CANAN ERCAN ÇELİK I BUSINESS LIFE YAZARI
Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu geçenlerde yine akıl, kalp ve vicdan birliğinde anlamlandıramadığımız bir dizi olay sonrası hepimizin içinde bulunduğu duygu ve zihin durumunun “Collective Bewilderment / Kolektif Şaşkınlık / Yönsüzlük” olarak tanımlandığını yazdı. Toplum olarak bu ortak şaşkınlık, akıl dışılık ve anlam yitimine sürüklenme halimizin yaşamımızı güven içinde sürdürebilmemiz için dayanağımız olan hukuk, eğitim, sağlık, ekonomi gibi faktörlerin dağılışına bakmamıza neden olduğunu ve bir tür kaos yarattığını ekledi. Bizim için yeni olan ve daha önce hiç deneyimlemediğimiz kadar derin bir çaresizlik hissi söz konusuyken kolektif şaşkınlık / yönsüzlük haliyle gelişen kaos ortamında bundan kazanç sağlamaya çalışan kaos aktörlerinin de ortaya çıktığının altını çizdi.
HAKİKAT SONRASI DÖNEMDE
Literatürde, bir toplumun, topluluğun veya geniş bir kitlenin aynı anda, benzer biçimde ve yaygın olarak derin bir şaşkınlık, kafa karışıklığı, belirsizlik ve yön kaybı yaşadığı bu durumun, özellikle beklenmedik, yüksek etkili bir olaylar (krizler, afetler, ekonomik çöküş), ani politik eşikler, dönüşler yaşandığında, sosyal medya üzerinden hızla yayılan karmaşık bilgi kaosuna maruz kalındığında ve bir anlam krizinin hızla toplumsallaştığı ‘kutuplaşma’, ‘hakikat sonrası dönem’ gibi dinamikler egemen olduğunda görüldüğü belirtiliyor.
Bu yaklaşım tek bir kişi tarafından geliştirilmemiş, sosyal psikoloji, afet sosyolojisi, post-truth ve politik teori literatüründe ortak bir kavram olarak yerleşmiş. Nasıl bu duygu ve zihin boyutuna gelindiği pek çoğumuza aşina gelebilir. Beklenmedik kırılma anlarından sonra ortaya çıkıyor, bireysel değil, kitlesel olarak yaşanıyor, gerçeklik, kurallar ve sosyal normlar belirsizleştikçe bilişsel bir yön kaybı oluşuyor. Kaygı-şaşkınlık-korku- belirsizlik yoğunluklu bir duygusal karışıklık hali hızla yayılıyor, dezenformasyon için eşsiz bir zemin, otoriteler ve manipülatör aktörler için kritik bir fırsat dönemi ortaya çıkıyor.
ÜLKEMİZDE DURUM
Türkiye’de Collective Bewilderment’ı besleyen yapısal faktörleri gözden geçirirsek maalesef birçok faktörü bir arada ve yüksek etkinlikte görebiliyoruz. Önem ya da öncelik sıralaması kaygısına düşmeden bir durum tespiti yapalım. Yüksek Politik Polarizasyon, Kutuplaşmış Medya Ekosistemi’nde aynı olayın birbirine tamamen zıt çerçevelerle aktarıldığını, “gerçek”in ideolojik kamplara ayrıldığını, bilginin doğrulanmadan hızla yayılımıyla “ortak gerçeklik zemini”nin kaybolduğunu deneyimliyoruz. Bu durum kolektif şaşkınlığı, toplumsal çözülme ve güvensizlik ortamını dramatik şekilde güçlendiriyor. Sosyal medyadaki bilgi aşırılığı, tweet, video, iddia yoğunluğu, görsel manipülasyonlar, deepfake videolar, kimin gerçek, kimin sahte olduğu belli olmayan hesaplarla algı bulanıklaşıyor. Özellikle kriz anlarında bilgi hızı, insanların değerlendirme kapasitesini aşıyor. Türkiye’de güven düzeyi en düşük olan kurumlar içinde adalet sistemi/medya/ekonomik regülasyon kurumları/parti-devlet ayrımı algısı ve bürokratik şeffaflık yer alıyor. Kurumsal güven erozyonu toplumsal yaşamı, huzuru, bilgi edinme ihtiyaçlarını, temel hakları zedeliyor. Duygusal tükenme eğilimlerini, sürekli belirsizlik, kaygı hislerini besliyor. Ekonomik dalgalanmaların sürekliliği, kriz / afet yönetimi ve bilgi boşluğu, merkezi koordinasyondaki zaaflar, gecikmeler, bilgi kirliliğine, sosyal medya spekülasyonlarına yol açabiliyor. Söylenti ve komplo teorisi artışları, manipülasyonlara açık toplumsal bir yönsüzleşmenin zemini oluşturuyor.
ÜSTESİNDEN NASIL GELİRİZ?
Kolektif şaşkınlık bir kader değil kalıcı sonuçlarının olup olmaması elimizde. Toplumsal bir irade ve doğru politikalarla hem kısa hem uzun vadede azaltılabilir. Kolektif şaşkınlığı aşmak için en etkili araçlar şöyle:
- Ortak anlam ve ortak hafızanın güçlendirilmesi
- Siyasal ve toplumsal kutuplaşmanın azaltılması
-Toplumsal güvenin yeniden inşası: Adalet, şeffaflık, hesap verebilirlik
- Kurumların güçlendirilmesi, özerkliği
Ortak hikayeler, ortak hafıza mekanizmaları yaratmanın, ortak gerçeklik alanını genişletmenin belirsizliği azalttığı, güven arttıkça toplumsal anlamlandırmanın yeniden kurulduğu biliniyor.
Kolektif şaşkınlığın en kritik bileşeni güvensizlik. Keyfi kararların yerine öngörülebilir süreçlerin konması, hesap verebilirlik mekanizmaları, yasal belirsizliklerin azaltılması harcımızı güçlendirir. Kolektif şaşkınlık ilk olarak “bilgi kurumları” çöktüğünde ortaya çıktığından, bilimsel kurullarla veri ve metodoloji güvenliğinin sağlanması, objektif medya-denetim, bağımsız denetim ve yargı organlarının işlevselliği toplumsal uzlaşma ve ortaklıkları güvence altına alır. Eleştirel düşünme, teyit teknikleri, kaynak analizi, duygusal manipülasyon farkındalığı, dezenformasyon raporlaması arttıkça kaos aktörlerinin alanı daralır.
Uzun vadede, kolektif şaşkınlığın en güçlü tetikleyicisi olan ekonomik istikrarsızlık ve öngörülemezliğin azaltılması, yoksullukla mücadele, hane halkının ekonomik güvencesi, farklı bir siyasi ve toplumsal liderlik modeli bizi ortak bir geleceğe, gerçekçi ancak umutlu bir yaklaşıma, güvenli, huzurlu bir toplumsal yapıya taşıyabilir.
Yeter ki kolektif şaşkınlıkta, yönsüz kalmayalım, kaosa ve kaos aktörlerine prim vermeyelim.
Yeni bir yıla farkındalıkla ve ortak bir gelecek hayaliyle, kolektif bir irade ile girelim.