KAZANMA UMUDUNDAN KONTROL KAYBINA

PROF. DR. ACAR BALTAŞ I PSİKOLOG - BUSINESS LIFE BAŞYAZARI

Bağımlılık en genel tanımıyla zarar gördüğünü bilmesine rağmen kişinin davranışını sürdürmeye devam etmesi ve bu davranış üzerinde kontrolünün önce zayıflaması, sonra da bütünüyle kontrolü kaybetmesidir. Bağımlı kişi bu sürecin sonunda hayatın diğer alanlarındaki sorumluluklarından kopar. Kumar bağımlılığı ve benzer şekilde oyun bağımlığı madde içermediği halde, bağımlılık sürecinin temel öğrenme ve pekiştirme mekanizmalarını içerir. Bu nedenle Amerikan Psikiyatri Birliği, DSM-5 ile kumar oynama bozukluğunu dürtü kontrol bozuklukları sınıfından çıkararak “Madde İlişkili ve Bağımlılık Bozuklukları” sınıfına almıştır. Bu değişiklik, kumarın artık alkol ve madde bağımlılığıyla benzer nörobiyolojik mekanizmalara sahip bir bağımlılık olarak kabul edildiğini gösterir.

ÜÇ AŞAMALI BİR DÖNGÜ

Bağımlılık üç aşamalı bir döngü. Birinci dönem olan ödül ve heyecan dönemi; haz, rahatlama, heyecan ve günlük sorunlardan kaçış sağlar. İkinci dönem öğrenme ve koşullanma dönemi olarak ele alınır ve çeşitli iç ve dış uyaranlar tarafından tetiklenir. Bu uyaranlar telefon bildirimleri, para ve arkadaş grubunun teşvikidir. Üçüncü döneme psikolojide zorlanımlı tekrar adı verilir. Temelini ellili yıllarda Harvardlı psikolog Skinner’in güvercinlerle yaptığı araştırmalardan alır. Ödül beklentisi içinde olmak ancak zamanını bilememek “değişken oranlı pekiştirme” olarak adlandırılmıştır ve kumar endüstrisi iş modelini bu döngüye göre tasarlamıştır. Bu döngünün sonunda kişi sadece haz almak için değil iç gerginliğini bastırmak, boşluk ve kaygıdan kurtulmak ve heyecan yaşamak için davranışını sürdürür. Eyleme geçmeden hemen önce hissedilen yoğun istek hali “aşerme (craving)” olarak adlandırılır. Aşerme düzeyi; kumar oynama bozukluğunun şiddetini öngören temel bir değişken olarak kabul edilmekte, özellikle negatif aciliyet (sıkıntılı anlarda düşüncesizce hareket etme eğilimi) ve olumsuz duygusal durumlarla ilişkili görülmektedir. Bağımlılık süreci beynin çeşitli bölgelerinin devreye girmesiyle öğrenme, dikkat, alışkanlık, karar sistemlerini içine alır ve yoğun bir dopamin salgılanmasıyla birlikte şekillenir. Dopamin genel olarak sanıldığı gibi bir haz nörotransmiteri değildir. Dopamin yarattığı “ödül beklentisi” ve sürpriz etkisinin devreye girmesiyle yeniden deneme isteği doğurur. Kısacası dopamin bir beklenti nörotransmiteridir. Araştırmalar kumar oynarken salgılanan dopamin miktarının bağımlılığın şiddetiyle, ayrıca düşük serotonin seviyesinin zayıflayan dürtü kontrolüyle ilişkili olduğunu ileri sürüyor. Her türlü bağımlılıkta olduğu gibi, kumar ve oyun bağımlılığı genetik yatkınlık, kişilik özellikleri, ruhsal durum ve çevrenin etkili olduğu bir bozukluk. Güçlü bir iradeyle yenmenin çok zor olduğu ve tekrarlama riskinin yüksek olduğu bir durum.

BELİRTİLER

Bir davranışa bağımlılık demek için kişinin davranışın üzerindeki kontrolünü kaybetmesi, günlük sorumluluklarını önemli ölçüde aksatması veya bu sorumluluklardan bütünüyle kopması gerekir. Psikiyatrik tanı kitabı davranışın patolojik olarak tanımlanması için belirli davranışların son bir yıl içinde tekrarlanması gerektiğini bildirir.

Bu davranışlar:

- Aynı heyecanı yaşamak için giderek daha fazla para yatırmak ve oynamak

- Uzaklaşınca huzursuz veya öfkeli olmak

- Bırakma girişimlerinde tekrar tekrar başarısız olmak

- Zihnin sürekli kumar veya oyunla meşgul olması

- Kaygılı veya çökkünken kumara veya oyuna yönelmek

- Kaybedilen parayı geri kazanmak için oynamak

- Bağımlılığın boyutunu gizlemek ve yalan söylemek

- Temel sorumluluk alanını (eğitim, iş, ilişki, kariyer) tehlikeye atmak

- Kumarın yol açtığı krizden kurtulmak için başkalarına bel bağlamak

ZAAFLAR

Bugün birçok ülkede alınan önlemler, kumar ürünlerinin tasarımını, vergilendirilmesini, tanıtımını ve erişilebilirliğini değiştirmekten çok sorumluluğu bireye yüklüyor. Bu yaklaşım, bireyin kendi sınırlarını belirlemesini, risklerin farkında olmasını ve davranışını kendi kendine denetlemesini bekler. Oysa bu beklenti, kumar endüstrisinin tam da insanın bilişsel ve duygusal zaaflarından yararlanan mekanizmalar üzerine kurulmuş olması nedeniyle çoğu zaman yetersiz kalır. Oyun veya kumar sürecini düzenleyenler insan psikolojisinin bütün zaaflarını kullanırlar. Gençleri suçlamak ve sorumlu tutmak yerine bu “işi” kurgulayan ve yönetenlerin üzerine gitmek daha doğru olacaktır. Kumar veya oyun konusunda risk altında olan kişilerin özellikleri şöyle sıralanmıştır: Erken yaşta kumara veya oyuna başlamak, erkek olmak ve dürtüsel davranışlar göstermek, yüksek heyecan beklentisi içinde olmak. Ayrıca depresyon, kaygı ve yalnızlık, alkol veya madde kullanımı, ailede bağımlılık yükü, ekonomik sıkıntı ve hızlı paraya sahip olma ihtiyacı, DEHB belirtileri göstermek ve oyun imkanlarına kolay erişim risk altındaki kişilerde görülen özelliklerdir.

HALK SAĞLIĞI SORUNU

2024 Lancet Public Health Komisyonu, dünyada yaklaşık 450 milyon yetişkinin kumarla ilişkili risk yaşadığını veya zarar gördüğünü bildiriyor. Kolayca anlaşılabileceği gibi kumar diğer bağımlılıklarda olduğu gibi sadece bağımlıyı değil aileyi, çocuklarını, akraba ve arkadaşlarını ve iş çevresini etkiliyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) zararın klinik bağımlılık düzeyine erişmeyen birçok kişi için de; aile içi çatışma, ekonomik krizler, yoksullaşma, kriminal davranışlar ve şiddet sorunları yaşatacağını bildiriyor. Halk sağlığında “önleme paradoksu (prevention paradox)” olarak bilinen olguya göre kumar nedeniyle oluşan toplumsal zararın önemli bölümü henüz bağımlılık tanısı almamış, ancak riskli kumar oynayan geniş gruptan geliyor. Tran ve arkadaşlarının 2024 yılında yaptığı meta analiz, yetişkinlerin yüzde 46’sının, ergenlerin yüzde 18’inin son bir yıl içinde kumar oynadığını ortaya koydu. Ayrıca sorunlu kumar oranlarının en yüksek olduğu alanın online casino’lar olduğu, çevrim içi bahis kanallarının bağımlılık riskini ciddi olarak artırdığı biliniyor.

OYUN MU KUMAR MI?

Loot box, kasa açma, oyun içi rastlantısal ödül ve kripto varlıklarla spekülasyon uygulamaları kumarla dijital oyun arasındaki sınırı bulanıklaştırıyor. Ayrıca spor bahisleri spora ilginin bir parçası gibi konumlandırılarak, gençlerde risk algısını zayıflatıyor. Türkiye ile ilgili veriler Yeşilay’ın 2025 raporuna dayanıyor. Buna göre 15 yaş üzerindeki nüfusun yaklaşık yüzde 10’u en az bir kere kumar oynamış. Bunun karşılığının 6,8 milyon kişi olduğu düşünülürse durumun ne kadar endişe verici olduğu anlaşılır. İçişleri Bakanlığı verilerinin dayandığı tahminler yasa dışı kumar pazarının yıllık hacminin 50 milyar dolar olduğu yönünde. Yasal pazarın 6 milyar dolar olduğu düşünülürse, sorunun boyutları konusunda fikir verecek bir başka parametre gün ışığına çıkar.

TEDAVİ

Bağımlılık tedavisinin her türü zordur ve bütün bağımlılık türlerinde geri dönüş olasılığı yüksektir. Ancak kumar ve oyun bağımlılığının tedavisi özellikle zor ve tekrarlama ihtimali yüksek. Bugün için bilişsel davranışçı tedavinin (BDT) sınırlı ölçüde gelişme sağladığı bildirilmiştir. Böyle bir tedavi süreci ile kumar ve oyun tetikleyicilerini tanımak, paraya ve kumar ortamına erişimi sınırlamak, sıkıntı ve kaygıyla başa çıkmak için alternatif yollar geliştirmek, borç ve aile sorunları için somut plan oluşturmak, kaybı telafi etme döngüsünden çıkmak hedeflenir. Bunun yanında yurt dışında örneklerini gördüğümüz Gamblers Anonymous gibi akran destek programları ve motivasyonel görüşme tekniklerinin de bazı bireylerde tedaviye katkı sağlayabileceği bildirilmektedir. Medikasyon ile kanıtlanmış bir çözüm olmamakla birlikte opioid antagonistleri bazı hekimler tarafından kullanılıyor. Ancak bağımlılığa eşlik eden depresyon, bipolar bozukluk, DEHB ve madde kullanımı ve intihar riski tedavi sırasında mutlaka değerlendirilmeli. Her türlü bağımlılığın temelinde önemli bir belirleyici kişinin hayatın gerçekleri ve sorunlarıyla başa çıkmakta, bağ kurmakta ve sorumluluk almakta başarısız olması veya zorluk yaşamasıdır. Bu nedenle aile ve yakınların desteği büyük önem taşır. Bağımlılığının üstesinden gelenlerin neredeyse bütünü bu desteği alabilenlerin arasından çıkar.

SONUÇ

Aileleri çaresiz bırakan, gençlerin geleceklerini karartan, potansiyellerini kullanmalarına ve sağlıklı bir hayat sürmelerine imkan bırakmayan bu sorun için çok ciddi düzenlemelere ihtiyaç var. Yasal olmayan sitelere erişimin kısıtlanması, atılması en kolay ancak etkisi sıfır olan bir adım. Eğitim sistemi içinde bilgilendirme, kamu spotlarıyla düzenli farkındalık yaratma, yasal ve yasa dışı site reklamlarının, sigara ve alkolde olduğu gibi kesin olarak yasaklanması, yardım hizmetlerinin kolay erişilir olması ve genişletilmesi ilk akla gelen önlemler.

BUSINESS LIFE