için dijital platformların etkin kullanımını artırdık.

“İLETİŞİMDE YENİ DÖNEM”

2025’te sektördeki 30’uncu yılını kutlayan Bizim Yağ’ın “Hamur Bizim İşimiz” YouTube kanalı 1,5 milyonu aşan abone sayısıyla Türkiye’nin en büyük, dünyanın 2’nci markalı YouTube kanalı oldu. YouTube’de kazanılan bu başarı ürüne dönüştürüldü, “Bizim Yağ Hamur İşi” markamız dijitalden raflara taşındı. Önümüzdeki dönemde de gıda markası olmanın yanında mutfakta güvenin, sofrada keyfin, toplumda sorumluluğun adı olmayı hedefliyoruz.

“ALGORİTMA  ÇAĞI BAŞLIYOR”

Yapay zekayı hem hız hem maliyet anlamında destekleyecek iş süreçlerimize dahil ederken tüketicilerimize katma değer yaratacak adımlarda da bulunacağız. Tüketicilerimizin hayatlarını kolaylaştıracak AI uygulamaları sunacağız. Öte yandan, yapay zekanın tüketici karar yolculuğunu kökten değiştirdiğini görüyoruz. Artık SEO devrinin yerini GEO alıyor. Yani tüketiciler arama verilerinden çok artık algoritmalarda yapay zekanın önerilerine göre alışveriş yapıyor.

GÜVEN AJANDASI

Algoritmik görünürlüğümüzü artıracak optimizasyon çalışmaları da gündemimizdeki konular arasında. Ve son olarak artık bir markanın başarısı yalnızca verimlilik ve satış rakamlarıyla ölçeklenebilir bir formül değil tüketicinin markaya ne kadar güven duyduğuyla da oldukça ilgili. Biz de bu doğrultuda tüketicimizle bağımızı derinleştirecek çalışmaları önceliklendireceğiz.

 

CANER ALPASLAN I TAB GIDA CMO’SU

“DİJİTALİN ROLÜ KRİTİK”

“TAB Gıda olarak dijital deneyim, şeffaflık ve kişiselleştirme odaklı pazarlama modeliyle büyümemizi sürdürüyoruz. Dijital yatırımlarımız hem müşteri deneyimini iyileştirmede hem operasyonel verimliliği artırmada kritik bir rol oynuyor.”

Hızlı servis restoran zinciri sektöründe faaliyet gösteren bir marka olarak 2025 yılı, pazarlamanın artık yalnızca ürün satışından ibaret olmadığını bize bir kez daha gösterdi. Tüketiciler, lezzetli ve kaliteli ürünlerin yanı sıra değerlerine uygun davranan, şeffaf ve sorumlu bir marka deneyimi talep ediyor. Müşteri beklentilerini ve memnuniyetini merkeze alan bir marka olarak biz de stratejimizin temelini üç öncelik üzerine inşa ettik: Dijital dönüşüm, şeffaflık ve kişiselleştirme.

“DİJİTAL RESTORAN OPERATÖRÜYÜZ”

Kendimizi “dijital restoran operatörü” olarak konumlandırıyoruz çünkü teknoloji yalnızca destekleyici bir unsur değil deneyimin ayrılmaz bir parçası. Dijital yatırımlarımız hem müşteri deneyimini iyileştirmede hem operasyonel verimliliği artırmada kritik bir rol oynuyor. Online sipariş altyapılarımız ve mobil uygulamalarımız misafirlerimize daha hızlı, zahmetsiz ve kişiselleştirilmiş bir hizmet sunarken bu kanallardaki gelir artışımız da istikrarlı şekilde devam ediyor. Restoranlarımızın büyük çoğunluğunda kullanılan kiosk sistemlerimizse sipariş süreçlerinde ek bir kolaylık sağlayarak müşteri deneyimini daha da güçlendiriyor. Bu dijital ve operasyonel gelişmeler, marka performansımızı ölçümlerken yalnızca iş sonuçlarına değil yarattığımız bütünsel etkiye de odaklanmamızı gerektiriyor. Bu bağlamda 2025 yılında geleneksel metriklerin ötesine geçen, toplumsal, çevresel ve operasyonel göstergeleri odağına alan bir yaklaşımı benimsedik. Çünkü bizim için marka değeri yarattığımız pozitif etkinin sürdürülebilirliğiyle de tanımlanıyor.

DEĞER ODAKLI YAPI

2025 yılı itibarıyla çok sayıda restoranımızın “Sıfır Atık Belgesi” alması, enerji tüketimimizin önemli bir bölümünün yenilenebilir kaynaklardan karşılanması ve plastik ile kağıt kullanımının kayda değer düzeyde azaltılması bu anlayışın somut çıktıları arasında yer alıyor. Dijital satışların toplam satışlarımız içindeki payının yükselmesi ve akıllı kiosk uygulamalarının yaygınlaşması da dijital dönüşüm alanında elde ettiğimiz gelişimin önemli göstergeleri oldu. Tüm bu kazanımlar doğrultusunda 2026 yılında tüketici eğilimlerini belirleyecek en önemli dönüşümün “bilinçli tüketim” ile “dijital ve fiziksel deneyim entegrasyonu” arasında güçlenen ilişki olacağını öngörüyoruz. Tüketiciler artık yalnızca lezzet ve hız beklentisiyle değil ürünün menşei, sürdürülebilirlik etkisi, şeffaflığı ve kişiselleştirilmiş bir deneyim sunup sunmadığıyla da karar veriyor. Dolayısıyla gıda tercihleri daha değer odaklı bir yapıya doğru evriliyor. Bu doğrultuda, izlenebilir ve şeffaf tedarik zinciri yapımızı daha da güçlendiriyor; ürün bilgilerinin uçtan uca takip edilebildiği bir ekosistem yaratmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

“GELECEĞİN GIDA DENEYİMİNİ ŞEKİLLENDİRİYORUZ”

“Ne Yediğini Bil” platformumuzu yalnızca bir bilgilendirme aracı olarak değil, tüketicilerin ürün içeriklerine, tedarik süreçlerine ve sorumlu üretim anlayışımıza kolayca erişebildiği bütüncül bir şeffaflık kanalı olarak konumlandırıyoruz. Platformu düzenli olarak güncelliyor, içerik kapsamını genişletiyor ve kullanıcı deneyimini iyileştiriyoruz. Böylece misafirlerimizin her bir ürünümüzle ilgili bilgiye hızlı, doğru ve güvenilir bir şekilde ulaşmasını sağlayarak sektörümüzdeki şeffaflık standartlarını ileri taşıyoruz.

YENİ STANDART

Bu yaklaşımımızla yalnızca sektörün mevcut beklentilerine yanıt vermiyoruz aynı zamanda geleceğin gıda deneyimini şekillendiren, şeffaflık ve teknoloji odaklı yeni bir standart tanımlıyoruz. Tüketicilerimizin doğru bilgiye eriştiği ve sürdürülebilir bir değer zinciriyle desteklenen bir marka deneyimi sunmayı öncelikli hedef olarak benimsiyoruz.

 

CEREN ACER KEZİK I GARANTİ BBVA GENEL MÜDÜR YARDIMCISI

“ÇOK BOYUTLU TOPLUMSAL ETKİ HEDEFLİYORUZ”

Finans ve teknoloji dünyasının en prestijli organizasyonlarından biri olan Sardis Ödülleri’nde bu yıl da önemli bir başarıya imza attık. Yaratıcılık, inovasyon, girişimcilik, teknoloji ve sosyal etki alanlarında toplam 7 ödül kazanarak müşteri odaklı yaklaşımı, yenilikçi ürünleri ve topluma değer katan projelerimizle dikkat çektik. Yaratıcılıktan inovasyona, sosyal sorumluluktan dijital dönüşüme kadar farklı kategorilerde 4 altın ve 3 gümüş ödülün kazananı olduk. Sardis Ödülleri’nde elde ettiğimiz bu başarı, Garanti BBVA’nın hem yenilikçi gücünün hem müşteriye ve topluma değer katma kararlılığının güçlü bir yansıması. Garanti BBVA’da müşteri deneyimi, bankacılığın kalbinde yer alan bir değer. Bizim için bu sadece bir iş alanı değil tüm stratejimizin, inovasyon kültürümüzün ve teknoloji yatırımlarımızın çıkış noktası.

RADİKAL MÜŞTERİ PERSPEKTİFİ

‘Radikal Müşteri Perspektifi’ yaklaşımımızla tüm süreçlerimizi müşterinin gözünden yeniden tasarlıyor her temas noktasında empati, güven ve kolaylık yaratmaya odaklanıyoruz. Bu anlayışın en güçlü yansımalarından biri dijital dönüşüm alanındaki kararlılığımız ve insan odaklı teknoloji vizyonumuz. Sardis Ödülleri’nde kazandığımız başarılar, yalnızca geçmişteki projelerimizin değil geleceğe dönük vizyonumuzun da bir göstergesi. Özellikle iştiraklerimiz Garanti BBVA Kripto ve Garanti BBVA Ödeme Sistemleri A.Ş.’nin ödüllerle taçlandırılması, fintek alanındaki öncü rolümüzü bir kez daha ortaya koydu. Bu projeler, teknolojiyi insana dokunan bir değer haline getirme kararlılığımızın somut örnekleri.

İNSAN HİKAYELERİ

Pazarlama alanında ise uzun süredir insan hikayeleriyle duygusal bağ kuran bir marka dili benimsiyoruz. “Şarkılarda Sen” ve “Garanti BBVA’lıyız, Birlikte Yaparız!” kampanyaları, bu anlayışın en güzel yansımaları. Her iki proje de markamızın yaratıcılığını, duygusal zekasını ve birlikte başarma kültürünü güçlü bir biçimde ifade ediyor. Diğer yandan kurucusu ve daimi destekçisi olduğumuz Öğretmen Akademisi Vakfı (ÖRAV) ile kazandığımız ödül, toplumsal etkiyi sürdürülebilir kılma vizyonumuzun altını çiziyor.

 

BURAK DESTİCİ I BSH TÜRKİYE MARKA PAZARLAMA DİREKTÖRÜ

“GERÇEK ETKİYİ ÖNEMLİ ÖLÇÜDE YAKALADIK”

“Gerçek etkiyi önemli ölçüde yakaladığımızı düşünüyorum. Çünkü ölçüm sistemimiz artık sadece iletişim performansını değil, ürün deneyiminin marka değerine doğrudan katkısını da görünür kılıyor.”

2025’te Bosch, Siemens ve Profilo markalarımızı güçlendiren en etkili hamle tüketici içgörülerine dayalı, üç markamızın da konumlandırmasına uygun biçimde tasarladığımız bütünsel iletişim yaklaşımı oldu. Bu dönemde özellikle enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik odağında geliştirdiğimiz yenilikçi ürünlerin lansmanlarını gerçekleştirdik. Tüketicinin “güven, teknoloji, dayanıklılık ve erişilebilirlik” beklentilerine karşılık veren çok markalı ekosistem iletişimimizi ve müşteri temas noktalarını uçtan uca birleştiren veri odaklı pazarlama modellerimizi güçlü bir stratejik çatı altında topladık. Bu sayede sadece marka görünürlüğümüz değil marka güveni ve tercih edilirlik skorlarımız da anlamlı biçimde güçlendi.

“SADAKAT AZALDI”

Bu yıl tüketicilerle kurduğunuz etkileşimde bizi en çok zorlayan trend, tüketicinin karar alma sürecinin daha hızlı, daha karşılaştırmalı ve daha az sadakat odaklı bir yapıya dönüşmesi oldu. Artık sadece ürün kalitesi yeterli değil kurulumdan uygulama deneyimine, servisten enerji tasarrufuna kadar her adım tüketici için tek ve bütünleşik bir karar kriteri haline geldi. Bu kadar çok parametrenin yönetilmesi, tüm markalar için yeni bir zorluk oluşturdu. Marka değerimizi ölçerken, yalnızca klasik bilinirlik veya imaj metriklerini değil gerçek etkiyi gösteren performans göstergelerini de sisteme dahil ettik. Bu kapsamda tüm markalarımızda NPS, deneyim memnuniyeti ve son kullanıcı bağlılığı verilerini, dijital ve fiziksel temas noktalarından topladığımız davranışsal içgörüleri, marka algısının satış ve tercih üzerindeki nedensel etkilerini ölçen modelleri kullanarak daha gerçekçi bir çerçeve oluşturduk. “Gerçek etkiyi” önemli ölçüde yakaladığımızı düşünüyorum.

 

CEYLAN ÖZMEN I TAVUK DÜNYASI CMO’SU

DEĞER YARATAN MARKA OLMA VİZYONUYLA İLERLİYORUZ

“Tavuk Dünyası olarak 2025’te işimizi büyütmeye yönelik iletişim çalışmalarımızı başarıyla sürdürürken, bizi asıl ayrıştıran ve misafirlerimizle bağımızı güçlendiren hamlemiz 'değer yaratan marka' vizyonuna yaptığımız yatırımlar oldu.”

Bu yıl ilk kez hayata geçirdiğimiz Tabakta Sanat Tasarım Yarışması ile markamızın yenilikçi ve sanata dokunan duruşunu pekiştirdik. Milli Basketbol Takımları ile yol arkadaşlığımızı 3 yıl daha uzatarak markamızı ulusal değerlerle özdeşleştiren stratejik ortaklığımızı derinleştirdik. Askıda Ne Var iş birliğimizle ise gençlere ve topluma dokunan sürdürülebilir bir sosyal fayda modeli oluşturduk. 2025’te bizi büyüten asıl güç, iletişimimizin kalbine bu değerleri yerleştirmek oldu.

“DEĞER ALGISI GENİŞLEDİ”

2025’te bizi en çok düşündüren ve geliştiren konu, tüketicinin 'değer' algısının genişlemesi ve beklentilerin çok katmanlı hale gelmesiydi. Misafirlerimiz bu yıl sadece iyi bir yemek yemeyi değil bunun ötesinde dengeli beslenmeyi, iyi hissettiren bir atmosferi ve markayla bağ kurmayı aynı anda talep etti. Bu durum bizi, restoran deneyimini sadece 'lezzet' ekseninden çıkarıp 'bütünsel bir iyi hissetme' deneyimine dönüştürme noktasındaki hassasiyetimizi daha da güçlendirmeye yöneltti. Ayrıca tüketicilerin damak tadında artan keşif arzusunu ve 'çeşitlilik' beklentisini net bir şekilde gözlemledik. Acıdan tatlıya, yerelden evrensele uzanan geniş menü yapımız tüketicinin bu 'her güne ve her moda uygun lezzet' arayışıyla güçlü bir şekilde örtüştü. Dolayısıyla bu trendi bir zorluktan ziyade, markamızın yenilikçi ve kapsayıcı yönünü ortaya koyan bir fırsata çevirdiğimizi söyleyebilirim.

“BÜYÜME POTANSİYELİMİZİ GÖSTERDİK”

Marka değerini ölçerken 'gerçek etki' tanımımız finansal sonuçların ötesinde, bu sonuçları sürdürülebilir kılan marka algısını kapsıyor. Bu yıl Fortune 500 Türkiye listesine girmemiz, işimizin ticari büyüklüğünü güçlü bir şekilde ortaya koydu ve markamızın büyüme potansiyelini de net bir biçimde gösterdi. Ancak bizim için bu tablonun tamamlayıcısı, iletişim çalışmalarımızla derinleştirdiğimiz tüketici bağıydı. Markamızın hayatın içinde daha görünür olması ve sadece tercih edilen değil sevilen bir markaya dönüşmesi, bu finansal büyümeyi anlamlı kıldı. Dolayısıyla 2025 sonunda Fortune 500 ile kanıtladığımız rasyonel gücümüzü, tüketicinin kalbindeki yerimizle, yani duygusal derinlikle dengeleyerek gerçek etkiyi yansıttığımıza inanıyoruz.

BÜTÜNSEL İYİLİK HALİ

2026’da yeme-içme sektöründe belirleyici unsurun lezzet arayışının ötesinde 'Bütünsel İyilik Hali' olacağını öngörüyoruz. Tüketici artık tabağındaki yemeğin sadece lezzetli olmasını değil o günkü ruh haline, beslenme hedefine ve yaşam temposuna uyum sağlamasını ve kişiselleştirilebilir olmasını bekliyor. Biz de hazırlıklarımızı bu 'kişisel ve dengeli deneyim' üzerine kurguluyoruz. Sadece ürün çeşitliliğini artırmaya değil farklı yaşam tarzlarına hitap eden akıllı menü mimarimizi güçlendirmeye odaklanıyoruz. Böylece 2026’da değişen beklentilere sadece yanıt veren değil sunduğu yenilikçi deneyimle bu beklentilere yön veren bir marka olmayı hedefliyoruz.

 

ELİF GÖKTAŞ I BEYMEN PAZARLAMA GENEL MÜDÜR YARDIMCISI

“DAHA BÜTÜNSEL PAZARLAMA YAKLAŞIMI GEREKİYOR”

“2025’te tüketiciler sadece ürünü değil markanın duruşunu, sunduğu anlamı, sürdürülebilirlik yaklaşımını ve dijital–fiziksel deneyimdeki mükemmelliğini birlikte değerlendiriyor. Bu çok katmanlı beklenti, markaların daha bütünsel bir pazarlama yaklaşımı kurgulamasını gerektiriyor.”

2025’te iki sezon boyunca başarıyla yürüttüğümüz “House of Luxury” kampanyasıyla, Beymen’in giyimden kozmetiğe, ev ve yaşamdan çanta ve ayakkabıya uzanan geniş evrenini bütünsel bir anlatıyla yorumladık. “House of Luxury”, Beymen’in yarım asırlık mirasını çağdaş bir lüks anlayışıyla buluşturan güçlü bir çatı oldu. Her kategori kendi hikayesini yaratırken tüm iletişimi ortak bir estetik ve duygusal çerçevede birleştirdik. Misafirlerimize, yaşamın her alanına dokunan ve küratoryal bir bakış açısıyla tasarlanan bütünsel bir Beymen dünyası sunduk. Özellikle genç kuşakların hızla değişen ilgi alanları, markaların iletişimi daha çevik, çok kanallı ve gerçek zamanlı kurgulamasını gerektiriyor. Beymen olarak müşteriyi merkeze alan yaklaşımımızla, veri analitiği ve yeni nesil pazarlama teknolojileri kullandığımız çevik ve veri odaklı bir pazarlama stratejisi uyguluyoruz. Böylelikle tüm iletişim ve deneyim tasarımımızı bu dinamizm üzerine kurguluyoruz.

LÜKS YAŞAM DENEYİMİ

Beymen olarak lüksü sadece moda ile sınırlamıyor; kültür, sanat ve gastronomiyi kapsayan 360 derece bir yaşam deneyimi olarak kurguluyoruz. Marka değerimizi ölçerken bizim için asıl başarı misafirlerimizle kurduğumuz duygusal bağı ne kadar derinleştirdiğimizle anlam kazanıyor. Bu yaklaşımdan yola çıkarak yarım asrı aşan mirasımızla Türkiye ve dünya modası arasında kurduğumuz köprüyü, 2025’te önemli bir adımla daha da ileriye taşıdık. Haliç kıyısındaki 600 yıllık Osmanlı Tersanesi’nin büyüleyici atmosferinde 12 bin metrekarelik alanı ve 9 farklı galerisiyle konumlanan, lüks moda, yaşam, sanat, kültür ve mimariyi bir araya getiren Türkiye’nin en büyük Beymen’i Beymen Tersane’yi hayata geçirdik.

 

ECE USLU I AMAZON TÜRKİYE PAZARLAMA DİREKTÖRÜ

“EN ZOR KATEGORİDE SEVİLEN MARKA OLDUK”

“Bizim için gerçek etki, Amazon markasına duyulan güven. İnsanlar markalara güvendikçe, markalar da bu güvenin karşılığını verdikçe diğer sonuçların geldiğini biliyoruz ve görüyoruz. Bu güven, bizi Türkiye'nin en zor beğenen, beklentisi en yüksek segmentinde de sevilen bir marka haline getirdi.”

Biliyoruz ki müşterilerimiz artık indirim kampanyalarında her zamankinden çok güvenilirlik istiyor, bizim de odağımızda "gerçek indirim" anlayışı var; müşterilerimize kafaları rahat, güven içinde, tadını çıkarabilecekleri keyifli bir alışveriş deneyimi sunuyoruz. “Balon İndirimlere İnat Amazon'la Kafan Rahat” sloganıyla hayata geçirdiğimiz Gülümseten Kasım kampanyamızda, sevilen oyuncu ve yapımcı Gupse Özay enerjisiyle etkinliği renklendirdik. Misafirlerimizle tavandan düşen balonları patlatarak “gerçek indirimlerin” sunulduğu fırsatları kutladık. Fiyatları önce artırıp sonra azaltmadığımızı, müşterilerimizin Amazon'a güvenebileceklerini ve gönül rahatlığıyla alışveriş yapabileceklerini geniş kitlelere anlattık. Ayrıca, Veri Enstitüsü ile gerçekleştirdiğimiz “Tüketici Gözünden İndirim Dönemleri ve Beklentileri” araştırmasında, müşterilerimiz arasında yüzde 83 ile “indirimlerinde en güvenilir online perakendeci” olarak öne çıkmaktan büyük mutluluk duyduk. Türkiye’deki e-ticaret kullanıcılarının yüzde 86’sı Amazon kampanyalarını “gerçekten değerli” buluyor. Etkinliklerimiz ve araştırmalarımızla desteklediğimiz bu iletişim hamlesi, kurduğumuz güven ilişkisi hem iş sonuçlarımıza hem marka algımıza ciddi katkı sağladı.

“HER İLİŞKİDE İLK KURAL GÜVEN”

Artık tüm dünyada tüketiciler sürekli daha iyisini, sürekli daha uygun fiyata istiyor. Uygun fiyatın tek başına değerin yegane göstergesi olduğu varsayımı ise perakende dünyasının oyuncularını indirime ve tüm aktivitelerini indirim kavramı etrafına şekillendirmeye götürüyor. Oysa bizim için her ilişkinin ilk kuralı güven; eğer hem başlangıçta hem de hedefte güven varsa, iki tarafın da birbirine değeri artıyor. İndirimi de bu perspektifle ele alıyoruz. Müşterilerimize güvenebilecekleri indirimler sunmayı, daha yüksek görünen indirimlerle gündeme gelmenin önüne koyuyoruz. Başta e-ticaret olmak üzere gündemdeki alışkanlıkları değiştiriyoruz. Bizim için gerçek etki, Amazon markasına duyulan güven. İnsanlar markalara güvendikçe, markalar da bu güvenin karşılığını verdikçe diğer sonuçların geldiğini biliyoruz ve görüyoruz. Bu güven, bizi Türkiye'nin en zor beğenen, beklentisi en yüksek segmentinde de sevilen bir marka haline getirdi.

 

RAGIP BALCIOĞLU I ARÇELİK PAZARLAMA VE STRATEJİDEN  SORUMLU GENEL MÜDÜR YARDIMCISI

“TÜRKİYE’NİN LOVEMARK’LARI ARASINDA 17. KEZ ZİRVEDEYİZ”

Yetmiş yıldır ‘Teknolojiyle Hayatın Kalbinde’ yer alan bir marka olarak insanların yaşamını kolaylaştırma sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Bizi her gün yeniden motive eden en büyük güç, tüketicilerimizin bize duyduğu güven ve verdikleri değer. Onlardan gelen her geri bildirim, ürün ve hizmetlerimizi geliştirme yolculuğumuzda bize yol gösteriyor. Bizi bir kez daha Türkiye’nin Lovemark’ı seçen tüketicilerimize teşekkür ediyoruz. Bu güveni korumak ve her temas noktasında daha iyi bir deneyim sunmak, en temel önceliğimiz olmaya devam ediyor. Onların beklentilerini dikkatle dinliyor, hayatlarına gerçek anlamda dokunacak çözümler geliştirmek için çalışıyoruz.

ANLAM VE DEĞER ARAYIŞI

Tüketicilerin artık yalnızca ürün değil anlam ve değer aradığı bir dönemde bizim için ‘en sevilen marka’ olmanın ölçütü teknolojiyi, sürdürülebilirliği ve güveni bir arada sunabilmek. Değişen tüketici beklentilerine uyum sağlayarak yaşamı kolaylaştıran ve değer katan çözümler üretmek her zaman önceliğimiz oldu. Güven duygusunu her gün yeniden inşa ederek Lovemark unvanını 17 yıl boyunca koruyabilmemiz, tüketicilerimizin markamıza duyduğu güvenin ve gönül bağının en güçlü göstergesi. En sevilen marka olmanın sorumluluğunu ve yolculuğumuzun ruhunu, geçmişten aldığımız ilhamla geleceğe taşımaya devam edeceğiz.

 

VOLKAN YILDIZ I A101 CMO'SU

“TÜKETİCİ RASYONEL ALIŞVERİŞ YAKLAŞIMINI BENİMSEDİ”

2025’te tüketicinin fiyat-değer hassasiyetine uygun şekilde kurgulanan iletişim stratejimiz en güçlü hamlelerimizden biri oldu. Müge Anlı ile gerçekleştirdiğimiz “Hep Ucuz” kampanyası, A101’in her zaman düşük fiyat sağlama iddiasını güçlü bir şekilde doğruladı ve erişilebilirlik algısını belirgin biçimde vurguladı. Bunu yıl boyunca uyguladığımız peşin fiyatına 6 taksit kampanyası ve net faydayı vurgulayan değer odaklı iletişimler destekledi. Markalı ürünlerde güçlü bir büyüme sağlandı. Ürün kalitesi, şeffaflık ve tutarlılığa odaklanmamız güveni pekiştirirken, Üstad adlı premium özel markamızla kalite algısını yükselttik. Medya101’in doğru hedefleme ve ölçülebilir kabiliyetleri sayesinde iletişim performansımız ve marka etkileşimimiz yıl genelinde belirgin biçimde arttı.

PROMOSYONA YAKIN TAKİP

Tüketiciler 2025 boyunca daha fazla mağaza karşılaştırarak, promosyonları yakından takip ederek ve her satın almada değeri yeniden sorgulayarak rasyonel bir alışveriş yaklaşımı benimsedi. Bu durum iletişimi daha net, sade ve doğrudan faydayı gösteren bir yapıya dönüştürmeyi gerektirdi. Aynı zamanda içerik, menşei, üretim süreci ve tedarik zincirine yönelik beklentiler yükselirken markalardan daha fazla şeffaflık talep edildi.

 

ZEYNEP YENİGÜN TURAY I IPEKYOL GROUP CMO’SU

“MARKA EKOSİSTEMİ YARATTIK”

“2025’te markamızı en çok güçlendiren adım, markaların kendi karakterlerini koruyarak aynı çatı altında bütünsel bir iletişim kimliği oluşturması oldu. İpekyol’un sofistike dünyası, Twist’in genç ve enerjik dili, Machka’nın zarif çizgisi, el işçiliği ve Ipekyol&Co’nun yaşam tarzı yaklaşımı birbirini destekleyen bir marka ekosistemi yarattı.”

Bu yıl özellikle yeni kategori yatırımlarımız, yaşam tarzına dokunan kampanya kurgularımız ve global açılımlarımızla uyumlu iletişim dili, markanın algısını hem içeride hem dışarıda güçlendirdi. Benim dışarıdan geldiğimde ilk fark ettiğim şey, bu uyumun tüketicinin zihninde çok net bir karşılık bulmasıydı.

2025’te tüketici davranışlarında hızlanan beklenti ve yüksek farkındalık belirginleşti. Tüketici artık fiyat-performans dengesini daha sıkı takip ediyor, ürünün arka planındaki değerleri -sürdürülebilir materyal, kalite, üretim etiği- çok daha dikkatle inceliyor. Aynı zamanda dijital tarafta karar alma süresi inanılmaz kısalmış durumda. Müşteri bir koleksiyonu ilk gördüğü anda markadan aynı hızda cevap bekliyor.

Benim açımdan en zorlayıcı ama aynı zamanda geliştirici olan kısım, bu “ani tepki veren tüketici” profiline karşı markanın hem tutarlılığı koruması hem hızlanması gerektiğini görmekti. Ekip bu dönüşümü uzun zamandır yönettiği için benim adaptasyon sürecim de hızlı oldu.

“MÜŞTERİ DUYGUSUNU ÖLÇME KAPASİTEMİZİ ARTIRDIK”

Marka değerini ölçmek artık yalnızca medya görünürlüğü veya kampanya erişimiyle açıklanabilir bir konu değil. Göreve başladıktan sonra özellikle dikkat ettiğim şey, yürütülen çalışmaların satışa, tekrar alışverişe, CRM verilerine, mağaza içi deneyime ve globaldeki marka algısına nasıl yansıdığı oldu.

İçeride ciddi bir veri birikimi ve çok güçlü bir analitik altyapı olduğunu gördüm. Bu nedenle 2025 ölçümleri, bence markanın gerçek etkisini önceki yıllara göre çok daha doğru yansıttı. Fakat açık söylemek gerekirse, benim için asıl önemli olan şey 2026’da bu sistemi bir adım öteye taşıyıp müşteri duygusunu ölçme kapasitemizi artırmak. Çünkü güçlü marka algısının merkezinde artık hissettirilen değer ve bağlılık var.

“2026’DA 2 EĞİLİM ÖNE ÇIKACAK”

Gözlemlediğim kadarıyla 2026’da iki önemli eğilim daha da belirginleşecek. Sadelik arayışı ve kişiselleştirilmiş deneyim ihtiyacı. Tüketici, yoğun bilgi ve kampanya gürültüsünün içinde daha seçici hale geliyor. Daha yalın ama daha anlamlı bir alışveriş destinasyonu istiyor. Aynı zamanda markanın ona özel bir çözüm sunduğunu hissetmek istiyor. Bu ister ürün önerisi olsun ister alışveriş deneyimi.

DENEYİM MİMARİSİ

Biz de bu nedenle önümüzdeki yıl, iletişim dilimizi daha sade, daha net ve markanın özünü anlatan bir çizgide güçlendirmeye hazırlanıyoruz. Ayrıca müşteri verisini daha akıllı ve hassas biçimde kullanarak markayla temas eden her kişinin kendini “görülmüş ve anlaşılmış” hissetmesini sağlayacak bir deneyim mimarisi üzerine çalışıyoruz. Kısacası 2026’da hedefimiz daha yalın, daha seçici, daha ilgili bir marka yaratmak.

 

MURAT GÜN I GÜRMEN GRUP CMO’SU

“GERÇEK ETKİ İÇİN ÖNEMLİ MESAFE KATETTİK”

“Gerçek etkiyi yakalamak bizim için müşteri algısında kalıcı bir yer edinmek, her temas noktasında deneyimi iyileştirmek ve bu iyileşmenin ölçümlenebilir şekilde sonuçlara yansımasını sağlamak anlamına geliyor. Bu doğrultuda önemli bir mesafe kat ettiğimizi düşünüyoruz.”

2025’te KİP markamız adına en güçlü hamlemiz iletişim stratejimizi ilk kez bir marka elçisi üzerinden kurgulamamız oldu. Oyuncu Furkan Andıç ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği online ve offline olmak üzere dijitalde, açık havada ve radyoda görünürlüğümüzü artırarak, marka algısını yukarı taşıdı ve güçlendirdi. Bu iletişim yaklaşımının sonuçlarını mağaza ziyaretlerinde kayda değer artışlarla somut şekilde gözlemledik.

“SÜREÇ ÖĞRETİCİYDİ”

Değişen ekonomik dinamikler, tüketicilerin satın alma eğilimlerinde ve ihtiyaç önceliklerinde belirgin kaymalara yol açtı. Bu süreçte müşteriyi doğru okumak, beklentilerini net tespit etmek ve hizmet kalitesini en üst seviyede tutmak temel odağımız oldu. Duygusal bağı güçlendirmek ve sadakati korumak için saha ve genel merkez arasında güçlü bir koordinasyon kurduk. İletişimi sürdürülebilir kılmak ve günün ihtiyaçlarına uyum sağlayabilmek zaman zaman zorlayıcı olsa da ekiplerimiz için oldukça öğretici bir süreç oldu. Gürmen Group markaları kurulduğu günden bu yana değerini istikrarlı şekilde artıran bir yapıya sahip. 2025’te de kalitatif ve kantitatif tüm veriler, attığımız adımların doğru bir marka yolculuğu oluşturduğunu gösterdi. Gerçek etkiyi yakalamak bizim için müşteri algısında kalıcı bir yer edinmek, her temas noktasında deneyimi iyileştirmek ve bu iyileşmenin ölçümlenebilir şekilde sonuçlara yansımasını sağlamak anlamına geliyor. Bu doğrultuda önemli bir mesafe kat ettiğimizi düşünüyoruz.

 

SÜREYYA BAYRAKTAROĞLU I MİGROS ONE PAZARLAMA BAŞKANI

“AYNI ÇATIDA GÜVENİLİR PLATFORM TERCİH EDİLİYOR”

“Kullanıcılar farklı uygulamalar arasında geçiş yapmak yerine, ihtiyaçlarının tamamını tek bir çatı altında çözen güvenilir bir platformu tercih ediyor.”

2025’te Migros One olarak markalarımızı ileri taşıyan adım, ‘Migros Uygulaması Sana Yeter’ mesajını merkeze alan entegre iletişim kampanyamız oldu. Bu kampanyayla Migros’un güvenilirliğini hız ve kolaylık avantajlarımızla birleştirerek kullanıcıların günlük hayatlarındaki tüm ihtiyaçlara tek bir uygulama üzerinden erişebileceklerini sade, tutarlı ve etkili bir dille anlattık. Hem market hem yemek siparişi ihtiyaçlarının Migros uygulaması üzerinden karşılanabildiğini vurgulayan bu etkili iletişim çalışması, yayına girdiği andan itibaren Türkiye genelinde geniş bir etki yarattı. Kampanya, kişiselleştirilmiş alışveriş deneyimimizi öne çıkarırken Migros One’ın gıda, hızlı teslimat, restoran ve market hizmetlerini ‘Tek Uygulama, Tek Deneyim’ yaklaşımıyla bütünleşik bir şekilde sunduğunu net bir biçimde ortaya koydu. TV, dijital, sosyal medya, outdoor ve influencer iş birliklerinde aynı anda ilerleyen 360 derece kurgusu ise kampanyanın etki alanını genişleterek bütüncül ve yüksek etkileşimli marka deneyimi oluşturdu.

“MARKAMIZIN ALGISAL DEĞERİ GÜÇLENDİ”

2025 sonunda marka değerimizi değerlendirirken, kullandığımız ölçüm modellerine Migros One’ın yarattığı gerçek etkinin büyük ölçüde yansıdığını görüyoruz. Müşteri deneyimi ve memnuniyet skorlarının markamızın en güçlü değer sürücülerinden biri haline gelmesi, NPS ve tekrar kullanım oranlarının ekosistem modelimizin yarattığı memnuniyeti açık bir şekilde göstermesi bu etkinin en net göstergeleri arasında yer aldı. Yeni müşteri kazanımında gözlenen artış ve mevcut müşterileri tutundurma oranlarındaki başarımızı sürdürmemiz, uygulamamızın ve markalarımızın, kullanıcıların günlük ihtiyaçlarına doğrudan ve etkili bir şekilde karşılık verdiğini doğruladı.

BUSINESS LIFE